geceye şiir

#özgürler 

818.
açılır gecesi inançsızların
tanrı sarı bir çiçektir
ormanın içinden atlılar
geçerken çocuklar ölecektir

denizin gözlerinden tuzlu
bir sıkıntı vurur karalara
uzakta olduğumuzu köprülerden
atlar nereden bilecektir

mavi kuşlar çiziyor biri
eli değdikçe camlarına
avcılar doğrultup namlularını
nasılsa bir bir düşürecektir

yorgun yıkılmış ölü
bir yaz büyütür karnında
soyunup toprağa yatınca
kadınlar göklerle sevişecektir

açılır gecesi inançsızların
tanrı sarı bir çiçektir
ormanın içinden atlılar
geçerken çocuklar ölecektir
devamını gör...
817.
"ormanın üvey ağacıyım ben
yapraklar sarardıkça anımsa beni
ruhu yongasında, kırılan dallarında
yüzgeçsiz balık, kanatsız kuş say beni
leylaksız haziran, düşsüz insan say
gülüşüm bir kahkahadan ödünç
köküm ıslandığı toprakta kuruyacak
nabzımı bul, elini alnıma koy
ateşim bende fazla burda kalacak

sular ılıdıkça müslüman bir ölüyüm
kazanlar ısındıkça anımsa beni
tenimde üşüyen sabun, unutkan köpük
gözlerin yuğsun beni, iki şiir damlası
kendinden sürmeli gözlerin, şair yavrusu
insan bir defa doğar, birkaç kez ölür
bu seferki son yolculuk, temelli gidiş
ha teneşirde kıy adıma, ha musallada
ne fark eder, aynıdır her terkediliş


eşyamı sat, imamı sav, sal müminleri
günahlar döküldükçe anımsa beni
işte son noktasıyla en yalancı hakikat
bir susamdan karanlığa açılan kapı gibi
aynı uzaklıkta artık gurbet ile memleket
illa ki üzülür az ya da çok her insan
oysa ölüm değil, beter olan unutulmak
eski kadınlar gibi aklında taşı beni
yoksa bana müthiş yazık olacak


unu sır, buğdayı sır, taşı efsane
ıssız değirmenlerle anımsa beni
az çevrilmedik nakaratında suyun
bizi birbirimize aşk itti, aşk bağladı
paylaşacak şeyleri kendimiz kaybettik
hadi çat kaşlarını kalem kırar gibi
ağla, ağlamak iyi gelir
yaş düşmese sen düşersin
çünkü insan gözlerindedir ..."
devamını gör...
815.
siz hürsünüz; siz şartsız ve kayıtsızsınız
...
biz mahcup ve onurlu çocuklarız
başımızı kaldırıp bir bakmayız
siz rüyalarınızda yaşayıp durursunuz
siz güvercinleri gözlerinden vurursunuz
siz ekmeğin hamurunu, aşkın hamurunu samandan yoğurursunuz
siz rüyalarınızda yaşayıp durursunuz
...
biz yangında koşuyu kaybeden atlarız
biz kirli ve temiz çamaşırları
aynı zaman aynı minval üzere katlarız
biz koşu bittikten sonra da koşan atlarız
...
tamamı için (bkz: şahdamar)
devamını gör...
814.
uçan kuşa seslendim bugün
var mı hiç haber gönderen dün?
gözüm yollarda hep büsbütün
unutulmaktan herkes küskün

bir tek ben miyim ki bekleyen?
kalmadı mı hiç yol gözleyen?
ben umutluyum ama neden?
usanmaksızın beklemekten

uykularım kaçıyor gece
acaba var mı habersizce
düşünen beni de öylece
tanıdık birisi çehrece

menkûd
devamını gör...
813.
"yedi ülke uzaktan yazıyorum sana.
yedi sıradağ ayırıyor seni benden.
çatlamış kayalar arasından
yedi nehir yıkayıp parçalıyor beni.
nehirlerin kıyısında durmuş
paramparça gövdemin kara bir bayrak altında
denize sürüklenmesini seyrediyorum.
niçin yedi de başka sayı değil?
niçin sıradağlar,
kayalar ve nehirler?
denizdeki niçin benim paramparça gövdem?
niçin renklerden kara?
niçin sen? niçin senden başkası değil!"
henrik nordbrandt
devamını gör...
812.
"ilktir baharın gömlümce geldiği
ilktir hem sarhoş hem ayık olduğum
bir gerçek içindeyim düşten güzel
sevdiğim gülüyor yanıbaşımda

aşkından tâlihimin düzeldiği
sen gökte ararken yerde bulduğum
bir sende gördüm ince ruh ince bel
sende murada erdim kırk yaşımda."
devamını gör...
811.
"küçükken derdi ki, dadım:
çoğu gitti, azı kaldı.
büyüdüm, ihtiyarladım,
çoğu gitti, azı kaldı.

vur kazmayı dağa ferhat
çoğu gitti, azı kaldı.
kişne kır at, kişne kır at
çoğu gitti, azı kaldı.

doğar bir gün benim günüm,
çoğu gitti, azı kaldı.
kırk gün, kırk gece düğünüm,
çoğu gitti, azı kaldı..."

tamamı için (bkz: necip fazıl kısakürek-nakarat)
devamını gör...
809.
"kalbim bir çiçektir, gündüzler ölgün..."diye başlayan bir üstad nfk şiirinin ismidir (bkz: geceye şiir) . Fakat başlığı terim olarak kullanacaksak eğer ben bugün farklı bir şiir ile buralardayım: (bkz: uyumak istiyorum)
iki yıldız arası göğe asılı hamak…
uyku, uyku… zamansız ve mekânsız, uyumak.
uyumak istiyorum; başım bir cenk meydanı;
harfsiz ve kelimesiz düşünmek yaradanı.
ilgisizlik, her şeyden kesilmiş ilgisizlik;
bilmeyiş ki, en büyük ilme denk bilgisizlik.
usandım boş yere hep gitmeler, gelmelerden;
bırakın uyuyayım, yandım kelimelerden! göz kapaklarımda gün, kapkara bir kızıllık;
kulağımda tarihin çıkrık sesi, bin yıllık.
bir yurt ki bu, diriler ölü, ölüler diri;
raflarda toza batmış peygamberden bildiri.
her gün yalnız namazdan namaza uyanayım;
bir dilim kuru ekmek; acı suya banayım!
ve tekrar uyuyayım ve kalkayım ezanla!
yaşaya dursun insan, hayat dediği zanla…
devamını gör...
807.
uyu! gözlerinde renksiz bir perde,
bir parça uzaklaş kederlerinden.
bir ruh gülümsüyor gibi derinden,
mehtabın ördüğü saatler nerde?
varsın bahçelerde rüzgar gezinsin,
yağmur ince ince toprağa sinsin,
bir başka âlemden gelmiş gibisin,
dalmış gözlerinle pencerelerde.


ahmet hamdi tanpınar
devamını gör...
806.
aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci,
üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten.

iyi nişan alırdı kendini asan zenci,
bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
sizden iyi olmasın, boşanmada birinci...
-çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen?
devamını gör...
805.
“o kadar güçsüzüm ki sesim bile çıkmıyor
saat üçtür belki dört uyusaydım ya keşke
uyanmaktan korkmasam yüz yıl uyurum sanki
ağaçlar, evler, kuşlar bile uykuda
bir garip, bir tuhaf, bir huysuzum ki sorma.
sana söyleyemediklerimi bak gaybına söylüyorum
içinden konuşma!
bu yeryüzü bu gökyüzü iyi güzel amenna
her işte bir hayır var doğru bunları geçmeyelim
ama bıktım artık şerden hayır damıtmaktan
misal şimdi yan yana uyumak var
uyumamakta hayır var da
uyumakta ne mahsur var
bir güzel olsak ya senle bu anlaşmamazlıklar niye
secdelere küs alnımda bir kara bir kara
kalksak gitsek ya şimdi
belki abant olur belki porsuğun kenarı
bayram namazından sonra
ben anlatsam sen anlasan beraberce ağlasak
ağlamak anlamaktır benimle ağlasana..”

*
devamını gör...
804.
biraz zaman geçer sonra
bir bakarsın hiç yaşanmamış gibi oluruz
yaşantıyız şimdilik evet canımız yanıyor hala
ama zaman büyülüdür her yaşantıyı anı yapar
o yüzden
söylediklerimi boş ver
gövdene iyi bak.
devamını gör...
803.
hep romantik değiliz tabi;
"türküler var başı belden aşağı
çalmayan radyonun pili cennetlik.
kâfir meyve inmez daldan aşağı
yoksulun yaktığı çalı cennetlik.

boşunadır dünyamıza geldiği
aha yaşadığı, aha öldüğü...
korkak müslümanın namaz kıldığı
camiyi taşlayan deli cennetlik.

kara günde çözülmesin kuşağın
kara toprak olsun uyku döşeğin
cihadda yük çeken uyuz eşeğin
semeri cennetlik, çulu cennetlik.

tez vururlar harpte önde gideni
kaçanlar kurtarır canı, bedeni.
şimdilik kördüğüm kalsın nedeni
diri b... yedi, ölü cennetlik.

'bana ne'yi akıllılık sananın
başı var da, beyni yoktur; inanın!
beş-on sene cehennemde yananın
dumanı cennetlik, külü cennetlik.

'karışma boşver'i eylemiş sanat
'dava gereksiz' der, 'herşey menfaat'
böyle bir babayı vurursa evlat,
tüfeği cennetlik, eli cennetlik.

sevabı, günahı ayırmış rabb'im
ölçüdür gözlerim, tartıdır aklım
yalana riyaya, dayanmaz sabrım
haksıza sövenin dili cennetlik."
devamını gör...
802.
gece gece!
seni seviyorum bu gece
çıkıyorum balkona her gece
bir kelime iki hece
şiir okuyorum her gece

gece gece dedükleru nedur?
biraz ay ışuğu biraz karanluk
otagun olmasun yeter ki karanluk
bulunur elbet bir yaranluk.

hamsi paluğu gibi
oynayusun her gece, oynayusun her gece
gece oldu yatayrum, gece oldu yatayrum
durmaz misun yerinde, durmaz misun yerinde?

oy beni benden aldi da
bu yarin gözleru, gece gibi gözleru
sanki bakayirum da karanlık bir boşluğa,
karanlık bir boşluğa

gece gece!
bu dertler neçe?
dertlerden dert seçe seçe,
gidiyrik bir bilinmeze,
seveysin de iyi halt edeysin,
gör başına ne gele,
yar başına ne gele,
avare oldum yine bu gece.
devamını gör...
801.
“sözlerimin anlamı beni ürkütüyor
böylesine hazırlıklı değilim daha.
bilmek. bu da ürkütüyor. gene de biliyorum:
kapanmaz yağmurun açtığı yaralar çocuklarda.
devamını gör...
799.
ben sana kırmızı kiremitli bir çatı
begonviller ve bir mavi kapı
ve illa amansız bir avlu getirsem.

dünya soğur, akşam serinlerken,
benim sensiz sevinecek bir şeyim yok.
kılı kırk yardım, altını üstüne getirdim,
ve işte en geniş cümlem:

içimi açtım sana.
içini açmak için.

birhan keskin
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar