göynümek

yanayazmak, kül olmamak ama eski haline de dönemez olmak, ateşin yanına konmuş pet şişenin eriyip büzüşmesi, formunu kaybetmesi gibi.

bizim yunus nasıl da güzel demiş, insanın içindeki, benliğinin şeklini değiştiren ama yok da etmeyen o tanımlanamaz duyguyu nasıl da yalın, iddiasız ve net bir şekilde ifade edebilmiş.
anlıyorum sandığın bir dize, bir yere geç kalmış ve evden dışarı çıkmak üzereyken bulunamayan bonenin canhıraş köşe bucak aranışı ve sonunda bulunuşu gibi, bir gün bir anlam buluyor içimizde, işte bizim yunusluk böyle bişey.

bu dünyada bir nesneye yanar içim göynür özüm
yiğit iken ölenlere gök ekini biçmiş gibi
devamını gör...
yanacak derecede ısınmak, hafif sararmak.
toplandığı zaman sert olan meyvelerin kendi kendine fazla olgunlaşması, yumuşaması.
dertlenmek, içlenmek, ağlayacak hale gelmek. *
devamını gör...
dışarıdan ayazı yiyip de sobanın başına geçtiğimizde, evdekilerinin söylediği uyarı niteliğinde bir sözdü.

epeydir de hiç aklıma gelmemişti.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.