fatma karabıyık barbarosoğlu

kıymetli bir yazar-düşŸünür-sosyologdur. onun gibi yazar kadınların artması dileğŸiyle. zira, onun gibilere çok ama çok ihtiyaç var. şŸunu da ekleyeyim: onun gibilerin "kendilerinden", "daha çok" ve "daha net" katmaları da gerekiyor hedef kitlelerine.
devamını gör...
fatma aliye'yi kimse tanımazken farkedip insanımıza tanıtma telaşına düşmesine rağmen yayınevi ve başka etkenlerden dolayı bir türlü istediği tanıtımı yapamamış. ne zamanki merkez bankası 50 tl'nin arkasına fatma aliye'yi uygun gördü. işte o zaman... fatma aliye çalışması istendiği ölçüde ilgi görmeye başladı fatma hanım'ın...

güzel şeyler bunlar.

(bkz: fatma aliye uzak ülke)
devamını gör...
akp mkyk üyesi olan ayşe böhürler'le karıştırılan hanımdır sanırım.

kendisi islamcı hanımlar arasında en takdir ettiğimdir. feminizme en az bulaşmış olandır.

yeni şafak gazetesinde aralıklarla yazar. bugunkü yazsınında kendisinin de belirttiği gibi gündemdeki konuları değil gündemde olması gereken konuları irdeler.

bugunkü yazısı demişken... sizi güzel köşe yazısıyla başbaşa bırakayım.

''fakirliğin resmi: dağlarda terörist, denizlerde korsan
ı-

salı gününden bu yana türk medyasının necip kalemleri itina ve hayranlık ile genelkurmay başkanı orgeneral ilker başbuğ'un konuşmasını değerlendiriyor. ben dahi değerlendirmek isterdim. ancak bir köşem olduğundan bu yana, toplumsal mesuliyetim gündem hırsımdan önde yürüdü. bu defa da öyle olacak. başbuğ'un konuşmasının entelektüel boyutlarını analiz edebilecekken susuyorum. mesela weber atıflarının yatay toplumu açıklayamadığından başlayıp, medyanın başbuğ'un konuşmasını "çıtayı" aşağıda tutarak değerlendirmesi üzerinde durabilirdim. ama bunların hiçbirini yapmayacağım. tsk hakkında şimdiye kadar yaptığım tek bir eleştiri ve olumsuz bir cümle olmamasına rağmen bendeniz, "adam/kadın" yerine konmamış gazetecilerdenim. başımdaki örtüyü bir gül gibi taşırken bazıları onun sadece dikenlerini görüyorsa yapılabilecek ne var? yazdığım cümlelerin doğru anlaşılabilme ihtimalinin olmadığı zamanlarda itina ile susmayı tercih ediyorum.

velhasıl herkesin "her yerde" olduğu bir çağda, ben başımdaki örtüyle "hiçbir yer" deyim. "hiçbir yer"de olan biri olarak merkeze somalili korsanları alıyorum bu gün. somalili korsanlar da hiçbir yerde çünkü. ama bu hiçbir yerdelik onlara dünyanın yeni bir şer odağını yapılandırma hakkı veriyor.

ıı-

kurdun kuşun hatırını soran, arkasında söylenmedik şarkıların nağmesini bırakan obama; avrupa seferini tamamlar tamamlamaz, ayağının tozuyla ilk tarihi kararını verdi.tarihi karar? somalili korsanların elinde rehin olarak bulunan kaptanın canına karşılık, korsanların canı.

böylece ilk defa korsan eylemi kanlı bir şekilde sonlanmış oldu. bilmeyenler için bir giriş denemesinde bulunalım. korsan kelimesi ne vakittir tarihi romanların, tarihi filmlerin konusu olmaktan çıkmış, hayatımızın ortasına oturmuştu.

somalili korsanların ele geçirdikleri gemiler için yüklü fidye istemelerine tanıklığımız, türk gemisini kaçırmalarıyla başlamış, deniz kuvvetleri'ne ait "giresun" gemisinin korsanlarla mücadele etmek üzere aden körfezi'ne doğru sefere çıkması ile gündemimize oturmuştu. bakmayın 'gündemimize' kelimesine. gündem yani sen ben bizim keloğlan. yoksa "kamuoyu"nun gündeminde, elma kromun zayıflatıcı etkisi kadar bile yer bulamamıştı.

oysa somalili korsanların eylemleri, içinde bulunduğumuz zamana maya çalan eylemlerden biri. yıllardır iç savaşın içinde yokluğun emzirdiği somalili gençler, zenginlerden alıp fakirlere dağıtmaya başlamışlardı işte. robin hood filmlerini zevkle seyrediyorduk değil mi?

gençler deyince hem ulusal sınırlarımız içinde hem de küresel ölçekte daima orta sınıf ve üst sınıfa mensup olan gençleri dert ediniyoruz. komşumuz yunanistan'da olan biten gençlik eylemleri gençlik eylemi de, somali korsanlarınki gençlik eylemi değil mi?

küresel krize çare bulmak isteyenler, aynı zamanda dünya gençliğinin sorunlarını da merkeze almak zorunda. zengin gençler eline silah alıp "adrenalin" avına çıkıyor, fakir gençler eline silah alıp "erzak" biriktiriyor.

"medeniyetler ittifakı"nda gençler ile ilgili kararlar merkeze alındı. iyi güzel de kamuoyu oluşturulabildi mi? hayır. sempozyum, panel, forum, uluslararası toplantı yapmak ile bir adım atılmış olmuyor. adım olması için hedefe doğru belli bir mesafe kaydedilmiş olması lazım. akademinin gündemine oturmayan, kamuoyunda ilgililer tarafından tartışılmayan toplantılar, "ikindi çayı" sosyalliğinden öteye gidemiyor.

istanbul "medeniyetler ittifakı"na ev sahipliği yaparken obama'nın "teşrifi", diğer liderleri gölgede bırakmıştı. yoğun empati gücüne sahip biri olarak imajlanmaya çalışılan obama'nın somalili korsanlarla empati kurmasını beklemiyorduk elbette. fakat, korsanların ölümü ile neticelenen "kurtarma operasyonu" tarihi hatalarının ilki olabilecek bir öneme sahip. dünyanın kabuğunun hızla değiştiği şu günlerde, korsanların fidye isteği kabul edilseydi şeklinde bir öneri sunuyor değilim. çünkü korsanların fidye isteği yerine getirildikçe onlar da avlandıkları sularda tam teçhizat avlanabilmek için kendilerine daha modern aksamlar alıyor. öldürmek çözüm mü? hayır. kaybedecek hiçbir şeyi olmayan yaş ortalaması yirmiyi geçmeyen gençleri şiddet yoluyla durdurmaya kalkmak onların hırsını, dayanışma gücünü ve katılımcılarını çoğaltmaya yarar en fazla.

1989'dan beri iç savaşın içinde bulunan somali, savaşın içinde yetişmiş gençliğinin korsan kimliği üzerinden dünya gündemine oturuyor.

gezegenin başkanı olmaya soyunmuş olan obama, küresel kriz ile başa çıkabilmek için aynı zamanda dünya gençliğinin uçurumlarını da kapatacak yeni kavramları, kavramların ışığında çözüm arayışlarını örgütlemek zorunda. bir tarafta her şeye sahip olmanın getirdiği tatminsizlik ile şiddet üzerinden heyecan arayan bir gençlik, diğer tarafta yalnızlıktan, ya da fakirlikten dolayı eline silah alan "adanmış gençlik" var.

somalili korsanlara bakarken; kendi ülkemi unutu-yor değilim. bizim gözü yaşlı ülkemizde; pkk'ya katılacağı için oğlunu yakalatan babalar kadar, üniversite sınavlarına hazırlanan kızına "üniversitede seni okutmazlar. ne duruyorsun dağa çık. kurtuluş dağlarda" diyen anneler de var.

gençliğin ne düşündüğünü, nasıl yaşadığını bilmeyen, değer yargılarının ne kadar farklılaştığını görmeyen yöneticiler ve eğitimciler ile acıdır ki ortak harflere bile sahip değiliz. bu durumda nasıl cümle kurup harcımızı yenilemek için kavramlar oluşturabileceğiz?! ''

http://yenisafak.com.tr/yaz...
devamını gör...
gayet zeki, birikimli ve değerli bir yazar.
kalbiyle akledebilen 'müslüman' bir hali var.

takip etmek, 'ne demiş?' diye merak etmek gerek..
fakat bunca asabiliğin karşısındakileri ürkütebildiğini ve biraz daha 'güleryüzlülüğün' kimseye bir zararı dokunmayacağını hatırlatmakta fayda var.
devamını gör...
fatma hanım yenişafak'ta salı ve cuma günleri yazar, iyi de yapar yazmakla. muhtereme'nin zannımca en önemli vasfı hakkında konuştuğu ve yazdığı herşeyde merkez nokta olarak vicdanını almasıdır. fetva verme sırasında vicdan kaybı yaşayan insan grubundan bu vasfı ile ayrılır. kalbini bir yük olarak taşımadığını her eyleminde görmek mümkündür; sanıyorum cins-i latifin bir ferdi ve üstelik evlat sahibi bir ferdi olmasından mütevellit bu kadar ince bir ruha sahiptir. ayrıca yareni nazife şişman ile birlikte gündelik hayat sosyolojisi alanında camianın en kayda değer gözlemcilerinden biridir. aslında her insaf sahibi camianın kadın kalemlerinin gündelik hayatı gözlemleme ve çözümleme gücünün erkeklere tur bindirdiğini kabul edecektir. modernizmi moda gibi ümüğü sayılacak bir noktasından yakalamıştır ve iyi vuruşlar yapmıştır, yapmaktadır. akademik yönünü de ihmal etmeyelim diyerekten söylüyorum. kendisini edebiyat denilen bir kuleye hapsedip dünyada olan biteni yok sayan tavırlarla da hiç işi yoktur. bu ülkenin sorunlarına sahip çıkan, bu ülkenin sorunlarına bu ülkede yaşayan insanların çözüm bulacağına inanan ve bunu hep aklımızda tutmamız için çabalayan bir kalemdir. hatta camia içerisinde "gominist" yaftası vurma alışkanlığının yüksek olmasından dolayı gelir dağılımı, emek gibi kelimeleri sözlüklerinden silenlere mukabil sosyal adaleti çokca vurgulaması takdire şayandır. kendisine uzun ve bereketli ömürler diliyoruz efendim, saygı ile.
devamını gör...
yenişafaktaki yazılarını bir zamanlar beğeniyle takip ederdim. ismi biraz uzunca olduğu için söylemesi biraz zahmetlidir. bunla ilgili bir anımı nakletmeden geçmeyeyim dedim:
bir batı anadolu şehrinde bu yazarın bir kitabını ararken, kasadaki elemana sordum:
* fatma karabıyık barbarosoğlunun kitapları var mı?
*kim dediniz?
*fatma karabıyık barbarosoğlu.
arkadaşına seslenir
*bizde barbarosoğlu hayreddinin kitapları varmı? *

hiçbiryer romanı, senin hikayen, gün akşamsızdır ve iki kişilik rüyalar hikaye kitapları oldukça güzeldir. yazarın diğer eserleri:
MedyaSenfoni
Fatma Aliye Uzak Ülke
Şov ve Mahrem
Bahçeler Sokaklar
Acı Deniz
Okuyucu Velinimetimizdir
Otobüsname
Ramazanname
imaj ve takva
moda ve zihniyet
sözün ve sükutun renkleri
ahir zaman gülüşleri
devamını gör...
imaj ve takva ile tanıdığım, sonraları kolay kitap temin edebildiğim öğrencilik günlerinde birçok kitabını edindiğim nadir yazarlardan. bugünün meselelerinin geçmişle bağını bana en iyi öğretenlerden biri. ayrıca mağduruz, mazlumuz derken müslümanlar olarak özeleştiriden, nefis terbiyesinden ne kadar ayrı düştüğümüzü, yasakların bizden götürdüğünün aslında tepkimizi yoğunlaştırdığımızdan ne kadar fazla olduğunu sokar gözümüze.
devamını gör...
ne dediğini bilen az sayıda kadınlardan biridir. ama kendisinden ricam, eğer yapabiliyorsa sadece edebiyat ile uğraşması. memleket meselesi ile ilgili söylediklerinin bir çoğu yanlış ve taraflı. müslüman kadınların mağduriyetlerini dile getirme biçimi çoğu zaman doğru argümanlarla yapılmaktadır.
devamını gör...
muhteşem bir gözlemcidir.sosyologluğunu çok şık kullanan bir hanım.gözlemleriyle sosyolojiyi harmanladığı yazıları müthiş,okumaya değerdir.imaj ve takva her müslüman hanımın okuması gerekenler arasıhttp://nda.meğer ne kadar da çıplakmışız dedirteceğinden emin olunabilir.
devamını gör...
haza hanımefendi bir yazar. ciddi ve vakar sahibi. müslüman bir kadın yazar olduğunda onun tavrını duruşunu örnek almalıdır. sosyolog oluşu bence edebiyatçı kimliğinden önde gider. belirtmeden geçemeyeceğim sadece kadınlar değil erkekler de okumalıdır. hatta asıl onlar okumalıdır.
devamını gör...
türkiye'nin önemli sosyologlarından. åžimdiye dek 17 güzel eser kazandırmıştır:
moda ve zihniyet (doktora tezidir. ümit meriç ile çalışmıştır)
imaj ve takva
åžov ve mahrem
sözün ve ükutun renkleri
okuyucu velinimetimizdir
ramazanname
otobüsname
acı deniz
gün akşamsızdır
senin hikayen
ahir zaman gülüşleri
iki kişilik rüyalar
bahçeler ve sokaklar
hiçbiryer
uzak ülke: fatma aliye
kamusal alanda başörtülüler
medya senfoni

devamını gör...
afyon doğumludur. istanbul edebiyet mezunudur. yüksek lisansını tasavvufi eğitimin değerlendirilmesi tezi ile, doktorasını moda ve zihniyet tezi ile tamamlamıştır.
aynı zamanda birçok hikaye ve öykü yazmıştır/yazmaktadır. gün akşamsızdır öyküsü tyb tarafndan ylın hikayesi seçilmiştir.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar