felatun bey ile rakım efendi

ahmet mithat efendi'nin romanıdır.roman kahramanları iki zıt karakterdedir. biri yanlışŸ şŸekilde batılaşŸan , gösterişŸ meraklısı diğŸeri ise daha gelenekçi ve çalışŸkan. efendi ve bey'de bu iki kavramı simgeler.
devamını gör...
felatun bey ile rakım efendi arasındaki en büyük fark bence çalışkanlıkları rakım efendi ne kadar çalıskan birisiyse felatun bey de o derece tembel birisi.
devamını gör...
ahmet mithat'ın tanzimat edebiyatı'nın vazgeçilmezi olan 'iyiyi göğe çıkar kötüyü dipsiz kuyuya at' mantığı içerisinde yazıp kendisinin de anıldığı 'efendi' lakabını rakım bey karakteriyle yüceltip frenkleşmeyi yerden yere vurduğu roman.

devamını gör...
lisede sınavda çıkacak diye okutulmaya çalışılan, ama sınavda çıkmayan, hayatta da bir daha karşıma çıkmayacak olan bir roman.
(tâ ki cogito'ya gelene kadar, yine karşıma çıktın felatun. rakım'a selamlar)
devamını gör...
felâtun bey ile râkım efendi. ahmed midhat efendi’nin (ö. 1912) tanzimat’tan sonraki alafranga hayatı hicveden romanı.

ahmed midhat’ın hikâye olarak tanıttığı letâif-i rivâyât serisi dikkate alınmazsa telif ettiği otuz iki romanı arasında yayın sırasına göre beşincisidir. rodos’ta sürgünde iken kaleme aldığı diğer kitapları gibi bu da imzasız olarak yayımlanmıştır. on bir bölümden meydana gelen roman tanzimat devri ikilemini mizahî bir dille anlatır. konu, esere adını veren iki gencin hemen her bakımdan zıtlıkları üzerine kurulmuştur.

felâtun bey alafranga yaşamaya meraklı bir babanın evinde sathî bilgilerle yetişmiş, kıyafet, tavır ve ahlâkî davranışlarına kadar avrupalılık özentisi taşıyan hazır yiyici bir gençtir. bir dairede memurdur, fakat işine gitmez, vaktini eğlence ve gezi yerlerinde kumarla ve kadınla geçirir. râkım efendi ise küçük yaşta babasını kaybetmiş, önce annesinin, onun da ölümüyle dadısının ihtimamı altında yetişmiştir. doğu ve batı kaynaklı diye ayırmadan her ilim alanına ilgi duyar ve eline geçen her kitabı okur. hemen her alanda bilgi sahibidir; ayrıca arapça, farsça ve fransızca bilir. bir dairede az maaşla çalışan bir memurdur, özel ders verir, bazı yayınevlerine tercümeler yapar.

yazar ilk iki bölümde bu gençlerin zıtlığını aileleri, çevreleri ve günlük hayatlarıyla beraber verdikten sonra romanın diğer bölümlerinin her birinde değişik vak’alarla felâtun bey’i cahilliği, kibri, müsrifliği, yapmacık nezaketi ve iptilâlarıyla rezaletlere sürükleyecek, gülünç durumlara düşürecek; buna karşılık râkım efendi’nin şahsında bilgili, tutumlu, iradeli ve vakur, biraz da batı’nın olumlu değerlerini benimsemiş bir osmanlı tipini yüceltecektir. aslında roman tekniği açısından dağınık görünen bu vak’aları birbirine bağlayan ortak konu da bu zıtlıktır. böylece felâtun bey ingiliz ziklas ailesinin evinde, ada açıklarındaki kayıkla gezintide, kâğıthane safalarında kadınlara, genç kızlara davranışlarıyla hep bir skandala sebep olmuş, râkım efendi’nin ise itibarı daima yükselmiştir. felâtun bey babasının ölümüyle kendisine kalan mirası tiyatrocu bir fransız kıza yedirmiş, sonunda bir yığın borçla ege adalarından birinin mutasarrıflığına razı olarak istanbul’dan gitmiştir. râkım, evvelce dost edindiği yozefino adlı bir kadınla ilişkilerini itidalde bırakmış, ziklaslar’ın kendisine âşık olan büyük kızına mesafeli kalmış, parayla satın aldığı ve iyi bir eğitim verdiği cariyesi canan’la evlenerek mutlu bir sona ulaşmıştır.

ahmed midhat, kitabın ilk bölümünün baş tarafına romanın ikinci adı olabilecek bir başlık koymuştur: “biraz da bugünkü ahvâle bakalım”. bu ifadeden önceki romanlarının geçmiş devirlerde, bunun ise kendi döneminde geçtiğini belirtmek istemiş olmalıdır. böylece mekân olarak istanbul’da geçen vak’anın 1870 sonralarına ait olduğu anlaşılmaktadır.

roman özellikle cumhuriyet’ten sonra araştırmacıların dikkatini çekmiş ve hakkında bir hayli değerlendirme ve tenkit yazısı çıkmıştır. bunların çoğu, ahmed midhat’ın yazar olarak romanın içindeki taraflı tutumunu tenkit eder ve eseri teknik açıdan kusurlu bulur. meddah geleneğini devam ettiren bu ilk devir romanları hakkındaki tenkitler yersiz değildir. ayrıca romanda ruh tahlillerinin olmaması da önemli bir eksikliktir. tasvirler bile güçlü değildir. yazarın diğer macera romancılarından ayrıldığı taraf, ikinci bölümden sonra anlatımdan çok diyaloglara ağırlık vermesidir. bu ise ahmed midhat’ın o yıllarda birkaç tiyatro denemesi içinde oluşuyla açıklanabilir. eser hakkında farklı bir değerlendirme mehmet kaplan’dan gelir. kaplan estetik değer dışında yazarının samimiyeti, okuyucu ile diyalogu, kendi hayat tecrübe ve müşahedelerinin esere girmesi bakımından romanın önemine işaret eder. felâtun bey ile râkım efendi’nin doğu ve batı değer hükümlerini tartışmak ve doğu’nun üstünlüğünü ortaya koymak gibi bir tezi yüklendiğinde tenkitçiler birleşirler. ancak berna moran aynı açıdan bakarak bu mukayeseyi ekonomik temele dayandıran bir tez ileri sürer. ona göre roman, batılılaşma’nın tüketim ekonomisine kendini kaptıran müsrif felâtun bey’e karşılık para işlerinde dikkatli, başarılı, fakirken durumunu düzelten râkım’ın tercihi üzerine kurulmuştur. ahmet hamdi tanpınar da daha önce aynı görüşe râkım’ı oportünist bir tip olarak suçlayarak yer vermiştir.

felâtun bey ile râkım efendi’ye edebiyat tarihimizde önemli bir yer sağlayan sebeplerden biri de batılılaşma süreci içinde iki medeniyetin ve değişmeye başlayan osmanlı insan tiplerinin mukayesesine dayanan romanların ilki oluşudur. tekniği hakkında ileri sürülen bütün acemilik iddialarına rağmen felâtun bey, gerek ahmed midhat efendi’nin diğer romanlarında gerekse recâizâde mahmud ekrem, hüseyin rahmi gürpınar, yakup kadri karaosmanoğlu ve peyami safa’nın çeşitli romanlarında daha da geliştirip zenginleştirerek işleyecekleri çarpık batılılaşma meselesinin ve alafranga/dejenere kahramanların prototipidir.

eser ahmed midhat’ın diğer romanlarıyla da ortak bazı özellikler taşır. hemen hepsinde olduğu gibi bunda da olumlu karakteri temsil eden râkım yazarın kendisiyle büyük bir benzerlik gösterir. daha sonra yazacağı müşâhedât (1891) romanının içinde kendisi ile râkım arasındaki bu benzerliği sezdirir. râkım da yazarının romanı yazdığı yaştadır, hatta aynı semtte (tophane) doğup büyümüşlerdir. kadınlar, özellikle de yabancı kadınlar onun kültürüne ve ağır başlılığına hayrandırlar ve ona âşık olurlar. konuşmalarında islâm, osmanlı, türk örf ve âdetlerinin savunmasını üzerine alır, tavır ve hareketlerinde de bunları temsil eder. nihayet câriyesi canan’ı iyi bir kültürle yetiştirip evinin hanımı yapması da osmanlı’nın kölelik hakkındaki müsamahalı ve insanî davranışının bir delili olarak gösterilir.

1875’te basılan felâtun bey ile râkım efendi 1879’da türkçe olarak ermeni harfleriyle de yayımlanmıştır. ayrıca hasan âli yücel tarafından sadeleştirilerek cumhuriyet gazetesinde aralık 1953 - ocak 1954 arasında tefrika edilmiştir. sacit erkan da eseri yeni harflere çevirmiştir (istanbul 1966).

bibliyografya:

mustafa nihat [özön], türkçe’de roman, istanbul 1936, s. 265-269; ismail habib [sevük], tanzimat’tan beri edebiyat tarihi, istanbul 1940, ı, 238-239; ahmet hamdi tanpınar, xıx. asır türk edebiyatı tarihi, istanbul 1956, s. 447-448; şerif mardin, “tanzimat’tan sonra aşırı batılılaşma”, türkiye coğrafya ve sosyal araştırmalar, istanbul 1971, s. 420; m. orhan okay, batı medeniyeti karşısında ahmed midhat efendi, ankara 1975, tür.yer.; fethi naci, türkiye’de roman ve toplumsal değişme, istanbul 1981, s. 34-39; berna moran, türk romanına eleştirel bir bakış, istanbul 1983, s. 38-47; r. p. finn, türk romanı (ilk dönem: 1872-1900) (trc. tomris uyar), ankara 1984, s. 26-33; mehmet kaplan, “felâtun bey’le râkım efendi”, türk edebiyatı üzerinde araştırmalar, istanbul 1987, ıı, 93-123; mustafa kutlu, “felâtun bey ile râkım efendi”, tdea, ııı, 178-179.

m. orhan okay *
devamını gör...
geçenlerde sırf o dönemi gözlemlemek niyetiyle okuduğum kitap. aşırı karikatürize edilmiş iki tipin hikayesi. biri batının ahlaksızlığını alıp topu dikerken, diğeri bunu kitabına uydurarak yapıyor ve kazançlı çıkan oluyor.

ama benim asıl dikkatimi çeken o dönemde yaşanan aşk ilişkileri. ulan şu zamanda yaşanmıyor öylesi. adam gidiyor ecnebi ile yatıyor ve bu ilişkiye hiçbir şekilde duygusallık karıştırılmıyor. zamanı gelince de ikisi de efendi efendi yoluna gidip günlük hayattaki ilişkilerine de hiçbir şey olmamış gibi devam ediyorlar. bahsettiği dönem itibariyle oha dedirtti.
devamını gör...
ahmet mithat efendi'nin 1875 yılında yazdığı ve 1876 yılında yayınlanan romanıdır. recaizade mahmud ekrem'in araba sevdası adlı romanıyla aynı tada sahiptir.

tıpkı araba sevdası'nda olduğu gibi bu eserde de yanlış batılılaşmanın getirdiği sorunlar anlatılmıştır. ahmet mithat efendi, yanlış batılılaşmayı felatun karakteri ile anlatırken, onun karşısına bir de aklı başında ve ne yaptığını bilen bir osmanlı beyefendisi rakım karakterini koymuştur. felatun, araba sevdası'ndaki bihruz ile aynı özelliklere sahiptir aslında. o da babasından kalan mirasa konan, batılılaşmayı yanlış anlayan ve bu uğurda devamlı harcayan, savurgan, fransızca meraklısı ama zerre kadar fransızca bilmeyen, basit kadınlarla geçici ilişkiler yaşayan biridir. rakım ise küçük yaşta ailesini kaybetmiş ama cadısı tarafından çok iyi yetiştirilmiş, dil bilen, ahlaklı, kendi halinde biridir. yabancılara türkçe dersi vererek parasını kazanır ve gayet tutumludur.

ahmet mithat efendi, felatun ve rakım karakterlerini aynı şartlara sokup, ikisinin davranışları arasındaki kalite farkını da gösterir. örneğin felatun tiyatroya gittiğinde basit kadınların olduğu locada otururken, rakım gayet ağırbaşlı insanların bulunduğu tarafa davet edilir. felatun, fransızca konuşmaya çalışıp beceremezken, rakım gayet iyi bir şekilde fransızca konuşur. felatun, ingiliz aileye misafir olduğunda evin hizmetçisi ile ilişki yaşamaya başlayıp anlaşılınca da kovulurken, rakım aile tarafından çok sevilip sayılır ve ailenin çocuklarına türkçe öğretir. dolayısıyla felatun da, araba sevdası'ndaki bihruz gibi züppenin biriyken, rakım gayet efendi biridir.

ahmet mithat efendi, felatun üzerinden insanların batılılaşmayı sadece gezip tozmak, gününü gün etmek, eğlenmek ve para harcayıp tüketmek olarak anladığını, bunun da insanı komik hallere düşürebileceğini gösterir. ayrıca batılılaşmayı yanlış anlayan felatun 'un tüketim ekonomisine hizmet ettiğini ve kapitalizme katkı sağladığını anlatır. örneğin, felatun oldukça tuhaf bir pantolon alıp giyer ama dans ettiği sırada pantolon yırtılıp onu komik bir hale sokar.

ezcümle, işin sonunda yarınını düşünmeden hareket eden felatun, babasından kalan mirası kadınlarla yer ve bitirir, her ne kadar dairede çalışıyor gibi görünse de doğru düzgün ile uğramaz ve o işinden de olur. sonunda da bel parasız kalıp arkadaşlarının istanbul dışında bulduğu işte çalışmak için şehir dışına gitmek zorunda kalır. rakım ise, tam tersi olarak hayatını huzurlu bir şekilde sürdürüp, evine aldığı cariye (canan) ile birbirlerine aşık olup evlenirler ve mutlu bir yuva kurarlar.

dolayısıyla ahmet mithat efendi'nin, yazmış olduğu bu eserle dönemin insanlarının batılılaşma uğruna nasıl yozlaştığını ve özünden kopup düşüncesizce hareket ederek kendini ne hallere düşürdüğünü ibretle izlemiş oluyoruz.
devamını gör...
şehir tiyatrolarında bu sene sahnelenmeye başlayan hmet mithad efendi’nin romanından uyarlanan oyundur. müzikal ve iki perdeden oluşmaktadır. yanlış batılılaşma konusunu ele almaktadır. bir yanda uçarı kaçarı batı aşığı felatun beyle diğer tarafta efendi, kültürel ve milli değerlerine sahip rakım efendinin iç içe geçmiş hikayesi. 160 dakika sürmeseydi sanırım daha çok sevebilirdim. özellikle felatun bey rolünde arda aydın sesi ve performansı ile büyülüyor. rakım efendiyi ise bekir aksoy oynuyor.

devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar