formatsavar

10309. (Tematik)
sen geyiğini dönder, boynuzuna dikkat et. karışmak gibi bir niyetimiz artı yetkimiz yok. benim işim de bilinçaltı okumaları. iç seslerimizi kaydettiğimiz yer değil mi sözlük! ciddiyet ile mizah karşıt durumlar değil, birbirinin tamlayanıdır.
asık suratı ciddiyet, yılışıklığı mizah zannedenlerin düşünceleri ıslah olsun inş.
devamını gör...
10312. (Tematik)
mizah nedir, nasıl yapılar?

bazı dindarlık iddiasındaki ağabeyler, ablalar; gülme işini; hafiflik, sorumsuzluk, soytarılık vs. gibi algılıyorlar. kınıyorlar. gülmenin kahkahaya dönüşmüş haline hiç dayanamıyorlar. galiba her espriyi malayanilik, her nükteyi “geyik” olarak algılıyorlar. bazılarına göre, insanın yüzündeki duyu organları sabit durmalı. burnundan solumalı, yüzü sirke satmalı, kaşı çatmalı, başsa önde olmalı. o kadar da değil diyenler ise; biraz gülümsenmesini tolore ederiz modunda. üstelik mizaha olan yatkınlıklarını törpülemenin erdemine o kadar çok inanırlar ki, zekice bir espriyi anlamış olmaktan gizlice utanç duyanı bile olur. mizahın, direk zekanın alanına giren bir faaliyet olduğu muhakkak. çünkü bir etkileşim ve tepki söz konusu. zihin hazırdan(depolanmış bilgi, deneyim-bilinçaltı) kullanırsa, aktarmış olur. işin içine bilinç girerse üretmiş olur. özgün bir espri, müşteri aramak zorunda kalmaz. pazar sorunu yaşamaz. akıllı bir insanın mizahtan yoksun olması düşünülemez. bu isviçre de ki laboratuarlarda ispatlanmış bir bilgidir!!! mizahın dini yoktur, edeplisi-edepsizi vardır. mümin edeplisine güler. ortamı terk etmezse edepsizine de gülmek zorunda kalır, zira mizah tabiatı gereği komiktir.

adama sormuşlar, karınızla ortak bir özelliğiniz var mı ? demiş ki, evet var. aynı günde evlendik... bu fena bir espri değil lakin tüketilmesi kolaydır. zamana ve mekana kayıtlı sözler kaliteli mizah unsuru olamaz. her ne kadar; tarz, üslup, coğrafya önemli olsa da mizah evrenseldir. çünkü acının ve neşenin dili bağımsız değişkendir.

bu ülkenin insanı, gülmeyi sever, gülen insanı sever. güler yüze, gülen yüzle mukabele eder. durmaz, devam eder. ve muhabbete erer. aklı başında herkes mizah kullanmanın, sorunları gülerek geçiştirmek demek olmadığını, tersine onlarla yapıcı bir şekilde yüzleşebilmek demek olduğunu bilir. yer, kişi ve zaman üçlemesini tutturulamadığında kepazelikle sonuçlanacağını hesaplar. insanlarla alay etmenin zavallılığına kendini kaptırmaz. bütün bunlarla beraber türkiye de; “soytarılığı mizah; terbiyesizliği cesaret, inatçılığı kararlılık, taassubu sadakat, sövgüyü tartışma, edepsizliği edebiyat, yerinde saymayı istikrar ve ağzı bozukluğu hazır cevaplık zannedenler hayli fazla.” der bir ağabeyimiz.

vel-hasıl mizah ciddi bir iştir.
devamını gör...
10316. (Tematik)
bugün de konusu diyanetinki ile paralel ilerleyecek olan hutbedir.

imam efendi hutbeye çıktı konu olarak ilim dedi ilim ilim bilmektir diye yıllardır yanlış okunan yunus dizelerini örnek verdi. arkadaş ilim ilim ilmektir bence onun aslı. neyse işte ilmin öneminden falan bahsedip şöyle bir toparladı. Allahın sadece akıl sahiplerini hesaba çekeceğini bildirdi ve bitirdi. arada bir de hadis okudu lakin şerh etmedi. hadisi belki çoğunuz biliyorsunuzdur. peygamber efendimizin ''faydasız ilim''den Allaha sığındığı hadis.

faydasız ilimi deşiklemek lazım abiler ablalar. faydasız ilimden peygamber efendimiz neden Allah'a sığınmıştır. fayda nedir? sümme haşa peygamber efendimiz pragmatist miydi? fayda nedir zarar nedir? televizyonun icadı faydalı mıdır zararlı mıdır? arkeolojik kazılar nedir? bunlar zararlı mıdır yararlı mıdır?

bildiğimiz şey peygamber efendimiz tarafından ''faydasız ilimden Allaha sığınırım'' tabi hadisin tamamı şöyle ''faydasız ilimden, yükseltmeyen amelden ve kabul olunmayan duadan Allaha sığınırım'' yani bunlar birbirleri ile anlaşılabilen şeyler ilim cemaat-i mü'minin ve mü'minat''a fayda sağlarsa yani yükseltmezse ve duanın kabulüne sebebiyet vermezse faydasızdır. dünyalıktır. türkçesi ve kurancası ''fenadır'' geçicidir kötüdür pistir çirkindir. eğer ilim cemaat-i mü'minine ve mü'minata fayda sağlarsa kendini kulluğunu dünyada neden bulunduğunu açıklarsa ilimdir. diğer türlüsünü düşünelim.

bugün arkeolojik kazılar yapıp bilim diyorlar insanın maymun sülbünden geldiğine inanan kişiler kendi kafirce faydaları için ''ilim''lerini yüksel!tiyorlar. müslümanlar ise bu pek mühimmiş gibi buna bir çare bulmaya çalışıyorlar. onların aklı ile onları yalanlamakla meşguller oysa bu faydasız ilimden başka birşey değil. zaten faydasız ilim ''gavur aklı''ndan başka birşey değil. bu ülkede yıllar boyunca evine televizyon sokmayan insanlar vardı. gavur icadı dediler. arabaya gavur icadı olduğu için binmeyen atı tercih edenler vardı. şimdi araba oldu kötü mü oldu uçaklar var mesafeler kısaldı kötü mü oldu diyorsunuz olaya kolaylık yönü ile bakıyorsunuz. bir kişi yolculukta tanınırdı oysa. birisi ile 2 saat yol gidiyorsunuz uçakla türkiye'nin bir ucundan diğer ucuna tanımıyorsunuz bile. selam sabah hal hatır hak getire. nerede bunun faydası nerede ahirete yansıyan tarafı?

mesele gayet basit. gavur aklının aksine biz müslümanlar için bir şeyin faydalı olması ahirette fayda getirmesi ile alakalıdır. birşey ahirette bizi ateşten koruyacak ''yarım hurma'' kabilinde ise öpüp başa konulmalıdır yok ahirette cevr ü cefa çektirecek birşeyse toprak yüzüne! istemem eksik olsun.

ilim ile alakalı bir sohbette gavur aklından bahsetmeyen diyanet neyin peşindedir? bunu bilmek ahirette bize fayda sağlar ona göre sıkarız yumruklarımızı. ama televizyonun da yararları var diyenler ise şarabın da yararları var diyebilirler yarın öbür gün. bir düşünün insanlar.

inned dine indallahil islam.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar