gelin

hülya koçyiğit'in başrolünü çektiği bu filmde son sahne gerçekten çok samimdir. katletmek yerine kemale erer zira damat..

fabrikada bana göre de bir iş var mıdır?
devamını gör...
bir aileyi ağaç olarak nitelendirirsek kötüsü o ağacı içten içe yiyip bitiren kurt gibidir.

ataerkil bir aile yapımız olduğu için baba evinden ayrılıp eşiyle bir iç aile oluşturarak yeni bir geniş aileye duhul olan gelin iki farklı duruma koşullanır. birincisi kendini aileye kabul ettirme ikincisi ailenin değerlerini kabullenme. bunlar birbiriyle ters orantılıdır.
gelin ne kadar dominant ve aile ne kadar ataerkilse ortaya çatışma çıkar. aradaki mutlak fark büyüdükçe de çatışmalar can sıkıcı hale gelir evliliğin daha ilk aylarından itibaren can sıkıcı bir hal alır.

iyi bir eş insanı nasıl baş tacı ederse kötü bir eş de hayatını zindan eder. ne adamlar tanıdım adamlıkları, insanlıklarını konuşmaya lüzum duyulmayacak kadar kadirşinas fakat işin içine ailevi diğer manasıyla eşin tercihlerinin ağır bastığı durumlar ortaya çıktığında özünden kaçıp, adamlığına yakışmayacak şekilde hareket eden.
kadın rekabet güdüsündeyken kendini bir kabukla sarar adeta. o kabuk erkeğidir. ezilen dertlenen o olur. bir tarafta ana baba kardeş diğer yanda eş.

kimisi de gerçekten zulmetmekten haz alır geline. sırf kendi memleketinden değil diye yıllarca dışladıkları bir gelinin oğluyum.
görümce yi bir anakonda türevi, eltiyi zehirli bir deniz canlısı zannettim senelerce annem sayesinde.
gerçek anlamlarını öğrendiğimde büyümüştüm zaten.
belki de bunlardan dolayı evlilik en büyük kumar derler. görümce, elti, ana, baba derken şirazesi kayar insanın.
bence bir erkek bir kadınla hayatını birleştirmeden önce uzun uzun izlemeli sevdiğini. eş olabilir mi bana diyerek incelemeli davranışlarını. mutluyken, üzgünken, hırslıyken, romantikken, baskı altındayken, uzun uzun izlemeli. muhakkak kararını şekillendirecek, hayırlı gelini hayatına ortak etmeyi sağlayacak bir şeyler bulacaktır.


devamını gör...
avrupalilarin kendi aciklamalarina gore, ortacagda bu beyazlara burunmus genc kadina; nikah icin toplanmis hijyen/vucut temizligi kulturunden kopuk davetli kalabalik ve pencereleri acilmayan kiliseler icinde, toren bitene dek bayilmadan ayakta durabilmesi icin bir demet taze cicek verilmis, bu da zamanla bir gelenek olup kalmistir.
devamını gör...
hulya kocyigit'in basrolde oynadigi, kucuk oyuncu kahraman kral'in gercekten soyismine yakisir oyuculuk sergiledigi efsanevi ömer lütfü akad filmi. bu film akad'in goc uclemesinin ilk filmidir. digerleri ise dugun ve diyet. yozgat sorgun'lu haci ılyas ve ailesinin ıstanbul'da tutunma cabasini anlatan filmde, final bolumu cok etkileyicidir. kurban bayrami gunu olen kucuk osmancik icin aglamamak elde degil. zaten uyuz oluyorum, kahraman kral'in sonu olumle biten filmlerine.

filmde dikkatimi ceken bir ayrinti ise, sareri hovin mernem'in film muzigi olarak defalarca kullanilmasi.

devamını gör...
18.
bir aileyi ağaç olarak nitelendirirsek kötüsü o ağacı içten içe yiyip bitiren kurt gibidir.

ataerkil bir aile yapımız olduğu için baba evinden ayrılıp eşiyle bir iç aile oluşturarak yeni bir geniş aileye duhul olan gelin iki farklı duruma koşullanır. birincisi kendini aileye kabul ettirme ikincisi ailenin değerlerini kabullenme. bunlar birbiriyle ters orantılıdır.
gelin ne kadar dominant ve aile ne kadar ataerkilse ortaya çatışma çıkar. aradaki mutlak fark büyüdükçe de çatışmalar can sıkıcı hale gelir evliliğin daha ilk aylarından itibaren can sıkıcı bir hal alır.

iyi bir eş insanı nasıl baş tacı ederse kötü bir eş de hayatını zindan eder. ne adamlar tanıdım adamlıkları, insanlıklarını konuşmaya lüzum duyulmayacak kadar kadirşinas fakat işin içine ailevi diğer manasıyla eşin tercihlerinin ağır bastığı durumlar ortaya çıktığında özünden kaçıp, adamlığına yakışmayacak şekilde hareket eden.
kadın rekabet güdüsündeyken kendini bir kabukla sarar adeta. o kabuk erkeğidir. ezilen dertlenen o olur. bir tarafta ana baba kardeş diğer yanda eş.

kimisi de gerçekten zulmetmekten haz alır geline. sırf kendi memleketinden değil diye yıllarca dışladıkları bir gelinin oğluyum.
görümceyi bir anakonda türevi, eltiyi zehirli bir deniz canlısı zannettim senelerce annem sayesinde.
gerçek anlamlarını öğrendiğimde büyümüştüm zaten.
belki de bunlardan dolayı evlilik en büyük kumar derler. görümce, elti, ana, baba derken şirazesi şaşar insanın.

bence bir erkek bir kadınla hayatını birleştirmeden önce uzun uzun izlemeli sevdiğini. eş olabilir mi bana diyerek incelemeli davranışlarını. mutluyken, üzgünken, hırslıyken, romantikken, baskı altındayken, uzun uzun izlemeli. muhakkak kararını şekillendirecek, hayırlı gelini hayatına ortak etmeyi sağlayacak bir şeyler bulacaktır.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar