fethullah gülen'in bugün ki tutumlarından, eğer o gün yaşasaydı neler yapabileceğine dair düşüncelerdir.

öncelikle şı'b ambargosu konusunda tavrı nasıl olurdu ona bakalım;
malumunuz mekke'li müşrikler müslümanlara tam üç yıl mekke dışında şı'b bölgesinde bir ambargo uygulamıştı. bu ambargo şartlarına göre müslümanlarla alışveriş yapılmayacak, kız alıp verilmeyecek, yardımda bulunulmayacaktı. esasen ambargo islama ve müslümanlara karşı uygulanan bir ambargo olsa da, özelikle müslümanları temsil eden iki aile üzerinde yoğunlaşmıştı, haşim ve mutaalipoğlulları ambargonun yazılı muhataplarıydı. bununla birlikte diğer mekkeli ailelerin ferdleri de müslüman olmaları hasebiyle şı'b bölgesine sürülmüşlerdi ve ambargoya tabi tutulmuşlardı.

peki bu ambargoyu delmeye çalışan ve bu ambargonun kalkması için uğraşan hiç mi insan evladı yoktu? elbette vardı. bunlardan bir tanesi hişam b. amr b. haris idi. hişam, bir gece üç deve yükü yiyecek göndermişti. müşrikler bunu öğrenince, sabahleyin gidip ona ihtarda bulundular. hişam da ''bundan sonra, size aykırı hareket etmem!'' dedi. sonra, yine bir veya iki deve yükü yiyecek daha gönderdi. kureyş müşrikleri bunu haber alınca, hişam'a çok ağır ve incitici sözler söylediler. yine bu insan evlatlarından bir tanesi de hakim b. hizam'dı yine bu da imkan buldukça ambargoyu delip gizlice şı'b bölgesine insani yardım taşıyanlardandı. hatta bir keresinde ebu cehil'e yakalanır ebu cehil buna saldırırken, ebu-l bahteri b. hişam oraya gelir ebu cehil'e engel olmaya çalışır ve sonunda ebu cehil ile kavga etmek zorunda kalır...

şimdi bu hadiseye bakarak fethullah gülen'in o gün ki olası tavrı ne olurdu ona bakalım. şı'b ambargosunu gazze ambargosuna benzetirsek, ebu cehil ve diğer müşrikleri israil devletine benzetirsek, ihh ve mavi marmara insani yardım hareketini, hişam b. amr b. haris ve hakim b. hizam'ın insani yardım hareketlerine benzetirsek (ki sübhanallah moda mod benziyorlar) fethullah gülen'i kime benzeteceğiz. fethullah gülen burada ebucehil'i otorite sayıyor o kesin, ancak ambargonun da kalkmasından yana veya insani yardımın otoriteden izinli bir şekilde gitmesinden yana gibi bir çizgide. bu durumda fethullah gülen'i bu hususta ebu leheb ile ebu süfyan arasında bir yerde görmek gerekir sanırım. ki o zaman ebu süfyan daha müslüman olmadığı halde ebu cehil'in zıddına ambargoyu haksız bulanlardandı ve bu konuda ebu cehil'le çekişiyordu, fethullah israil'le çekişmediğinden ebu süfyan'ın bir derece altında, ancak ambargoyu da direk desteklemediğinden ebu leheb'in bir derece üstünde bir yerlerde asrı saadet'e kendisine yer bulurdu sanırım.

ayrıca şunu da belirtmekte fayda var, hz. peygamberin o gün ambargoyu otoriteden izin almadan delenlere neden otoriteden izin almadınız demediği gibi sonra ki dönemlerde bu kimseleri sürekli övdü.
devamını gör...
hocaefendi'yi karalamak, bir siyasi şov uğruna kendi düştükleri ve bu millete de yaşattıkları zilleti hafifletmek için her yolu mübah gören, asr-ı saadeti ile günümüzü ya da başka bir zamanı birbirine eşitlemeye çalışan hastalıklı kafaların ürünü kurgu içinde olabileceklerdir.

kurgu hastalıklı bir zihin altından sızan cerehatlarden ibaret ama madem önümüze gelmiş, o kurguya zihin açıcı katkılarda bulunmak lazım:

günümüzden gidersek; mesela abdurahman dilipak üstadı götürelim o döneme. hani şu kudüs gecesinin organizatörlerinden olup, "üzerinize afiyet, biraz rahatsızım" diyerek katılmaktan son anda vazgeçen; mavi marmara'ya tam binecekken "bi işim çıktı" diyerek son anda binmekten vazgeçen dilipak. bu arada, hani bir yerde denk gelirsek kendisine soracağım tek soru bu olur. ne işin çıktı abi? derim. şi'b ambargosu ağır olur abimize o yüzden mesela hendek harbi öncesinde hani tüm sahabenin açlıklarını bastırmak için karınlarına taş bağladığı halde gece gündüz kazma kürek hendek kazdıkları döneme. efendimiz (s.a.v) iki taş bağlamıştı hani. abdurahman abi ne derdi acaba? "üzerinize afiyet biraz rahatsızım, siz kazın ben geliyorum" mu derdi, yoksa "çok acil bi işim çıktı, aha küreğim burada hemen geliyorum" filan mı?

ya da yine o mavi marmara gemisine binecekken son dakika binmekten vazgeçen ak parti vekillerini alıp götürelim o döneme. bunlara o hendek vak'ası ağır gelir. daha hafif bir şeyler olsun. hicretin 6. senesinde gerçekleşecek kabe'yi ziyaret ve devamında gelen hudeybiye anlaşmasının olduğu dönem olsun. Allah rasülü (s.a.v) arkasında ashabıyla yola çıkarken, bunlar acaba "aga şimdi iş iyice kızışmasın, başımızı -haşa- belaya sokmayalım" deyip geri mi dururlardı?

ya da bülent yıldırım abimizi götürelim. hani geminin üstünde insanlar öldürülürken korunaklı odada canlı yayın yapmaya çalışan bülent abiyi... yoksa o hişam bin amr mı olurdu? olmazdı di mi? çünkü hişam bin amr defalarca ebu cehil'le, ve tüm müşriklerle, karşı karşıya kalmayı göze almıştı ama bülent abi ikinci mavi marmama'yı biraz zor kaldırır. hatta kaldıramaz...

az kalsın unutuyordum, başbakan'ımızı götürelim. medine dönemi olmaz, çünkü adamın yahudilerden aldığı üstün hizmet, şeref madalyası filan var. israil'le artarak devam eden ticaretimiz var. mekke dönemine götürelim. ebu zer'le yan yana koyalım mesela. ya da mus'ab bin umeyir'le. olmadı di mi? olmazdı zaten... çünkü o mus'ab mekke'nin en zengin ailelerinden birine mensuptu ama vefat ettiğinde cebinden çıkan para, vucüdunu kapatmaya yetecek bir kefen almaya kafi gelmemişti...

neyse, burada keseyim. her dönem kendi içinde değerlendirilir neticede. ama şu sorularım da baki:

madem ambargo halen devam ediyor, mavi marmara da kıymetli bir kıyamdı, niye hala ikinci, üçüncü hatta dördüncü sefer düzenlenmedi? oysa asr-ı saadet'te olsaydı şu ana kadar belki elli defa daha olurdu. yoksa furkan'lar bulmakta mı zorlanıyorsunuz? sıkıntı yok, gelin şu sözlüğe ben size en az 10 kişi bulurum mavi marmara'dan başka gemi tanımayan. ama 6 gün savaşlarında mısır gibi, siz askerlerinize sina çölünde mevziler kazdırıken tek bir uçak dahi kaldıramadan yerle bir edilmekten mi korkuyorsunuz?

basına yansıdığına göre; kişi başı 30 milyon dolar tazminata ok demiş bizimkiler. israil 15 demişti, sonra 5 daha artırdı 20 oldu. şimdi 30 milyon. karşılığında ise bu olayla ilgili, gemiye operasyondan sorumlu olan hiçbir israil askeri ya da devlet yetkilisine dava açmama şartı var. ee özür de dilediler... içiniz rahat mı?

o olaydan sonra israil ambargo'yu daha da katılaştırdı, mısır tünellerini kapattı. o sıkılaştırmadan dolayı içerde ölen furkan'ların günahı kimindir? biz bizim furkanımıza bakarız, oradakiler zaten ölüyordu filan mı diyorsunuz?

ama size bir akıl vereyim ve kapatayım: amacımız israil ambargosunu delmek, uzun vadede ise kudüs'ü yeniden fethetmekse, ki öyle; ihtiyacımız olan, yada eksiğimiz olan bir ömer bin hattab...! yok değil mi? peki halid bin velid, ya da tarık bin ziyad? onlar gibisi de yok maalesef. ya selahaddin eyyubi, ya da yavuz sultan selim, 2. abdulhamid? maalesef...

başbakan'ı modifiye edip, bunlara benzeterek halife sultan yapma girişiminiz, başbakan'dan bir halid bin velid, ya da selahaddin eyyubi, yavuz sultan selim ortaya çıkarma girişiminiz geri tepti. yaşadığınız ve de bu millete yaşattığınız zilletin hesabı ortada duruyor. o zilleti ve zaten var olan zulmü ortadan kaldırmak için ya gerçek bir halid bin velid bulmanız lazım ya da hocaefendi gibi, iğneyle kuyu kazmak gibi görünse de, o kametlere denk olabilecek bir şahs-ı manevi inşa etmeniz... başka şansınız/şansımız yok...




devamını gör...
durup durup kafasından uydurduğu hadiseleri şakirtlere "rüyamda peygamberimizi gördüm, o söyledi" diye yutturamazdı.

zira efendimiz orada olduğundan merak eden gidip kendisine sorabilirdi.

gerçi şakirtler merak edip sorma gereği duyar mıydı bilmiyorum.
devamını gör...
öncelikle ilgili başlıkta abdurrahman dilipak hakkında sarf edilen ileri geri düşüncelere ve haksız ithamlara kendi ağzı ile cevap verelim

mavi marmara’ya niye binmemişim.. mavi marmara ilk fikir ortaya atıldıktan 3 ay 15 gün sonra yola çıktı. gecikme sebebi ingiltere’den gelecek gemiler.. 15 günlük erteleme, yolculuktan kısa süre önce belli oldu.. dayım hasan aksay da gelmek istiyordu.. ben gemide olacaktım. ancak, daha mavi marmara kampanyası başlamadan önce vakit gazetesi 300 mü, diğer eş ve aile katılımları ile 500 kişilik mi ne bir umre kampanyası düzenlemişti. katılımcıların çoğu kupon göndermiş ve çekiliş yapılmıştı, hepsinin bilet ve vize işlemleri yapılmıştı. umre rehberi olarak da ben gidecektim.. mavi marmara’nın gazze turu uzun sürecek olursa, ben mısır ya da suriye’den geri dönecektim. planımız oydu. ama mavi marmara’nın yola çıkışı ertelenince ve herkes mavi marmara’ya binmek isteyince, umreye kadar ihh’da bir bakıma oluşturulan kriz merkezinde nöbetçi bırakıldım. bülent yıldırım’a, gülden sönmez’e sorabilirsiniz.. zaten umre kampanyasına bakarsanız görürsünüz.. ama tabii birilerinin derdi gerçekler değil. abdurrahman dilipak

bülent yılıdırım ile alakalı kısma gelince daha inandırıcı ve yerini bulan suçlamalar atılmalı .bunlar tutmaz..

fethullah gülen'e geçmeden önce cemaatin ve içinde yer alan kardeşlerimizin dikkat çekici özellikleri var ki kendileri hakkında bir eleştiri veya bir durum söz konusu olduğunda hemen farklı insanları öne atarak kıyas yoluna gitmesidir.bazen başbakan da bunu yapar iğreti olmak için yeterli bulurdum.kendisine bir eleştiri veya olumsuz bir düşünce paylaşıldığında '' e ama chp de bunu bunu yaptı '' , '' chp döneminde de bunlar oluyordu '' gibi saçma sapan bi savunma şekline bürünürdü ve hep derdin sanan be chp den sen kendi işine bak ve eleştirilere cevap versene ! binaenaleyh cemaat içinde size ne be kardeşim başkalarından kendiniz hakkında olan bitene veya hocanız ile alakalı yapılan eleştirilere cevap versenize ! neden başkalarına salça olma yolunu seçiyorsunuz.bu ,ne sizi ne de karşınızdakini tatmin eder aksine muallak her geçen gün daha ya büyür ve kangren gibi zihinlere iyice yayılır.açık ve net olmak zorundasınız..

ve diğer kıyaslanan kişiler..

başbakan cesaret ödülü almış veya farklı ilişkilerde bulunmuş veya farklı nişaneler almış http://olabilir.başbakanın da ifade ettiği gibi adam çadır yönetmiyor devlet yönetiyor.fgülen ile bir devlet başkanını kıyaslamak zaten başlı başına bir facia .hem kıyasdakiler neden hükümet kanadı o da ayrı bir soru ? ha ödülü aldıktan sonra mavi marmara olayı ve mısır da yaşanan olaylardan sonra hükümet ödüllere ve nişanelere layık hareket sergilemiş olsalardı eyvallah aynı pencereden farklı konu da eleştirebilirdik ancak iyi bilinmelidir ki dünya tarihin de ilk defa bir devlet başkanı israili terör devleti olarak tanımladı ! ve yine tarih de ilk defa israil'e diz çöktürüldü. (özür ve tazminat ) bunları zikretmeyip ödüllere kafamızı gömersek ne asrı saadeti görebiliriz ne de geleceğimizi..

asrı saadet tabi ki günümüzden çok farklı zaman ve koşullara sahipti ancak müslümanlarda bir belirginlik vardı ki açık ve net olma niteliği , dava adamı olma ve vazgeçmeme inadı..türlü zorluklara hiç bir zaman boyun eğmediler ve davalarından asla vazgeçmediler.o dönemin ileri gelenleri rasulallah efendimize devlet başkanlığından tutun da para,mal,mülk ne varsa teklif ettiler ancak efendimiz '' bir elime ayı diğer elime güneşi koysanız yine de davamdan vazgeçmem '' diyerek etrafındaki kafirlere ders hem de ümmete istikamet vermişti.cemaatin en büyük özelliklerinden birisi de flu olmalarıdır.hizmet veya islami hareket adı ne olursa olsun benzer bir teklif karşısında bir elimize ayı diğer elimize güneşi koysanız yine de islam dininden,rasulallah efendimizin istikametinden ayrılmayız diyebilirler miydi şahsım adına cevap verecek olursam taban derdi ancak baştakiler diyemezdi.yine masonlar gibi gizliliği esas alır ve devletin her türlü imkanlarını kullanarak kendilerince istikamet seçelerdi.çünkü bir çok faaliyetleri tevhid inancı üzerine kurulu olduğu için diğer iki dini muhatap almak zorundalar.dolayısıyla hem siyasi hem kültürel olarak islam esaslarına dayalı bir yön belirlemeleri mümkün olmayabilirdi. nitekim uhud ve bedir savaşı asla gereksiz olmadığı gibi bugün ki esad'a karşı direniş , filistin deki intifada bir o kadar gerekliydi ancak cemaat hiç bir ortam da fiili aktiviteleri geçtim teorikte dahi bu intifadaları görmezden gelmeye devam etmekte.
hz ebu bekir (r.a) döneminde fethullah gülen için ikna yolu seçilir vazgeçirme metodu uygulanırdı
hz ömer' (r.a ) dönemin de fethullah gülen'in kafası uçurulurdu
hz osman (r.a) dönemin de fethullah gülen ve faaliyetleri usulü ile bastırılırdı
hz ali (r.a) dönemin de ise müebbet hapis ile cezalandırılırdı..

rasulallah döneminde ise fethullah gülen diye birisi olmazdı

ben emir'ül müminin olsaydım tıpkı hz ömer gibi davranır kafasını uçururdum.rabbim sorduğun da ise şunu derdim

ya rabbi mazlumların ,müslümanların katliamına ses etmedi
ya rabbi filistin deki ,suriye deki katledilen kulların için ağzını açmadı
ya rabbi senin varlığın ve birliğinden öteye geçmedi , rasulünü ihmal etti
ya rabbi müslümanları narkozladı , cihad şuurunu zihinlerinde yok etti
ya rabbi etrafındakilerin yalan ve iftira üzere haber yapmasına göz yumdu
ya rabbi ümmeti tefrikaya sürükledi
ya rabbi sana şirk koşanlarla diyalog kurarken '' muhammed rasulallah '' mührünü kullanmadı
ya rabbi senin dinin olan islamın kisvesi altında kendine pozisyon tayin ederek farklı işlerle meşgul oldu
ya rabbi mazlumlara yardıma giden kullarını suçladı
ya rabbi kafiri otorite olarak , güç olarak kabul gördü
ya rabbi kafire gösterdiği musemmayı müslümanlara göstermedi
ya rabbi zalimi bir kez olsun kınamadı
ya rabbi kafirler ondan emin oldu ama müslümanlar ol(a)madı ( bende dahil )
çok ağladı be rabbim !

devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar