gdo

ürünlerin verimini artırmada kullanılan gen değiştirilmesi işi.

bir bitkide ortalama 200 bin tane gen var. bu genlere başka bitkilerin genlerini aşıladığınızda o bitki aşıladığınız bitkinin bazı özelliklerini alıyor. bitkinin gen haritasını çıkararak yapılıyor bu. dolayısıyla daha verimli ve daha dayanıklı ürünler üretmek mümkün bu teknolojiyle. bu işin güzel kısmı.

bir de bitkilere kopyalanan genler insanlara zarar verecek ve insanların genlerini değiştirecek özelliklere etki edecek kadar da tehlikeli. mesela bir milletin gen haritasını çıkardınız -oktar babuna vasıtasıyla amerika'ya giden kan örneklerini hatırlayınız- sonra kendi milletinizin gen haritasıyla karşı karşıya getirdiniz. kendi milletinize etki etmeyip diğer millete etki edecek geni bulursanız bunu bitki tohumuna kopyalayıp o millete yedirirseniz o milletin sizden farklı olan genine etki edebilirsiniz. ülkemizdeki hayvan yemleri, mısır ve domatesin tamamı gdo'lu. bunlardan elde edilen süt, mısır şurubu (baklava, pasta gibi şeker gerektiren ürünlerin hemen hemen tümünde kullanılır) ve pazardan aldığımız domates gibi ürünler en temel gıda maddelerini oluşturuyor. yani yemeyenimiz yok.

ikinci olarak mesela mesela tarlanıza domates ekeceksiniz. kilosunu 15 milyar ile 75 milyar arası değişen ithal gdo'lu tohum almak zorundasınız. başka alternatifiniz yok. bu ürünlere de o sene ithal eden ülke verimsizlik kodlarsa bütün üreticiler ürünlerinden verim alamaz. kredi çeken bu üreticilerin tarlalarına da yabancı bankalar el koyar. al sana kansız, savaşsız fetih.

gdo'lu ürünlerin kontrol edilmeden ve kısıtlanmadan ithal edildiği tek ülke türkiye. zaten istesek de yeterli teknik altyapı yok. önem vermediğimiz için bu konuya yatırım yapılmamış. böylesine kitlesel silah olarak kullanılabilecek bir ürünü serbest bırakmak da nasıl bir aymazlıktır, ayrı bir tartışma mevzusu. bu işin uzmanı olarak sunulan profesör ünvanlı kişilerin "aman ya ne olacak insanlara bir zararı yok." çıkışlarını gördükçe insan daha bir hüzünleniyor.

yeni nesili gördükçe, ne türk'e benziyorlar ne ecnebiye, garip bir düşünce kaplıyor beni. bir tanesi bile idealist değil. sanki dünyayı fetheden onun dedesi değil. idealleri uğruna can veren devrim yapmaya çalışan babası değil. cuppa cuppa eğlensin, gezsin. saçlarını bir garip yapsın, küpe taksın. varı yoğu, derdi bu genç nesilin. acaba diyorum ki nesilin böyle olmasında gdo'lu ürünlerin payı var mıdır?

hemen her konuya az çok çözüm bulabildik. daha demokratik bir ülke olduk. silik dış siyasetten büyük ve söz sahibi ülke kategorisine girmeye başladık. ekonomimiz keza büyüdü ve refah seviyesi yükseldi. alt kesimdeki sorunlar devam ediyor tabi. sağlık alanında avrupa'dan öndeyiz. avrupalılar tedaviye ülkemize geliyorlar. bunun gibi birçok şeyler sayılabilir olumlu gelişme adına. ancak bu gdo'lu ürünler konusunda bir adım dahi atılmaması, hiçbir önlem alınmaması, tohumun çoğunu israil'den almamız gibi bir gerçek sözkonusuyken çok fazla mide bulandırıcı. umarım yetkililer bu konuda yeterince bilgilenir ve üstlerini bu konularda bilgilendirir. yoksa gelecek nesil -allah korusun- çok farklı bir şeye benzeyecek.
devamını gör...
13.
artık birçok besinin adıdır. açılımı genetiği değiştirilmiş organizmalar.
gen biliminin ilerlemesi ile birlikte ve tarım alanlarının azalması sebebiyle üreticiler küçük alanlardan daha fazla meyve-sebze üretebilir miyiz sorusuna cevap aramaya başlamışlardır.
işte gdo lu besinler bu şekilde ortaya çıkmıştır.
esasında temel mantık yoğunlaştırılmış tarım yapmak olup, görünüşte hiçbir zararı yoktur.
ancak bitkilerin üreme hızlarına müdahale edildiğinden, ya da diğer bir değişle bitkiler mutasyona uğrattırıldıklarından dolayı doğal yapıları bozulmuş ve insanlar için tehlike arz eder hale gelmiştir.

günümüzde genetiği ile en çok oynanmış besinler mısır soya ve şeker pancarı dır. hatta o kadar ki, piyasada satılan bütün şekerli, mısırlı ve soyalı ürünler gdo ludur.
devamını gör...
genetiği değiştirilmiş ürünler ilk olarak 1990’ların ortalarında abd’de pazara girmiştir.
-yani abd nin temelini oluşturmuş, avrupayı ve tabi ki ülkemizi zehirlemeye başlamıştır.
türkiye’de gdo’ların ekimi, dikimi, üretimi ve ithalatı kanunen tamamıyla yasaktır.
-fakat türkiye de dışarıdan alınan soya ve mısırın %80-90 oranında olması ve dışarıdan gelen ürünlerin gdo lu olup olmadığını denetleyebilecek alt yapının olmaması bu yasağın hiç bir anlamının kalmamasına yol açmaktadır.
devamını gör...
--- alıntı ---

çin ve afrika’da üretilen, gdo’lu diye abd’nin ülkeye sokmadığı 150 milyon tl’lik 23 bin ton pirince gönderildiği mersin’de 2 mart’ta el konuldu.

mersin’de, türkiye’nin en önemli gdo (genetiği değiştirilmiş organizma) operasyonlarından biri gerçekleştirildi. amerika’ya sevk edilen ancak bu ülkeye sağlıksız ürün olduğu gerekçesiyle sokulmadığı iddia edilen ve piyasa değeri yaklaşık 150 milyon tl’yi bulan 23 bin ton gdo’lu pirince el konuldu. gıda piyasasında faaliyet gösteren üç şirketin daha önce yaptığı tüm ithalatlar incelemeye alındı. 2 mart’ta mersin emniyet müdürlüğü ile gümrük muhafaza müdürlüğü’ne bağlı kaçakçılık ve istihbarat müdürlüğü (kim) ekiplerinin çalışmasıyla yurtdışından türkiye’ye, gdo içeren pirinç sokmak isteyen firmalara operasyon düzenlendi. mersin serbest bölgesi’nden türkiye’ye sokulmaya çalışılan ürünlere yönelik yapılan operasyonda, göze tarım ürünleri’ne ait 21 bin ton, tat bakliyat’a ait 1648 ton, tiryaki agro gıda’ya ait 360 ton gdo’lu pirince el konuldu.
dört kez tahlil yapildi
operasyonla ilgili ulaşılan detaylara göre; mersin’de sta analiz laboratuvarı’nda ürünlerin gdo’lu olduğu tespit edilmesi üzerine tat bakliyat, karara itiraz etti ve analizin tekrarlanmasını istedi. yasa gereği itiraz sonrası el konulan ürün örnekleri ankara’da bulunan gıda ve tarım hayvancılık genel müdürlüğü’ne bağlı ulusal labaratuvarda yeniden analiz edildi. ürünler burada temiz çıkınca operasyonu yapan ekipler bu kez yeniden analiz için tubitak’ın kapısını çaldı. kocaeli’nde bulunan tubitak’a bağlı marmara araştırma merkezi’nde yapılan analizlerde ürünlerin gdo’lu olduğu ortaya çıktı. tat, karara tekrar itiraz edince bu kez ürünler yine ankara’da bulunan ulusal laboratuvarda analiz edildi ve ürünlerin gdo’lu olduğu kesinleşti. yapılan muayene sonuçlarına göre, pirinçte bulunması gereken kadmiyum (kanserojen ağır metal element) miktarının standartlardan 35 kat fazla olduğu ortaya çıktı.
amerika’ya sokulmadi
afrika ve çin’den amerika’ya gönderilen ancak gdo’lu olduğu gerekçesiyle ülkeye sokulmayan pirinçlerin türkiye’deki şirketlerce ucuz fiyata satıldığı iddia edildi. göze tarım’ın ise 5280 tonluk pirinci 8-9 ay gümrüklü sahada beklettikten sonra gdo’lu ürünlerin üzerine standartlara uygun pirinç doldurup kontrolden kaçırmaya çalıştığı iddia ediliyor. tiryaki agro gıda’nın ise pirinçleri vergisi daha düşük olan farklı ürünlerin adıyla piyasaya sürdüğü öne sürülüyor.
tat bakliyat
suçlu soya fasulyesi
* memişoğlu tarım ürünleri (tat bakliyat) genel müdürü tuğba memiş ,yaptıkları sevkiyat sırasında pirinçlerin arasına gdo’lu soya fasulyesi karıştığı için ürünlerinde gdo’ya rastlanmış olabileceğini iddia ederek, “ab bile pirince gdo analizi yapmıyor. bize gelen ürün dökme gemiyle geldiği için böyle bir karışıklık olmuş olabilir. getirilen gemide başka firmalara ait, izinle getirilen gdo’lu soya fasulyesi ve soya küspesi bulunuyordu. tahliye esnasında bizim ürünlerimize toz ve tane bulaşması olduğu için böyle bir durumla karşı karşıya kaldık” dedi. tarım bakanlığı’nın gen analizi yaptığını kaydeden memiş, numunede soya geni çıktığını iddia etti.
göze tarim
ürünlere tedbir olarak el kondu
* ellerinde bulunan pirinçlerin gdo’lu olmadığını belirten göze tarım ürünleri avukatı murat altındere “bu konu sadece bir iddia üzerine ortaya çıktı. soruşturma devam ediyor. henüz ürünlerde gdo’ya rastlandığına dair bir belge yok” diye konuştu. ellerindeki pirince tedbir amaçlı el konduğunu dile getiren altındere, “ürünleri abd’den satın aldık. almadan önce gdo bulunmadığına dair rapor aldık. mersin tarım il müdürlüğü inceleme yaptı bir bulguya rastlamadı” dedi.
tiryaki agro
iddialar gerçek değil
* tiryaki agro grubu yaptığı açıklamada kendilerine ait hiçbir ürün hakkında yasal işlem yapılmadığını, iddiaların asılsız olduğu ifade etti. tiryaki agro’ya ait herhangi bir üründe gdo veya yasaklı madde bulunmadığı belirtilen açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “vergi kaçakçılığı ile ilgili emniyet güçleri hiç bir uygulama yapmadı. şirketimiz hakkında ortaya atılan iddialar tamamen asılsız ve yersizdir. el konulan ürünümüz yok.”
100 milyon paket pirinç nerede?
* gümrük muhafaza ekipleri üç şirketin bir yıl içinde türkiye’ye yaklaşık 100 bin ton pirinç soktuğunu, şirketlerin ithalatla ilgili geçmişe yönelik numunelerinin de incelemeye alındığını bildirdi. bir yıl içinde piyasaya sürülen pirinçler, bir kiloluk paketler halinde 100 milyon pakete denk geliyor.

--- alıntı ---
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar