geçmişe özlem

çok ağır bir duygu.

dün yastığa başımı koyunca uyuyana kadar dua ettim.

sabah 17 yaşında uyanayım diye. ama olmuyor. geçmişe özlem biraz da ukde insanda. yapılmayanlar, yapılamayanlar ve yapılan bazı şeylerin pişmanlığı.

ama insan ne her şeyi yapacak kadar kudretli ne de hiç pişman olmayacak kadar isabetli.

n'olur diye yalvardım bildiğin ama olmadı. sanırım ölüyorum. efsaneler 27 yaşında ölür dedilerdi. ölümüm overdose'dan değil aşırı özlemden olacak.

eskiler ne demiş: mezardakini sıkıntı öldürür. ecel sıkıntıyla gelir. * * * *
devamını gör...
bana şinasi'yi hatırlatan duygu. yok öyle entel özentiliğinden demiyorum, hemen ıygh yapmayın. "fahim bey ve biz"in zorla okutturulduğu edebiyat dersimizin hocası kitabı açıklarken* yüzlerce kez "işte geçmişe özlem burada da karşımıza çıkıyor" demişti. şimdi kitabın içeriğini, şinasi'nin üslubunu hiç bilmediğim halde adamcağızın geçmişe çok özlem duyduğunu adım gibi biliyorum.

yapısalcı edebiyat derslerinin mahsülü olan ve bu yüzden mesnetini bilmediğim onlarca bilgiyi ne yapayım ben şimdi? kuru bilgi. duygusuz.
devamını gör...
büsbütün geçmişe değil, sadece o geçirilen güzel vakitlere henüz kirletilmemiş hayallere, saflıkla kurulan o temiz hayallere,insanın günahsız tertemiz oluşuna, ilk aşka, ilk isyana, ciğere çekilen ilk sigaraya, gidilen ilk konsere,ilk kazanılan paraya,gidilen ilk filme, kısacası kafayı çevirip dönüp baktığında yüzünde bir tebessüm oluşturabilen "an"a özlemdir.
devamını gör...
"geçmişteki berbat günleri özlüyor isek demek bu berbat günleri de özleyeceğiz" gibi geleceğe dair karamsar düşüncelere sebebiyet verir.
devamını gör...
yaşanılan an öyle hızlı geçiyor ki, insan farkında olmuyor neleri tükettiğini, neleri yaşadığını ve bazı kaygılar, o anki olgunluk düzeyi ruh hali anı idrak etmede tatmin edici olmuyor. ancak o anlar geçince ve geçmiş an akla düştüğünde siz artık geçmiş an için orta ve makul zekaya sahip 3. kişi oluyorsunuz. objektif olarak bakınca geçmişe de pişmanlıklar, kederlenmeler, kadir bilmeler, ah u vahlar eksik olmuyor tabi.

işte bunlar hep bir insan aynı nehirde iki kez yıkanmaz ve hiçbir nehir bir insanı iki kere yıkamaz.
devamını gör...
ben insanların pelerinle gezdiği feodal ortamları özlüyorum fakat o çağı birkaç yüzyıl ile ıskaladım. öte yandan insanların pelerinle gezdiği feodal ortama gittiğim takdirde patates * yiyip çamurda yaşayan, ilk veba salgınında hemencecik ölen çıbanlı bir köylü olma ihtimalim daha yüksek. sen de insanların at üstünde fetihten fetihe koştuğu, avrupa elçilerinin sarayın kapısında tir tir titrediği bir çağı özlüyor olabilirsin. unutmamalısın ki senin de o çağda muhtemel pozisyonun arpa ekip, vergi zamanı geldiğinde saraya söven, savaştan nefret eden bir köylü olurdun.
devamını gör...
ınsanı insan yapan belleğidir. bellek ise hatıra deposudur. her sabah uykudan aynı kişi olarak kalkiyorsak bu, bellek sayesindedir. bu yüzden geçmişe özlem duymak bir dereceye kadar tabiidir. esasen ozlem duyduğumuz şey geçmişte olan kendimizdir.

geçmiş yüzyıllarda ne olacağımızın ihtimali kişilik aynı olmak şartıyla gene çok bir farklılık arz etmez. hatta geçmişte kendini gerçekleştirme edimi bugünlere nazaran daha açıktır ve kolaydır. modern zamanlardan sürekli kölelik olarak bahsediliyorsa bu karşılaştırma sayesindedir. devlete küfreden köylü olsaydık zaten bugün yine devlet, vatan, millet idealizminde olmazdık. bizden önceki toplumsal bilinç, bugün bizlerin bilincini etkilediği ve oluşturduğu için aynı ilkelerle devam edebiliyoruz. yani eger geçmişte dunyaya gelseydim, şimdiki icerigim gibi ya bir askerdim, yahut ta ilim talebesi.

son söz: geçmişe ozlem güzeldir, ama takılmak düşürür. ve düşkün yapar. bireysel, toplumsal, medeniyet -sel...
devamını gör...
bana kalbim olduğunu hatırlatıyor. evet geçmişte kaldı. evet çok özlüyorum. hergün özlüyorum. doya doya özlüyorum. geçmişte kalmasaydı doya doya özleyemezdim. *
devamını gör...
en çokta 9 yaşı civarı zamanına şahsen duyulan özlemdir. o hayal gücü ve her ortamda keni kendine canın sıkılamayacı şekilde kendinle mutlu olman. misafirlikte bile köşende oturup halı deseniyle o kafanda kurdukların ve eğlenişin. hiç unutmam.
bununla beraber birde ozamanlar televizyondan çok kaset dinlerdik, çocuk hikayeleri. anlatan güzel anlatırdı. kafanda öyle bir hayal ederdin ki tamamen sana kalmış, sen nasıl istiyorsan. odan orman olurdu, kar dolardı, cüceler canavarlar gelirdi geyikler giderdi. bir kere öyle hayal dünyamda dalmışken işte dağdayım geyiklerle konuşuyorum, meğer ablamlar delikten izliyormuş beni birden daldılar içeri kahkahalarla. o gündür hayal mayal kurmayı bıraktım sanırım. geçmişimdeki en büyük özlem.
devamını gör...
bugüne olan memnuniyetsizliğin ve geleceğe dair kaygıların olmadığı, steril, güvenli ve korkusuzdur yerdir geçmiş doğal olarak da özlenir.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar