güldüren fıkralar

sadece gülümsetmekle kalmayıp sesli gülmemize sebebiyet veren fıkralardır.örnek olarak :

otobüs şöförünün omzuna dokunulunca adam hafifçe başını çevirmiş, bir bakmış ki elinde bir avuç badem, yaşlı bir kadın durmakta..
teşekkür ederek almış bademleri ve yemiş..
15 dakika sonra yaşlı kadın tekrar şöförün omuzuna dokunup bir avuç daha badem vermiş ve bu ikramı bir kaç defa daha yapınca

- zahmet ediyorsunuz efendim..demiş saygılı şöför,

-hep bana yedirdiniz. biraz da kendiniz yesenize..

- çiğniyemiyorum evladım. demiş yaşlı kadın, dişlerim yok..

-niye satın alıyorsunuz o zaman?..

- evladım ben sadece üzerindeki çikolata kaplamasını emmesini seviyorum..
devamını gör...
nasreddin hoca göle maya çalıyormuş, bunu gören adamın teki gelmiş hoca'ya;
- aman hocam ne yapıyorsun hiç koca göl maya tutar mı? demiş
hoca da durur mu, yapıştırmış cevabı;
- parayı veren düdüğü çalar.
devamını gör...
anlayana

bir fransız generali bir ingiliz generaline;neden hep kırmızı giyiyorsunuz?düşman için kolay hedef olmuyor musunuz?diye sorar
ingiliz general,böylece kan izi belli olmuyor diğer askerlerin morali bozulmuyor diye cevap vermiş.

o gün bugündür fransız askerleri kahverengi pantolon giymektedir.
devamını gör...
yozgat'da bir gün bir kadin çocuğunu almiş yanina

tarlaya çalişmaya gitmiş.çocuk acikmiş.

annesi ona süt ile ekmeği kariştirip eline vermiş.

çocuk yerken tam o sirada bir yilan sütün kokusunu almiş.

çocuk yilani fark etmiş ama ses çikarmamiş.

yilan sütünden içerken çocuk elindeki kaşikla

yilanin kafasina bir tane geçirmiş:

-"ekmaaanen ye !...! ekmaaanen" demiş.::))
devamını gör...
temel'le ingiliz bir gün trene binmişler yol da çok uzun, ingiliz demiş gel temel seninle bir oyun oynayalım..."peki" demiş temel...ingiliz kendinden emin, oyunu anlatmış demiş ki:
şimdi ben sana bir soru soracağım bilemezsen bana 5 lira vereceksin, sen bana bir soru soracaksın ben sana 50 lira vericem.
temel de hemen kabul etmiş tabii.

ingiliz sormuş:

- söyle bakalım temel ingiltere'nin kaç şehri vardır?

temel nereden bilsin, çıkarmış cebinden beş lira bi şey demeden uzatmış..
ingiliz sırıtarak koymuş cebine parayı...

sıra temele gelmiş:

-söyle pagaayim uşağum, tepeye 3 ayakla çıkıp 4 ayakla inen şey nedur?

ingiliz utana sıkıla çıkarmış 50 lirayı...ama merak etmiş cevabı da:

-temel cevap neydi? demiş.

temel çıkarmış cebinden beş lirayı ingilize uzatmış.*
devamını gör...
pek yarmıyor ama, idare edin işte...

lazın biri avrupaya gitmiş, kendini geliştirmek istemiş... piyano çalmaya karar vermiş, uğraşmış, didinmiş, dünya çapında bir piyanist olmuş... bu arada laz olduğu bilinmesin diye burnuna da estetik yaptırmış, kaşları filan aldırmış... işte neyse...
bir konser için türkiye ye gelmiş, muhteşem bir konser vermiş, dinleyiciler sanatçıyı alkışlarken birisi, "yaşa, varol lazoğli!" diye bağırmış...
adam bu seyirciyi yanına çağırmış, ve, "benim laz olduğumu nereden bildin?" diye sormuş...
dinleyicinin cevabı şöyleymiş: abi herkes piyano çalmaya başlamadan önce piyanoya yaklaşır, tabureyi altına çekip öyle oturur; sen, tabureye oturdun, sonra da koskoca piyanoyu kendine doğru çekip çalmaya başladın!!!
devamını gör...
karpuz yaran temel bir gün nasrettin hoca'ya:
-hocam ben karpuz yarayrum sen de odun yar da der.
oradan gecen bir ingiliz, bir fransız, bir de namık kemal hep bir ağızdan:
şu cegevara'ya söyleyin de başlığa atıfta bulunacam diye bizi maymuna çevirmesin, ayıp oluyor demişler.

ve hep birlikte yarım yarım yarılmışlar.
devamını gör...
temel bir is için bir fabrikaya başvurmuş, fabrika da on *iki adet vesikalık fotoğraf istemiş.

temel vesikalık ne demek bilmiyormuş ve kara kara düşünmeye başlamış, 'ben nasıl vesikalık fotoğraf çektirecem simdi' diye. sonra durumu idris’e açıklamış. o da demiş:

*üzülme temel, geniş bi arazide bi çukur kazarız, sen sadece omuzlarından yukarısı gözükecek şekilde çukura girersin, ben de senin resmini dedemden kalma yadigarla çekerim.

temel kabul etmiş ve yer ve zamanı ayarlamışlar.

buluşma vaktinden önce temel buluşma yerine gidip 12 tane çukur kazmış.

idris buluşma yerine gelince gülmekten çatlamış, sonra bir ara nefes alıp demiş:

*ulan temel, niye 12 kuyu kazdin ki??? ben zaten on iki tane fotoğraf makinesi getirmiştim.
devamını gör...
--- alıntı ---

mısır hükümeti kızıldeniz'in altına tüp geçit yapmak için ihale açar. ihaleye ingiltere'den, amerika'dan, japonya'dan ve türkiye'den de temel'in firması olmak üzere birer firma katılır. firmaları teker teker mülakata çağırırlar ve teknik bilgi isterler. ingiliz firması:
- biz iki taraftan da eşzamanlı olarak tüneli kazmaya başlarız ve denizin altında tam ortada buluşuruz. tüneller arasında maksimum 1 metre fark olur. 30 metrelik enindeki tünelde de 1 metreyi rahatlıkla düzeltiriz derler.
amerikan firması:
- biz de iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz maksimum 50 cm fark olur, der.
japon firması ise:
- biz iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz. maksimum fark 20 cm olocak, diye belirtir.
sıra bizim temel'e gelir. temel:
- valla biz de iki taraftan kazmaya başlarız. ortada buluştuk buluştuk, buluşamadık iki tüneliniz olur der.

--- alıntı ---
devamını gör...
temel ile dursun almanya'da okumaya gitmişler. okulun son haftası temel türkiye'ye dönmeye karar vermiş. dursun'a:
- dursun, sen benim karneyi al bizim eve telefon et, babamın anlamaması için de bir zayıf varsa bir muhammed'in, iki zayıf varsa iki muhammed'in selamı var de...
temel türkiye'ye döndükten sonra dursun karneyi alır ve temel'e telefon açar.

- temel, ümmeti muhammed'in sana selamı var...
devamını gör...
istanbul'un taşı toprağı altındır diyerek memleketinden kalkıp gelen bir köylü, kuyumcu dükkanının vitrinini hayran hayran inceliyormuş. kuyumcu köylünün kıyafetinden dolayı birazda aşağılayarak: "ne bakıyorsun öyle hemşerim?" demiş. "hiç... sizin dükkanda ne sattığınızı merak ettim." adam alay edercesine cevap verir: "biz eşşek kafası satıyoruz."
adam: "allah versin... işleriniz iyi gidiyora benziyor."
kuyumcu: "nereden bildin iyi gittiğini",
adam: "baksana, koskoca dükkanda seninkinden başka kalmamış da ondan!"
devamını gör...
osmanlı donanmasıyla venedik donanması arasında savaş çıkmış. venedik donanmasının komutanı andrea doria imiş. gözcü osmanlı donanmasının yaklaştığını fark edince hemen andrea doria'ya haber vermiş:
-osmanlı yaklaşıyoor.
andrea doria sormuş:
-kaç gemi var?
gözcü:
-10-20 kadar.
komutan hemen emir erini çağırmış:
oğlum bana hemen kırmızı gömleğimi getir.
emir eri şaşırmış:
-niçin komutanım?
andrea doria:
-savasırken yaralanacağız. kan izi belli olmasın ve de askerlerin cesareti kırılmasın diye...bu arada gözcüden yine ses gelmiş:
efendim 50 kadar oldular.
andrea doria heyecanlanmış ve emir erine tekrar seslenmiş:
-gömleği boşver. sen bana kahverengi pantolonumu getir...!
devamını gör...
adamın biri new york, central park’ta yürüyüş yaparken, aniden kuduz bir köpeğinin küçük bir kıza saldırdığını görür.

koşar ve köpekle boğuşmaya başlar. hayli uzun bir uğraştan sonra üzeri yara bere içinde kaldığı halde köpeği öldürür. ama küçük kızın da hayatını kurtarmıştır. son anda bu sahneyi gören polis nefes nefese olay yerine koşar ve adamın yanına gelir.

sarılıp teşekkür ettikten sonra ‘sen’ der ‘bir kahramansın, yarın bütün gazeteler seni yazacaklar. ve göreceksin başlık da şöyle olacak; cesur new york’lu küçük kızın hayatını kurtardı.’

adam ‘ama ben new york’lu değilim!’ der. polis ‘fark etmez, bu durumda gazeteler şunu yazacaklar; cesur amerikalı küçük kızın hayatını kurtardı’ cevabını verir.

‘ama ben amerikalı da değilim’ der adam artık şaşırarak. polis ‘ya, o halde nerelisin?’ diye sorunca adam cevap verir; ‘ben iraklıyım!’

polis adama başka bir şey söylemez. ama adam ertesi gün gazeteleri aldığında şöyle bir başlıkla karşılaşır;

‘radikal islamcı, masum amerikan köpeğini öldürdü.’
devamını gör...
einstein newton ve pascal saçlambaç oynamaya karar vermiş.
einstein ebe olmuş ve saymaya başlamış.
pascal kaçıp saklanmış
newton hareket etmemiş.
einstein saymayı bitirmeye yakın, newton bir metrekarelik bir kare çizmiş.
sonra içinde beklemiş.
einstein arkasını dönünce şaşırıp hemen newton sobe demiş
newton'un cevabı ise:
- burada bir newton ve bir metrekare var newton/m2 bir pascal eder.
"o yüzden sen beni değil pascal ı sobeledin"
devamını gör...
bir gün aslan ile öküz eğlenmeye gitmişler. sonra vakit geç olunca aslan öküze;
-geç oldu hadi gidelim, öküz;
- ne oldu karından mı korkuyorsun, diye dalga geçince aslan;
- beni evde aslan bekliyor senin gibi evde sığır beklemiyor. *
devamını gör...
din dersinde öğretmen yeni başladığı sınıfda öğrenciyi kaldırmış:

-adın ne senin evladım?

-kevser öğretmenim.

-ne güzel isim. oku bakalım kevser suresini...öğrenci sureyi ezbere okumuş.

-senin adın ne evladım?

-fatih öğretmenim.

-çok güzel isim. oku bakalım fatiha suresini...öğrenci sureyi ezbere okumuş.

-aferin evladım. ağzına sağlık.

öğretmen birde bakmış, bir çocuk masanın altına saklanmaya çalışıyor.

-evladım kalk. adın ne senin? demiş.

-yasin öğretmenim, ama arkadaşlar bana kısaca sübhaneke derler..

devamını gör...
yaşlı bir adam akciğer rahatsızlığından doktora gitmiş. doktor tedaviyi uygulamış. yaşlı adam daha sonra tekrar geldiğinde doktor tahlillere bakıp: "amca ben size günde üç paket sigaradan daha fazla içmeyin demedim mi?" demiş. amca da demiş ki, "oğlum iyi tamam da bu yaştan sonra sigaraya başlamak çok zor oldu."
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar