neden evlenmedin sorusuna verilebilecek alternatif cevaplar

Evlenmek fikrini tamamen aklımdan çıkarmış olduğum ve gerçekten de hiç düşünmediğim, bu yönde hayal kırıntısına bile zihnimde yer vermediğim dönemlerde, yerli yersiz karşıma çıkardı şu soru. Eski okul arkadaşlarımla buluştuğumda, eve bir misafir geldiğinde, aileyi temsilen bir düğüne filan gittiğimde, mutlaka sorulurdu. Hatta yaz aylarında, işten dönüşünü uzun boğaz hattı vapuru seferi ile yaparken bir şekilde sohbet etmeye başladığımız, tanımadığım yabancı yolcu bile konuşma içinde sorardı. Aslında sorudan daha rahatsız edici olan, verilen cevaba rağmen ısrar edilip, uzatılması. Konudan ne kadar sıkıldığım ya da incindiğim, verdiğim cevabın kısa ve köşesizliğinden belli oysa. Ama yetmiyor, yetemiyordu insanlara. Deşildikçe ilginçliklerle karşılaşılacak bir özel hayat değildi ki benimki. Bu neyin merakıydı?

Bir tarihte, misafirliğe gelen bir akraba yine sordu bunu. Geçmişimi bildiği için, ben kısalttıkça, o uzattı. Bu teklifsizlik, bu yabani ısrar Sonunda dayanamadım, patladım. "Sen benim ne yaşadığımı, neyi yaşıyor olduğumu biliyor musun? Bir kez olsun sordun mu, nasılsın diye. Madem meraklısın, hadi beni evlendir." Dedim. Sessiz sakin dururken, hiddetlenince şaşırdı. Öyle bağıran çağıran, kavga çıkaran biri değilimdir. "Ne kadar altın yapacaksın. Evi nereden tutacaksın bana. Eşyaları nereden alacaksın" dedim. İyice haşladıktan sonra, "insanlara faydanın dokunmayacağı konularda konuşma" dedim. Evlenirken de unutmadım onu. Anneme kesinlikle çağırmayın düğüne dedim.

Ağzınızı da, gerekirse elinizi de korkak alıştırmayın, bu cevabı verirken.