formatsavar

2641. (Tematik)
oysa ben kapitalist çarkı kuranların da, dişlileri yerleştirenlerin de daha ziyade "üst kültür" seviyesinden insanlar olduğunu sanıyordum: burjuvazi! elbette kültürsüz bünyeler olarak görülen halk suçlanacaktır, kapitalizm dendiğinde! neden? çünkü zayıftır, çünkü güçsüzdür. kabullenmek ile kabul etmeye zorlanan arasındaki çizgi kalındır; ama halka uzak, burjuvaya yakın olmak, burjuvanın yanında olmak kolaydır! gücün yanında olmak, onun haksız uygulamalarını, zayıf olanın basiretsizliği olarak sunmak da kolaydır. ama desem ki, "madem böyle amarok yoldaş, gel el ele verip, bu kültürsüz gördüğünüz o insanları örgütleyelim, emeğin gücünü arkamıza alıp, şanlı ve mübarek bir devrim yapalım", siz sinyor "lügatta bunun da karşılığı yok" dersiniz.*
devamını gör...
2642. (Tematik)
@saderet:

tamam şunu kabul ediyorum, avam kelimesinin tam karşılığı "alt tabaka" demek. ama takdir edersin ki zamanla bu, "cahil, kültürsüz" bir anlam kazandı. doğru ya da yanlış, ben bu manada kullanmıştım. zaten mevzunun geçtiği gsm operatörlerinin reklamlarına bakarsan, yaklaşımla ne kadar uyumlu olduğunu görürsün.

hiç bir zaman, hiçbir şeyi keyfime göre kullanmam, belki istemeyerek ya da yanlışlıkla yapmış olabilirim ama lütfen bu durumda şlaak yakaladım deme, bil ki beşerim ve yine bil ki tövbe ederim. geri adım atacak erdemim de var.

şimdi, sadece bir lügat alalım ve hukukumuz o olsun, sonra yoldan dönene ne olsun? var mısın?

ben sevmem p o l i t i k ağızları, o yüzden yaftalama da yapmam. ama halk kutsal olandır, bu halk içerisindeki kimi efendi tapıcılar ise tekmelenmesi gerekir. o yüzden halkı budamak lazım, bak şimdi de faşist oldum...

ilkem, tapınılması gereken sadece Allahtır, hizmet edilmesi gereken ise halktır. o kadar.

devamını gör...
2643. (Tematik)
demogoji bir tatlı olsaydı eğer üstadım amarok, dünyanın en leziz tatlısını yukarıdaki satırlarla siz yapmış olurdunuz, müsterih olunuz. "cahil-kültürsüz" derken, neden bir tarafın cahil-kültürsüz, ama diğer tarafın yüksek kültür seviyesinde olduğunu söyleyemediniz. hukuk dediniz, ama ben sizin halkı cahil-kültürsüz-efendi tapıcılar olarak kategori edebilen üstünler hukukunuza yabancıyım. lügat dediniz, ama ben sizin konuşmakta olduğunuz dile yabancıyım. gün gelip, tarihsel çelişkide roller tersine döndüğünde, tüm ezilen halklarla sol elimizi kaldırıp "venseremos kıralım zincirlerimizi" nidaları ile karşınıza çıktığımızda, bu sözlerinizden ötürü pişman olmanız yeterli olmayacak.
devamını gör...
2644. (Tematik)
@sadaret: bu dünyada, her insanda bir bilgi saklıdır elbet. kendisinden bir şey öğrenmeyeceğimiz insan da yok diye düşünürüm hep. elbette halkı kategorize etmeyi doğru bulmam, benim tavrım da halka değil zaten, kişiyle. kaderini kabullenmiş kişiyle, ezildikçe, daha beteri de olur diye halinden şükreden kişiyle. kırsın isterim zincirleri, elbette manevi zincirler öyle çekiçle kırılacak değil, bu ancak akıl ile mümkündür. belki ben lügattaki kelimelere başka manalar yüklüyor gibiyim ama değil, mecaz ile konuşuyorum.

bil ki, eğer kıyama geçmiş bir halkın önünde tağut gibi duruyorsam vursun kellemi. yeter ki şehadet getirecek bir sürem olsun. biz kimsenin takdirini değil, Allah'ın takdirini almak için yaşıyoruz. ah şu ataların miras bıraktığı dünya, ben töreye bile muhalif olmuşken, zor dost bulurum. her gelen bir ataya sövdüğü bir toplumda, kenetlenmeyi nasıl sağlayabilirsin bilmiyorum. benim işim kolay, bir elimde kırbaç (terbiye etmek için), diğer elimde balta (tağutu yıkmak için), varsın kılıçla mermiyle vursunlar beni.

ben her antikapitalist, antiemperyalist söylem kurdukça, neden refleks olarak sosyalist/kömünist siyasi hareket algılanır bilmiyorum. bu kavramlar birbirinin zıddı midir? islam nötr müdür?

olsun varsın biz yine de memnunuz.
bu dünyada olmazsa ahrette huzur buluruz.

derken, selamlarımı iletir ve 4 saat sonra bir emekçi edasıyla işe koyulmaya giderken sen uykunu almış, dinlenmiş bir zihinle nutella'lı kavaltı ardından buraya cevap mahiyetinde yazarsın. yanlış anlama şikayetçi değilim, varlığınla gayet bahtiyarım.
devamını gör...
2645. (Tematik)
@ falcon : ben us robotics'ten sonra koptum. pilli mi o?
@ amarok : kardeş, şimdi gsm operatörleri totoş diye anlıyorum doğru mu?
@ sadaret : somewhere in time iyi albüm taam mı.
devamını gör...
2647. (Tematik)
@amarok : antikapitalistlik, ezilenler karşısındaki bu umarsız, vurdumduymaz, zayıflıklarından ötürü onları görmezden gelen tutumunuzun neresinde? kenetlenmenin nasıl sağlanacağını bilmeyenler yüzünden eziliyor bu insanlar oysa. evet aziz dostum, evet, sizin de bu çorbada tuzunuz var, bunu inkar edemez, bundan kaçamazsınız! "antikapitalist söylem" kurduğunuz sizin iddianız. sizin söylemleriniz, devrim terminolojisi içinde ancak "küçük burjuva refleksi" olarak adlandırılabilir, algılanabilir!

@let ma : somewhere in time iyi albüm.
devamını gör...
2648. (Tematik)
cogito sözlük yazarlarının iftiraları başlığını okuyunca anladım ki iftira o kadar da kötü bişiy değilmiş ya.

bu konuda yıllarca kandırılmış biri olarak en yakınımdan başlamak üzere herkese iftira atmaya gidiyorum gelicem ama..
aslında ilk nerde aldandım biliyor musunuz?

camiye ilk gittiğimde imam bahsediyordu iftiralardan.iftira kötüdür, yapmayın etmeyin diyordu.
ama sonrasında evet ben de iftira atarım ama siz benim yaptığımı yapmayın, dediğimi yapın diyordu.
cahillik işte o zaman imamın dediğini değil yaptığını yapmış olsaydım şimdi bu yıkılmışlıkla sürünmeye çalışmazdım.
devamını gör...
2650. (Tematik)
@sadaret: sergıledıgınız durus ıle ne kadar da entellektüel bırıkımıyle köşesine çekilip kriter yapan insanlarla bır gozuktugunuzu bı bılsenız. şekıllenen yenı dunya düzeni bile yenı kahramanların doğmasını telkın etmekte, ah mitoloji ah!

ya mehdı beklentisi ıcerısındekı zumreye ne demelı?

sız de dahil olmak üzere, herkes bır kahraman beklemekte. oysa kı, ustun olan insanın kendısıdır. bu gucu de insandan alan kapitalist emperyalızzmdır. şimdi ustınsan dedim ya, hemen o posbıyıklı feylozofla alaya da gırersınız sız. oysa o kısı, ınsana sahip oldugu gucu kullanma oğutlemesınden baska bı sey yapmamıstı ama kolay dışlanır oldu.

demem o kı, ben zaten halkı bilinçlendirmek için gerekenı yapmısımdır her daim. bana dokunmayan yılan bın yaşasın edasından uzak.

kurtkapanı, tam kurtkapanı oldugu zamanı hatırladım, hanı kuçuk ıbolar, harika çocuk onurlarla son evreye girdiği bır donedı. elinden çocuğunu tutan plakcılar carsısına kosuyordu bır umıtle. bunlara yanlıs yolda oldugunu söyleyen ben ıdım ama patron bana bır daha kapıdan gırenle konusmamamı söylemişti, çünkü bu cocukta ıs var gazıyla 1000-2000 lira koparma gayesındeydı, yetişkin okuzlerı saymıyorum. şimdi sen vatandasa okuz dedim diye yerersın benı.

bır anımsamam daha var. binlerce kısılık bır şantıyede calısıyordum ve bazen iş yetıssın diye fazladan eleman alıyorduk ama ısler rayına oturduğu zaman işçilerin onune ıstıfa dilekçesi konulup ımzalamaları ıstenıyordu. bır bır işçileri uyardıgım için persona no grata mı ne ben oluyordum. hele kı kerızı uyandırıp, deniz bulandırdıgım için benı de ısten çıkarmaya çalışmaları tam komedıydı, bı ara hatırlat da anlatayım. neyse, bak şimdi de keriz dedim.

eğitim sart, bilinç şart. yok oyle bı kahraman gelsin de. kurtarsın. kahramana lüzum varsa, onu doguracak olan halkın kendısıdır. tıpkı 1. dunya savası ardında dogum gerceklestıgı gibi, tabı kahramanlara gayrimeşru mualemesı gösterilmesi de olasıdır.

saygılarımı sunarım, aziz dostum
devamını gör...
2652. (Tematik)
@amarok: gökyüzündeki sarayından fanileri izleyen zeus benzetmesini yapabileceğiniz en son kişilerden birini, bu şekilde itham etmeniz, şahsi deneyimleriniz üzerinden reel politiğe gönderme yapmanız beni hiç etkilemedi saygıdeğer üstadım. köşesine çekilmiş yarı aydın, dünyaya sırtını dönmüş insandır. oysa ben ait olduğum yerde, insanların arasındayım. onların sevinçlerine ortak olduğum gibi, sıkıntılarını da paylaşıyorum. mahzur görmenizi dileyerek, tabir-i amiyane ile, "hariçten gazel okumuyorum!". kahraman beklemekle, kurtarıcı beklemekle eleştirdiğiniz bu fakir size, sistemden, örgütlenmeden bahsetmişken, kollektiviteden bahsetmiş iken, hala kahraman beklenmekte olduğunu nereden çıkardınız monşer. bakınız, monşer kelimesini özellikle kullandım. çünkü tavrılarınız, gözlemlediğim kadarıyla, maalesef hep bu yönde. "insanlara yanlış yolda olduklarını söylemek", "denizi bulandıran kişi olmak", bunlar hep tepeden bakan bir anlayışın yansımaları. yanlış yolda olduğunu söylemek değil, doğru yolu göstermektir asıl olan! ve hatta, doğru yolu açmak, yollar inşa etmektir! denizi bulandırmak değil, insanları o denizde boğulmaktan kurtarmak, o denizden umutlar çıkarmaktır! hayır sevgili dostum, hayır! insanlık, daha doğrusu ezilen, sömürülen halklar yeni bir kahraman beklemiyor! kahramanların peşinde, günü kurtarmanın derdinde değil! elbette önderlere ihtiyaç duyuyor, ama kendisini kaba sokacak önderlere değil! kendisine neyin yanlış olduğunu söyleyecek önderlere hiç değil! insanlık zaten içinde var olan cevheri çıkaracak günü geldiğinde. bunu birlik olarak yapacak! ama bu birliğin önündeki engeller, kendisine rol model olarak sunulmuş ya da rol model olmaya talip olmuş kişilerin, aslında haberleri bile olmadan sistemin uzantıları olmalarından kaynaklanıyor! kendilerini antikapitalist, antiemperyalist olarak gören bu kişiler, umut olmak adına ya da "yanlışları gösterme" adına, kapitalistlerin ortakları olmuşlar da haberleri yok!

evet saygıdeğer dostum, 1. dünya savaşı sırasında ortaya çıkan kahramanlardan bahsetmekte ne kadar haklısınız. ama her zaman olduğu gibi eğitim ve bilinçten dem vurarak, insanları "kitleleştirerek" bu haklılığınızı bir kez daha bir haksızlıkla nötralize ediyorsunuz! unutmayınız ki o kahraman, kurtarmak istediği halktan bahsederken, halkın geleceğini, halkın iradesinin ve azminin belirleyeceğini söylemişti! yani sizin yaptığınızın aksine, eğitim-bilinç diyerek burun kıvırmamıştı! eğitim şartları kötü olsa da, insanlardaki, muhtaç olanlardaki o azmi ve cevheri görmüştü. lütfen siz de görün artık azizim.
devamını gör...
2653. (Tematik)
@sadaret:

öncelikle son yazınızdan yola çıkarak bir yanlış anlaşılma olduğunu belirtmek isterim ki, sizi kahraman bekleyen zümre arasına koymadım. o ifadelerde belirtmek istediğim nokta, sizi "dışarda cereyan eden ortama yönelik kriter yapan" konumda gördüğümdü. yani ezen ve ezilen mevkiler arasında düzenin sağlanmasının yegane yolunun bir kahraman öncülüğünde geçtiğini (sanırım hemfikiriz bu konuda, yoksa?) ve sizi de çözüme aktif müdahil olarak değil, hariçten takip eden olarak görüyorum. en azından bulunduğum tepeden öyle gözüküyor, yanılıyor olabilirim.

bu düzeltmeyi yaptıktan sonra, görüşlerinizde öyle derin bir değişiklik olmayacaktır elbet. ve rahat olmanızı telkin ederim ki ben yaftalardan da rahatsız olmam. ben kendimi bildikten sonra, kim nasıl bilirse bilsin. gün gelir söven ağızlar bir bakmışsın över, ya da tersi. her ne kadar karşı karşıya düşmüş olsak da, sizi de gayet erdemli bilirim ve bundan kuşkum da yok. aç kalınca ekmeğinizi esirgemezsiniz, bunu bilmek bile yeter. Allah kimseyi açlıkla sınamasın...

doğrusu o hümanist söylemleriniz bana hiç samimi gelmiyor, ne güzel, ben halkın içindeyim demek, ne güzel, ben halkın sıkıntılarını paylaşır, sevinçlerine ortak oluyorum demek. tabi statünüz yüksekteyken, bunu gönlünüzü ihya etmek için yapmış olmanız ve bu sayede mazluma moral olmanız güzel ama hava kararıp akşam olunca sizin çekildiğiniz yuva ile o kişilerin ocağı bir mi? "günü yakala" bu olsa gerek?

beni halka uzak olmakla suçluyorsun, aslında haklısın, halk da zaten beni kendine yabancı görüyor, oysa menfaatlendiğim bir şey de yok ki halktan. bir kış günüydü, memleketimde diz boyu kar vardı, ve gece vaktiydi, köyün kahvesinde o muhteşem soba yanıyordu. ben sobanın başında duruyordum, bi arkadaş kağıtlarla fal bakıyordu, bir sanayici ile köylü de sobaya yakın bir masada muhabbetteydi, ve kahveci de ocağın başındaydı (sanayici dediğimiz istanbulda fabrikası bulunmakta ama o sıra köydeydi ve dönebilmek için karların erimesini beklemekteydi.) köylü, sanayici hemşehresine hal hatır sormuştu ve sanayici de bir bir sıkıntılarını anlatmaya başlamış, siyasetin iyi seyrettiği ve ekonominin düzeleceği güvenini köylüye vrdikten sonra, bir çocuğunu iyi bir dershaneye vermek istediğini, bir çocuğunu koleje yazdırmayı düşündüğünü, eğitimin çok önemli olduğunu, yoksa ziyan olacaklarını söylüyordu. köylü de bunun böyle olması gerektiğini onayliyordu... ben de, sanayiciye "helal sana halil abi, çok doğru düşünüyorsun" deseydim haklı olurdun sevgili üstadım sadaret efendi! ama ben "doğru olan bu mu?" diye sordum, köylü arkadaş "elbette doğru" dedi onun yerine, "iyi de senin o imkanların yok ki ama onun var" deyince bir an herkes sustu, hemen sanayici halil abi lafa girerek "kesinlikle haklısın ama bunu ben de istemezdim, yapacak bişey yok, düzen böyle" dedi, sonra "sen gel böyle, sen ne düşünüyorsun peki" dedi (halil abi doğruya doğru diyen efendi ve muhabbeti güzel bir insan), ben söze siyasetten girdim ve eğitim özel sektörün değil, devletin en esas meselesi olduğunu söylüyordum, bir anda muhabbeti ele geçirmiş ve köylü ile sanayici ile güzel bir iletişime geçmiştim, işte üstadım senin ima ettiği buydu ama sonra bir gelişme oldu ve beni yerdiğin o sınıf ayrımcılığı var ya, işte tam da ona bir örnek cereyan etti. masada fal bakan arkadaşın ağzı çok bozuktur ve lafa girerek bana yüklendi. "sen ne -bip-imsin, yıllarca oku, oku, sonra gel bu kahvede bize gazel oku, madem çözümü biliyorsun, burda ne işin var (daha da devam etti)..." dedi. artık susmak düştü ve sustum

evet üstadım, halk arasında olmak var, olmak var. emin ol, hiç bir zaman, hiçbir mekanda ve mevkide bilgiyi sömürü aracı olarak kullanmadım ve hep paylaştım. zalime direndim hep (istenmeyen yerde durmam demem, sıkıyorsa kov, kanun var nizam var, hadi yiyorsa diye meydan okumuşluğum da var) ama hep mazlumu kolladım ama o mazlumun tekmesi çok acı biliyormusun. bilmezsin sen, sen sadece gönlünü ihya etmek için yaklaşırsın ve iç içe girmezsin.

üstadım hak vermekten bahsediyorsun, bir ortamdaki pastayı herkese eşit ölçüde paylaşmanın sırrını biliyormusun? oysa ben diyorum ki kimsenin hak vermesini bekleme, hakkını al. benim kavgam bu. beğenilir ya da beğenilmez ama herkes hakkını almalıi, birileri gelip de hak taksim etsin beklememeli, yoksa avucunu yalar.

ah üstadım, senin ima ettiğin yöntemle gücü eline geçiren güder, koyun gibi. ama ben diyorum ki kıyama kalk ey halk, kalkamayan geride kalsın, yeter ki köstek olmasın.

"beyim bilir" söylemi ne kadar feminen değil mi, hatta burda bile güldürmecesini yapıyoruz ama bu sözü en çok beyler kullaniyor, şantiyeler, şirketler bu sözü kullanan adamlarla dolu, "beyim bilir" diyenler ya müdürlerini ya da patronlarını kastediyor ama evde ise bu saltanatı keyfini ailesinden çıkariyorlar. yıkmak istediğim bu.

ama gazel okuyorum değil mi? peki.

saygı ve hürmetlerimle.
devamını gör...
2654. (Tematik)
@ amarok: saygıdeğer üstadım, küçük burjuvanın temsilcisi olarak, ata sporunuz olan kahve edebiyatından vermiş olduğunuz bu örnek, gözlerimi yaşarttı. bir köylü ve bir kobi'den yola çıkıp, tüme varmaya çalışmanız, çok onurlu bir davranış, ama tabirimi mazur görmenizi istirham edeceğim, "yok öyle üç kuruşa beş köfte". hariçten konuşmakla itham ettiğiniz bu fakir, 12 yaşındayken sol eli havada, sağ elinde bir pankart ve ağzında bir sloganla meydanlardaydı. sizin ağzınızdan düşürmediğiniz, "düzen", "kapitalizm", "sistem" gibi kavramların, gerçeğe izdüşümü ile savaşıyordu. teoride zehir gibisiniz, ama pratik sallanmıyor bile, çünkü yok! pratiğiniz olmayabilir, burjuva toplumu içinde büyüyüp, düzenin şefkatli kollarında yetişmiş olduğunuz için, bu pratiği yaşamak zorunda kalmamış, grevlerde, yürüyüşlerde, meydanlarda emekle ve ezilen kesimle omuz omuza olmamış olabilirsiniz. şartlardan ötürü hak veririm size. ama hiç olmazsa, bu pratiği yaşamış insanlara hitap ederken, daha hassas olunuz: "ben de, sanayiciye "helal sana halil abi, çok doğru düşünüyorsun" deseydim haklı olurdun sevgili üstadım sadaret efendi!" demenizi esefle karşıladığımı ifade etmek isterim. sizin hayal edip, geniş zaman cümle kalıbı, istek kipi vb. ile kurduğunuz, içini dolduramadığınız aksiyon-istek-reaksiyonları, yaşamış ve yaşatmış biri olarak, ithamlarınızı üzerime alınmadım bile.

siz soğuk kış günlerinde, köy kahvesinde, soba üzerinde kestane pişirip, fal açtırıp, kışın tadını çıkarırken, araya naif bir köy hikayesi sıkıştırarak, hak-hukuk dersi veremezsiniz insanlara. "herkes hakkını almalı" değil! herkesin hakkını alması için omuz omuza savaşmalı! hala halka "kıyama kalk" diye akıl veriyorsunuz bir de! "kıyama kalk halk" değil, sancağı alıp en önde koşmalı! ama gördüğüm kadarıyla, siz sadece lafta varsınız ve var olacaksınız saygıdeğer üstadım. işin aksiyon-reaksion boyutu ile ilginiz, o taraklarda beziniz yok!

saygıyla selamlıyorum sizi...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar