franz fiodor kafkayevski

1. (Tematik)
nickini cin fikirli kelime oyunuyla üretmiş şahsına münhasır yazar. ısınma sürecini tez bitirip sözlük sahalarında muson rüzgarları gibi eseceği zaman dilimi yakındır.

*
devamını gör...
14. (Tematik)
kendisinin hakkımda ileri geri, hatta sağa sola konuştuğu duyulmuştur.

neymiş, yazdıklarımızı anlaşılmaz buluyormuş.

peh, sen sanki kutunun içindeki kedinin hissiyatını çözdün de sıra bu fakire geldi. hani o hakkında öldü de bilmiyoruz o zaman ölmemiş de olabilir; o zaman öldürelim atalım çöpe bilmiş oluruz diye spekülasyon yapılan kara kedicik. sana bir hikaye anlatayım da kâm olsun; bir düşün nereden geldim nereye gidiyorum diye.

"mutlak sifirin tozlu patikalarinda etcil dikenler vardir. yururken surtulen dizlerden akan eklem sivisi ile beslenen bu canli turu, bir nevi hibrit; bir oncul ve ayni zamanda kayip bir ruhtur. hatta halk arasinda, bir zamanlar asik olduguna dair soylenceler de pek meshurdur. iste sansolye, bu dikenlerin goz seklindeki tohumudur. somutlasmis bir hayal ve nankor bir antimadde olmasi hasebi ile proton-neutron ve dahi elektron tuglalardan orulu duvarlar onun icin anlamsizdir. mevzu bahis patikalar boyunca, yerden 50-60 santim yuksekte ilerler. kapagi yoktur ve kuresel yapisi seklinde her yeri ayni anda gorebilir - tanrim ne buyuk bir yuk - .
ice kapali cenin, hem de ardindakilarin farkinda. elini yakan sicak cekirgeye simsiki sarilmis; beriki memnun, yalandan sivri boynuzcuklarla kapli ayakalrini batiriveriyor beyaz tene ,delip kanatiyor, ben yanlisim diye haykiriyor, ki yuvarlak cam yapi, ciriltinin sadece icteki kulak zarlarina olan zararini katlamakla mesgul, ne fena. goz merkezden uzaklasiyor, fanusun zirvesindeki zehirli tayfla egleniyor, irisini maviye akini kirmiziya yatiriyor. her sey orada, gorunuyor. cenin saniyor ki iste merkez odur, aslinda ardindakinin farkindadir. ceninligi de bu korkusundandir garibin, ne yapacagini bilemez, hatta o kadar yorlumustur ki baskalarini bile suclayamaz, cozumsuzluklerine yeni birini eklemekten baska bir ise yaramayacagini bildiginden oturu. neseli neseli oynuyor cekirgenin duyargalari; cam yapi hem cok hafif hem cok agir. hangisi dogru cenin bilemez, bir elindekini bilir, bir de ardindakileri; ama ardindakileri biulmiyor gibi yapar, isin komigi buna kimse inanmaz, ama gene de oyle yapar. mukadderat. sansolye uzaklasir merkezden, disina cikar fanusun, mutlak sifir batakligindaki binlerce fanusa bakar bir arada yavas yavas uzaklasirken. dogup buyudugu bu yerden sonra yeni dikenler olusturmak uzere ruzgarin sirtina biner; kapagi olmadigindan kirpisamaz. son kez ve ilk kez gorur iste cenini o da oyle kendisine bakar yipranarak, imrenerek. hem cok agirdir hem de cok hafiftir yasamak; hangisi oldugunu anlamak icin kaldirmak gerekir fanusu."

nc nc nc...
devamını gör...
15. (Tematik)
kimi düşüncelerimiz taban tabana zıt bu yazar ile. zaten başıma bir şey gelmeyecekse kendisini de sevmiyorum. sırf benden yakışıklı diye. ama yazıları gerekli, yazıları net, hep bir kazanım sağlıyor. yapacak bir şey yok.
devamını gör...
17. (Tematik)
bu yazarın akademik geçmişimi ortaya sermesinden sıkıldım, usandım, yıldım ve tumardım artık. yani o kadar sıkıldım ki yeni kelimeler buluyorum. hayır arkadaş, bir adamda istihbarat bu kadar sağlam olmaz ki. neyse, önce ercüment ortaçgil'den alıp ba getirmişidim. memnun kalmadım, aristo'dan tekrar aldım.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar