ernesto che guevara

#siyaset  #özgürler 



--- alıntı ---

gerçekçi olalım, imkânsızı isteyelim.
bir yalan, hangi amaç için söylenmiş olursa olsun, her zaman, en kötü gerçekten daha kötüdür.

bir şeyi yapmak için, onu çok sevmelisiniz. bir şeyi sevmek için, ona delicesine inanmalısınız.

savaşan, kaybedebilir. savaşmayan, çoktan kaybetmiştir.

en önemlisi, kabiliyetinizi koruyabilmeniz, dünyanın neresinde olursa olsun her haksızlığı kendinize karşı yapılmış gibi hissetme kabiliyetinizi.

--- alıntı ---

devamını gör...
küba'da devrimi gerçekleştirdiği halde iktidara konmadan bolivya'ya yeni bir devrime yelken açan ama orada adice katledilen adam. keşke onu anlasalardı.
devamını gör...
12.
motosiklet günlüğü * isimli filmde 23 yaşında bir tıp öğrencisiyken arkadaşıyla birlikte motosikletle güney amerika'yı dolaşmaları ve bu gezi sırasında che'nin latin amerika'nın gerçekleriyle yüzleşmesi, kendi varlıklı hayatının aksine insanların ne şartlarda yaşadığına birebir tanık olması, halkla kaynaşması anlatılır. ve ernesto guevara de la serna'i cheyapan süreci izler seyirci.
devamını gör...
13.
inandığı değerler doğrultusunda yaşamış ve savaşmış, her insan bu kadar kimlikli ve şahsiyet sahibi olabilse dediğim devrimci lider.

kızların boyunlarında kolyesi, kıyafetlerde resmi bulunan yakışıklı devrimci lider.. mücadele ettiği, kapitalist sistem çok da güzel ele dolamış kendisini kemikleri sızlıyor olmalı..

"ölüm nerde ve nasıl, gelirse gelsin,
savaş sloganlarımız
kulaktan kulağa yayılacaksa,
ve silahlarımız elden ele dolaşacaksa,
ve başkaları
top sesleri ve mitralyoz sesleriyle,
cenazelerimize ağıt yakacaksa,
ölüm hoş geldi safa geldi.. "
e. che guevara
devamını gör...
14.
puronun yakı$tığı has adamlardan biri de aynı zamanda.. ve günlüğünde, çok sevdikleri köpeği kesip yediklerini üzüntüyle anlatır.. bolivya'nın ince memed'i, drinalı hasan'ı, çakırcalı efe'si.. bunların devrimci ve fikir versiyonu..
devamını gör...
hasta la victoria siempre

(che guevara'yi neden severim?)

önce sakin bir gitar sesi...ardından en az gitar kadar sakin nathalie cardone... bu sukunet ile birlikte o büyük devrimcinin davasına adadığı yaşamının öyksünü okuyorum. hani derler ya "ibretlik".

isyancı bir dedenin torunudur ernesto. aslen irlandalı...(içimizdeki irlandalılar'dan anlayacağınız. yüreğimizin en derinlerinde...) 3000 kitaplı bir evde doğar. (işte buna kader diyoruz.) kardeşlerinin en büyüğü... inatçı bir guevara'dır kendisi. daha minicikken babası evlerinden biraz uzakta olan mutfağa gönderirmiş onu, çok sevdiği içecekten doldurmaya che her seferinde bahçedeki boruya takılır ve düşüp elindeki bardakları devirirmiş. sinirle düştüğü yerden doğrulur ve gerisin geri mutfağa yönelirmiş tüm dik başlılığıyla. her seferinde yüzü koyun çimlere...ta ki borunun üzerinden atlamayı öğrenene kadar.


küçücük bir guevara iken kendisini direnişi boyunca asla yalnız bırakmayacak en vefalı dostu astım ile tanışır. öyle ağırdırki che'nin astımı çoğu zaman mosmor olur yüzü nefes alamamaktan. ancak astıma da inatçı bir bakış açsısı vardır comandante'nin. dayanabileceği en son noktaya kadar bekler astım nöbetlerinde tam ölümle yaşamı ayıran son kapıya geldiğinde babasına el işaretiyle oksijen balonunu gösterir ve rahatlar. bu müzmin hastalık yüzünden defalarca taşınır aile. öyle çaresizlerdir ki latin amerika yöresinde astıma iyi geldiği söylenen her şey denenir che'nin üzerinde. hatta bir tekir kediyle bile aynı yatakta yatar söylentiye göre, sonuçta kedi boğularak ölür.

okula sık gidemez evde çalışır ama başarılıdır. kendini okumaya verir. eline geçen herşeyi okur. babasının söylediğine göre 12 yaşında iken, 18 yaşında bir gencin okuayabileceği kadar kitap okumuştur. astımlı olmasına rağmen çeşitli sporlarla ilgilenir. elinde fısfısı ile oynadığı rugby'de tam bir yıldızdır.

tıp öğrencisi olduğu yıllarda latin amerika'yı baştan başa binbir zorlukla dolaşır. gördüğü fakirlik, çile, adaletsizlik ve sömürü dünyayı, sistemleri sorgulamasına sebep olur. günde 12 saat kitap okumaya başlar. 6 ay içinde 12 tıp dersini yüksek bir başarı ile verir ki bu altı aylık sürede 45 astım nöbeti geçirmiştir.

kendini devrimci olarak yetiştirmiş ve hayatı boyunca öyle yaşamıştır.

che guevara ile kesinlikle düşünce bazında aynı doğrultuda değilim. olamam da. ancak duruş sahibi insanları her zaman takdir etmişimdir.

che guevara inanılanın yaşandığı bir semboldür. o sadece sosyalistlerin değil yaşamını adayabileceği bir davaya sahip olan herkesin sembolüdür. yıllardır görmediği çocuklarına hediye alamayacak kadar fakir bir milli savunma bakanı'dır.

che'yi neden seviyorum diye sormuştum?

parasıyla sağa sola caka satanları, islam'dan müslümanlıktan bahsedipte işçisini asgari ücretle çalıştırıp kendisi sultanlar gibi yaşayanları, gençlere davadır, kavgadır diye gençlik hikayelerini anlatıp da ticaretinde faiz ile iş gören, hak hukuk tanımayan, dünyevi menfaatler uğruna kendinden olmayan sistemlere entegre olan madrabazları, devlet-i aliyenin ulvi makamlarında, bab-ı ali'nin sırça köşklerinde gördükçe seviyorum guevara'yı.

ağır ağabeylerinin siyasi maksatları uğruna özgürlüğün temsilcilerine geçit vermeyenlere şahit oldukça, bir kez daha yüreğimin en derinlerinden gelen tüm devrimci duygularımla kucaklıyorum ernesto'yu.

vatikan'ın dahi öldürülmesine sevinemeyiz dediği "özgürlük savşçımızın" katillerinin kucağında yaşayıpta islam'ı temsil ettiğini iddia edenleri mi sevseydim? ya da öz yurdunda garip öz vatanın da parya olan bizlerin sorunlarından beslenerek voleyi vuran ama yinede bizlere üvey evlat muamelesi yapanlara mı muhabbet duysaydım?

bir devrimcinin diyor comandante en güzel hasleti dünyanın neresinde olursa olsun zulüm gören mazlumların acısını yüreğinde hissetmesidir.

daha fazla kırıp dökmeden bitireyim şu muhabbeti guevara'nın en samimi arkadaşlarından birinin sözü ile :'' tüm insanlığın haysiyet ve şerefini yüreğinde taşıyan insanlar vardır. ernesto bunlardan biriydi.''

hasta siempre...comandante...

http://www.aklimizadusunce.com
devamını gör...
arif damar'ın kaleminden...


che

bir sesti o
bütün sesler içinde ayrı
yürü diyen bir ses
savaş diyen bir ses
katıl diyen bir ses

dağlar yadırgamaz en yüksek sesi
sesi dağlara uygundu

elleri vardı akan
durmaya okşamaya alışamayan
çiçekten sudan yapraktan
kaleme silâhlara açılan
elleri sesine uygundu

saklardı kentin sevincini avuçlarında
saklardı bir sıcaklığı
geleceğin güneşini andıran

hey hey hey
kaç köroğlu birden göçtü
kaç dadaloğlu indi dağdan
kaç ırmak durdu kaç yıldız aktı
düştü yere kaç bin tüfek

gün gelecek gün gelecek
bir köyde yağmur dinecek
çocuklar güneşte sevinecek
yolu açık guevara'nın

yolu açık guevara'nın
çocuklar kadar kim bilecek
yürüyecek yürüyecek

evimize konuk olsa
yolu da var gidilecek
sesler ışıklar dursa
yolu da var gidilecek

gün gelecek gün gelecek
yolu da var gidilecek



devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar