fakirliği gizlemeye çalışmak

çocukların yaptığı acıtır en çok. yırtık ayakkabılarını gizlemeye çalışanlar, eksi kazağını kapatmaya çalışanlar. o masum yüzlere,yüreklere bunu yaşatanlar olmasa, yaşamasa. keşke...
devamını gör...
üniversite'de bir hocam anlatmıştı bu durumu.

hocam çok iyi bölümler kendisine gelmesine rağmen maddi imkansızlıklar yüzünden mecburen doğduğu şehirdeki üniversitede edebiyat bölümünü tercih etmişti ve hikayesini bize anlatmaya başladı:

"kuyu,ben bağlama çalmasını çok istiyordum. çok özeniyordum çalanlara. paramı biriktirip bir tane bağlama aldım kursa yazıldım. gittiğim kursta bir kız vardı güzelliği dillere destan. tıp fakültesini okuyordu,arabayla gidip geliyordu kursa,zengindi.bir süre sonra tanıştık, muhabbet etmeye başladık. tabi konuştukça bağlanmaya başladık ve kız da bana karşı boş değildi. babam gariban çiftçi,diğer abim ankara'da okuyor ona daha çok para lazım olur diye ona daha fazla gönderiyordu. ben anca yol parası cebimde gidip geliyordum. birgün bu hanım beni çay bahçesine çay içmeye davet etti. cebimde de beş kuruş para yok. bir mazeret bulup teklifi reddettim.kız çok bozulmuştu. yürüye yürüye eve gittim. odama girdim. sazı elime aldım,duvara vurdum paramparça ettim. gariban adamın sevmeye de hakkı yoktur dedim. o günden sonra da elime bağlama almadım."

hocamın elinde o dönem bağlama vardı ve şevkle öğrenmeye çalışıyordu. lakin fakirlik dediğimiz gerçek sevdaya da manidir. çay içecek parasının olmayışından teklif reddetmek de sevdaya dahildir.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar