georg wilhelm friedrich hegel

tarihin akışını felsefesine zemin edinmiş, kimine göre özgürlük kimine göre kuralcı anlaşılan filozof
her aşama bir sonraki aşamaya kendini tüketerek geçmektedir
devamını gör...
tüm sözelciler gibi boş işlerle uğraşıp faydalı bi zıkkım bırakmadan filozoflar cennetini boylamıştır.
halbuki galileo, newton, edison öyle midir? sosyal bilimler sosyal bilimcilere bırakılmayacak kadar değerlidir aslında.
devamını gör...
bu zatla ilk haşır neşir neşir olduğumda iki kişi felan zannediyordum karl marx- freidrich engels'i tek kişi zannetmem gibi.. üzülüyorum kendime... hegel okumak zorlu bir süreçtir, anlaşılması epey emek isteyen filozoflardandır.. o yüzden sözlükçü üstadlarımızın 2 satırla bu çok isimli filozofumuzu geçiştirmelerini çok iyi anlayabiliyorum...

hegel'in kendine ait bir felsefesi olup olmadığı hep tartışılagelmiştir.. hegel bizlere "varoluş"un asıl doğasını öğretmekten ziyade bunun hakkında daha doğru düşünmemizi sağlayabilir..

herakleitos'un "her şey akar" tezini diyalektik bir biçimde ele alır... yani bilgiyi üç aşama haline getirmektedir.. tez,, anti-tez, sentez... hegel'in mantığı statik değildir bu bakımdan... misal "varlık" kelimesi düşünüldüğünde, onu "yokluk"tan ayrı düşünmek olmazdı.. yani "oluş" bir anlamda hem olmayı hem de olmamayı içerir...

hegel'e göre insanı devletten, toplumdan ayrı düşünmek olanaksızdır.. devlet ise vatandaşların toplamından daha fazla bir şeydi... hegel'e göre insan kendin,i toplumdan soyutlayamazdı.. bu yüzden toplumdan uzaklaşmak insan için komik olabilecek bir durumdur.. bu bakımdan nietzsche'yle oldukça ters düşer zat-ı alileri..


devamını gör...
kendisi karsit iki tezin de ayni anda desteklenmesi sonucu olusan sentezi benimser. senteze (bir anlamda ulasilmak istenen amac olarak da degerlendirebiliriz) ulasan her yol mubahtir, yani eger amac hakliysa, ona ulasilirken kullanilan araclarin etik olup olmamasi tartisilmaz, hakli ve gecerli kabul edilir.

hegel'in bu dusunce yapisi modern gizli orgutlerin de temel felsefelerinden olmustur. ornek vermek gerekirse;

hitler ile ingiltere savas halindeyken bazi ingiliz sermayederler (ki bunlarin gizli orgut baglantisi olmamasi gibi bir sey soz konusu degildir) hitler'e acikca kredi vermis ve savasta gereken bazi kimyasal maddeler maddeler satmislardir. ote yandan ayni kisiler ingiltere'ye de benzer yardimlarda bulunmuslardir ve iki tarafi da destekleyerek her ikisine de egemen olmaya calismislardir.

bu duruma tarihin degisik donemlerinde de (ornek olarak kore savasi) rastlamak mumkundur. iki teze de destek verip kendi belirleyecekleri bir sentezi (tek dunya imparatorlugu) yaratmaya calismislardir.
devamını gör...
hegelin temel eserleri: phanomenologie des geistes (tinin fenomenolojisi), wissenschaft der logik (tinin fenomenolojisi), wissenschaft der logik (mantık bilimi), enzyklopadie der philosophischen wissenschaften im grundrisse (felsefi bilimler ansiklopedisi), grundlinien der philosophie des rechts (felsefi bilimler ansiklopedisi), grundlinien der philosophie des rechts (hukuk felsefesinin ilkeleri).
devamını gör...
yabancılaşma kavramını savunarak felsefedeki diğer alt bilim dallarının ortaya çıkmasına sebebiyet veren büyük alman filozof.söylediği sözü her zaman aklımın bir köşesinde bulundurduğum sözün sahibi.
-tarihten öğrendiğimiz başlıca şey, tarihten hiçbir şey öğrenemediğimizdir ...
devamını gör...
kendi konjoktürümüze uygun bir 'anlam'la anlatmak istersek, hegel, modern felsefenin hz. ibrahimidir." hegelin zürriyetinden/yolundan gelenlerde iki ana yola ayrılmıştır. biri sağcı, zannımca hak bir hegel tasavvurudur, yorumlar olarak bildiğimiz idealizmdir. diğeri hegeli tahrif eden/tersyüz eden sol yorumlardır ki bunlarda pozitivizmdir.

edit: modern felsefede hegelden ve öğretilerinden habersiz cahiller ve putperestler de vardır tabii.
devamını gör...
"minerva nın baykuşu günbatımında uçar" demiştir ki felsefe nin sınırları üzerine enfes bir betimlemedir.

minerva bilgelik tanrıçasıdır. minerva nın baykuşundan maksat ise felsefedir. yani felsefe bir süreci, ancak o süreç geçip gittikten sonra anlar ve yorumlar. gün olur devran döner, felsefe de arkadan nal toplar.
devamını gör...
yeryüzünde en çok nefret ettiğim adamlar sıralamasında üst basamakları kimseye kaptırmayan üniversite hocası.

ben 'ata binmiş aklı' gören idraksizliği gördüm diyeyim, o ve bilenler anlar gerisini.
devamını gör...
yabancı bir hocadan duyduğum kadarıyla, islam'ı tam bir çöl dini olarak tanımlamış filozof. islamdaki tek tanrı inancının şaşmaz hakimiyetini, çölde güneşin hükmüne benzetmiş. ilk bakışta aşağılayıcı gibi gelebilir çöl dini tanımı, lakin biraz düşününce aslında cuk oturan bir benzetme bence. her türlü hakikati perdeleyen şehirlerin kargaşasında kendini kaybeden insana, çöldeki güneş gibi hakikati apaçık ifşa eden bir din. ve kulla rabbi arasına girecek ne gökdelenler ne de karanlık bir duman. işte islam. o zaman eskilerden gelsin:

"ey deprem gel yetiş bu şehirlerin doğayı çarptıran konumlarına
dönüştür ey kalbim bahçeli eve anlamı ezen o makinaları"
devamını gör...
hegel felsefi kuramının özü zamanın ruhudur. bu ruh aklın ve ruhun arasında yani arafta kalmış diyebileceğimiz, hegel'e göre varolma sebeplerinden bir diğeridir. geist kavramında hegel'in anlatmak istemiş olduğu diskur mutlak idealizm'di. mutlak idealizm denen olgu; geist son kertede yatağını bulacak ve her durum mükemmel bir uyum içinde gerçekleşecek savıdır. hegel gelişmenin ve değişmenin çatışan olgular barındırdığına ve bunların mücadele ettiğine ve sonuç olarak çözümün kendi arasında yeni bir çözümsüzlüğe yol açtığına inanıyordu ki, bu diskurunada diyalektik dedi. hegel'in felsefesi incelendiğinde schelling'den de oldukça etkilenmiş olduğu görülebilir. yalnız, schelling'in demiş olduğu gibi insanı doğanın bir parçası olarak görmüyordu. gerçekliğin pozitivist yaklaşımların yanında ahlak ve aklımızla bulunacağına dair öngörüsü vardı.

hegel'in felsefi yaklaşımı insanlık tarihini o kadar menfi bir biçimde etkilemiştir ki hegel'in diyalektik kavramını analiz etmekte oldukça büyük fayda var. başlangıç tez, buna karşı duran diğer görüşlere anti tez, ortaya çıkan sonuca sentez demiş oldu. hegel sentezi uzlaşma olarak değil; kaotik bir ortam olarak ele aldı. bunu da zeitgeist nosyonu ile açıkladı. zeitgeist; insanlık tarihinin sürekli değişik paradigmalarda yol aldığı, şimdiki zamanın eski örnekler veya kuramlarla optimize edilemeyeceği, en nihayetinde bugünün şartlarını taklitçilikle anlayamayacağımızı savunuyordu. bu görüşüne de zamanın ruhu dedi.

hegel'in mutlak idealizm olgusu, aslında toplumları dengede tutmanın düzenli bir devlet vücuda getireceği savı sonrasında gelen bir çok insanı etkiledi. marxizm ve nazizme de ilham kaynağı oldu. hegel'in ideal denge görüşü de hegelcilerin doğmasına sebep oldu. devletçi (sağ) hegelciler prusya devletini ideal devlete ulaşmış olarak görüyor, milliyetçi yaklaşımı da yüceltiyorlardı. sol diyebileceğimiz hegelciler ise bu sistemin daha tam rayına oturmamış olduğunu dengeye ulaşabilmek için bir değişim gerektiğini savunuyorlardı. sonuçta hegel'den etkilenen düşünürler, devletler, insanoğlunun emdiği sütü burnundan getirdi. felsefesi insanlık tarihini bu kadar etkilemiş olan bir filozof oldukça azdır. hegel'in bu ideal düzen yaklaşımı her zaman liberalizm'in antitezi olarak kullanılmıştır.

devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar