fatma karabıyık barbarosoğlu

kıymetli bir yazar-düşŸünür-sosyologdur. onun gibi yazar kadınların artması dileğŸiyle. zira, onun gibilere çok ama çok ihtiyaç var. şŸunu da ekleyeyim: onun gibilerin "kendilerinden", "daha çok" ve "daha net" katmaları da gerekiyor hedef kitlelerine.
devamını gör...
fatma aliye'yi kimse tanımazken farkedip insanımıza tanıtma telaşına düşmesine rağmen yayınevi ve başka etkenlerden dolayı bir türlü istediği tanıtımı yapamamış. ne zamanki merkez bankası 50 tl'nin arkasına fatma aliye'yi uygun gördü. işte o zaman... fatma aliye çalışması istendiği ölçüde ilgi görmeye başladı fatma hanım'ın...

güzel şeyler bunlar.

(bkz: fatma aliye uzak ülke)
devamını gör...
akp mkyk üyesi olan ayşe böhürler'le karıştırılan hanımdır sanırım.

kendisi islamcı hanımlar arasında en takdir ettiğimdir. feminizme en az bulaşmış olandır.

yeni şafak gazetesinde aralıklarla yazar. bugunkü yazsınında kendisinin de belirttiği gibi gündemdeki konuları değil gündemde olması gereken konuları irdeler.

bugunkü yazısı demişken... sizi güzel köşe yazısıyla başbaşa bırakayım.

''fakirliğin resmi: dağlarda terörist, denizlerde korsan
ı-

salı gününden bu yana türk medyasının necip kalemleri itina ve hayranlık ile genelkurmay başkanı orgeneral ilker başbuğ'un konuşmasını değerlendiriyor. ben dahi değerlendirmek isterdim. ancak bir köşem olduğundan bu yana, toplumsal mesuliyetim gündem hırsımdan önde yürüdü. bu defa da öyle olacak. başbuğ'un konuşmasının entelektüel boyutlarını analiz edebilecekken susuyorum. mesela weber atıflarının yatay toplumu açıklayamadığından başlayıp, medyanın başbuğ'un konuşmasını "çıtayı" aşağıda tutarak değerlendirmesi üzerinde durabilirdim. ama bunların hiçbirini yapmayacağım. tsk hakkında şimdiye kadar yaptığım tek bir eleştiri ve olumsuz bir cümle olmamasına rağmen bendeniz, "adam/kadın" yerine konmamış gazetecilerdenim. başımdaki örtüyü bir gül gibi taşırken bazıları onun sadece dikenlerini görüyorsa yapılabilecek ne var? yazdığım cümlelerin doğru anlaşılabilme ihtimalinin olmadığı zamanlarda itina ile susmayı tercih ediyorum.

velhasıl herkesin "her yerde" olduğu bir çağda, ben başımdaki örtüyle "hiçbir yer" deyim. "hiçbir yer"de olan biri olarak merkeze somalili korsanları alıyorum bu gün. somalili korsanlar da hiçbir yerde çünkü. ama bu hiçbir yerdelik onlara dünyanın yeni bir şer odağını yapılandırma hakkı veriyor.

ıı-

kurdun kuşun hatırını soran, arkasında söylenmedik şarkıların nağmesini bırakan obama; avrupa seferini tamamlar tamamlamaz, ayağının tozuyla ilk tarihi kararını verdi.tarihi karar? somalili korsanların elinde rehin olarak bulunan kaptanın canına karşılık, korsanların canı.

böylece ilk defa korsan eylemi kanlı bir şekilde sonlanmış oldu. bilmeyenler için bir giriş denemesinde bulunalım. korsan kelimesi ne vakittir tarihi romanların, tarihi filmlerin konusu olmaktan çıkmış, hayatımızın ortasına oturmuştu.

somalili korsanların ele geçirdikleri gemiler için yüklü fidye istemelerine tanıklığımız, türk gemisini kaçırmalarıyla başlamış, deniz kuvvetleri'ne ait "giresun" gemisinin korsanlarla mücadele etmek üzere aden körfezi'ne doğru sefere çıkması ile gündemimize oturmuştu. bakmayın 'gündemimize' kelimesine. gündem yani sen ben bizim keloğlan. yoksa "kamuoyu"nun gündeminde, elma kromun zayıflatıcı etkisi kadar bile yer bulamamıştı.

oysa somalili korsanların eylemleri, içinde bulunduğumuz zamana maya çalan eylemlerden biri. yıllardır iç savaşın içinde yokluğun emzirdiği somalili gençler, zenginlerden alıp fakirlere dağıtmaya başlamışlardı işte. robin hood filmlerini zevkle seyrediyorduk değil mi?

gençler deyince hem ulusal sınırlarımız içinde hem de küresel ölçekte daima orta sınıf ve üst sınıfa mensup olan gençleri dert ediniyoruz. komşumuz yunanistan'da olan biten gençlik eylemleri gençlik eylemi de, somali korsanlarınki gençlik eylemi değil mi?

küresel krize çare bulmak isteyenler, aynı zamanda dünya gençliğinin sorunlarını da merkeze almak zorunda. zengin gençler eline silah alıp "adrenalin" avına çıkıyor, fakir gençler eline silah alıp "erzak" biriktiriyor.

"medeniyetler ittifakı"nda gençler ile ilgili kararlar merkeze alındı. iyi güzel de kamuoyu oluşturulabildi mi? hayır. sempozyum, panel, forum, uluslararası toplantı yapmak ile bir adım atılmış olmuyor. adım olması için hedefe doğru belli bir mesafe kaydedilmiş olması lazım. akademinin gündemine oturmayan, kamuoyunda ilgililer tarafından tartışılmayan toplantılar, "ikindi çayı" sosyalliğinden öteye gidemiyor.

istanbul "medeniyetler ittifakı"na ev sahipliği yaparken obama'nın "teşrifi", diğer liderleri gölgede bırakmıştı. yoğun empati gücüne sahip biri olarak imajlanmaya çalışılan obama'nın somalili korsanlarla empati kurmasını beklemiyorduk elbette. fakat, korsanların ölümü ile neticelenen "kurtarma operasyonu" tarihi hatalarının ilki olabilecek bir öneme sahip. dünyanın kabuğunun hızla değiştiği şu günlerde, korsanların fidye isteği kabul edilseydi şeklinde bir öneri sunuyor değilim. çünkü korsanların fidye isteği yerine getirildikçe onlar da avlandıkları sularda tam teçhizat avlanabilmek için kendilerine daha modern aksamlar alıyor. öldürmek çözüm mü? hayır. kaybedecek hiçbir şeyi olmayan yaş ortalaması yirmiyi geçmeyen gençleri şiddet yoluyla durdurmaya kalkmak onların hırsını, dayanışma gücünü ve katılımcılarını çoğaltmaya yarar en fazla.

1989'dan beri iç savaşın içinde bulunan somali, savaşın içinde yetişmiş gençliğinin korsan kimliği üzerinden dünya gündemine oturuyor.

gezegenin başkanı olmaya soyunmuş olan obama, küresel kriz ile başa çıkabilmek için aynı zamanda dünya gençliğinin uçurumlarını da kapatacak yeni kavramları, kavramların ışığında çözüm arayışlarını örgütlemek zorunda. bir tarafta her şeye sahip olmanın getirdiği tatminsizlik ile şiddet üzerinden heyecan arayan bir gençlik, diğer tarafta yalnızlıktan, ya da fakirlikten dolayı eline silah alan "adanmış gençlik" var.

somalili korsanlara bakarken; kendi ülkemi unutu-yor değilim. bizim gözü yaşlı ülkemizde; pkk'ya katılacağı için oğlunu yakalatan babalar kadar, üniversite sınavlarına hazırlanan kızına "üniversitede seni okutmazlar. ne duruyorsun dağa çık. kurtuluş dağlarda" diyen anneler de var.

gençliğin ne düşündüğünü, nasıl yaşadığını bilmeyen, değer yargılarının ne kadar farklılaştığını görmeyen yöneticiler ve eğitimciler ile acıdır ki ortak harflere bile sahip değiliz. bu durumda nasıl cümle kurup harcımızı yenilemek için kavramlar oluşturabileceğiz?! ''

http://yenisafak.com.tr/yaz...
devamını gör...
gayet zeki, birikimli ve değerli bir yazar.
kalbiyle akledebilen 'müslüman' bir hali var.

takip etmek, 'ne demiş?' diye merak etmek gerek..
fakat bunca asabiliğin karşısındakileri ürkütebildiğini ve biraz daha 'güleryüzlülüğün' kimseye bir zararı dokunmayacağını hatırlatmakta fayda var.
devamını gör...
fatma hanım yenişafak'ta salı ve cuma günleri yazar, iyi de yapar yazmakla. muhtereme'nin zannımca en önemli vasfı hakkında konuştuğu ve yazdığı herşeyde merkez nokta olarak vicdanını almasıdır. fetva verme sırasında vicdan kaybı yaşayan insan grubundan bu vasfı ile ayrılır. kalbini bir yük olarak taşımadığını her eyleminde görmek mümkündür; sanıyorum cins-i latifin bir ferdi ve üstelik evlat sahibi bir ferdi olmasından mütevellit bu kadar ince bir ruha sahiptir. ayrıca yareni nazife şişman ile birlikte gündelik hayat sosyolojisi alanında camianın en kayda değer gözlemcilerinden biridir. aslında her insaf sahibi camianın kadın kalemlerinin gündelik hayatı gözlemleme ve çözümleme gücünün erkeklere tur bindirdiğini kabul edecektir. modernizmi moda gibi ümüğü sayılacak bir noktasından yakalamıştır ve iyi vuruşlar yapmıştır, yapmaktadır. akademik yönünü de ihmal etmeyelim diyerekten söylüyorum. kendisini edebiyat denilen bir kuleye hapsedip dünyada olan biteni yok sayan tavırlarla da hiç işi yoktur. bu ülkenin sorunlarına sahip çıkan, bu ülkenin sorunlarına bu ülkede yaşayan insanların çözüm bulacağına inanan ve bunu hep aklımızda tutmamız için çabalayan bir kalemdir. hatta camia içerisinde "gominist" yaftası vurma alışkanlığının yüksek olmasından dolayı gelir dağılımı, emek gibi kelimeleri sözlüklerinden silenlere mukabil sosyal adaleti çokca vurgulaması takdire şayandır. kendisine uzun ve bereketli ömürler diliyoruz efendim, saygı ile.
devamını gör...
yenişafaktaki yazılarını bir zamanlar beğeniyle takip ederdim. ismi biraz uzunca olduğu için söylemesi biraz zahmetlidir. bunla ilgili bir anımı nakletmeden geçmeyeyim dedim:
bir batı anadolu şehrinde bu yazarın bir kitabını ararken, kasadaki elemana sordum:
* fatma karabıyık barbarosoğlunun kitapları var mı?
*kim dediniz?
*fatma karabıyık barbarosoğlu.
arkadaşına seslenir
*bizde barbarosoğlu hayreddinin kitapları varmı? *

hiçbiryer romanı, senin hikayen, gün akşamsızdır ve iki kişilik rüyalar hikaye kitapları oldukça güzeldir. yazarın diğer eserleri:
medyasenfoni
fatma aliye uzak ülke
åžov ve mahrem
bahçeler sokaklar
acı deniz
okuyucu velinimetimizdir
otobüsname
ramazanname
imaj ve takva
moda ve zihniyet
sözün ve sükutun renkleri
ahir zaman gülüşleri
devamını gör...
imaj ve takva ile tanıdığım, sonraları kolay kitap temin edebildiğim öğrencilik günlerinde birçok kitabını edindiğim nadir yazarlardan. bugünün meselelerinin geçmişle bağını bana en iyi öğretenlerden biri. ayrıca mağduruz, mazlumuz derken müslümanlar olarak özeleştiriden, nefis terbiyesinden ne kadar ayrı düştüğümüzü, yasakların bizden götürdüğünün aslında tepkimizi yoğunlaştırdığımızdan ne kadar fazla olduğunu sokar gözümüze.
devamını gör...
ne dediğini bilen az sayıda kadınlardan biridir. ama kendisinden ricam, eğer yapabiliyorsa sadece edebiyat ile uğraşması. memleket meselesi ile ilgili söylediklerinin bir çoğu yanlış ve taraflı. müslüman kadınların mağduriyetlerini dile getirme biçimi çoğu zaman doğru argümanlarla yapılmaktadır.
devamını gör...
uzuuuuuuuuuuuuun uzuuuuun yazıları olan yeni şafak yazarı.
devamını gör...
şiir denedi, öyküye sığındı, romans pekala yazabilir.
müslüman genç kızlarının takip etmesi gereken bi hanım yazar...
devamını gör...
muhteşem bir gözlemcidir.sosyologluğunu çok şık kullanan bir hanım.gözlemleriyle sosyolojiyi harmanladığı yazıları müthiş,okumaya değerdir.imaj ve takva her müslüman hanımın okuması gerekenler arasıhttp://nda.meğer ne kadar da çıplakmışız dedirteceğinden emin olunabilir.
devamını gör...
haza hanımefendi bir yazar. ciddi ve vakar sahibi. müslüman bir kadın yazar olduğunda onun tavrını duruşunu örnek almalıdır. sosyolog oluşu bence edebiyatçı kimliğinden önde gider. belirtmeden geçemeyeceğim sadece kadınlar değil erkekler de okumalıdır. hatta asıl onlar okumalıdır.
devamını gör...
türkiye'nin önemli sosyologlarından. åžimdiye dek 17 güzel eser kazandırmıştır:
moda ve zihniyet (doktora tezidir. ümit meriç ile çalışmıştır)
imaj ve takva
åžov ve mahrem
sözün ve ükutun renkleri
okuyucu velinimetimizdir
ramazanname
otobüsname
acı deniz
gün akşamsızdır
senin hikayen
ahir zaman gülüşleri
iki kişilik rüyalar
bahçeler ve sokaklar
hiçbiryer
uzak ülke: fatma aliye
kamusal alanda başörtülüler
medya senfoni

devamını gör...
afyon doğumludur. istanbul edebiyet mezunudur. yüksek lisansını tasavvufi eğitimin değerlendirilmesi tezi ile, doktorasını moda ve zihniyet tezi ile tamamlamıştır.
aynı zamanda birçok hikaye ve öykü yazmıştır/yazmaktadır. gün akşamsızdır öyküsü tyb tarafndan ylın hikayesi seçilmiştir.
devamını gör...
oldukça mütevazi, oldukça cana yakın bir yazardır.
müslüman bir hanımefendi vakarını yansıtır ekrana çıktığında, "mahalle"de hak ettiği değeri hala bulamadı çünkü bence bilinçli bir şekilde geri planda tutulmaya çalışılıyor. zaten bizim mahallede, mahallenin özellikle de er kişi eşrafına okumuş ve örtülü olan hiçbir kadın yaranamamıştır.
ne nevval sevindi kadar (gazetecilik alanında), ne nazlı ılıcak kadar (siyaset alanında), ne nazan bekiroğlu, elif şafak kadar (edebiyat alanında), ne nilüfer göle kadar (sosyoloji alanında)...

o garip kompleksimiz devam ettikçe bizler, mahallenin kızlarını gözardı edip (yahut feminist, kaprisli, şucu bucu vs. diyerek etiketleyip), yan mahalle kızlarını baş tacı etmeye devam edeceğizdir. bu isimlere değer verilmesin değildir ancak, içimizdeki değerlere de artık hak ettikleri değer verilsin diye temenni edilmektedir.
devamını gör...
tartışma programlarına çağırılıp, konuşma sırası gelmeyen, başkası konuşurken görüntüye konan sosyolog*

devamını gör...
duruşuyla konulara vukufiyetiyle takdir ettiğim dua ettiğim bir mümine kendilerine her beş on senede bir yol haritası çizen bir sürü erkek yazarlarımıza nisbet gönlümüzdeki yeri sağlamdır.
devamını gör...
kendisine kulak kesilmediğinizi hissettiğinde şekvacı olur, hırçın çekirge olur, o orda tuzluk mudur? biblo mudur? zaten eşi muhtemelen onun yazdıklarını okumuyordur (erkek olsun kadın olsun birçok yazarın müşterek sorunudur) benzer bir şeyi sizde görmek istemez. eliniz çenenizde, şehadet parmağınız düşünür modda yanağınıza pıt pıt dokunuyor olmalı ve muhakkak can kulağıyla dinlemeli yahut öyle görünmelisiniz. ne dediğinizi dinler ama neyi demediğinize de dikkat kesilir ve bu yüzden fırçayı yiyebilirsiniz ablamızdan. annedir, eştir ve kadın yazarların çoğu (hadi yahut bir kısmı diyelim) kadın hakları dolmuşuna hep beraber binmeye teşneyken, binmişlerken, kadın yazarları ayartan kadın hakları geyiğine ya da seline kapılıp gitmez. tv de muarızıyla tartışırken çayınızı kahvenizi rahat rahat yudumlayabilirsiniz, aman pot kırmasın hata yapmasın diye milli maç gerginliği içinde izlemezsiniz çünkü müslüman olduğu için özür dilemez ve de bilirsiniz ki işin üstesinden gelecektir. selam olsun kendisine.
devamını gör...
bugünkü yazısında sözlüğümüzden* bahsetmiş. ve sözlüğün; kolu kırık ve gözlüklü yazar olanıyla yolda karşılaşmış, iki afacan yazarımızla arasında geçen diyaloğu aktarmış köşesinde. münevver.

--- alıntı ---
onları hiç ''göremeyeceğim'' bir günde gördüm. mecbur zamanların içinde. öyle tanıdık tanıdık bakıyorlardı ki. o aşinalık içinde gördüm ikisini. o aşinalık içinde selam verdim. ben bu çocukları nerden tanıyorum diye kendime sorarken farkında olmadan verilmiş bir selamdı.

kim bilir kaç vaktimi alırdı nereden tanıdığımı bulmak.

en iyisi onlara sormaktı. yüzünüz hiç yabancı değil ama kusura bakmayın yorgun zihnim isminizle cisminizi eşleştirmek konusunda tembel davranıyor.

ikisi birden güldü. öyle güzel öyle içten. zihniniz yorgun değil tam tersine çok dikkatli çünkü siz bizi tanımıyorsunuz.

nasıl olur çok aşina geldi yüzünüz.

birbirini seven insanlar zaman içinde birbirine benzermiş diye okumuştum dedi gözlüklü olan. biz de sizin yazılarınızı okuya okuya size yaklaştık demek ki.

güldük. böyle ulu orta aynı frekansta gülüşümüzden utanarak. dünkü yazınız dedi kolu sargılı olan.

ah noldu size. kırık değil inşallah.

umursamadı güldü.

önemli bir şey değil.

gözlüklü olan dünyanın en önemli işi şu an sizinle konuşmak çünkü diye devam etti.

iltifat maksadıyla da olsa yanlış sıralama yapmanıza gönlüm razı değil dedim.

ah bu konuda ihl sözlük bizi hiç aydınlatmadı dediler.

siz bilmiyorsunuzdur herhalde ihl'yi dediler.

sizi şaşırtmak boynumun borcu olsun dedim. biliyorum. hem de çok iyi.

takip ediyor musunuz?

etmemek mümkün mü? yoksa gençliğin gerisinde kalırız.
--- alıntı ---

--- alıntı ---
üstelik sıcaklar bastırınca insanların uzun yazı okuma kapasiteleri bir hayli düşüyormuş. baksanıza benim için ilh sözlükte yeni åžafak'ta uzuuunnn yazılar yazan yazar ibaresini kullanmışlar.

ihl sözlüğe madde yazan arkadaşlar, selam olsun demişler. eyvallah. hem selam olsun aramızda hem kelam. *
--- alıntı ---
http://yenisafak.com.tr/Yaz...



devamını gör...
imaj ve takva isimli kitabını okuduğum yazardır. gebzeye geldiği zaman görme fırsatım olmadı ama geldiğinin akşamı arkadaşlarımın gündeminde fatma hanımın konuşmaları ve değerli bir arkadaşımla "kadın yazar" ifadesini tartışması anlatılıyordu. her ne kadar "kadın yazar" ifadesini kullanmamızdan hoşlanmasa da, bayanların arasında düşünceleri en net, yazdıklarının en farkında, en net düşünen yazardır diyebilirim. bir de cihan aktaş hanım efendi ablamız vardır. bu iki kadın sağlam bir düşünce altyapısına sahip insanlar, belki de birçok konuda farklı görüşleri savunuyorlardır. bu önemli değil. bir kere düşünmeyi biliyorlar. önemli olan budur. günümüzde insanımızın iyi bir düşünme eğitimi alması gerektiğini düşünüyorum. işte fatma hanım bu eğitimi verebilecek insanlardan biridir. kendini muhabbetle selamlıyorum.
devamını gör...
nihal bengisu karaca ile birlikte, müslüman kadının problemlerine dikkat çektikleri için, camianın erkeklerinden feminist damgası yemiş hanım köşe yazarımız. sanki müslüman camianın kendi içerisinde kadınlarla hiç bir sorunu yokmuş gibi. ne kadar güzel düşünüp, ne derece güzel yazarlarsa yazsınlar, bu önyargı duvarını aşamayacakmış gibi görünüyorlar.
devamını gör...
dar katılımlı bir söyleşide dinleme imkanı bulduğum kadın yazar. kelimelere fazlasıyla itina ettiğinden ve her kelimeyi menşeiyle anlamlandırdığından muhatabını hayli zorlar. benden demesi
devamını gör...
kendisini tanımadığım günlerden bir gün, kendilerini çok iyi tanıdığımı sandığım bir grup zevattan oluşan bir tartışma programında rastladım kendisine. * niye bilmiyorum, ama bir içimden "ya şimdi bu kadınların karşısına bula bula bu kadıncağızı mı bulmuşlar, şimdi ezecekler bu kadını burada" falan dedim.. ama sonra kendisine söz verildiğinde kendisi* su-i zannlarımı afiyetle yedirdi bana. aman ben yiyeyim de böyleleri hep olsun. özetlemek gerekirse, zalimin zulmü varsa bizim de fatma karabıyık barbarosoğlu'muz var..

***

*
devamını gör...
kendisini yazılarıyla aramızda görmek istediğimiz yazar.. nacizane davetimizi görüp icabet edip etmemesi elbet saygıyla karşılanacak olan. siz bize gelmeseniz de biz size hep konuğuz.
devamını gör...
habertürk'e verdiği röportajla iyimserliğinin kurbanı olduğunu söyleyen fatma k. barbarosoğlu, habertürk'ün yanlışını ağır bir dille eleştirmiştir.

kendisine fatoş demişler bizde buradan kınıyoruz. ablamızın adı fatma'dır fatma.

söylediklerinde çarpıtılacak birşey yok ya ismini çarpıtmışlar.







devamını gör...
an itibariyle ramazanname kitabının okunmasında fayda olduğunu düşündüğüm hanımefendi'dir.
devamını gör...
habertürk'e verdiği röportajı bir türlü bulamadığım kıymetli yazarımız.
devamını gör...

--- alıntı ---
iyiyi buldum, güzeli gördüm diyebilmek...


karamsarlık mümine haram biliyorsunuz. lakin aptal bir iyimserlik de makbul bir şey değil. onun için iyimserlik ile karamsarlığın ötesinde eleştirel bakışlara ihtiyacımız var. ağlamayan, inlemeyen, sövmeyen eleştirel bakışlara.
--- alıntı ---

http://yenisafak.com.tr/Yaz...

devamını gör...
yazılarını özlediğimiz insan.


--- alıntı ---
not:2008'de tatil yapmadım.hasta olduğumda seyahatte olduğumda bile daima yazdım yazılarımı.onun için ne kırk gün hasta yattığımdan haberiniz oldu ne gittiğim yerden dönemediğimden. lakin bu defa sizlerden on beş günlüğüne izin istiyorum.yakında çıkacak olan ''cumhuriyetin dindar kadınları''nın matbuaya teslim sürecini kesintisiz bir zaman içinde yaşamak istiyorum.kitap çıkınca çok tartışılacağı için (ön okumayı yapanlar böyle söylüyor),bütün bu tartışmalar için biraz enerji biriktirmem gerekiyor.

duanıza muhtacım velhasıl. *
--- alıntı ---
http://yenisafak.com.tr/Yaz...
devamını gör...
çağın çirkefliklerinden zihnini koruyabilen üstade...

(lütfen sözlük jargonunda ki üstade ile karıştırmayın )

şu cümleler ona ait:

"3g ile ne olacak? daha çok ekrana bağlanacağız. insan insana daha fazla yük olacak. insanı ancak aramızda bir ekran olduğunda tahammül edip "seveceğiz". dolayısıyla fiziksel temas içinde olduklarımızdan nefret, ekran teması içinde olduklarımızdan muhabbet devşireceğiz."
devamını gör...
yazdıkları ve vakur duruşuyla müslümanca düşünme, müslümanca yaşama diye bir derdi olanlara seviye kazandıran yazar.
devamını gör...

----alıntı----
ceylan'ın sahipsiz ölümü, ailesinin acısını tek başına yaşamaya terk ediş küçük hikaye konusunda hükümetin ve sayın başbakan'ın reflekslerinin ve duygusal zekasının tutuk olduğunu ortaya koyuyor."
----alıntı----
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar