friedrich wilhelm nietzsche

alman filozof ve yazar.



--- alıntı ---

"ebedi dönüş", "amor fati", "güç istenci" ve "üst-insan" kavramlarını felsefe dünyasına kazandırmıştır. çoğu edebiyat çevresince, avrupa’nın en büyük yazarı olarak kabul edilmektedir. yazdığı eserler zamana meydan okumuş ve 21. yüzyıl dahil tüm zamanların en fazla alıntı yapılan filozofu friedrich wilhelm nietzsche olmuştur. “thus spoke zarathustra”(böyle buyurdu zerdüşt), “ecce homo”, “die geburt der tragödie aus dem geiste der musik” (müziğin ruhundan tragedyanın doğuşu), “the twilight of the idol”s (putların alacakaranlığı) önemli eserlerindendir. 15 ekim 1844’te almanya’nın küçük kasabalarından biri olan röcken’de dünyaya geldi. prusya kralı 4. friedrich wilhelm’le aynı gün doğdukları için oğluna friedrich wilhelm adını veren babası karl ludwig nietzsche, röcken protestan kilisesi'nde papazdı. annesi franziska ehler nietzsche’nin de ailesinde papaz olması dolayısıyla friedrich’in çocukluğunda din faktörü büyük rol oynadı.

--- alıntı ---

http://www.biyografi.info/k...
devamını gör...
intiharı sevdirir. fazla okumamak, aptallığı ortadan kaldırmamak gerek. zira onu okudukça bilinen tüm yalanlar tek tek gerçekleşir. gerçeklerle yüzleşmeyi sevmeyenler okumasın.
devamını gör...
"tanrı öldü(i: )" diyerek tahrif edilmiş hristiyanlığın oluşturduğu batı metafiziğine en büyük darbeyi indiren ünlü filozof.
devamını gör...
''ben bu ağacı ellerimle sallamak istesem sallayamam.oysa bizim görmediğimiz yel onu dilediği gibi üzer ve eğer.bizi en çok görülmeyen eller eğer ve üzer..''
devamını gör...
nietzsche 19. yüzyılın sonlarında 'tanrı öldü' sözüyle ortaya çıkmış olan felsefe tarihinin ve batı felsefesi'nin en ilginç ve kendine özgü filozoflarından biri olarak kabul edilir. platon'dan beri süre gelen metafizik felsefe geleneğine ve yerleşik düşünce kategorilerine karşı ilk köklü itirazlar ve sorgulamalar nietzsche tarafından yöneltilmiştir.

yeni fikirlerini yeni bir üslupla dile getirmiş, felsefi metinlerinde şiirsel bir dil kullanmıştır. imge yoğunluğu ve dolaylı anlatımlarıyla felsefe tarihinin en zor anlaşılan, en çok yoruma açık olan isimlerinin başında gelir nietzsche. böyle buyurdu zerdüşt kitabında, kendisinin yüzyıl sonra anlaşılacağı kehanetinde bulunur, söyledikleri neredeyse doğru çıkar; postmodern düşünce bir anlamda nietzsche'nin yeniden keşfedilmesi üzerine kuruludur.

nietsche, değerlerin yeniden değerlendirilmesini ister, akla kuşkuyla yaklaşımı sürdürür, varoluşu felsefe tarihinin bildik kavramları ötesinde yeniden ele alır, iyinin ve kötünün ötesinde yeni bir ahlak arayışını dillendirir, doğruluk kategorisine şüpheyle yaklaşır.
devamını gör...
ona göre varolmanın amacı üstinsana ulaşmaktır ve tanrı'ya bağlı olduğu sürece insan aklı üstünsana ulaşmaya engeldir. bizim düşüncemizle çelişen noktası "hiç"liği reddetmesidir. biz "hiç"ten geldiğimizi ve ne yaparsak yapalım hep bir "hiç" olacağımızı bilir, hayatımızı buna göre şekillendiririz. nietzsche ise bu hiçliği tanrı'dan geldiği için kabul edilemez olarak görür ve hiçlikten kurtulmak için evvela tanrı olgusunun öldürülmesini gerektiğini düşünür. çünkü tanrı ilk ve tek hristiyan isa'yı bile çarmıha gerecek kadar acımasızdır ve insanlara mutsuzluktan, acıdan başka bir şey vermez. varoluş "hürriyet"ten gelir ve insanın hürriyetine vurulmuş en büyük pranga da dindir. egzistansiyalizm'in o dönemdeki en büyük temsilcisi kierkegaard varoluşun aslını tanrı'da bulurken, o tanrısız varoluşu öngörür. ve bu tanrısız varoluş öğretisi jean paul sartre ile doruğa ulaşır.
devamını gör...
"en fazla tad verdigimiz zaman,kendimizi yedirmeyi durdurmalıyız.uzun zaman sevilmek isteyenler bunu bilirler" diyerek kendisinden yaklaşık altı asır önce yaşamış şeyh edabalı'nın "sevildigin yere sık gidip gelme muhabbetin ve itibarın zedelenir" sözüne istemeden hak veren ünlü alman filozof..



(bkz: friedrich william nietzsche)
devamını gör...
"en güçlü ve en yüksek yaşama isteminin sefil bir varoluş mücadelesinde değil, savaş isteminde, güç isteminde, yenmek isteminde olduğunu duydum ilk defa."
devamını gör...
"kadının yanına giderken kırbacını unutma" sözünün sahibi. felsefeci olup olmadığı konusu tartışmalıdır zira metodolojik hataları, tutarsızlıkları olduğu noktasında çokça tartışmanın içinde geçer adı. güç istenci ve üst insan (übermensch) kavramına dair çözümlemeleri okunasıdır.
devamını gör...
neresinden bakarsan bak önce doğru söyleyip onu yanlışla çürüten düşünür...okumadım ama bolca aşinayım ki ben..
devamını gör...
şayet farabi ile çağdaş olsaydı, ona sadece yamaklık edebilirdi ve bundan öteye geçemezdi. elbette, efendisini bir gün haltetmek isteyen uşağın yaşayacağı buhranları taşıması da elzemdir.

bu yaklaşımı sergilememizi sağlayan en önemli unsur; farabi'nin erek insan dediği yere, niçe efendinin üst insan demesindendir.

şimdi ben bunları yazarken, düşüncemi de sergilemiş oldum ama gel gör ki, arkadaşın biri başlığıma niçe'sever/hayranı falan yazmış bulundu...
devamını gör...
nietzsche; yaşam aşığı

duyduklarıma ve yetersizliğime aldırmadım. tehlikeli ama büyük bir bütünlüğe beynimi açtım; filozof, filolog, devrimci, estet, şair; izleri silerek yol gösteren nietzsche’ye… bunun için kendimle övünebilirim çünkü ona tahammül ettim, anlamak için direndim. insanın gerilmemesi mümkün mü? birçok değeri hor görüyordu hem de bunu açıklama yapmaksızın umarsızca yapıyordu. sanki bir delinin konuşması gibi anlaşılmak kaygısı gütmeden konuşuyordu, kanıtlama ihtiyacı yoktu bu filozofun.
böyle buyurdu zerdüşt’tü okudum ve “herkes için, hiç kimse için bir kitap” ifadesini yaşıyordum. sürprizlerle dolu bir yazarla; bilmeceleriyle, aforizmalarıyla, şiirsel anlatımıyla karşılaşmıştım. şen bir üslupla fakat sarsıcı konuşuyordu. derinliğini ve özgünlüğünü her satırında görüyordum ama bir dahi ile karşılaştığımı onunla ilgili kitapları okuduktan sonra anladım. tüm değerli şeyler gibi kıymeti kısa zamanda ve kolaylıkla anlaşılmıyor. burada fehmi baykan’ın ismini anmadan geçemem. ondan; diğer yazarlara göre nietzsche’nin felsefesi hakkında daha çok şey öğrendim. nietzsche’yi aklıma getirdiğimde şunu düşünüveririm: kronik hastalıklarına, yalnız ve zor yaşamına rağmen bunların üstesinden gelip çağının üstünde eserler yazan yaşama aşık ve yaşamı kutsayan bir dev. yapıtlarında yaşamı ve yaşamın yükseltilmesini mihver yaptığını görmek zor olmadı. bengi dönüş öğretisi, amor fati ve üstinsan kavramı, efendi-köle ahlakı anlayışı, üstlendiği antichrist’lik görevi bana bunu açıkça gösteriyor. mihver olan yaşam olunca; söylediklerini yaşamaya çalışmanın önemi de ortaya çıkıyor. salt nietzsche okuması yapmak pek işe yaramıyor. çünkü “niçin” lere pek cevap bulunmuyor. sanki “yaşa ve gör; inanmıyorsan” diyor nietzsche. aslında itiraf edeyim; daha farklı bir deneyim oldu hatta hoşuma gitti bu şekilde öğrenmek. bir çok kitabında kullandığı özgün anlatımı; bir şiir ya da şarkı gibi insanın içine işliyor, onu yaşayarak anlamak sanırım en etkili yol. nietzsche çekiçle felsefe yapmaktan bahsediyor. olgulara “erkekçe” yeniden değer biçme, gerekirse de yıkma…bence birçok konuda yenilikleri var birçok alanda da yıkmaları… ”decadance” dediği yaşamı olumsuzlamaya, hakir görmeye hatta onu yükseltmeyen her şeye nasıl karşı çıkılması gerektiğini öğretmesi ve önerdiği yaşama felsefesi; yıkmaları ve yeniliklerinin bir karması. şu; “bengi dönüş” ve “amor fati” var ya! bunlar bireyin kendisinin ve yaptıklarının ne büyük bir değer taşıdığının ifadesi bana göre. nietzsche’nin felsefesinde tüm bunları “üstinsan“ kavramında toplanmış olarak görüyorum. o en son ve en büyük yaşam merhalesi ve biçimi olarak gösteriliyor nietzsche tarafından. nietzsche “üstinsanı” yeryüzünün anlamı diye betimliyor üstelik daha üstinsan gelmemiş, ve kendisi de üstinsan değilmiş. üstinsana kadar daha bir çok seviyelerin olduğunu da gördüm. nietzsche zaten yaşama hiyerarşik bakma eğiliminde bana göre. ona göre böyle bir bakış ancak adaletli olan bir bakıştır. düşünsenize üstün olanla sıradan aynı değere sahip. evet, aslında bir adalet olacaksa ikisine eşit davranmamak gerekiyor. nietzsche bu tavrını; ahlak anlayışına, siyaset anlayışına, gündelik yaşama yayıyor. biraz sert bir adam aslında ama o bıyıkları çekip alınca neden bu kadar sertliği sevdiğini farklı bir açıdan anlıyorum. zayıf, sağlıksız bir bünyesi olduğunu duyunca da güce ve bedene yaptığı vurguyu anlarsınız. şaka bir yana, bu bir anda olan basit bir değişim değil. bu kitapları yazan çok büyük bir yaşanmışlığa ve duyarlılığa sahip. zerdüşt’e şöyle söyletiyor nietzsche “kişi sadece bir öğrenci kalırsa, öğretmenine borcunu iyi ödememiş sayılır”. ben de hala senin öğrencinim nietzsche! ilk önce kendimi arıyorum ama seni değil! gerekirse seni inkar edeceğim ama inkarcı olmak için değil, yaşamı yükseltmek için. tıpkı öğretmenliğine tabi olurken yaptığım gibi...
*
devamını gör...
bakkha'ları okuyunca bir şok daha yaşadım. yeni dionysos'umuz olmak isteyen nietzsche meğerse bizim şeytan bildiğimize aşıkmış.
devamını gör...
nietzsche, anlaşılması zor olan ancak benim tarafımdan içselleştirilen bir yazardır. onbeş yaşında onu anlayabildiğimi gördüm. anlayabilmemin nedeni, geçtiği yollardan, uçurumlardan geçmemdi aslında. * insan bazen öyle bir yere girer ki, çıkıp çıkamayacağını bilemez. * bu noktada onun anlattıklarıyla örtüşen yaşam, daha da dipsizleştirir insanı. * çırpınırken ki, tüm içsel zorluklarının dile gelişidir. ''tanrı öldü'' derken, tanrının ölüşünü değil içindeki karanlığın, umutsuzluğun farkına varırsın. aslında bunun için yanıp tutuşan, ancak hayatın onu nasıl bu isyana sevk ettiğini anladığım kişidir. * hep onunla ilgili hissettiğim ve anladığım, sözlerinin dışında bir gerçekliğe sahip oluşudur. * * var olmanın özü; sadeleşip, kendine dürüst davranabilmektir. *
söylediği onca umutsuz sözlerde bile, umut taşıdığını hissedersin. aslında o kadar temizdir ki, kirlilik karşısında, ters anlatıma girme manipulasyonunu hissetmiştir. * hissettikleri kimine göre karanlıktır. ancak temelde aydınlanmaya çalışandır. *
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar