sırf 'şöyle yaptı böyle yapmış' desinler ve gösteriş olsun diye;

bir yemeğe 50-100 dolar,
bir ayakkabıya 100-150 dolar,
bir kıyafete 200-300 dolar,
bir arabaya 150-200 bin dolar,
bir eve 200-300 bin dolar vermek gibi.***

garibim dar gelirli ve fakirler ise geçinebilmek için yediğinden içtiğinden giydiğinden kısıp kısıp durur.
devamını gör...
tarihin her döneminde fakir de olmuştur zengin de olmuştur olacaktır da. tarih öncesi dönemde taşı yontup bıçak yapan ve bu bıçakla diğerini öldüren adam diğerinden daha zeki ve yetenekli olduğu için daha güçlü olmuş. daha güçlü olan özel mülkiyeti getirmiş ve daha verimli arazileri ya da su kaynaklarını ele geçirip zengin olmuş. diğerlerini köle yapmış. karın tokluğuna çalıştırmış.

bu düzende ilkel dinlerin de hatırı sayılır bir yeri var ama oraya girmeyeyim.

sonuç olarak sorun zengin ve fakir ayrımı olması değil. sorun zenginlerin kendi çıkarlarını hukuk adı altında kanunlaştırıp buna itiraz edenleri cezalandıran sistemi yani devleti oluşturması.

özetle tarımdı ticaretti derken bugun geçer akçe teknoloji üretmek. bizim eğitim sisteminin hali ortada. icat yapalım zengin olalım ve zenginliği eşit dağıtalım diyen yok. yani bunu diyenler elbette var ama sadece iktidar el değiştirsin de ben sömüreyim diye.

mesela 2 gün önce biri çıktı 17 yıldır yönetmiyormuşum gibi çek pampa dedi. biz de 1.47 dakika adamın gözümüzün içine baka baka hikaye anlat anlatmasını dinledik.

sorsan demokrasi havarisi.
devamını gör...
zenginlerin para harcadığı yerde değil, zenginlerin para tuttuğu yerde sorun çıkar.

karun kadar zengin adamlar asgari ücretle geçinen adam standardında yaşasa ne olur? tedavüle girecek, fakirlerin de cebinde dolaşabilecek para hiçbir şekilde tedavüle girmez.

evinde bahçıvanı, şoförü, bilmem nesi olan adamın elinden 5-10 kişi doğrudan ekmek yiyor. restoranda yediği 2 yemekten orada çalışan işçinin maaşı çıkıyor. aldığı kıyafetten öyle, oturduğu evden öyle.

global anlamda düşünür isek sıkıntı var, amenna. ederi 100 lira ürüne markasından dolayı 10 bin lira para verip, ilgili yabancı firmaya ülke içinden para çıkarmak bir sıkıntı. milli servet denilen şeyi dışarı taşımak oluyor bu bir nevi.

ama hiçbir şekilde mesele salt harcanan paranın miktarı değil. belki vicdani olarak bir kimsenin bir ailenin geçindiği parayı tek yemeğe, tek kıyafete vermesi sıkıntı gelebilir ancak aksi senaryo her türlü daha kötüdür.
devamını gör...
son 10 yıllık süreçte tüm dünyada gelir dağılımında adaletsizliğin iyice artması geniş kitlelerin refah seviyesini olumsuz etkilemekte. makas açıldıkça ve sosyal medya sayesinde görünürlük arttıkça çok ciddi toplumsal huzursuzlukların yaşanması yakındır.
devamını gör...
öncelikle şunu ayırt etmekte fayda var. gelir adaleti diye birşey yoktur azizim. bu ayetle de sabittir. alah dilediğine çok veririm, dilediğime az veririm diyor. tabi bunu derken kafana göre takıl demiyor zengine. fitreni, fidyeni, sadakanı ve en önemlisi zekatını vereceksin diye emrediyor. sonuçta Allah'ın verdiği şeyi Allah'ın emir ve yasaklarına göre harcayacaksın. biz müslümanların görüşü bu şekildedir. islam'a inanmayanlar ise kendi çözümlerini üretemediği için ve islam'a uymadığı için dünya kıyamet kopacak zaten. ahiret'te parayı nereden kazandın ve nereye harcadın diye hesap verecek herkes. çok malı mülkü olanlara Allah yardım etsin duamı ediyorum. zengin adam fakir furakaraları koruyup gözetmek zorunda. zengin adam zekat vermek zorunda. zengin adama hac'ca gitmek zorunda. zengin adam parasını hayırlı işlerde kullanmak zorunda. ama fakir adam için sadece geçinmek yeterli.

yani işin özeti, zenginleri eleştirirken acımasız olmadan eleştirelim. vicdanımızın sesini dinleyerek eleştirelim. zenginlere de ihtiyaç olduğunu bilelim. misal yakın bir zamanda tıramp dallamasının yönettiği amerika terör devleti ekonomik olarak tehdit etti bizi. senin de buna karşılık vermen için vatansever zenginler yaratman lazım. yani ülkemizde ne hikmetse kötü anlam yüklenilen yandaşlık işi, biraz vicdanlı düşündüğümüzde kötü değildir. malum ülkenin bir numaralı yandaşının koç holding olması gerçeği ile karşı karşıyayız. koç holding'in paraları hakkıyla mı haksız bir şekilde mi kazandığını araştırabilir ve konuyla alakalı bilgiler verebilir isteyen araştırmacı insanlar. bunda bir sorun yok. ama koç holding, sabancı holding, eczacıbaşı, enka vs gibi holdingler de gereklidir ülkemiz için azizim.

özetin özeti, bir kişi zengin olduğu için vicdansızca, ahlaksıcza eleştirilemez.

konuyu bir örnekle kapatayım. hukuk müşaviri sabri abim var. severim kendisini. iyi insandır. bununla birgün mado isimli mekanda buluştuk. ayıptır söylemesi mado'nun vafılını severim. tatlılarımızı yedik, muhabbet ederken, kendisine şu soruyu sordum. sabri abi, şimdi biz burada yedik içtik 50-60 tl para verdik. bazı afrika ülkelerinde günlük bir dolar kazancı olan insanlar olduğunu bilerek böyle bir iş içine girmemizin etiklik açısından yeri nedir diye sordum. güzel bir bakışaçısı dedi. ben konuya şöyle bakıyorum dedi. şimdi biz buraya 50-60 tl hesap ödedik. burada çalışan 10-15 kişinin bu bizim ödediğimiz hesaplardan maaş aldığını biliyorum. ayrıca işletmeci güzel nezih bir ortam sunmuş bize. bu işletmeci de kazanacak ki ikinci, üçüncü beşinci şubesini açacak. ve devlete güzelce vergisini ödeyecek. yani diyeceğim odur ki, hayat sadece bizim baktığımız yere göre şekillenmiyor azizim. aslında buradan mevzuyu mezheplere bağlayabilirdim ama şimdi sırası değil. sadece farklı mezhepler ortaya çıkmış olsa da, gidilen yol aynı yoldur. Allah birdir ve insanoğlu Allah'ın kuludur. hayatımızın yegane amacı bu bilinçtir azizim. ehlen ve sehlen.

ekleme: benim kebaba verdiğim 25-30 tl ile ali koç gibi zenginlerin bir mekanda yedikleri kebaba verdikleri 10-20 bin tl gibi paralar eşdeğer sayılabilir. oha lan bir kebaba o kadar para verilebilir mi söylemi, biz fakirler için bir anlam ifade etse de, ali koç gibi zenginler için hiçbir anlam ifade etmez.
devamını gör...
” mahalle mektebi uzak… kış, soğuk, kar… paltom yok…
üşüyorum, ellerim donuyor.
annem haki renkli kalın bezden bir çanta dikti bana.
kitabımı, defterimi çantama koyuyorum.
soğukta elim üşüdüğünden çantayı tutamazdım, kolumun altına sıkıştırırdım; soğuktan korunmak için elimi de çantanın altına alırdım.
okul dönüşü eve gelince ellerim sızım sızım sızlar… bir akşam, eve geldim yine, annem: “çantan nerde?” dedi.
eğilip kolumun altına baktım, çanta yok… yolda, soğuktan elim uyuşmuş, parmaklarım duyarlığını yitirmiş, çantanın düştüğünden haberim bile olmamış. dönüp baktım, aradım geçtiğim yolları; çanta yok…
babam bu olayı, sonraları çok başka türlü anlatırdı: “yepyeni bir çanta almıştım… çok pahalı bir çanta… çok güzel bir çanta… sağlam çanta… üç gözü vardı çantanın… hem de kilidi vardı çantanın… o güzelim çantayı taşıdığı ilk gün yolda düşürmemiş mi elleri üşüyüp de… vah benim oğlum… ‘çantan nerde?’ diye sorup da kolunun altında göremeyince çantayı, başladı ağlamaya… ‘ağlama oğlum, ben sana daha iyisini alırım’ dedim. daha güzel bir çanta aldım…“
babam böyle anlatırdı; anlata anlata, bu anlattıklarına iyice inanmıştı. babam, içinden geçenleri, dileğini anlatıyordu. dileğini olmuş sanıp, inanarak anlatıyordu. hiç bir zaman: baba öyle değildi diyemedim.
o, gülerek anlatırdı, ben de gülerek dinlerdim.
çoğumuz kendi suçumuzmuş gibi yoksulluğumuzdan utanırız. ben de yıllarca yoksulluk ayıbımdan utandım, taa yazar olana dek… çoğunluğun yoksul olduğu ülkede, yoksulluğun değil, varlıklılığın daha utanılası olduğunu yazarlığa başlayınca anladım.”

aziz nesin.
devamını gör...
dün magazin programında bir hatun çıktı, ünlü biriymiş ismini hatırlamıyorum, köpeğinin kuaför masrafı asgari ücretli maaşını geçiyor.
devamını gör...
yukarıda 2 tanımda * * gayet güzel şekilde belirtildiği üzere mesele zenginlerin lüks harcamaları değil, fakirlerin alım güçlerinin azalması ve zengin azınlık ile fakir çoğunluğun arasındaki makasın sınırları zorlamasıdır. bunun sonucu toplumsal öfke ve umutsuzluktur.
devamını gör...
ülke içinde ithalata sebep olmayacak davranışlar gene normalde netflix, steam, spotify gibi servislere milyonlarca dolar akıyor ülkemziden. bunlar bir taraftan da haramı yayan servisler özellikle netflix.
devamını gör...
fakirler kirayı denkleştirmeye çalışırken;

zenginin birinde 50-100 tane daire olabiliyor.

üstelik dairelerin 15-20 tanesini anlaşmalı boşandığı 3. karısına nafaka olarak hibe edebiliyor.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar