evde top oynamak

en son erkek kardeşimle yaptığımızda devasa uçak maketimizin ve bir fotoğraf çerçevesinin kırılıp lambanın duyunun yerinden çıkmasına sebebiyet veren eylem.
29 yaşındaki ben ve 14 yaşındaki erkek kardeşimin ebeveynimizce azarlanmasından bahsetmiyorum tabii.
devamını gör...
masa tenisiyle yani pinpon topuyla sınırlı eylemdir..
ayrı bir odası olan bu aktiviteyi hemen her akşam düzenlediğimiz turnuvalarla şenlendirirdik..
devamını gör...
vitrin camının kırılmasıyla sonuçlanabilir. hatta babanın öfkelenip yıllarca o kırık camı değiştirmemesine de neden olabilir. *
devamını gör...
2 yasında erkek yeğeniniz varsa hol de karşılıklı paslaşma yoluyla başlar bazen bir vazo bile kırılabilir üzülmemelidir ki futbolcu olmanın ilk adımı çocuğun ve yeğeninle yaptığın o paslaşmasan geçer.
devamını gör...
abimle zamanında evin altını üstünü getirdiğimiz eylem . şaka maka lig çeviriyorduk evde.
kendimi tafarel sanıp halının üstünde atlayışlarım , pamuk top ellerime zarar vermesin diye para biriktirip eldiven alışım* dün gibi aklımda hala.

epey de oynadık halbuki.

taa ki o saksı , ah ah annemin gözbebeği o saksı , ve içindeki yavru çicekcik hayatına veda edene kadar.

ondan sonrada büyüdük işte.


devamını gör...
evi bizim evden büyük bir arkdaşım vardı 8-10 yaşlarındayken. sokakta oynamak yerine niye onların evinde oynuyorsak onu da bilmiyorum. neyse ev büyük olunca kendimizi statda hissediyoruz tabi o zamanların revaçta stoperi servet çetini taklit eden arkadaşım ben topa kafa vurcağım sırada topu gelişi güzel uzaklaştırmak isterken burnumun iki haftalık görünümü değiştirmişti.
devamını gör...
çocukken bolca yaptığım eylem. o günlerden kalma bir anım şu şekildedir;

5-6 yaşlarında iken bir gün aile dostlarımızın evine gitmiştim. benimle aynı yaşta oğulları var, fenerli. o fener formasını ben galatasaray formasını çektim. başladık onların evinin koridorunda top tepmeye. o an için van gobbel oldum, gerildim, topa bir çaktım, çaaat vazo kırıldı. van gobbel denince aklıma bu gelir, hani benim gençliğim derim.
devamını gör...
geleneksel olanı çoraptan top ile oynananıdır. hatta bu çoraptan top yapma olayını o kadar geliştirmiştim ki artık kusursuz yuvarlak bir top oluşturabiliyordum.
ayrıca şansıma evde iki ucunda birer kapı olan uzun bir koridor vardı, bu kapılar tabii ki kale işlevi görüyordu. o dönem tek erkek çocuk olduğumdan maçları tek başıma yapıyordum, koridora dizdiğim 3 ve kalelere koyduğu birer sandalye ise rakiplerimdi. bir kaleden atağa çıkıyor, seri bir şekilde diğer kaleye ilerliyordum. koridorun büyük kısmını kaplayan sandalyeyi geçemezsem bu sefer diğer takım oyuncusu gibi öbür yöne hücum ediyordum. bu mantıkla tek başıma sayısız turnuva yaptım. kıvrak bilek hareketlerimi o günlere borçluyum. *
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar