fakat müzeyyen bu derin bir tutku

ilhami algör'ün: kalemi koydum kağŸıda, kaldırdığŸımda bitti, diye tarif ettiğŸi romanının adıdır. kendine bir hikaye yazan hikaye kahramanını anlatır, aziz'i. bir solukta yazıldığŸı gibi bir solukta okunur.
ismi, kitaptaki bir konuşŸmadan alıntı, aziz'in müzeyyen'in sorusunu verdiğŸi cevaptı bu:

--- alıntı ---
"her şŸeyin iyi gittiğŸini nereden çıkarıyorsun" dedi. "herif, rüzgarı kendinden menkul uçurtmanın teki. ara sıra tellere takılır gibi kadına geliyor gece yarısı."
"fakat müzeyyen, bu derin bir tutku" dedim. tırsmaya başŸlamışŸtım. haklı olabilirdi.
"evet, biraz sapık ve tek taraflı bir tutku "dedi ve arkasını dönüp gitti.
--- alıntı ---
devamını gör...
--- alıntı ---
kapı açıyla duruyor, üzerindeki aynada kendimi görüyordum. ben kendimi, en sivil hallerimin tanığı olan mekana giren adam olarak hissederken, ayna beni arkasında boş bir koridor olan adam olarak gösteriyordu.--- alıntı ---


--- alıntı ---
"ayna", dedim, "seni bölük bölük bölerim."
"denememeni tavsiye ederim," dedi, "bölünerek çoğalırım ve çoğaldıkça fazla suret veririm, hoşuna gitmez."

--- alıntı ---
devamını gör...
'' bir tarafım kendini müzeyyen rehavetine sırt üstü yatırmış, ağzında saman çöpü, ayak parmaklarını oynatıp gökyüzünde bölük bölük turnaları sayıyor, öbür tarafım müzeyyen ile ayna arasındaki ilişkiyi tarayıp, sinyal kaydediyordu: bölük, çatlak, bölünme sebebi, biçimi, derecesi, bölünenin bölünmüş olduğu yere , katilin cinayet mahalline dönme arzusu, arzunun şiddeti, zamanlaması falan filan...deprem izleme dairesini kapatıp, kapısına kilit astım .''
.
.
'' rahattım, cıs cıbıl, tığ teber şah-ı merdandım. ince damarlarım görünüyordu. ruhum ve sırlarımın bir kısmı. ''
.
.
demiş ilhami amca. iyi demiş, hoş demiş, kelimeleri almış, eğmiş, bükmüş, güzel oyuncaklara dönüştürmüş. var iyiki.
devamını gör...
güzel yerleri alıntı yapmaya kalksam nerdeyse tüm cümleleri yazmam gereken kitap.

---- alıntı----
''böyle olmasını istemezdim ama hep olurdu.
dünyanın bütün kızılderilileri yenilir, spartaküs kaybeder, gün batarken sararır, kuşlar döner, sadri alışık denilen hergele, her filminde ağlardı.
o ağladıkça ben de ağlardım. nedenimi bilmez ağlardım. ağladıkça sadri'ye kıl kapar gıcık olurdum. üçüncü şahıs olarak kalışına, hep gidici kadınları sevişine, bu gidiciliklerin bir mecburiyet gibi duruşuna, sadri'nin bu mecburiyetlere, giden kişinin özgürlüğü olarak bakıp, ona ihanet etmemek için kendine ihanet edişine.''

....

''fazlaca iyiydim.bunun acısı sonra çıkacak,kainatın tüm yangın tarihleri bir araya tek cilt olacaklar,
kapak ta da kendi külünden yeniden doğan, aldırma gönül kuşunun resmi olacaktı.''
---- alıntı----

edit: aynaya bakmak kadar tanıdık bir yazar.kapıların kolları ile, yazdığı hikayenin kahramanı ile, cebinden çıkan para ile konuşan birileri daha varsa
dünya da çok da önemli değil derin tutkular müzeyyen.
devamını gör...
bir ilhami algörkitabıdır.

birkaç ay evvel iletişim yayınları bu kitabı bir başka ilhami algör kitabı olan albayım beni nezahat ile evlendir kitabıyla birlikte müzeyyen ve nezahat isminde basmıştır.

kitap kapağından:

--- alıntı ---


"… böyle olmasını istemezdim ama hep olurdu.
dünyanın bütün kızılderilileri yenilir,
spartaküs kaybeder, gün batarken sararır,
kuşlar döner, sadri alışık denilen hergele her filminde ağlardı.
o ağladıkça ben ağlardım. nedenimi bilmez hep ağlardım.
ağladıkça sadri’ye kıl kapar, gıcık olurdum. üçüncü şahıs olarak kalışına,
hep gidici kadınları sevişine, bu gidiciliklerin bir mecburiyet gibi duruşuna,
sadri’nin bu mecburiyetlere giden kişinin özgürlüğü olarak bakıp,
ona ihanet etmemek için kendine ihanet edişine…”

--- alıntı ---
devamını gör...
ıssız kadınlar aşkına!

kesinlikle türk sineması adına umut verici bi film. kadının erkeğin öyküsünde yer alması değil, bu düpedüz hikayenin sonunu kendi yazması*

sezin akbaşoğulları ve erdal beşikçioğlu. muhteşem bir kast seçimi olmuş.

film birkaç defa izlenir ve üzerine konuşulur.
devamını gör...
ilhami algör'ün enfes romanlarından bir tanesi. ipin ucunu kaçırmadan iyi takip ederek okunması gereken bir kitap. sevdiği kadına dair kahramanın iç sesi ve sevdiği kadın arasında kalmasını mükemmel anlatıyor üstad.
devamını gör...
http://t24.com.tr/k24/yazi/...

--- alıntı ---

birinci kitap fakat müzeyen bu derin bir tutku, sahici bir şey, bir çarpılmaydı. hayat bana bir çaktı, ben bir döndüm, 4 buçuk ay sonra durduğumda bir kitap çıktı. askerden dönmüştüm. hakikaten kalemi koydum, hiç kaldırmadan yazdım ben onu.

ondan sonra albayım beni nezahat ile evlendir geldi. fakat müzeyyen bu derin bir tutku vecd ile yapılmıştı; albayım beni nezahat ile evlendir "ben bunu nasıl yaptım?" şaşkınlığıyla... ikincisinin yazımı çok uzun sürdü, kevgir gibi bir ruhla sürdü. fakat müzeyyen bu derin bir tutku'nun ivmesi vardı. albayım beni nezahat ile evlendir'de bir şeyin öyle olmayabileceğini de söyleme arzusu vardı. "abi, öyle yazdım; ama öyle olmayabilirdi. her şey farklı olabilirdi" ihtimali vardı. albayım beni nezahat ile evlendir ilk romandakilerin reddi arzusu, eleştirisi arzusu, olanların öyle olmayabileceği arzusuyla doğdu.

--- alıntı ---
devamını gör...
ilhami algör'ün: kalemi koydum kağŸıda, kaldırdığŸımda bitti, diye tarif ettiğŸi roman.

"ayna", dedim, "seni bölük bölük bölerim."
"denememeni tavsiye ederim," dedi, "bölünerek çoğalırım ve çoğaldıkça fazla suret veririm, hoşuna gitmez."
devamını gör...
sincan'dan kızılay'a gidene kadar bitirilebilecek bir kitap, o kadar bile sürmeyebilir hatta. bazı kitaplar öyle içine alır ki seni, bitmesini istemezsin, bitirmeye kıyamazsın işte tam bu minvalden ama..

(bkz: ilhami algör)

içimde bir zehir birikti. dilimin ucuna bir şeyler aktı. döndüm, "zehir," dedim zehre, "bana fazla geliyorsun, kaldıramam ben seni."
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar