film eleştirmek

mevcut eleştirme seçenekleri için en basit olanlardan biri. elbette film izleme imkanınız varsa. amatör bir film eleştirmeni ile yapılan bir röportajla son veriyorum:

"-sizce film eleştirmenliği zor mudur?
+on numara. çok kolay. gerekeni yapıyorum. baktım. ekrana baktım sadece. attım hafızaya. beyin bedava. bedavaya taşıyoruz, neden hamallık yapayım? baktım. gördüğümden ne anladıysam, onu anlattım. bu kadar."
devamını gör...
terbiyesizliktir.

oturduğun yerden, klavyenin başında film eleştirme cür'etini nereden buluyorsun be hey gafil? daha bir kısa film bile çekmemişsin, 120 dakikalık film çekene laf ediyorsun...
devamını gör...
eğer benden para karşılığı yaptığın bir filmi izlememi istiyorsan çatır çatır eleştiririm. eleştirmek için filim yapmaya gerek yoktur iyi bir izleyici olmak yeterlidir. nasıl ki araç kullanıcısı bir arabanın ne kadar kaliteli olduğunu kullanınca anlarsa bir izleyici de bir filmi izlediğinde eleştirisini yapabilir.

bu filmi ben eleştiremem demek bu filmi yapan adamda olan beyin bende yok demektir.
devamını gör...
ukalalıktır.
adam rol yapmaya çalışsa ilkokul müsameresinde bile oynatmazlar sonra vay efendim şu çok kötü rol yapıyormuş şu oyuncu değilmiş falan.
devamını gör...
bütün eleştiriler gibi zor zenaattır. görsel göstergeler sözcükler gibi yan-al anlamlarını kolay ele vermezler. örneğin matrix filmlerindeki baş rolü hristiyani kökeniyle algılamak ve onun bir seküler sivrilik olduğunu kestirmek gibi.
devamını gör...
film sırasında yapılması sinir bozar. kimi tipler sırf bunun için izler filmi ve ağzına kürekle vurmak gerekir.
aha tipe bak.
bu nasıl mantık hatası ya...
bu da ağlayacak yer arıyor.
şimdi kesin şöyle olur...
bunlar sonunda kesin evlenirler.
devamını gör...
sosyal çevremden telefon edip ya şu şu film nasıldır durumlarından dolayı mecbur kaldığım durumdur.
izlememis olsam bile eleştirisini okumusumdur, yine de hunharca eleştirebilirim.
devamını gör...
çok iyi eleştiririm. ama bunu ilk izleyişle bırakmak haksızlık olabilir. sanırım bu biraz da izlenilen film ya da diziye tüm dikkatini vermekle alakalı. biz tabi amatörce takılıyoruz öyle hobi gibin. aslında bu hastalık bende ilk sır kapısı izlerken başladı. kulübede yaptığı kazayı telefonda söyleyen kızın ahizeyi ilk eline aldığında ruju pembe, saniyeler sonra ise kavun içi rengindeydi. destur dedim bu nasıl gözden kaçmış? görsel uyuşmazlıkları minimuma indirmek kadar konu bütünlüğü de önemli, oyuncuların bilindik olması değil sanki yıllardır rol alıyormuş ya da gerçek anlamda yaşıyormuş gibi adapte olması izleyiciyi olumlu yönde etkiliyor. dediğim gibi, benimkisi hobi yoksa işin erbabı değilim.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar