türkiye de sevilmeyen tek cemaat

isim vermeden sebepleri sayalım bakalım hangi cemaatmiş:

boğazına kadar paraya ve güce batmışlık,
paralı okullardan kazanılan parayla, paralı okullar yapılıp, hepsinden kazanılan parayla paralı okullar yapılması,
yıllarca burs verenin, burs alma ihtiyacına düştüğünde, yüzüne bakılmaması,

"sigorta fena halde haram"
"islami sigorta..? onu da hocamıza sorduk, o da haram" dendikten kısa bir süre sonra işık sigorta(islami) kurulması,
1-2 yıl içinde islami sigorta şeklinden vazgeçilip, sebep olarak "çok zarar ediyorduk abi" denmesi

“hocamıza sorduk, islami bankalar da haram” dendikten kısa bir süre sonra bank asya’nın kurulması.

“cemaate yanaşan zenginleşiyor” mitinin ortalıkta dolaşmasına kasten göz yumulması
ve bu yolla paralı ama samimiyetsiz insanların istilasına izin verilmesi

tanzanya’da türkçe öğretirken doğudan kaçma, doğuya sadece sadaka verilen yer muamelesi yapma.


siyasete karşı duyulan şehvet,
ak parti’ye ergenekon’u ortadan kaldırırken verilen lojistik destekteki taşeronluk görevinin akabinde siyasi hülyalara dalınmıştır.
(burada kesinlikle müteahhit değil taşerondur, müteahhit bu durumlara kendisi girmediği için kucağındaki etkin taşeronu ön plana çıkarmıştır)

2010 referandum’unda prova kabilinden, sokaklarda siyasi parti gibi propaganda çalışması yapıldıktan sonra, alınan sonuçlar üzerinden yanlış hesap yapılarak iktidara üzerinde ortaklık hakkı iddia edilmeye başlanmıştır. (aynen gazete reklamındaki çiçek gibi; “kavga etmeyelim, getir ülkeyi beraber yönetelim.”

heveslenilen siyaset konusunda acemilik ve beceriksizlik;
iktidarla girilen kavganın uzun süre gizlenmesi için mensuplara söylenen yalanların, kavga tebarüz edince kabak gibi ortaya çıkması
siyaseti chp’den öğrenmiş gibi halkın yönlendirilebilecek bir unsur olduğunu sanarak hareket etme
sonra sarıgül’e oy vereceksiniz bile diyememe

samimiyetsizlik;
"çok hasta, doktora gitti, iğne yaptırıp gelecek"
"gelirse ortalık karışır"
"memleket hasretinden ölüyor" tarzı yalanların 15 yıl sürdürülebilirliğinin olmaması

cemaat evindeki gariban öğrenci, listedeki kitaplardan başkasını okudu diye ceza alırken,
aynı evde, karı-kız maceralarını anlatan esnaf abiye “ah taner abimiz de böyle işte… ilahi taner abi…”
sonra taner abi mutfağa çekilip “abi bir durum olunca getir, biz burada size nikah kıyalım” denmesi.

bilen bilir,
bu liste sabaha kadar uzatılabilir
ama sözlükte uzun entryler okunmaz
aforizmalar makbuldür
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.