formatsavar

11562. (Tematik)
soru-cevap kuralı ya kalkmış ya da bu muhitte işletilmiyor. adamda krem pek yakışık olmaz, hap olsa neyse hap iyi. ama krem olmaz.
siz kullanmayın kremle ona küçük bir sürpriz yapın ne bileyim fazla kilosuydu, et beniydi, zamanlaması manidar sivilcesiydi.
devamını gör...
11563. (Tematik)
"görünmezdim tabiki, onu da mı ben söyleyim." -albert aynştayn

biz o kreme güvenip görünmez olmazdık çünkü elbisesiz olmak gerekir ve kremin etkisini kaybetme ihtimali var. kışın yağmur yağar yazın biri balkonunu temizlerken kesin üstünüze deterjanlı su gelir.
devamını gör...
11566. (Tematik)
yılan diyor ya "sende bu evlat, bende bu kuyruk acısı oldukça dost olamayız" işte öyle. cemaat ve akp barışsa da ben akp ile yollarımı ayırdım arkadaş.
devamını gör...
11570. (Tematik)
tam tahlil raporu için amerika'da.

eğer yalan olduğu kesinleşirse, cemaatçi yazarların buradan özür dileyip dilemeyeceğini merak ediyorum. malum, internete düşer düşmez hemen burada sevinçten tam tam dansına başlamışlardı.
devamını gör...
11576. (Tematik)
(ali parisî hoca efendi hazretleri’nin abd philadelphia islâm dernekleri federasyonu’nda 24 şubat 2014 tarihinde verdiği konferanstan alınmıştır.)

“…cemaatte bir çok tanıdığımız, akrabamız var. onlarla da konuşuyoruz. onlar zor zamanında hocanın yanında olmayı sadakat olarak biliyorlar. hayatları adeta cemaat ile kodlanmış, cemaat sayesinde namaza başlamış, eşini, işini, çevresini oluşturmuş, hatıralarında adeta cemaat dışında hiçbir şey olmayan bu insanlardan cemaati terk etmelerini beklemek haksızlık olur. din gayreti ile bütün hayat zevkini elinin tersiyle itip afrika’nın bir köşesine yerleşen bir insan samimidir, bu çok net. her ne yanlış görürse görsün bunları tevil etmesi arkadaşlarına, cemaatine, hocasına, sebeb-i necatı olarak gördüklerine toz kondurmaması tabiidir …”

- son yaşadıklarımızı islam perspektifinden nasıl yorumlamamız gerekir?

- tarihin her çağında fitne olmuştur ve olmaya devam edecektir. kimsenin külahı boşta kalmaz. dünya barış içinde olsun, her yerde refah ve mutluluk olsun düşüncesi güzel bir düşüncedir ama dünyanın tabiatına aykırıdır. Allah bu kainatı daima tekamül edecek şekilde yaratmıştır. tekamülün ise mücadele ile olur. bazen şer görünen şeylerin arkasında hayır vardır. çünkü hak, hakikat ancak bu yolla tezahür eder. bediüzzaman’ın ifadesiyle atmaca olmasa serçe kuşunun kanatları gelişmez, uçma kabiliyeti, çevikliği nakıs kalır. Allah şeytanı, nefsi, kötülükleri bu ve daha nice hikmetlerle halkeylemiş. her insanın bu hayat macerasında bir seyr-i süluku olduğu gibi toplumların da seyr-i süluku vardır. insan, bu manevi yolculuğunda yükseldikçe, mertebesi arttıkça imtihanları da artar.

“eşeddü’l bela ala enbiya, sümme’l evliya, sümme’l emselü fe’l emselü”.

toplumlar da böyledir. Allah’ın razı olduğu bir millet olmamızın yolu da mücadeledir. insanın dahilde ve hariçte düşmanları olduğu gibi, milletlerin de, cemaatlerin de mücadele etmesi gereken şeytanları, nefs-i emmareleri, hevaları, şehvetleri, kinler, gadapları, hırsları vardır. şeytanın en büyük hilesi ise insanı kendisinin olmadığına ikna etmesidir. çünkü hata yaptığına inanmayan birinin tekamül şansı kalmamıştır. onun tövbe yolu kapanmıştır, hatalarını tamir imkanı da kalmamıştır.

son yaşadıklarımızı da bir imkan olarak değerlendirmeliyiz. Allah bizlere merhamet etti, yanlış giden, düzelmesi gereken bir çok şeyi farkettirdi. bütün bu toz duman dağıldığında geride üslup, ahlak, hakkaniyet, adalet, vakar, doğruluk, istikamet, mürüvvet gibi değerler kalacak. veya Allah muhafaza bunların yerine geride kalan kizb (yalan), gıybet, iftira, kul hakkı olacak. ne yazık ki görünen tablo vahim. müslümanların, menfaatler söz konusu olduğunda bu derece prensiplerinden taviz verdiklerini görmek üzücü. zira islam ahlakı kur’an’ın ifadesiyle,

“lev lâ iz semi’tumûhu zannel mu’minûne vel mu’minâtu bi enfusihim hayran ve kâlû hâzâ ifkun mubîn”, bir mümin kardeşine iftira atıldığında “bu apaçık bir iftiradır” demeyi gerektirir. insanların telefonlarını dinleyip, evlerine kameralar yerleştirenlerin, temiz insanları menfaat icabı karalayanların, siyasi ikbal uğruna dini ve ahlakı güya din namına paspas edenlerin hangi sıfatta olduklarını irfanınıza havale ediyorum.

- hocam bu olup bitenler üzerine bazı yazarlar, hatta dindar birkaç yazar da buna dahil, olayların laikliğin önemini gösterdiğini söyledi. laiklik hakikaten bir çözüm olabilir mi?

- bendeniz bu olayların laiklikle nasıl olup da çözülebileceğini anlamış değilim. laiklikten maksat devlet işlerinin din kurallarına göre yürütülmemesi prensibi ise pek alaka kuramıyorum. yok kastedilen, 28 şubat hadiselerindeki gibi dindarların devlet kademelerinden uzak tutulması ve dini cemaat ve kurumların baskı altına alınması ise, bunu tavsiye eden zevatın alternatif olarak sunduğu kabusu özgürlükle nasıl tevil ettiklerini çok merak ediyorum. bahar geldiğinde ağaçlar yeşillenir, çiçekler açar, bülbüller ötmeye başlar ama bir yandan dikenler de çıkar, sivri sinekler de piyasaya çıkar. bunlar ortaya çıktılar diye çareyi kış mevsiminde aramak, kışı temenni etmek herhalde akıllı bir kişinin düşüncesi olmasa gerek.

- cemaatin çok büyük bir tabanı var. bu tabanın geleceğini nasıl görüyorsunuz?

- türkiye’de cemaati herkes tanır. herkesin bir teşrik-i mesaisi muhakkak olmuştur. herkesin hemfikir olduğu bir konu var ki bu da, bu kardeşlerimizin son derece samimi ve fedakar olduklarıdır. buna hiç şüphe yok. birçoğu islam’ı ve dini fethullah hocanın kitaplarıyla, vaazlarıyla öğrenmiştir. namaza, ibadete onlar sayesinde başlamıştır. onun sayesinde başını örtmüş, hayatını din ölçülerinde şekillendirmeye başlamıştır. cemaatte bir çok tanıdığımız, akrabamız var. onlarla da konuşuyoruz. onlar zor zamanında hocanın yanında olmayı sadakat olarak biliyorlar. hayatları adeta cemaat ile kodlanmış, cemaat sayesinde namaza başlamış, eşini, işini, çevresini oluşturmuş, hatıralarında adeta cemaat dışında hiçbir şey olmayan bu insanlardan cemaati terk etmelerini beklemek haksızlık olur. din gayreti ile bütün hayat zevkini elinin tersiyle itip afrika’nın bir köşesine yerleşen bir insan samimidir, bu çok net. her ne yanlış görürse görsün bunları tevil etmesi arkadaşlarına, cemaatine, hocasına, sebeb-i necatı olarak gördüklerine toz kondurmaması tabiidir.

- peki islam açısından doğru bir tavır mıdır hocam?

- her doğal olan doğru anlamına gelmez. müslüman, islam ölçüleri ile, islam ahlakı ile hareket etmek durumundadır. “hocanın mutlaka bir bildiği vardır” tavrı müslümanca bir tavır değildir. ümmetin menfaati ile bir grubun menfaati çatıştığında ümmet yerine kendi topluluğunu tercih etmek cahiliyye alametidir. müslüman, islam coğrafyası kan ağlarken, suriye’de çocuklar açlıktan ölürken politikayla, kasetlerle, dersaneyle, kârhaneyle uğraşmaz. cihad eder cihad! sesini, sözünü zalime yükseltir. heyhat o dirayeti gösterecek müslüman nerede? ne yazık ki böyle bir bilinç müşahede edemiyoruz. bu evlerde şahsiyet terbiyesi verilmiyor. tek başına karar veremeyen, uysal, dar kalıplarla düşünen, entelektüel derinlikten yoksun insanlar yetişiyor. inşallah bu durum yakın zamanda değişecektir. çünkü şimdiye kadar kendi dar dairesi içinde yalnızca kendi cemaatiyle muhatap olan, kafa konforu içinde bulunan bu kardeşlerimiz yoğun bir tazyik altında kalacak. yetersizliklerini ve yanlışlarını derin bir şekilde hissedecekler ve bundan çıkış yolları arayacaklardır. bu noktada kardeşlerime tavsiyem ağabeylerinin/ablalarının yolunu değil, sırat-ı mustakimin sahibi sıratullah olan hazret-i muhammed’in (sav) yoluna tabi olmalarıdır.
devamını gör...
11577. (Tematik)
mossad ve cıa nın geçmişte ilişki içinde olduğu ispatlanmış olaylara bakıldığında girmedikleri ülkenin, içinde bulunmadıkları siyasi askeri olayların olmadığı açıkça görülecektir... bugün ülkemizde yaşanan olaylara bakıldığında yabancı istihbaratın desteği olmadan hiçbir kayda değer olayın olmayacağı da açıktır... bir büyükşehrin otoban açılışında bile birkaç ağaç bahane edilerek başına bizans zırhı geçirmiş vandalların güvenlik güçlerine saldırması önemli ip uçları verir.kaldı ki ülkenin milli istihbaratının faaliyetlerini engellemek isteyen yabancı istihbarat servisleri ülke içinde kullanılmaya müsait ne kadar faktör varsa hepsini kullanmayı deneyecektir. bu ister muhalif kesim olsun ister bir cemaat olsun ister asker olsun ister yargı olsun isterse milli istihbarat içine sızan ajan olsun... özellikle seçilmiş kesim toplum nezdinde manevi değere sahipse yani o toplumun bağrından çıkmışsa ve içerdiği farklı kesimden insanlar sayesinde kullanılmaya elverişli ise mossad cıa bu fırsatı kaçırmaz...yani kanaatimce nasıl ki insanın içine şeytan girer de kulluktan uzaklaşırsa cemaat içine de mossad cıa girer rıza ı ilahiden uzaklaşır...
devamını gör...
11578. (Tematik)
ben bilmem şeyhim bilir zihniyeti cahiliye anlaşıdır ve mümin insan sorgulamalıdır. şeytan şeyhi de yoldan çıkarabilir...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar