formatsavar

2661. (Tematik)
@ amarok: bizi meydanlara çıkaran, bizlere gofret alacağını iddia eden mahalle abileri değildi saygıdeğer üstadım. içimizde var olan inançtı! çocukluğumuz gofret ve çikolata ile tanışma şerefine nail olamadı. ama görüyorum ki, şeker ve çikolata ile dolu bir çocukluğun ve ilk gençliğin derin izleri hüküm sürmekte bilinçaltınızda! iradenin çikolata ile satın alınabileceğini ya da yönlendirilebileceğini düşünebilmeniz, zaman zaman depreştiğini iddia ettiğiniz antikapitalist ruhunuzun neresi ile bağdaşıyor, sorarım size sevgili üstadım.

ilk gençliğim, kavgam, mücadelem ile basketbol oynamam arasında kurduğunuz ilgi, azerbaycan üniversitelerinden para ile satın aldığı psikoloji diplomasına dayanarak, kendisini psikolog zanneden insanların pozları ile örtüşüyor! diğer taraftan, meydanlara "akşam huşu içinde kalmak", "gazınızın alınması" için çıkmak konusundaki itiraflarınız, sizi bağlar!

biz hiçbir sistemi kendimize örnek edinmedik üstadım. bizim dediğimiz, sizin "kitle kültürü" ya da "kitle" olarak gördüğünüz, tek tek insanlardan oluşan, toplumun hakça, eşitçe, insanca, insan onuruna yakışan bir şekilde kendini yönetebileceğiydi. ama maalesef, sizin de istemeden ağlarına düştüğünüz, düzenci-orta yolcu burjuva çevrelerin, "hep sistemden kaynaklanıyor" diyerek, insanların dikkatini "sistem denilen sınırları ve içeriği belirsiz" mefhuma çekip, çeşmenin başını tutmakta oldukları gerçeğini perdelemelerini aşamadık! aşacağımız günler de gelecek ama!

yazdıklarınızda beni en çok üzen konu, popülizm adına eyyamcılığa vardırmanız işi! örneklerden yola çıkmamama rağmen, iskandinavya sistemi demişsiniz! iskandinav sistemi denilence genel anlaşılan burjuva ve emekçi kesimin ortaklaşa yönetmesi mi, yoksa sizin iddia ettiğiniz, tüm kızların sarışın, mavi gözlü ve uzun boylu olması mı üstadım? neyse bu konu üzerinde fazla durmayacağım. başörtüsü eylemleri hakkında konuşmayı hiç istemiyorum azizim, zira jandarmanın copunu yiyenle, yemeyen bir olmaz! kalabalığın içine karışıp, bağırmak, tekbir getirmek midir sadece irade koymak? yoksa o tekbir sesi ile en ön saflara atılmak mıdır? siz de en ön saflara atılıp, o copun tadına baktığınız gün, bu konuyu açarız yeniden!

ajitasyon ile başlayıp, demagoji ile sonlandırdığınız yazınızdan ötürü sizi bir kez daha tebrik eder, mahsus selam ederim azizim.


edit: kampüs jandarma bölgesindeydi.
devamını gör...
2663. (Tematik)
nerde o eski kavgalar.tartışmaların edebi olanıda (da ayrı) hiç okunmuyo .abi yokmu şöyle aranızda uçan kafa atan,sağ gösterip solla bayıltan,döner tekme atarken pantolunu yırtılan. bu ne böyle şiir gibi.
devamını gör...
2664. (Tematik)
@sadaret: doğrusu, sizi tanıyor olmasaydım, şu an boynunuzda fular, elinizde pipo ile tüm bunları söylüyor olduğunuza inanırdım ama biliyorum böyle bir resim çıkmaz sizden.

bilmiyorum, acaba bir labirentin içinde çıkış yolunu arayan fareler gibimiyiz. evet duyuyorum sesinizi duvarların arasından, "diyorsunuz ki, itirafınız sizi bağlar, beni bağlamaz" e madem kedi olup fare mi tuttunuz sevgili üstadım?

ben bilmiyorum jandarmanın copunu, zaten dediğiniz gibi, ben şehirliyim ve jandarma da kırsalda olur ama milli görüşüm ve manevi duygularım jandarmanın halka karşı olmayacağını, olamayacağını söylemekte. o olaylar olurken sizin eğitim gördüğünüz kampüs herhalde polis mıntıkasından uzaktı, ben ise şehire yakın sayılabilecek bir fakültedeydim. e doğal olarak da o mıntıkadan polis kuvvetleri sorumluydu. ah be üstadım, nerelere geldik böyle. verdiğiniz örnek gerçekleri ne kadar yansıtıyor? jandarmayla halkın karşı karşıya gelmesi demek, bu ülkenin miladını tamamlamış olması demek. ah şimdi de militarist duygularım depreşti. bir değer üzerine kurulmuş emir-komuta zinciri ile, belli bir prosedürü yerine getirmekle görevli maaşlı-memur paradoksu!

hep sizinle aynı grupta olmayı yeğler dururdum ama görüşlerimden ödün verecek değilim. üstelik tümden bağlı olduklarımla. tabi beşer olduğumun bilinciyle hata yapabileceğimi biliyorum ama hatalıyımdır diye vazgeçecek değilim. adını koymuş olduğunuz bir meselenin uzağında oladuğumu söylüyorsunuz, oysa ordaki aydınlığı bir görebilsem, en önde cenk edeceğimden kuşkunuz olmasın.

demagoji mi dediniz? "küçük emrah" edasıyla yaşayıp, her şeyi kabullenmek midir aslolan? doğrusu, besmele ile güne başlayıp, şarap içmek çok daha erdemli, ama bunun tersi kabul edilemez, edilemez.

demagoji diyorsunuz ama, toplumun varlığı, bireyin varlığından daha önemli, bu kural ekseninde düşünüyorum. kim hayatını feda edebilir aziz üstadım? ama kendini güdecek birilerini arayışta olan zümreye kurban gidecek değilim.

insanca yaşamayı kabul ederim, sonuna kadar. hakça da. ama kusura bakmayın "bilenle bilmeyen bil olur mu" sözü bir ilke gibi yerleşti hücrelerimde. kimle bir olacak bu eşitlik? inancıma göre, zorbaları da kahramanları da doğuran toplumun kendisidir. işte toplumun bilinçlenmesi bu yüzden çok önemli, arada bir budaklanmalı ki verimli olsun ama bundan nemalananlar, dallanıp durmasını yani karmaşık olmasını yeğ tutuyorlar ki meyveler vermesin ve verse de fark edilmesin, ya da zayıf düşsün. siz neyin eşitliğinden bahsediyorsunuz sevgili üstadım?

kaybetmenin verdiği hüzünle kenara çekilip, daha da güçlü olup meydana çıkacağım. kaybettim çünkü siz kabullenilmiş çaresizliği öğütlüorsunuz, kaybettim çünkü efendiye uşak olan zihniyetin varlığını kabul görüyorsunuz. kurt ile kuzunun barış içnde yaşaması gerektiği sevdasına tutulmuşsunuz. oysa doğanın kurallarına göre oynamak daha layık bir davranıştır. koşula göre saldırma ve savunma mekanizması geliştirmek!... siz ise ütopyadaan bahsediyorsunuz, eşitlik demekle. kuzuların hüküm sürdüğü bir memlekette kurdu nasıl islah edebilirsiniz? edemezsiniz ama kurdun hüküm sürdüğü memlekette kuzuların hiç bir ayrıcalığı kalamaz. devrimdir aslolan, sürekli devrim, sen de gel üstadım, meleşir kuzuların sesine gel. elbet sürünün başını zalimin üzerine yönlendirecek bir reis-ül kuzu çıkacaktır. inanırsak onu doğurabiliriz. tıpkı çölde 40 yıl başıboş kalan israil halkının, vadedilen toprağa girebilmesi için örgütlenip, saldırması gerektiği gibi. onu doğurdular ve fethettiler.

doğrularımızı görüp, yanlışlarımızı budaklayıp, kenetlenmek ümidiyle, aynı safta cenk ederek, aydınlık günlerin lehimize ışıldamasını görebilmek gayretinde ittifak kurma hedefiyle. tüm samimiyetimle bildirir. sağlık ve esenle kalmanı ümit ederim aziz dostum.
devamını gör...
2669. (Tematik)
@uvey abi azına biber de sür şu veledin cogeğlenceli olar bieber'a biber ahaha bu arada günlerden bir gün babam sofrada kendisine daima uzak olan şekeri (genel de bana yakın olan e tabi tabi tatlı talıyı çeker hesabı(=) isteyecek şugıır şugır diyerek gösterdi. sonra biberi isteyeck oldu ve biberin ingilizcesini bilmediğinden bibır bibır diyecek oldu hatta demiş olmalı ki ben gülmekten ağzımdaki bütün peynirleri sofraya... bu da böyle iğrenç bir anımdır.
devamını gör...
2678. (Tematik)
hangi yezid? yezid bin muaviyye mi? bestami mi, yıldırım mı? söyle de lafımızı ona göre belirleyelim...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar