doğrunun doğruluğunu belirleyen nedir? hak mıdır? güç müdür?
güçlü olmak her hakkı elde ediyor olmak mıdır? haklı olmak kendini güçlü hissetmek ve güçlü olmak mıdır?

büyük balık küçük balığı yer sözündeki büyük balık, güçlü balık mıdır, haklı balık mıdır?

hak verilmez alınır mı alınır hep?
güçlü olan hep haklı mıdır yoksa?

güçlü gücünü hep maddiyattan mı alıyor?
haklı hakkını her zaman savunabiliyor mu?

gibi çetrefilli ve cevap bekleyen sorular….

bir insanın fiziksel olarak güçlü olması, haklı çıkmasına yardım etmezken, maddi olarak güçlü olması onu haklı kılıyor ise işleyişte bir sorun var demektir.
güçlü olan haklı da olabilir elbet, ama bizdeki intibasının güçlü işte, ne olacak bulmuştur yolunu, elbette haklı o olacak şeklinde olması çok acı. ön yargılardan da olabilir bu, alışmışlıktan da.
devamını gör...
pratiği kenara koyalım ama hak nedir nasıl hakedilirden başlarsak ahlak nedir ahlakın kaynağı nedir evrensel ahlak yasası mümkün müdür gibi noktalara da eğilmek gerekebilir. pratikte ise poker için söylenen bir laf vardır: " kare as iyidir ama smith&wesson daha iyidir" şeklinde. murphy de der ki süngü savaşında mermisi olan kazanır.
devamını gör...
hakkın varlığına inanmayanlar için güçlü olan haklıdır. niccolo machiavelli misal. onların haklıdan yana olmak gibi bir kaygıları olmadığı gibi ucunda menfaat olan meselelerde hakkın terazisine koyup iş yapmayı aptallık olarak görürler. asıl aptallar kendileridir de, velakin la yeşurun.
reelpolitik olarak da bilinir. uluslararası ilişkilerdeki realist kuram da bu yönde beyan bildirir. amerika'nın her şeyi hiçe sayarak ırak'a girmesidir mesela. ayrıca uluslararası ilişkilerde jungle rules yani orman kanunları olarak da geçer bu düşünce. özellikle kafirlerin tabiatına çok uygundur böyle düşünmek. o yüzden de kafir toplumlar özünde barbardır, kimin gücü kimine yeterse, şaşasına, retoriğine aldanmayın.

hakkın varlığına inananlar için ise, hakk haklı ve güçlüdür, haklı hak'tan yana olandır, gücü de haktan yana olduğu kadar meşrudur.
diğer hakikatler gibi saf, sade ve yalındır.
devamını gör...
haklının kim olduğunu arıyorsak hemen bulabiliriz. güçlü olmanın haklı olma ile bir ilgisi yoktur.

haklı olan kendini haklı gösterendir. bunun için de zeka gerekir. bir insan kendini haklı gösterebiliyorsa, haksız olduğunu bilenler bile karşı çıkıp bir şey diyemezler.
devamını gör...
güçlü olan haklılığını her zaman gösterir. ama sadece haklı olan olan her zaman güçlü olmayabilir.

ne o biri "ama adalet!" mi dedi. yok canım, öyle şeyler bu gezegende yok.
devamını gör...
güç meşru olandır veya güç meşruiyet getirir. insan anasından güçlü doğmuyor. aksine dünya tezgahında binbir süreçten gecerek haklılığını alıyor. savaşlar kötüdür fakat savaşları kazanan her zaman haklıdır. haklı olmasada haklıdır. haklılık görecelidir güç tektir. tek olan başarı ve etkidir. tek hakikatmidir güç!? hayır fakat dünyanın ve kainatın güçler arası bölüşümle şekillendiğini ve sürekli bir enerji ile şümülleştiği gerceği vardır.

(bkz: bence sende haklısın)
devamını gör...
"iyi bir insan olduğunuz için dünyanın size adil davranmasını beklemek, vejeteryan olduğunuz için bir boğanın size saldırmamasını beklemek gibidir."
devamını gör...
kendi yaşadığım tecrübelerden yola çıkarak söyleyecek olursam; haklı olan güçlüdür. çünkü haklılığın verdiği özgüven ve kişiyi haklı çıkaracak argümanların çokluğu ister istemez insanı güçlü kılıyor ve sesin gür çıkmasını sağlıyor. daha yeni 2 gün önce okulda bir arkadaşla bir münakaşamız oldu. tartışmadan sonra kendime döndüm baktım ve muhatabımı tartışırken ezdiğimi hissettim. bu durum hoşuma gitmedi ama vicdan da yapmadım. derken o arkadaş henüz kafamın içinde iç muhasebem bitmeden özür mesajı yolladı ve sakin kafayla düşündükten sonra haklılığımı teyit ettiğini söyledi. demem o ki haklı insan güçlü oluyor ve haklılığı muhatabı üzerindeki ikna kabiliyetini de artırıyor.
devamını gör...
--- alıntı ---

el-hükmü li'l-galip hükmünün manası "kuvvetli olan haklıdır, kuvvet kimin elinde ise hüküm ve hak onundur" demektir. bu kural inkarcı felsefenin savunduğu temel bir prensiptir. bu felsefe hakkı değil kuvveti alkışlar. ayrıca hakkı değil kuvveti teşvik eder.

islam bunun aksini savunur; "hüküm hakkındır" yani "haklı olan kuvvetlidir, kuvvet haktadır." hazreti ömer (r.a) bu manaya işaret ederek şöyle söylemiştir:

"sizin kuvvetlileriniz benim hilafetim nazarında zayıf, zayıflarınız da kuvvetlidir."

yani adaletin ve hukukun önünde maddi gücü olan kuvvetliler zayıf, maddi gücü olmayan zayıflarda kuvvetlidir. islam hukukunun adalet anlayışı bu şekildedir.

üstad hazretleri bu hususu şu şekilde izah ediyor:

"işte, o şecerenin kuvve-i şeheviye-i behîmiye dalında beşerin enzârına verdiği meyveler ise, asnamlar ve âlihelerdir. çünkü, felsefenin esasında kuvvet müstahsendir. hattâ "el-hükmü li'l-galib" bir düsturudur. "galebe edende bir kuvvet var; kuvvette hak vardır" der. (haşiye 2) zulmü mânen alkışlamış, zalimleri teşçi etmiştir ve cebbarları ulûhiyet dâvâsına sevk etmiştir."

"haşiye 2: düstur-u nübüvvet "kuvvet haktadır; hak kuvvette değildir" der, zulmü keser, adaleti temin eder."

--- alıntı ---
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar