eski istanbul

şŸimdinin bitişŸik nizamlı çarpık yapılaşŸmasının olmadığŸı, atlı tramvayın var olduğŸu, ramazanlarda misafir olunan evlere dişŸ kirasının verildiğŸi, komşŸuluk ve mahalleli ilişŸkilerinin daha belli yaşŸandığŸı, şŸimdilerde gravürlerde kalan istanbul.
devamını gör...
ahşap mimari, kendine özgü bina biçimi, getirdiği yaşam tarzıyla hemen bütün makedonya, bulgaristan, ege, karadenizde ve anadoluda yaygındı. imparatorluğun baş kenti ahşaptan bir metropoldü. istanbul'un profilini seyreden biri; yeşillikle iç içe geçmiş ahşap şehrin ortasında yükselen, taş işçiliğinin harikası camileri, bedestenleri görünce büyülenirdi.
devamını gör...
nedense bana daha çok cumhuriyet öncesi osmanlı dönemini hatırlatıyor..
faytonla gezen hanım efendiler, üsküdara giderken bir yağmura tutulanlar , ferace, fes, baston, şemsiye..
hayalimde canlananlar hep bu tür şeyler.*
devamını gör...
eskilik goreceli bir kavram oldugu icin kendi eskimizi yazalim.

eski istanbul demek aylarca musluktan akmayan sular, sehrin neredeyse gobegi denecek yerdeki toprak yollar demek.
bedrettin dalan demek eski istanbul demek.
devamını gör...
istanbul'un genç kızlığıdır, eski istanbul. hani o saçlarını boğazın rüzgarında dağıtan... şimdi mi? bir acuze! şükür ki memleketim değil, hüzünlenirdim dağılışına.
devamını gör...
bu benim dünyaya ilk gelişim,
yıkarak saltanatını koca fatih’in.
kundakla kefen arasında bir gün,
istanbul, istanbul deyişim.

merhaba kızkulesi, merhaba eyüp sultan, kanlıca, şehremini merhaba...

bir istanbul esiyor çocukluğumdan,
ekşi bozalı, arnavut kaldırımları lâpâ lâpâ.
yuşâ’dan mı okunur o ezanlar, hırka-i şerif’ten mi?
komşularımız kaptanlar, malta taşlı ikindilerden kalan.

hâlâ o beyaz gergeflerde mi?
bir tarihi gömmüşler karacaahmet’inde üsküdar’ın,
sanki çarşaflı kadınlar mercan terliklerinde unutulan.
duyûn-u umumiye emeklisi faytonlar,
hâlâ bir sonbahar acıbadem’de,
cuma selamlıklarından beri saraylılar.

merhaba beylerbeyi, merhaba sultan selim, merhaba iki gözüm istanbul’um, merhaba...

aşı boyası sokaklarında ne mevsimler eskimiş,
sakalsız saçlar kestirdiğim ince boncuklu berber dükkanları.
kapalıçarşı bakırcılar, lâcivert mayıslarda köprü altları,
ve boğaziçi’nde şirket-i hayriye duman duman..
nerdesin o istanbul, nerdesin...

hani çıkrık seslerinde mehtapları dinlediğim,
mediha teyzelerin leylâk bahçeleri,
büyükbabamın kuvay-ı milliye hikâyeleri.
hani tahta tekerlekli arabalarım.
hani bayram yerlerinde unutulan asude çocukluğum.

gene bir başka istanbul’du bir zamanlar kafesli ıtırlarıyla,
beyaz başörtülerin lâvanta çiçekli öğleden sonralarında ıslanan.
açılır kapanır iskemlelerinde uzun çarşının,
istanbul’u taşırdı bakır siniler.
sultaniyegâhtan bir hıdrellez mesiresi,
sessiz sadâkat şarkıları söylerdi.
haliç vapurlarında söz kesilmiş tazeler.

hey yavrum hey...
burunbahçe dalyanında istanbul’u çekerlerdi denizden, ıslatmadan...
kaç bayram mendili geçmişti elimden çeyiz sandıklarının.
bütün uykularını koynuma alıp uyurdum istanbul’un.
rüyalarımda hâlâ o günahlar uyanır,
hiç geçemediğim sokaklarında işlenen.

merhaba sultanahmet, yerebatan merhaba... merhaba iki gözüm istanbul’um merhaba, merhaba efendim, merhaba...

devamını gör...
salgın hastalıkların, yangınların, çamurun, farenin, yılanın, çiyanın esir aldığı istanbul'dur efendim. bence bazı şeyleri gereğinden fazla romantize ediyoruz.
devamını gör...
zincirlikuyu mezarlığının çitflik olduğu, kadıköy semtlerinin henüz bostanlık ya da deniz olduğu zamanlar. erenköy'de osmanlı döneminden kalma köşkler var. bağdat caddesi'de dönemin zengin ailelerinin gençleri takılıyor. ama henüz bugün ki kadar popüler değil. gülhane parkı yine popüler ama daha yeşil. hatta çocuklar için oyun alanları var. bazen maymun, ayı getirip şov yapıyorlar. süreyya plajı henüz dolgu yapımlara kurban gitmemiş. yerinde bir süpermarket yok. çoluk çocuk deniz giriyor. fatih'te turist araplar yok. istanbul üniversitesi'nin fakülteleri anadoludan sayısız öğrenciyi cezbediyor. hele en köşedeki hukuk fakültesi. yavaş yavaş merkeze uzak bir zamanlar ilçeyi bırak yolu dahi olmayan bugün ise ilçe merkez sayılabilecek noktalarda gece kondu inşaatları başlamış. henüz taşının toprağının altın olduğu sanılarak anadoludan insanların göç etmeye başlamadığı bir dönem.

eski istanbul bugün sadece fotoğraf albümlerinde ya da aile büyüklerinin anılarında var.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar