farabi'de filozof, bilgiye elde etme tarzı olarak peygamberden üstündür. çünkü filozof, hakikati akılsal bir tarzda kavrar. peygamber ise tahayyül yetisi ile hakikati kavrar. farabi'de akılsal kavrayış diğer her türlü kavrayıştan üstün olduğu için bilgiyi elde etme tarzı bakımından peygamberden üstündür. farabi'nin bu görüşü gazali tarafından çok eleştirilecektir.
devamını gör...
farabi'nin herkesi kendi basina hakikati bulabilecek kadar zeki sanmasindan kaynaklanan yanilgisidir.

ha bu demek degildir ki yeterince zekiysek peygambere gerek yok. sadece kendi dusuncesini yine kendi yontemiyle elestiriyoruz felsefe yapiyoruz surada.
ama gozardi ettigi bir gercek vardi ki o da insanlarin aslinda sandiklari kadar zeki/ dusunur olmadigiydi.

eeee herkes bir hilal cebeci yani buyuk turk dusunuru olamiyor malesef ki.
devamını gör...
meşhur bir vaka vardır siyerde, hurma aşılarıyla ilgili: hz. peygamber meselenin sonunda yanıldığını kabul ederek "siz dünya işini daha iyi bilirsiniz" diyor. şimdi gelelim farabi'nin dediğine.. epistemoloji -eskilerin deyimiyle mebhas-ı marifet- de tıpkı hurma aşıları hakkındaki zirai bilgi gibi "dünya işi"dir. hal böyle olunca birilerinin bu konuda hz. peygamber'den daha üstün olduğunun iddia edilmesinin garip karşılanmaması ve refleksif tepkiler verilmemesi icap eder.
devamını gör...
peygamberlere bilginin vahiyle geldiği gerçeği onların bir zihinsel sancı sürecinden geçtiğini yadsıtmamalı. kaldı ki bu sancı o kadar şiddetli cereyan eder ki peygamber kendini dağlara, çöllere vurur. özetle epistemoloji nedir ki gülüm, mühim olan ontoloji. zira mühim olan bilgiyi kimin inşa ettiği, var ettiği. işte bunu tartışan bir zihin, sorunun cevabını ilahi bir kaynaktan alsa dahi herhangi bir filozoftan kat be kat evladır.
devamını gör...
vahiyle edinilen bilgi kesin, delilli * ve temellidir. amacı vardır, anlamı vardır.

filozofun bilgisi yoktur, ulaşmak istediği bilgi vardır. soru sorar ama verdiği cevabın kesinliği yoktur.

kısaca: (bkz: felsefe yapma)
devamını gör...
her ne kadar farabi ile bağlanmak istense de farabi'nin felsefesi ile ilgisi olmayan iddia.
farabi hiç bir zaman peygamber mi yoksa filozof mu üstün tartışmasını girmemiştir. çünkü farabi, biçim olarak yarıştırmak yerine sentez yapan bir alimdir. ona göre bir insanın, en üst noktaya çıkabilmesi için Allah'tan bir takım yetenekler alması gerekir. dolayısıyla peygamberlerin, kutsiyet bakımından en üst noktada olduklarına inanır.
aslında farabi'nin sürekli aristocu olarak bilinmesi kaynaklıdır bu yanlışlık. halbuki farabi'ye göre akl-ı faal denilen, Allah'ın sadece sevdiği kullarına bahşettiği, direk kendisinin gönderdiği bilgilerle donattığı bir akıl vardır. işte bu akl-ı faal'e sahip olan insanlar, bu bilgileri sonradan kazanılmış akıllarına yansıtır ve devrin, zamanın gerçekleriyle bunu sentez yaparak insanlara anlatır. Allah'ın rızasını,sevgisini kazanmış, erdemli insanlardan filozoflara kadar bu akl-o faal'e insanlar ancak Allah'ın izniyle belli bir seviyeye kadar ulaşabilir. yani bir nevi bu bir iman meselesidir. ama peygamberler ise farabi'nin tasdik ettiği gibi bu imanın en üst noktasındaki insanlardır. dolayısıyla Allah'ın sevgisini kazanmış bu insanlar, bahşedilen akl-ı faalleri sayesinde bilgileri insanlara en uygun şekilde anlatabilmişlerdir. bir filozof da akl-ı faal'e ulaşabilir. ama o ulaşılan seviye, iman ile ilgili bir seviye olduğu için bunun Allah'ın buyurduğu üzere peygamberler seviyesinde olmasına imkan yoktur ama bir takım hayırlı işleri insanlara aktarmasına da engel değildir. dolayısıyla farabi, tam tersine peygamberlerin o akl-ı faalin en iyi uygulayıcıları olan en üst insanlar oldukları için en bilgili filozoflar olduğunu söylemiş ve diğer filozofların da bu uygulamaları esas alarak o sonradan kazanılmış akıl (örnek aristo) ile sentez yapıp, iman seviyesinde yukarılara çıkarak Allah'ın izniyle akl-ı faale ulaşma çabasında olmaları gerektiğini esasen vurgulamıştır.
devamını gör...
kişi ve grupları bir peygamberle kıyaslamak tartışılmayacak kadar saçmadır. illa üstünlük çıkartılacaksa yaratan ile peygamberler dışında hiç bir cismaniyet iletişim kurmamıştır. üstünlüğün alası da tam buradadır.
devamını gör...
deli zırvası. peygamber alemlerin rabbi ile muhatab bir insan. sıradan bir postacı değil. peygamberler insanların bütün ihtiyaçlarını giderebilecek (maddi ve manevi) donanıma sahip insanlardır. yahu Allah'ın seçiciliğini ne zannediyor bunlar?

peygamberimizin hurma aşılarıyla ilgili hadisi bir yanılma, yanlış değil. ashabdan biri çıkıp ayakkabılarımızın bağcığını bile o'na sorardık derken birinin çıkıp e hurma aşıları tutmadı demesi normal. herkes meseleyi anlayacak diye bir şey yok. zeka var zeka var.

o sahabe efendimize bir şey danışıyor ve hurma aşıları tutmuyor. Allah rasulünün emriyle yaptığım şey benim için daha hayırlıdır diye düşünmüyor, düşünemiyor. efendimiz neden başta ben anlamam deyip göndermedi? çok ince bir ayrıntı var hadiste. ben sizin dünya işlerinizden anlamam buyuruyor. yani bu ne demek? bana sorduğunuz şeylerde aldığınız cevaplar, sonucu ne olursa olsun ahiretiniz için hayırlıdır. ahireti isteyen varsa gelsin bana sorsun, yok dünyalık isteyen varsa ben sizin dünyanızdan uzağım anlamına geliyor o cümle.

yoksa bir acziyet itirafı değildir o hadis.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar