eylül

türk edebiyatının ilk psikolojik romanı olmakla birlikte, okunmayasıca roman, sayfalarca okuyucuyu öldürürcesine betimleme yapan roman.
lise ögrencisine ödev olarak verilmesi , ögrenciyi hastalık sınırına getiriyor bizzat denenmiştir.
devamını gör...
"bitenin başlayana dokunduğu yerdir eylül..."

eylül

beni bu eylül öldürecek
bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
akşam rüzgarları; tene dokunan bir kamçı kadar şehvetlidir.
ben her yıl ölümü ve aşkı bu ayda beklerim.....

ve eylülün çıplak ayaklarına bir yazı bırakırım.
eylül sabahları; kılıçlar kadar keskin ışıltılarıyla
tenimi kanatarak uyandırır beni.
ben eylüle akarım.
bir hüzün gibi akarım ben eylüle kanayan bir aşk gibi,
siyah şallara bürünmüş,genç bir ölüm gibi akarım.
sevişerek,ağlayarak ve ölerek akarım ben eylüle.
her yıl,hep aynı vakitte,geniş bir ırmak gibi
bütün hayatı berrak sularında yıkayarak gelir,
beni ve herşeyi koynuna alarak,
bir meçhule hüznüyle emzirerek götürür hep.
kadınları ve hüznü eylülde severim...

keman konçertolarını,
akşam saatlerinde bir bir ışık yangını ile kıpkızıl tüten
yalnız ağaçları,ürkek tebessümleri ve edepsiz kahkahakarı severim.
lacivert bir deniz benim ellerimde oynaşır.
sahiller,yaşlı bir kadın gibi kendine terkedilir
åžarkılar,incecik bürümcükten acılar vaad eder her dinleyene
bitenin başlayana dokunduğu yerdir eylül...

onun için yanık yanık tütsü kokar,
onun için değdiği yeri kanatır.
eylülde aşk,eylülde acı,eylülde yalnızlık zordur,
eylülde herşey zordur,ben eylülü onun için severim.
eylül ışıklarında çırılçıplak ruhlar yıkanır
herkes herşeye kapısını aralar 'bir aşk oluverir aşinalık'.
ölüm kıvırcık saçlarını hayatın göğsüne dokundurur.
aşkı ve ölümü ben hep bu ayda beklerim.
nasıl da mahsun ve nasıl da tehditkardır.
ben eylülde bütün aşklardan ve ve kadınlardan korkarım...

ben her yıl eylülün çıplak ayaklarına bir yazı adarım.
ve ben eylüle akarım
bir hüzün gibi akarım ben eylüle,
kanayan bir aşk gibi akarım,
siyah şallara bürünmüş bir genç ölüm gibi akarım...

(bkz: ahmet altan)
devamını gör...
hilmi yavuz şiiri.

eylül! daha çocukluğumdan
beri size bakardım ben
bir yazın azalmakta olan
sözcüklerinden nasıl da
ansızın sökülürdünüz
bahçelerle ve kül
dolardı içim...eylül!

eylül! kırılgan mevsim!
cam hançeri güzün
dağılırdı kalbimde
birden gecenin ve gündüzün
perdesiyle örtülürdünüz
tenhâyla ve tül
dolardı içim...eylül!

eylül! unuttum sizi
dağ kızarır yol sararırdı
ve ben dönüşlere bakardım
o amanvermez belleğin
paramparça güldüğüydünüz
aynalarla ve gül
dolardı içim...eylül!
devamını gör...
arada kalmış ve kendini bulamamış bir aydır. zira yirmi üçüne kadar olan kısmı yaz mevsimi olarak addedilirken, yirmi üçünden sonrası sonbahardır. hasılı bir çeşit araftadır eylül, yaz ile kış arasında ki bu yüzden insan gel gitleri en çok eylülde yaşar.
devamını gör...
şöyle bir beyit vardır içinde eylül geçen.

'eylülde melül oldu gönül soldu da lale
bir kaküle meyletti gönül geldi bu hale'

düşündükçe fıttıracam.
abi bu şiir, hele divan şiiri, hel bu beytin şairi nasıl bi şey yaw...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar