formatsavar

12476. (Tematik)
bu hafta da konusu diyanetinki ile aynı olan hutbedir. mevzu: vakit

vakitle alakalı konuşabilmek için evvela hangi vakitteyiz onu tesbit etmemiz lazım. resul-i ekrem peygamber efendimiz ''ben insanlığın ikindi vaktinde gönderildim'' buyurmuştur. yani vakit olarak bizim bulunduğumuz vakit ikindi ile akşam arası akşama yakın vakitlerdir. evvela bunu tesbit etmemiz gerek ancak o zaman ne yapabileceğimizi bilebiliriz zira.

Allah teala kuran-ı kerimde asra yani ikindi vaktine yemin ederek buyuruyor ki ''insan hüsrandadır'' ama ekliyor ''salih amel yapanlar ve bunu tavsiye edenler müstesna'' yani zaman bizi hangi konuma getirirse getirsin zamana dair ne gibi dairesel dönüş hareketlerimiz kıvraklıklarımız kaypaklıklarımız olursa olsun bu mesele değil. asıl mesele hakkı ve sabrı tavsiye etmek. yani zaman ve mekan üstü bir şuurdan bahsediyor kuran. modern zamanın getirdiklerini kendimize siper edemeyeceğimizden modern zamanlardaki insan davranışlarını ile ''ama herkes böyle''lerden müslümanı koruyor bu zira ''insan hüsranda'' nasıl insan hüsranda? ''salih ameli olmayan hakkı sabrı tavsiye etmeyenler'' hüsranda.

zamanın getirdikleri ardına sığınmak da zamanın getirdiği birşey olarak karşımıza çıkıyor. ''devir iman kurtarma devri'' diyenler doğru söylüyorlar lakin her devir iman kurtarma devridir zira imandan kıymetli birşeyi olmamayan kişi ancak mü'min olabilir. yani devre yapılan vurgular boşa çıkıyor. evet zaman zor evet ahiret çok yakın lakin ahiret yakın olduğu için amelimiz de bir o kadar kıymetli. evet zaman kötü kolla dördü falan gibi şeyler hepimizin ruhuna işlemiş ancak bunlar ahiret gününde hesaba çekileceğimizde işimize yaramayacak şeyler amelimiz yoksa. şöyle söyleyelim imanımız yoksa zaten bunlar ardına sığınabileceğimiz şeyler değil. evvela iman sahibi olup bunu hiç bir şeyle değişmeyecek şuurumuz olmalı. ondan sonra zamanın kıyıcılığı bize rahmet olarak dönebilir ancak.

zaman mekan ve insan birbiri ile mana kazanan kavramlar. bu yalan değil. insan olmak bunların bilinci ile mümkün. neredeyiz? ne zamandayız? neyiz? mesele bundan ibaret eğer biz ne olduğumuzu nerede olduğumuzu ne zamanda olduğumuzu bilmezsek nasılca amellerde bulunuruz? bunlar basit kıytırık sorular değil bunlar bize varsa imanımızın ne olduğunu açıklayacak sorular.

hüsranda olan insandan hakkı tavsiye eden mümin olabilmek Allahın emrine rasulullahın sünnetine uymakla mümkün. o halde çok konuşmanın bir manası yok. neyiz neredeyiz hangi zamandayız?

inned dine indillahil islam.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar