futbolla ilgilenmeyen erkek

futbol maçı izleyip ray ray raay diye bağırma eylemini saçma bulan erkektir. soranlara beşiktaşlıyım der ama beşiktaştan tek bir futbolcu ismi bile bilmez.

ayrıca derbi günlerinde yalnız kalan erkektir.

(bkz: evet ben)
devamını gör...
emsallerime kıyasla ben daha az ilgiliyim. futbol da güzel ama ben dağcılık okçuluk gibi doğa sporlarını seviyorum.
devamını gör...
sadece futbolu sevmeyen erkektir. mesela bunların hiç boş zamanı olmaz, sürekli meşgullerdir. futbolun toplumun afyonu olduğunu her yerde söyleme ihtiyacı hissederler. kendilerini sürekli entelektüelmiş gibi gösterirler. bunlar var ya bunlar, acayip genel kültürlüdür öyle böyle değil. futbolla ilgilenen erkek ise cehal iki kelimeyi bir araya getirmekten aciz dangalak tiplerdir. evet.
devamını gör...
futbolu malca bulmasından dolayıdır sahada koşan 22 adam içinde teknoloji yok bilim yok neden donanım haber ve shift delete de takılmak ya da dota 2 oynamak yerine 90 dakika adamların koşmasını seyredeyim ki eminim o futbol fanatikleri iyi bir profosörün yazılım web donanım gibi bir seminerine katılsalardı veya quantum fiziği hakkında bir seminere katılsalardı çıktıklarında orda geçirdikleri zamanı niye futbol izleyerek geçireyim ki diye düşünürlerdi bir taraftan heisenberg in belirsizlik ilkesini ya da object oriented programming in veya fonksiyonel programlamanın sonu nereye gidiyor diye düşünürken.
devamını gör...
futbol az gelişmiş ülkelerde halkı meşgul etmenin en ucuz yollarından biri olabilir. çok entelektüel bir spor da olmyabilir ama benim için takım sporu olması kısmı hoş değil. ben bireysel sporları seviyorum. mümkünse daha işe yarayacak sporlar mesela.
devamını gör...
evdeki tribün ruhunu bozandır; aile formalarını giymiş galatasaray maçı izlerken televizyonun önünden yavaş yavaş gelip geçen evin ruhsuz oğludur.
devamını gör...
mantık çerçevesi dairesinde hareket eden erkektir.
efendim bendeniz 2011-12 yıllarına kadar aralıksız olacak şekilde türkiye ligi başta olmak üzere, avrupa liglerini, dünya kupalarını, avrupa kupalarını takip ettim. hiç kaçırmamaya çalıştım. fenerbahçeliydim o zamanlar. koyu idim hatta. şimdi düşünüyorum da fenerbahçeliyim, beşiktaşlıyım ne demek ya. beşiktaşın senden haberi var mı peki? yok. neyse. maçları stadan canlı izlediğim de oldu. ama şike süreci oldu, üstüne bi de alex o takımdan rezil bir şekilde gönderildi ondan sonra ben aziz yıldırım bu takımdan gitmediği sürece fenerbahçe ile ilgilenmeyeceğim diye rijid bir karar aldım. sona gel zaman gşt zaman futbolla da ilgilenmez oldum. en sonki dünya kupasında finalde brezilyanın 7 gol yiyişi beni hiç heyecanlandırmadı mesela.
22 tane adamın- evet klişe tesbit belki- bi topun peşinde koşmasını tüm dünyanın izlemesi, insanlığa hiç bir faydası olmayan bu endüstriye -hele hele dünyada bir sürü aç insan varken- milyonlarca dolar para harcanması gerçekten anlaşılamayacak durumlar aslında. futbolla gerçekten igilenen adamalr da bunların mantıksız durumlar olduğunu görür aslında. şimd düşünüyorum da o, zamanında futbol için harcadığım onca zamana yazıkmış. haa evet futbol görseliği de olan bir şey. seyir zevk yüksek olabiliyor ama bunu bir tutkuya dönüştürmek, tüm mesaini buna harcamak, futbol için karşıdakinin kalbini kırmak çok anlamsız.
evet nani geldi van persie geldi türkiyeye. bunlar seyir zevkini çok arttırır beki, hatta abzen seyrede de bilirim maçları den gelirsem. ama tüm mesaini avrını yoğunu bu adamlar fenerbahçeye geldi diye fenerbahçeye ayırmak anlamsız. çok anlamsız.
not: kişisel bir tanım olarak; benimdir
devamını gör...
evet o erkeklerden biri de ben. cocuklugumdan beri hic fitbol mutbol umurumda olmamistir. futbolu sevmem seveni de sevmem. ozellikle sporun kazanmali kaybetmeli gecenlerinden nefret etmisimdir. bazen arkadaslarimla final mac zamanlari bir arada olma zorunda oldugumda tv'ye sirtimi doner onlari gozlemlerdim. kazanma ve kaybetme hirsindan nasil hepsinin agizlarindan tukurukler cikarak kufrettikleri, hakeme, oyuncuya, stadyumun cimine, isigina, mac sirasinda yagan yagmura varincaya kadar kizip kopurduklerini, rastgele atilan bir gole de bin anlam yukleyip bes metrekarelik bir odada sevincten birbirine sarilip lay lay lay lay diye koro tuttuklarini gordukce kusasim gelirdi. sabah aksam hangi takim hangi oyuncuyu aldi, onu almasin bunu alsin, gecen hafta sonu atilan gol muydu degil miydi, bilmemne oyuncusu sakatlanmis nolcak simdi takimin hali tartismalari haftalarca devam eder. ben erkegim ya yuzde yuz ben de ilgileniyorumdur diye bana da sorarlar arada "ben korner, deplasman, ceza sahasi, defans deyip durdugunuz seylerin bile ne oldugunu bilmiyorum, bilmek de istemiyorum" dediginzde uzaydan gelmis size bakan garip insan guruhundan uzak durmak en guzeli.
bir de sunu gozlemledim, futbol tartismasi en akilli uslu profesorun, docentin, doktorun, hakimin, imamin, esnafin bilincaltini ortaya cikariyor. daha bes dakika onceye kadar gayet akademik cumlelerle profesor profesor konusan kisi is futbolla ilgili bir soru ve tartismaya gelince bir anda 180 derecelik bir degisim gosteriyor, agzindan kopukler cikararak gecen haftaki oyuncunun aslinda ceza sahasinda dusmedigini ispatlamay calisiyor. len de get senin akdemik unvaninia da seni profesor olarak istihdam eden universitenin dediyerek icinizden saymak geliyor.
ozellikle turkiye'de futbolun profesyonel ligler seklinde oynanmasi, tv radyo, internet de yayinlanmasi kesinlikle yasaklanip agir cezalar verilmesini diliyorum. boyle bir onerisi olan partinin basinda kuzey kore lideri de olsa oyumu veririm.
spor denince aklina futbol gelen turk halkinin nezih evlatlari soracaklar ee sen ne tur bir varliksin?. soyle anlatayim; eskiden uzun kis geceleri olurdu ve elektrikler kesilir dururdu. elektrikler kesilir herkes de yatardi evde ben de mum ya da idare lambasi yakmaya usenir kuzine sobanin kapagindaki kucuk delikten sizan alevin isiginda kitap okumaya devam ederdim.
devamını gör...
(bkz: olabilir mi öyle bir şey lütfen olsun çünkü)

biraz once sebahattin arslanin sıradışı bir 28 şubat hikayesini okuyordum,bilen bilir abi otobiyografisini yazmış, kitabın bir bölümünde eskiden ne kadar futbolsever olduğunu anlatıyor, abi fenerli ama ankarada olduğu için maçlara gidemiyor,sırf aynı renkleri taşıyor diye ankaragücü maçlarına gidiyor.böylece fener aşkını canlı tuttuğunu yazmış.
okurken uykum açıldı.
devamını gör...
sevmezse sevmesin bize ne de hayatın sırrını çözmüşcesine sevenlere çöp atmasın. çocukken maça mı almadık nedir ne bağırıyon...

devamını gör...
alışılmışın dışında olan erkek fekat biraz garip. gerçi tercih meselesi ama şimdi büyük derbiler, şampiyonlar ligini, uefa yı, la ligayı ben bile izlemeden duramıyorum, sen nasıl başarıyorsun be adam? ne efsane maçlar yakalıyorum aralarından. bir de futbolu boş beleş görene kadar, türk dizilerine ve yarışmalarına bir göz gezdirin.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar