abdülaziz bayındır

327.
yakinen tanıdığım, yakın zamana kadar çok değer verdiğim, 24 saatini kur'an'a vermiş, ilahiyatçı.

yukarıda ve aşağıda kendisine atfedilen hiçbir komplo teorisi (şunun, bunun adamı, ajanı olması, hadisleri inkar vs.) doğru değildir.

tasavvuf, şirk, faiz, evlilik, namaz vakitleri konusunda yaptığı çalışmalar paha biçilmez fedakarlıklarla yapılmıştır. ve fakat imtihan (of oof şu korkunç imtihan!) mütemadi olduğu için, hiç kimse (nebiler dahil hiç kimse) bundan müstesna olmadığı için abdülaziz hocam imtihanında sert kayaya çarpmış, kader konusunda kısa devre yapmıştır.

sünnet (ucundan kesilmesi) konusunu araştırırken yanına tıp doktoru, vakitleri araştırırken yanına astronom alan hocam, "allah verilmemiş kararı bilir mi?" sorusuna cevap verirken, zamanın göreceli olduğunu inkar eden bir yol tercih etmiştir.
"bilim zamanın göreceli olduğunu ispat etmiştir." dediğinizde, "bu felsefi bir iddadır" demiş ve bilim önünde komik, Allah, sübhane ve teala karşısında acınacak bir duruma düşmüştür.

sert mizacı Allah vergisidir. sanılmasın ki kimse uyarmıyor, uyarılıyor ama kendisi bunu anlayamıyor. yanılıyorsam Allah affetsin ama sert mizacı biraz kibirle karışıktır.
yaptığı işin değerlendirmesini Allah'a bırakmak yerine kendisi yapmaya kalktığı için kendisine notu bol keseden verip sınıf birincisi ilan etmiştir. bu hastalık benim tanıdığım istisnasız tüm alim ve hatta tüm cemaatlerde vardır. bu da alimlerin imtihanının kazık sorusu olsa gerek (imtihan, of oof şu korkunç imtihan!)

araştırma yapan insan tabi ki yanlış da yapacaktır, yanlış yaptığı için terk de edilmez, sonuçtu bu araştırmacı nebi değildir ama bu yanlış Allah’ın sübhan sıfatıyla çelişiyorsa, ben arkasında gitmeye korkarım artık.

hala değer verir, şahsını sever dua ederim.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.