ersoy dede

hazırlayıp sunmakta olduğŸu bıã‡ak sırtı, ilgiyle takip edilmesi gereken gazeteci.. zira böyle program, başŸka kanallarda bulunmaz.. sanırım dede ülke tv'de olduğŸundan başŸka kanallarda bulunmaz..
devamını gör...
hazırlayıp sunmakta olduğu bıçak sırtı, ilgiyle takip edilmesi gereken gazeteci.. zira böyle program, başka kanallarda bulunmaz.. sanırım dede ülke tv'de olduğundan başka kanallarda bulunmaz..
devamını gör...
hiç beklemiyordum ama başardı. akit'te yazmasından bahsediyorum. televizyondan gelen biri için bir gazetede "görünür" olmak zor bir durumdur. bunu başaranlara "başarılı gazeteci" denir zaten. ersoy, akit'te yazmaya başlayınca onun sadece ekran önünde değil kalem elinde de başarılı olduğunu gördüm. şimdilerde köşesini okumadan geçemiyorum. iyi yazıyor, güzel yazıyor.
devamını gör...
istiklal marşı'nın ''araklama'' olduğunu iddia eden eleman.

19 haziran 2011 tarihli vakit gazetesinde;

''... yani istiklal marşı'nın ne kadar zor söylendiği, güftesine uygun bestelenmediği ve dahası araklama olduğu herkesçe bilinen bir gerçek.''

demiş.

güftesine uygun bestelenmediği doğru da, araklama olduğu nereden çıktı! bir de herkesçe biliniyormuş! ben ilk duyuyorum doğrusu. mehmet akif'in araklamaya ihtiyacı mı var? bir de, hanin delilin?

vakit'te ne işi var böyle adamların?

lan adamlar zaten istiklal marşı yerine onuncu yıl marşı'nı koymaya çalışıyorlar. bunun gibiler de bunlara malzeme çıkarıyor.

sevmedim, vakit'e de yakıştıramadım.

ayrıca, bahis konusu tarihte ilgili makale var ama internette makaslanmış, o kısım yok.
devamını gör...
bıçak sırtı proğramını bir ara mehmet metiner'ın sırtı proğramına çevirmişti.mehmet metiner gibi modelden fikir üretimi bekleyecek kadar , sınırlı ve kapasitesi dar http://biri.proğramın adına bakınca insan bir şey zannediyor ama , bıçağın keskin tarafını değil , kesmeyen yönüyle herkesi idare edici düz bir muhabir havası var.o seviyede kalır bence.önü açık değil.benim puanım 10 üzerinden 2 bu adama.
devamını gör...
insanlık dersi vermiştir.


--- alıntı ---
köşemi can ataklı’ya istediği zaman kullanması için veriyorum. fikirlerine katılmasam da, hatta taban tabana zıt düşünsek bile, ataklı’nın o fikirlerini özgürce söyleyebilmesi için canımı bile veririm. can ataklı’nın, tahir paşa konakları’ndaki evinde içtiğim bir tas çorbanın hatırı var bende.

önceki gece cnn turk’te; “bugün medyadaki son günüm olabilir” dediğinde, kalbinde demokrasi inancı taşıyan herkesin benim gibi davranmaya karar verdiğinden de eminim. hatırlar mısınız bilmem?.. aynı cnn türk’e dönemin içişleri bakanı sadettin tantan çıkmıştı. art arda yaşanan banka boşaltmalarını anlatıyordu. laf arasında, her bankanın olduğu gibi dış bank’ın da incelenen bankalar arasında olduğunu söyledi..

o bankanın da, tasarruf sahiplerinin mevduatlarını koruyup koruyamadığına bakıldığını, kullandırdığı kredilerin karşılığının olup olmadığının takip edildiğini söyledi.. sonra aydın doğan bağlandı yayına.. tıpkı önceki gece olduğu gibi. “benim üzerimden kimseye kahramanlık yaptırmam” diyordu..

tantan’ın infaz emri o gece verilmişti. sözüm ona kendi partisinin başkanı ipini çekmişti.. (-ki biliyorsunuz anap’lı da olsa tantan, dsp kontenjanından bakan olmuştu) önceki gece aynı kanal, aynı patron benzer bir oyun yine sahnelendi.. can bunu biliyordu, ondan demişti; “bugün son günüm olabilir” diye.. ama değil tabii ki.. o günler gerilerde kaldı. artık aydın doğan ya da onun hışmından çekinen kiralık siyasiler yok. ya da durumdan vazife çıkaran bürokratlar, artık kararlarını böyle almıyorlar. dolayısıyla, can, yazmaya devam edecek, fikirlerini yüksek sesle söyleyecek. ben beğenmeyeceğim. eleştireceğim. yüksek sesle ona “yanılıyorsun” diyeceğim. ama kimse ne onu ne de beni susturacak..

ne dedi can atakli?
can ataklı o gece bir malumu ilan etti.. herkesin bildiği ama yüksek sesle söylemeye korktuğu gerçeği.. en bariz örneği.. arkasından atıp tutarken mangalda kül bırakmayanlar, yüzüne geldiğinde “o dönem siz dik durdunuz ama kurumunuz bilmem ne yaptı” falan dedi.. ahh, ah. neyse.. ilk sözü bahattin yücel söyledi aslında.. eski bakan, can ataklı’nın o günlerde kendisine geldiğini ve kendisinin arazi tahsislerinde yolsuzluk yaptığına dair rakip basın kuruluşunun elinde belgeler olduğunu söylediğini anlattı. buna göre, eğer istifa etmezse söz konusu basın kuruluşunun kendisiyle ilgili yayın yapacağını söylediğini nakletti. can ataklı ne yaptı peki? sn.bakan’ın bu hatırasını doğruladı.. bu kadar.. sonra ise, aydın doğan dedi ki; “o dönem ertuğrul bunu yapmışsa şerefsizdir”.. ertuğrul özkök de dedi ki; “benim elimde yücel’le ilgili bir yolsuzluk dosyası yoktu. olsaydı derhal yayınlardım. yücel ‘evet ertuğrul özkök bana böyle bir şey söyledi’ derse, bu istifa mektubumu o an yürürlüğe koyunuz” ..

istifa edecekmiş!
bu çarpıtma işinde ne kadar mahir oldukları bir kez daha çıkıyor ortaya.. hadisenin kendisinde zaten ertuğrul özkök ile bahattin yücel arasında bir diyalog geçtiği iddia edilmiyor ki.. bay ertuğrul.. eğer istifa edesiniz yoksa etmezsiniz olur biter. niye şartlı koşulla istifa dilekçeleri yayınlıyorsunuz köşenizde?. siz böyle meseleleri mesleki gurur yapıyor olsaydınız; ‘411 el kaosa kalktı’ faciasında, ahmet kaya’yı itibarsızlaştıran manşetlerinizde, hrant dink’in küçücük dar bir cemaat gazetesindeki haberini milyonların gözüne sokarak adeta hedef gösterdiğinizde, uğur dündar imzalı yalan-dolan testis haberlerinde istifa ederdiniz.. sütunum bittiği için daha sayamadım.. yoksa çok var. ayrıca istifa, sizinle aydın doğan arasındaki özel bir mesele.. toplumda ciddi arızalara ve travmalara yol açan bir sürecin sözcülüğünü, hatta suç ortaklığını sürdürmekle itham ediliyorsunuz.. emeklilik yaşınız gelmiş de çoktan geçmiş bile.. sizin yaşınızdaki adamlar kahvede geriye gün sayıyor. ister istifa edersiniz ister etmezsiniz.. ama beni, bir fert olarak istifa ile kandıramazsınız. (zaten istifa edesiniz de yok ya) bu yaptıklarınızın, yargı önünde hesabını vereceksiniz. bütün suçu çevik bir’e yükleyerek kurtulamazsınız. istifaymış..

kalın sağlıcakla
--- alıntı ---

*
devamını gör...
bildiğin ibişlik yapıyor bu vatandaş.geçen gün tesadüfen ülke tv diye bir kanala rastladım.bıçak sırtı mı ne öyle bir programı yönetiyordu bu vatandaş.karşısındaki kişiyi konuşturmayıp,ben biliyorum havalarında kahkahalar atıp duruyordu.hani böylesi varlıklara nasıl program sunduruyorlar anlamıyorum.gerçi anlaşılmayacak bir şey yok ya!!
devamını gör...
haberleri sunuyor, elinde iphone5, işte hep zenginlik, ben de hep elimde taşırım iphone5imi. biz zenginler böyleyiz.
devamını gör...
an itibariyle bülent keneş kendisini deli ediyor twitter'da kaçmasın.
çok anlamsız savunmalar öne sürüyor bülent keneş'e.
bülent keneş de basın özgürlüğü dersi veriyor.
devamını gör...
--- alıntı ---

rahmi koç’u koruma kanunu

mısır’daki “sisi darbesi” gündemin ilk sırasına yerleşti ya, bence birbiriyle bağlantılı olduğundan şüphe duymadığım gezi olayları gündemdeki önemini kaybetmiş gibi görünüyor.. aklımız da kalbimiz de rabia-tül adeviyye meydanı’nda.. amenna.. fakat 3 hafta boyunca halkı silahlı isyana teşvik etmiş olanların, iç savaş kışkırtıcılığı yapmış olanların, kamu güvenliğini tehdit ederek kentte terörizm uygulamış olanların, çeşme’de, bodrum’da hiçbir şey olmamış gibi tatil yapmalarını görmezden mi geleceğiz?…

neden palayla çikti?

bakın bu “palalı” meselesinin bize gösterdiği bir şey var. bir ay boyunca (geçtim ülke ekonomisini) sıradan küçük esnafın yaşadığı bu mağduriyete rağmen, sorumlular hakkında dava açıp birer birer toplamazsanız, bu defa herkes kendi palasını alıp sokağa çıkmayı hak görür kendinde.. bu, asla ve asla savunulacak tarafı olmayan palalı saldırının, sosyolojik arka plan okumasıdır.. diyor ki taksim esnafı; “eğer devlet (ki burada devlet’ten kastettiğim yargıdır ) gerekeni yapmıyorsa, yani benim ticari güvenliğimi korumuyor benim hakkımı-hukukumu gözetmiyorsa, bu işi ben kendi imkanlarımla yaparım”.. demek ki burada çok ciddi bir yargı krizi ile karşı karşıyayız..

yargi baskisi hep vardi

zaten gezi işgali başladığı gün, parka yapılacak düzenlemeyle ilgili olarak, yürütmenin durdurulması kararı veren yargının bu zamanlaması fazlasıyla düşündürücüydü. arkasından, yürütmenin durdurulması kararına yapılan itirazın reddedilmesi de soru işaretleri barındırıyor.. benim bütün soru işaretlerimi ise, işgalin hemen hemen türkiye’nin dört bir yanına yayıldığı günlerde, hürriyet gazetesi’nde yayınlanan anket perçinledi.. sanal dünyada, sadece hakim ve savcıların üye olarak yorum yaptığı adalet.org’taki ankette, %77 oranında gezi işgali ve yaşanan yerel terörizm, “demokratik tepki” olarak görüldü.. bu bile yargının hakim çoğunluğunun bakış açısını özetlemesi bakımından bize fikir veriyor..

koç için isteyene delil yollarim

gezi işgali sürecinde atılan twitter mesajlarıyla hakaret eden, atıp-tutan sıradan vatandaşları haklı olarak yargı önüne çıkarıyorlar. sonuçlarını bilmiyorum. çok da ilgilenmiyorum.. “çakma müftü karısı” mesela, hemen icraatının ertesi günü iki kolunda iki polis savcıya giderken gördük hep birlikte.. kimdi o? sürecin fadime şahin’i.. ne kadar önemli bir figür olduğunu anlayın diye yapıyorum bu benzetmeyi.. iyi ama otelini iç savaş karargâhı gibi kullandıran koç nerede? hürriyet gazetesi internet sitesinin, iç savaş isteyenlerce, yarı-resmi irtibat noktası olarak kullanılmasına göz yuman, ses çıkarmayan aydın doğan peki? bakın eğer bu ülkede yasalar, molotofkokteyli için “el yapımı likit bomba” tanımını kullanıyorsa ve üreteni, saklayanı, kullananı cezalandırıyorsa, sadece divan oteli’nin süreçteki rolü bile rahmi koç ve otelin diğer hissedarlarını tutuklatmalıydı.. eğer ki savcılar, divan oteli ile ilgili ellerinde, otel sahibini tutuklayacak yeteri kadar delil olmadığını düşünüyorsa ben kendilerine her türlü görüntüyü yollamaya hazırım. nasıl o otoparkın bir gün içinde ilaç kutularıyla doldurulduğunu, odalarında molotofkokteylilerin saklandığını izleteyim savcılara. yoksa bu ülkede adı konmamış bir 5816 da rahmi koç ve koç ailesi için mi var? yoksa koç hakkında olumsuz yayın yapmak da mı yasak.. bunu göreceğiz.. eğer bu yazı benim son yazım olursa bu tez doğrulanmış olacak. yok ben gazetecilik hayatıma devam edeceksem, rahmi koç’u elleri kelepçeli göreceğim. kalın sağlıcakla.

ersoy dede/ yeni akit
--- alıntı ---
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar