fil

uzakdoğuda şans getirdiğine inanılan hayvandır. hatta derler ki bir kişiye ayrı ayrı kişiler tarafından yedi fil heykeli, resmi vb. hediye edilirse bir ev sahibi olurmuş.

bu batıl inançtan bağımsız olarak hafızamın güçlülüğüne istinaden şahsıma layık görülen lakaptır. öyle ki nerede fil figürlü bir nane bulsa alıp bana getirir arkadaşlar. böylelikle filaksesuar bir odaya, televizyonda fil görse 'gel seninkiler çıktı eheh' diyen bir babaya sahip oldum.
devamını gör...
genel olarak fillerin gövdelerinin çok iri, burunlarının hortum biçiminde uzamış, bacaklarının kalın ve sütun biçiminde, kulaklarının geniş, kafalarının çok iri ve sürekli uzayan üst kesici dişlerinin (fildişi) savunma dişlerine dönüşmüş olmasıdır. ama asya filinin dişisinde genellikle bu savunma dişleri bulunmaz. renkleri bozdan kahverengiye kadar değişen fillerin derileri kalın, kılları seyrek ve kabadır. burun delikleri uzun hortumlarının ucunda yer alır; kaslı ve çok amaçlı bir organ olan hortumun ucundaki parmaksı uzantı, hayvanın küçük nesneleri tutabilmesini sağlar. bu uzantı afrika filinde çift, asya filinde tektir. filler su içmek için önce suyu hortumlarına çeker, sonra ağızlarına boşaltırlar.
devamını gör...
anthony hopkins'in gençlik filmlerinden olan ve gerçek bir olaydan esinlenerek çekilen the elephant man' deki hastalıktır. film süresince fil kelimesi pek fazla geçer. ve fil adamımızın ''ı am not an animal! ı am a human being! ı...am...a man! '' dediği sahne efsanedir.
devamını gör...
en uzun ömürlü memelidir. filler 48 yaşına kadar annelerinin yanında yaşar. sonra anneleri ölür, halası bakmaya başlar. halası ölür, ablası bakmaya başlar…nihayet yavru 95 yaşına geldiğinde aslında bir kaya parçası olduğu anlaşılır ve sürü tarafından dışlanır, yavru fil uzaklaşmayınca sürü ondan uzaklaşır.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar