düşünceler

ll.

"hangi kalp beni içine taşarcasına doldurabilir ki"? soru oldukça karmaşıktı aslında. koltuğum ise fazlasıyla cezbedici. bir an önce tütünün o yanık vişne kokusunu burnuma çekmek istiyordum, soruyu mu cevaplasam yoksa yaşlı koltuğun kollarında bir kez daha gerilirken ahşap döşemeleri mi gıcırdatsam karar veremedim. soru bir süre daha bekleyebilirdi. koltuğa kuruldum ve çakmağımı yaktım. üç, dört derken iyice körükledim yanması için pipomu. "hangi kalp" diye düşündüm, hangi kalp beni içine sorgusuzca doldurabilirdi? o kalbe dolan ikinci bir ben miydi peki? onun gözündeki ben gerçek ben ile ne kadar uyuşuyordu? bir nefes daha çekip geriye doğru kuruldum iyice. gerçek beni tüm hatlarıyla içine doldurabilecek kalp, beni en iyi tanıyan, tüm girinti ve çıkıntılarımı en iyi bilen bir ruha ait olmalıydı. etrafta bahar polenleri gibi uçuşup duranlardan biri değil, giyinmiş kuşanmış, avuçlarında sıcak bir gülümsemeyle bekleyen bir ruh. kaç kilo acı çekmiş, evet kiloyla acı çekilir bu dünyada ya, sonra çekmekten yorulur ve paylaşmak istersin, hatta bunun da ötesinda yıkmak hepsini karşı tarafa. kilolarca acısını taşıyabileceğim o ruhtan, tek karşılığı kalbine dolmak olarak alabilirdim yüklerini. güzel bir alışveriş dedim. keyiflenmiştim. çünkü bu dünyada bana hiçbir yük ağır gelemezdi."
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.