formatsavar

10303. (Tematik)
sevdiğim bir oyuncunun drama sahnesini izledim gerçekten de insan gülmekten kendini alamıyor. sen ağlama!! bu ne yav.
devamını gör...
10305. (Tematik)
âh derim, allâh derim.. yanarım elhamdülillâh derim.. leylâya günâh derler, mevlâyı buluyorsam mubâh derim..
devamını gör...
10307. (Tematik)
bazen öyle embesilce şeyler görüyorum ki, şaşıyorum bir insan bu kadar mal nasıl olabilir diye.
gerçekten böyle insanların üretiminin durdurulmasını düşünmeli bu toplum, israf bu, milli kaynaklarımızı, oksijenimizi tüketiyorlar... üstelik tüketmekle yetinseler bir de sabahları tükürüyorlar da.
devamını gör...
10308. (Tematik)
akşamın bu saatinde taymraynıma düşen aşure muhannetinden ötürü bütün keyfim kaçtı. ah askerlik ne de kıymetliymiş bazı öğrettiklerin.
devamını gör...
10317. (Tematik)
sen geyiğini dönder, boynuzuna dikkat et. karışmak gibi bir niyetimiz artı yetkimiz yok. benim işim de bilinçaltı okumaları. iç seslerimizi kaydettiğimiz yer değil mi sözlük! ciddiyet ile mizah karşıt durumlar değil, birbirinin tamlayanıdır.
asık suratı ciddiyet, yılışıklığı mizah zannedenlerin düşünceleri ıslah olsun inş.
devamını gör...
10320. (Tematik)
mizah nedir, nasıl yapılar?

bazı dindarlık iddiasındaki ağabeyler, ablalar; gülme işini; hafiflik, sorumsuzluk, soytarılık vs. gibi algılıyorlar. kınıyorlar. gülmenin kahkahaya dönüşmüş haline hiç dayanamıyorlar. galiba her espriyi malayanilik, her nükteyi “geyik” olarak algılıyorlar. bazılarına göre, insanın yüzündeki duyu organları sabit durmalı. burnundan solumalı, yüzü sirke satmalı, kaşı çatmalı, başsa önde olmalı. o kadar da değil diyenler ise; biraz gülümsenmesini tolore ederiz modunda. üstelik mizaha olan yatkınlıklarını törpülemenin erdemine o kadar çok inanırlar ki, zekice bir espriyi anlamış olmaktan gizlice utanç duyanı bile olur. mizahın, direk zekanın alanına giren bir faaliyet olduğu muhakkak. çünkü bir etkileşim ve tepki söz konusu. zihin hazırdan(depolanmış bilgi, deneyim-bilinçaltı) kullanırsa, aktarmış olur. işin içine bilinç girerse üretmiş olur. özgün bir espri, müşteri aramak zorunda kalmaz. pazar sorunu yaşamaz. akıllı bir insanın mizahtan yoksun olması düşünülemez. bu isviçre de ki laboratuarlarda ispatlanmış bir bilgidir!!! mizahın dini yoktur, edeplisi-edepsizi vardır. mümin edeplisine güler. ortamı terk etmezse edepsizine de gülmek zorunda kalır, zira mizah tabiatı gereği komiktir.

adama sormuşlar, karınızla ortak bir özelliğiniz var mı ? demiş ki, evet var. aynı günde evlendik... bu fena bir espri değil lakin tüketilmesi kolaydır. zamana ve mekana kayıtlı sözler kaliteli mizah unsuru olamaz. her ne kadar; tarz, üslup, coğrafya önemli olsa da mizah evrenseldir. çünkü acının ve neşenin dili bağımsız değişkendir.

bu ülkenin insanı, gülmeyi sever, gülen insanı sever. güler yüze, gülen yüzle mukabele eder. durmaz, devam eder. ve muhabbete erer. aklı başında herkes mizah kullanmanın, sorunları gülerek geçiştirmek demek olmadığını, tersine onlarla yapıcı bir şekilde yüzleşebilmek demek olduğunu bilir. yer, kişi ve zaman üçlemesini tutturulamadığında kepazelikle sonuçlanacağını hesaplar. insanlarla alay etmenin zavallılığına kendini kaptırmaz. bütün bunlarla beraber türkiye de; “soytarılığı mizah; terbiyesizliği cesaret, inatçılığı kararlılık, taassubu sadakat, sövgüyü tartışma, edepsizliği edebiyat, yerinde saymayı istikrar ve ağzı bozukluğu hazır cevaplık zannedenler hayli fazla.” der bir ağabeyimiz.

vel-hasıl mizah ciddi bir iştir.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar