felak sûresi

2.
1- de ki: sabahın rabbine sığınırım.

2- yarattığı şeylerin şerrinden,

3- karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,

4- düğümlere üfüren-kadınların şerrinden,

5- ve hased ettiği zaman, hasetçinin şerrinden.
devamını gör...
kul e'ûzu birabbilfelak. min şerri mâ halak. ve min şerri ğasikın izâ vekab. ve min şerrinneffâsâti fil'ukad. ve min şerri hâsidin izâ hased.
devamını gör...
(ey muhammed!) de ki: yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedçinin şerrinden, tan yerini ağartan rabbe sığınırım.
devamını gör...
kur'an-ı kerim'in yüz on üçüncü suresi. felak suresi, medine-i münevverede nazil oldu (indi).

beş ayet-i kerimedir. ilk ayet-i kerimede geçen felak kelimesi sureye isim olmuştur. surede Allahü teala; görünen ve görünmeyen, bilinen ve bilinmeyen bütün kötü şeylerden kullarının kendisine sığınmalarını, güvenilecek ve sığınılacak tek varlığın kendisi olduğunu bildirmektedir. (senaullah dehlevi, ibn-i abbas)

Allahü teala, felak suresinde mealen buyuruyor ki: (ya muhammed!) yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöküp bastığı zaman gecenin şerrinden, (büyücülerin ipliklere bağladıkları) düğümlere üfüren (nefes)lerin (büyücü ve üfürükcülerin) şerrinden, hased edenin, hased ettiği zaman şerrinden, karanlığı yırtan nurun rabbine sığınırım de! (ayet: 1-5)

ey ukbe! felak suresini oku. zira sen, Allahü tealaya felak suresinden daha sevimli gelen ve daha beliğ olan hiç bir sure okuyamazsın. mümkün olursa onu çok oku. (hadis-i şerif-müsned-i ahmed ibni hanbel)

*
devamını gör...
felak sûresi. سورة الفلق

kur’ân-ı kerîm’in 113. sûresi.

adını ilk âyette geçen felak kelimesinden alır. beş âyet olup fasıla*sı (ب‘ د‘ ق) harfleridir. nâs sûresiyle birlikte “muavvizeteyn”, ihlâs ve nâs sûreleriyle birlikte “muavvizât” adını alırlar.

felak ve nâs sûrelerinin beraber nâzil olduğu konusunda ittifak varsa da mekkî mi medenî mi oldukları hususu ihtilâflıdır. hasan-ı basrî, atâ, ikrime ve câbir b. zeyd’e göre bu iki sûre mekkî, abdullah b. zübeyr ve katâde’ye göre ise medenî’dir. sûrelerin medenî olduğunu söyleyenlerin delillerinden biri, medine’de bir yahudi tarafından hz. peygamber’e büyü yapılması üzerine muavvizeteynin indiği yolunda rivayet edilen hadistir (süyûtî, ed-dürrü’l-menŝur, vııı, 687-688; şevkânî, v, 519). âlûsî bu rivayete dayanarak sûrenin mekkî olduğunu söyleyenlere itibar edilemeyeceğini ileri sürer (rûĥu’l-me`ânî, xxx, 278-279). ibn abbas’ın bir rivayete göre mekkî, bir başka rivayete göre medenî dediği de nakledilir (ibnü’l-cevzî, zâdü’l-mesîr, ıx, 270; ebû hayyân el-endelüsî, vııı, 529). ancak muavvizeteynin üslûp ve muhteva bakımından mekkî sûrelere benzerlik gösterdiği görülür, öte yandan diğer peygamberler için olduğu gibi hz. peygamber hakkında da “sihirbaz, sihre yakalanmış” türünden iddiaların ileri sürülmesi, fiilen onun sihre mâruz kalmasını imkânsız kıldıktan başka resûl-i ekrem’e yönelik bu tür ithamları içeren ifadelerin mekkî sûrelerde yer aldığı dikkat çekmektedir. aslında resûlullah’ın hayatına dair sahih rivayetlerle belgelenemeyen büyü iddiasına muavvizeteynin medenî oluşuyla istidlâl edilmesi, delille delilin ispat edeceği konu (medlûl) arasında yer değiştirme gibi metot bakımından yanlış bir işin yapılması sonucunu doğurmaktadır. buna göre önce hz. peygamber’e medine’de büyü yapıldığının ve muavvizeteynin bu münasebetle nâzil olduğunun ispat edilmesi, sonra da bu sûrelerin medenî özelliği taşıdığının ortaya konması gerekir. halbuki bunların hiçbiri ilmen mümkün olmamaktadır.

abdullah b. mes’ûd’un, kur’an’dan olmadıkları gerekçesiyle felak ve nâs sûrelerini kendi tertip ettiği mushafa almadığı rivayet edilirse de (müsned, v, 129, ibn kesîr, vııı, 549-551; süyûtî, ed-dürrü’l-menśûr, vııı, 683) her iki sûrenin de kur’ân-ı kerîm’e dahil bulunduğu hususunda icmâ vardır ve resmî mushaflarda son iki sûre olarak yer almışlardır (geniş bilgi için bk. mushaf; muavvizeteyn; buhârî, “tefsîr”, 113; kurtubî, xx, 251; şevkânî, v, 518-519).

sûreye felakın rabbine sığınma emriyle başlanmaktadır. felak kelimesi etrafında çeşitli yorumlar yapmak mümkündür (bkz: elmalılı, ıx, 6367-6373). ancak ilk âyetin bir sonraki âyetle bağlantısı hesaba katıldığı takdirde bu kelimenin, kâinatın yokluk alanından bir patlama ile ilk meydana gelişini ve yaratılışını ifade ettiğine hükmedilebilir. çünkü ikinci âyet Allah’ın yarattığı her şeyin zararından, üçüncü âyet bastıran karanlıkların şerrinden Allah’a sığınmak gerektiğini bildirmektedir. buradaki “bastıran karanlık” gece karanlığını, zulüm ve cehalet karanlığını, karanlık düşünceleri ve insanın içine çöken, onun iç dünyasını karartan kin, öfke, şehvet ve kıskançlık gibi şeyleri içine alan kapsamlı bir ifadedir. dördüncü âyet, “düğümlere üfleyenlerin şerrinden” de Allah’a sığınmanın gereğini dile getirmektedir. bu ifade, fiilen mevcut olup olmaması bir yana, varlığına inanılıp etkileri altında kalınan üfürükçülük ve büyücülük gibi ruhi etkileşimlerden başka, kötü fikirlerin ve sapık ideolojilerin tesiriyle insanların, içindeki inanç düğümlerinin çözülüp küfür ve ümitsizlik karanlıklarına düşmelerine de işaret etmektedir. ayrıca âyetin, bir düğmeye basıp bir nükleer sistemi harekete geçirmek suretiyle doğabilecek büyük felâketlere de dolaylı bir şekilde değindiğini söylemek mümkündür. sûrenin son âyetinde, kıskançlığı tutan hasetçinin şerrinden Allah’a sığınmanın önemine dikkat çekilmiştir.

gerek felak sûresinde gerekse ardından gelen nâs sûresinde kötülüklerinden Allah’a sığınılacak şeyler bildirilirken önce tabiat kuvvetlerinden, sonra kötü insanlardan, en sonunda da gözle görülmeyen varlıklardan (cin) söz edilmektedir ki burada somuttan soyuta, sakınılması kolay olandan zor olana doğru bir sıralanış dikkat çekmekte, dolayısıyla sığınmanın önemi ve yöntemi öğretilmektedir. hemen belirtilmelidir ki sığınma yalnız sözle değil gelebilecek zararlara karşı mümkün olan bütün tedbirlerin alınmasıyla gerçekleşir.

sûrenin faziletine dair hz. Âişe’den rivayet edilen bir hadise göre resûl-i ekrem rahatsızlık ânında ve gece yatağına gireceği sırada ihlâs, felak ve nâs sûrelerini okuyup avuçlarına üfler ve elleriyle bütün vücudunu sıvazlardı (buhârî, “feżâǿilü’l-kurǿân”, 14; ebû dâvûd, “edeb”, 98; tirmizî, “da`avât”, 21). ukbe b. Âmir’den gelen bir rivayette de hz. peygamber’in kendisine şöyle dediği belirtilmiştir: “ey ukbe! sen ‘kul eûzü bi-rabbi’l-felak’ sûresini oku; zira Allah’a bu sûreden daha sevimli gelen ve daha beliğ olan hiçbir sûre okuyamazsın; mümkün oldukça onu oku” (müsned, ıv, 149, 155: sûrenin fazileti hakkındaki diğer rivayetler için bk. ibn kesîr, vııı, 550-553; süyûtî, ed-dürrü’l-menŝur, vııı, 684-688; şevkânî, v, 518-519). bazı tefsirlerde yer alan (meselâ bk. zemahşerî, ıv, 657; beyzâvî, ıı, 629) ve muavvizeteyni okuyan kimsenin sanki Allah’ın indirdiği bütün kitapları okumuş gibi olacağını ifade eden hadisin mevzû olduğu kabul edilmiştir (ibnü’l-cevzî, el-mevżû`ât, ı, 239-241; zerkeşî, ı, 432).

bibliyografya:

râgıb el-isfahânî, el-müfredât “flk”, md.; müsned, ıv, 149, 155; v, 129; buhârî, “tefsir”, 113, “feżâǿilü’l-Ķurǿân”, 14; ebû dâvûd, “edeb”, 98; tirmizî, “da`avât”, 21; hasan-ı basrî, tefsîr (nşr. muhammed abdurrahîm), kahire 1992, ıı, 445-447; ibnü’l-cevzî, el-mevżû`ât (nşr. abdurrahman m. osman), medine 1386/1966, ı, 239-241; a.mlf., zâdü’l-mesîr, ıx, 270; ebû hayyân el-endelüsî, el-baĥrü’l-muĥîŧ, beyrut 1403/1983, vııı, 529; zemahşerî, el-keşşâf (kahire, ıv, 655-657; kurtubî, el-câmi`, xx, 251; ibn kesîr, tefsîrü’l-Ķurǿân, vııı, 549-553; zerkeşî, el-burhân, ı, 432; beyzâvî, envârü’t-tenzîl, istanbul 1314, ıı, 546-570, 629; ibn hacer, el-kâfi’ş-şâf (zemahşerî, el-keşşâf [beyrut] içinde), ıv, 657; süyûtî, ed-dürrü’l-menŝûr, kahire 1314, vııı, 684-688; a.mlf. el-itķān (bugā), ı, 29-55; şevkânî, fetĥu’l-ķadîr, v, 518-519; alûsî, rûhu’l-me`ânî, xxx, 278-285; elmalılı, hak dini, ıx, 6367-6373.

emin ışık *
devamını gör...
felâk sûresi’nin son âyeti şudur: “bir de kıskandığı vakit kıskanç kişinin şerrinden...”

hüseyin bin fadl bu ayet hakkında şöyle der: “bu sûrede birçok kötülükten bahsedilmesine rağmen, hasedle bitirilmiştir. çünkü hased, huyların en çirkinidir.” *
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar