gelir arttıkça gelirin yetmez olması

toplumda düşük gelirli insanlar, taleplerini maaşları ile orantılı olarak ayrılıyorlar. taleplerin düşük olması onları daha kanaatkar yapıyor. hal böyle olunca da "şükür bugünümüze" demekten geri kalmıyorlar.

siz zannediyorsunuz ki gelir arttıkça ihtiyaçlar daha iyi karşılanacak. ancak öyle olmuyor. geliri artan kişinin kafasındaki ihtiyaçlar gelirinden daha fazla artıyor ve maaş yetmez oluyor.

maaş ne kadar artarsa giderilmeyen ihtiyaçlar o kadar artıyor ve gözü giderilmeyen ihtiyaçlarda olan kişinin tasarrufları azalıyor, bencilliği ise artıyor.

dikkat edin, toplumda maaşı az olan insanların şikayetleri azdır ancak orta ve ortanın üstü sınıf para yetmiyor diye sürekli ağlar.
devamını gör...
ekonomiyi planlamak ve yönetmekten aciz yığınlarda şükür kavramı vesilesi ile suçu yine cebi boşalmış halka yüklenerek işin içinden çıkılan durum.

(bkz: ekonomik refah)
(bkz: satın alma gücü)

gibi endekslerin yerde sürünmesinden kaynaklanır.

tanım:realiteyi iyileştirmek yerine şükür temelli illuzyonlarla çakma refah yaratmaya yönelik anlayışın mottosu olan uydurma.
devamını gör...
gelir attıkça insanların kendisini baskıladığı bazı şeyler ortaya çıkıyor. şöyle mesela gelir seviyesi az ise temel ihtiyaçlara odaklanıyor insan ama gelir seviyesi yükselince temel ihtiyaçlar + lüks ihtiyaçlar toplanıyor. lüks ihtiyaçlar denilince sınırı çok fazla yok tatiliydi, 11.çift ayakkabının yanına 12. ve 13. ayakkabayı alırsın, kıyafet ,ev eşyası varda var yani burada teknolojik aletleri hiç söylemiyorum bile.
anlayacağınız normal de haline şükreden biri varken gelir artıp ama yine de yetişemeyince şükür gidiyor şikayet başlıyor malesef. gelir artınca eski standartlarına da düşemiyor sonuç hiç bitmeyen şikayetler.
devamını gör...
gelirle birlikte artan taleplerin ek maliyetlerinin sağlıklı olarak analiz edilememesinden kaynaklıdır.

mesela 1 birimlik geliriniz varken arabanız yoktur. 2 birim gelire ulaşınca araba almanız mümkün olabilir.
2 birimlik gelir sizin araba almanızı garanti edebiliyorken araba ile istediğiniz gibi haraket edebileceğinizi garanti etmez;
zira işe her gün araba ile gitmek ek bir maliyettir ve bu keyfiyet 2 birimlik gelirin kapsamında olmayabilir.

tüketim alışkanlığı da önemli bir parameteredir. yine araba örneğinden gidersek; bugün bayilerde satılan otomobillerin motorları bir milyon kilometre için test edilmiş motorlardır. lakin bizim ülkemizde yüzbin kilometreyi geçen araçlara eskimiş araç muamelesi yapılır.
devamını gör...
enflasyon hesabı doğru yapılıyorsa insanoğlunun kanaatsizliğinin neticesi bir durumdur. ancak günümüzde yaşanan ayakların yorganlara kısa gelme olayı savurganlıktan ziyade giderlerin gelirlerden daha fazla olmasından kaynaklanıyor. gelir sabitken ihtiyaçlar sabit tutulsa bile ürünlerin fiyatları yükselince bütçelerde bir açık oluşması kaçınılmaz olur.
devamını gör...
iki örnekle açıklamak istediğim durum. mevzu patlıcanların, domateslerin pahalı olması. konunun muhatapları chp seçmeni bir uzman ve bir akademisyen ile kendi halinde, yoksulluk sınırı altında bir maaş alan devlet çalışanı ben.

şimdi bu iki chp seçmeni olan büyüklerim ile birgün denk geldim feysbukta patlıcanlar çok pahalı, patatesler çok pahalı mevzusuna. şimdi uzman dediğim arkadaş ziraat mühendisi mezunu, ziraat fakültesinde uzman kadrosunda çalışıyor. abi dedim sen ziraat mühendisi insansın, patlıcanlar, patatesler felan pahalı diyorsun, peki dedim bu patlıcanlar veya patatesler hangi fiyatta satılmalı ki, hem üretici hem tüketici açısından optimum fiyat olsun. cevap veremedi tabi. yahu dedim sen konunun uzmanı olarak bunu bilmezsen ve haksızca eleştirirsen, konudan bi haber vatandaşlar ne yaparlar yahu dedim. mevzu iktidar yanlısı veya muhalif olmak mevzusu değil abi dedim. mevzu ülkem insanlarının ortak derdine çare bulmak dedim. sen bile bilmiyorsun konunun uzmanı olarak mevzuyu ki sıradan vatandaş nasıl bilsin.

şimdi bu iki abimizde çift maaşlı ve evlerine ortalama 10-20bin civarı para giriyor. arabaları ve evleri var. hatta akademisyen olanın iki arabası var üzerine bir de teknesi var. yahu dedim ülkede ekonomik kriz varken nasıl bu kadar mal sahibi olabildiniz siz dedim ve bana patlıcan, patates pahalılığından bahsediyorsunuz dedim.

kıssadan hisse, rızık Allahtandır azizim. kimisine açlık sınırının altında, kimisine de yedi ceddimizi yetecek kadar sınırsız verir Allah. fakirlikte, zenginlikte imtihandır azizim. günümüzde zaruri ihtiyaçlar nelerdir, lüks nedir, yoksulluk sınırı altında yaşayan vatandaşlar sinemaya gitmemelidir kanunu felan filan gibi kıstaslarımız yoktur. yani 10bin tl araba da var, 5 milyon tl arabada var. bunların hangisi ihtiyaç? 80bin değerinde ev de var, milyon milyon tl değerinde de evler var. ben pazardan 12 tl'ye kapri alırım, öteki 300tl'ye nike marka kapri alır.

yaninin yanisi, mevzumuz gelir azlığı veya çokluğu değil, mevzu şeriata ne kadar uygun yaşıyoruz, zekatımızı veriyor muyuz, çalışanların terleri kurumadan haklarını veriyor muyuz, veda hutbesinde söylenen, asıl savaşımız olan nefsimizle savaşıyor muyuz vsvs.

samimi insanlar olalım, inandığımız gibi yaşayalım, nefsimize hakim olalım. zekat, fitre, fidye, sadaka gibi dinimizin emirlerine uyalım. ayrıca her cuma namazı hutbesinde okunan ayeti kerime olan, yakın akrabaya bakmayı emreder ayetine muhaliflik yapmayalım. eminim ki bu ayeti hayatımıza adam gibi tatbik edersek, her sülalenin bankası olur şerefsizim ve herkes istediğine rahatlıkla ulaşabilir.

ekleme: ayrıca söylenen şey doğrudur. şimdi ben 5000 tl maaşla 30bin tl değerinde araba bakıyorum. ama maaşım 10bin tl olsa 60bin tl değerinde araba bakarım. fayda kısmına baktığımızda ise, iki araba da aynı işi yapar. sonrası kapitalist sisteme hizmet etmek oluyor işte. lan 10bin tl maaşın olunca yine 30bin tl araba bak, geriye kalan 30 bin tl ile arabası olmayan bir yakınına araba al hediye et dimi. islami düşünce sistemi bunu emreden zaten.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar