dolmabahçe'de stk temsilcileri ve gazetecilerle toplantı yapan başbakan erdoğan, fethullah gülen'den kendisine ıslak imzalı mektup geldiğini açıkladı. erdoğan gazetecilere "okudum, henüz yanıt vermedim" dedi.

abd'de yaşayan fethullah gülen'in başbakan recep tayyip erdoğan'a mektup yazdığı öğrenildi. dolmabahçe'de stk temsilcileri ve gazeteciler ile toplantı yapan erdoğan, gülen'in son gelişmelerle ilgili kendisine ıslak imzalı bir mektup yazdığını açıkladı.

"dershaneler ve kamudaki görevden almalar"

başbakan, gülen'in dershanelerin dönüştürülmesi ve kamudaki görevden almalara değindiği mektup için gazetecilere "okudum ama henüz yanıt vermedim" yorumunu yaptı.
devamını gör...
mektuba ilişkin ve dolmabahçe görüşmelerinde yapılan sohbetlerin bir bölümünü içeren yazar görüşleri ve açıklamaları.

başbakan erdoğan, dolmabahçe'de gazeteci ve yazarlarla buluştu. toplantının bir bölümü basına kapalıydı. toplantıya katılanlar çıkışta görüşmeyle ilgili açıklama yaptı. gazeteci fikret bila, "başbakan isim vermedi ama gülen ya da cemaatin üst düzey bir isminden kendisine yakın tarihli, ıslak imzalı, uzlaşı içeren bir mektup gelmiş'' dedi. başbakan'ın açıkladığı bir diğer konu da ergenekon ve balyoz sanıklarına yeniden yargılama yolunun açılmasıyla ilgili olarak adalet bakanlığı'na talimat vermesiydi.

akif beki (hürriyet gazetesi yazari): yazili teklif gitmiş ama pazarliğa açik olmadiğini söyledi
ifadeleri güçlüydü. kendisini güçlü sözlerle ifade etti başbakan. operasyonu 'hükümete yapılan yargı darbesi' olarak nitelendirdi. 4 saat boyunca bu konu etrafında konuşuldu. 17 aralık komplosu dediği hadiselerin yansımaları konuşuldu.
yazılı olarak iletilen bir teklifin olduğunu söyledi. dershaneler ve atamalar konusunda pazarlık teklifleri geldiğini ama bu konularda pazarlığa açık olmadığını söyledi. başbakan 'paralel devlet örgütlenmesini temizlemekte kararlıyız' sözlerini de kullandı.

fikret bila: cemaatten başbakan'a sulh mektubu
başbakan, ergenekon ve balyoz davalarında sanıkların isyanıyla ilgili olarak ''yeniden yargılama haktır. meclis’te düzenleme yapılabilir'' dedi. kesinleşmiş davalar için bazı düzenlemeler yapılabileceğini söyledi. hsyk’nın yapısı yeniden düzenlenebilir. buna da açık gözüküyor.
sürekli ‘şantaj altında çalışamayız’ dedi. operasyonun durdurulması gibi beklentiler içinde olduğunu anladım. islak imzalı mektup gelmiş. gülen ya da üst düzey cemaat mensubundan gelmiş anlaşılan.
görevden almalar

bu tür değişikliklerin paralel devlete mensup olduğunu düşündükleri bürokratlarla ilgili olacağını söyleyebiliriz. görevden alınma ya da görev yerlerinin değiştirilmesi gibi.

genelkurmay’in suç duyurusu

yeniden yargılamaya olumlu baktığını ifade etti. hukuki yol varsa yeniden yargılamadan yana olduğunu söyleyebiliriz
eli cebinde savci

paralel devlet içinde olduğunu düşündüğü savcıların böyle bir tutum sergilediğini söylüyor. alaycı üslup kullandıklarını ifade etti.

gözalti listesi

gözaltı listesinde isimleri geçen işadamlarının uluslararası alanda büyük yatırımlar yapan kişiler olduğunu, onların itibarsızlaştırılmaya çalışıldığını söyledi.

bdp’lilerin tahliyesi

yargı kararının sözkonusu olduğunu belirtti. net bir ifade kullanmadı ama parlamenterlerin bırakılmasının hükümetleri döneminde yapılan aym’ye bireysel başvuru kapsamında olduğunu anımsattı.

mehmet barlas (sabah gazetesi yazari): bddk halk bankasini incelemiş

başbakan, halk bankası konusunda ‘bddk’ya talimat verdik, incelettik, halk bankası tertemiz çıktı’ dedi. anladığım kadarıyla ergenekon ve balyoz davasında iade-i muhakeme yolları araştırılıyor. adalet bakanı’na talimat vermiş. yanlışlık varsa nasıl düzeltilir diye araştırılıyor şimdi.
can paker: kimseyle pazarliğa girmeyiz dedi

başbakan çok kararlı. bunu türkiye’nin geleceğiyle ilgili bir darbe olarak lanse ediyor. açılım sürecine etki etmeyeceğini söyledi beşir atalay. başbakan da ‘kürt meselesi demek yanlıştır. kürt vatandaşımın sorunu olabilir. avrupa’daki bildiğim devletler bunu körüklüyor’’ dedi. ab ile ilişkilerde gevşeme olmayacağını söyledi.
cemaatle ilgili olarak da ''kimseyle pazarlığa girmeyiz'' dedi.

doğu ergil (bugün gazetesi yazari): sapasağlam durduğunu söyledi

başbakan, kendisinin şahıs olarak, hükümet olarak sapasağlam durduğunu, uluslararası düzeyde türkiye’nin fazla fire vermediğini söhttp://yledi.başbakan yolsuzluğun bir araç olarak kullanıldığına ve hükümetinin itibarsızlaştırılmaya çalışıldığına inanıyor.

ali bulaç (zaman gazetesi yazari): devletin içindeki yapilanmayi tasfiyede kararli

camiaya karşı operasyon düzenlenecekse bunun binlerce insanı mağdur edebileceği söylendi. başbakan da ''bu konuda dikkatliyiz. öyle bir şeye mahal vermeyiz. ama devletin içinde yapılanma varsa onları tasfiye etme konusunda kararlıyız'' dedi.
ergenekon ve balyoz sanıklarının yeniden yargılanması konusunda iade-i muhakeme olabileceğini söyledi. bu konuda adalet bakanlığı'nın çalışması olduğunu belirtti

erdoğan'dan tir açiklamasi

dolmabahçe başbakanlık ofisinde basına kapalı gerçekleşen toplantıda başbakan erdoğan, hatay'da durdurulan tir ile ilgili de önemli açıklamalarda bulundu.

''tir olayı mit yasası'nın 26. maddesine göre yasaldır'' diyen başbakan erdoğan, ''yargı üzerine vazife olmayan bir şey yapmaya kalktı. 17 aralık'ın devamıdır. her ikisi de paralel devletin işidir'' ifadelerini kullandı.

başbakan'in sözünü ettiği mit yasasi'nin 26. maddesi şöyle:

''mit mensuplarının görevlerini yerine getirirken, görevin niteliğinden doğan veya görevin ifası sırasında işledikleri iddia olunan suçlardan ötürü haklarında cezai takibat yapılması başbakan'ın iznine bağlıdır''

gülen sulh mektubu göndermiş

türkiye gazetesi yazarı yıldıray oğur da başbakan'la toplantıya katılan isimler arasındaydı. oğur, toplantının ardından twitter'da ''fethullah gülen, başbakan'a bir sulh mektubu göndermiş'' diye yazdı.
devamını gör...
açılmadan iade edilmesi gereken zarf.

açık hakaret, gizli özür olmaz.
devamını gör...
lanet, tehdit, organizasyon, operasyon ve tezgahla elde tutamadığı paralel devleti kurtarma girişimidir.
devamını gör...
demokrasinin tüm nimetlerini kullanarak ama demokrasi dışı her yola başvurarak, devlet içinde açıkça yapılanmasına göz yumulan ve de bu arada türkiye düşmanı güçlerin de etki alanına girip, bu güçlerin operasyon aygıtı olan cemaatin özrü kabahatinden büyük hareketidir.

cemaat türkiyede siyasette ve devlette yer almak istiyorsa derhal siyasi parti kurmak yoluyla arenada yerini almalıdır. yoksa bu sinsice yapılanma stratejisiyle hakkını yedikleri 74 milyon kişinin ahıyla yerle yeksan olacaklar.

cemaat devlet yapısı ya da demokratik sistem içinde nerede oluyor da, hükümete uzlaşma teklifi sunabiliyor. bu ne kepazeliktir böyle.

başbakan 17 aralık sürecinde cemaatin yıllardır yaptığı hak yeme ve adaletsizliklerin ceremesini çekmiş ve sırtından bıçaklanmıştır. umarım tekrar bunlarla uzlaşma yoluna giderek aynı hataları tekrar etmez.

çok önemli not : cemaat tabiri ile bu harekete safiyane ve hakka hizmet amacıyla gönül veren alt grup mensuplar değil de, beyin takımını kastediyorum. ama gönül veren kardeşlerimizin de biraz durumu sorgulamaları icap ettiğinden, kendilerini ve durumu yeniden değerlendirmelerini salık veriyorum. tamam afrikada okul açmak güzel de, devlet içinde operasyon koymak ve bu eylemin sonuçlarının kimlere hizmet ettiğini düşünmek icap eder.
devamını gör...
bu isin ne derece kör gözune parmagım oldugunun son kertesidir yıllardır soyledigim sey su cemaatin artık bir dini misyonunun kalmadıgı maalesef siyasal bir hareketin muritlerinden mutesekkil guruh oldugu hal boyle olunca da siyasetin kirliliginden kurtulamayacagı... orneklendirisek gecenlerde basvekil ayasofya camii hakkında once sultanahmet i doldurun bakarız minvalinden kelamlar etmisti iste is burada baslıyor cemaatin isi sultanahmet i doldurmak siyasetin iside ayasofya yı acmaktır bizim dini bir topluluguz diyerek meydan yerine cıkanlardan beklentimiz sadece budur siyaset degil zira siyaset cemil meric in ifadesiyle bir lagım banyosu oldugundan o banyoda yıkanmaya ne kadar deger dusunmek lazım...

son tahlilde yollarının said nursi izinden gittigini soyleyenlerin hazretin kendi ifadesiyle eski said in yolunu benimsemesi gerçekten garip...

merkez efendi kedileri cok sevmesine ragmen komsumuz farelere zara verir diyerek beslemeyn bir gonul adamıydı biz isteriz ki okyanusun otesinde de boyle bir gonul adamımız olsun...
devamını gör...
yapılan açıklamalara inanip inanmaka şahıslara kalmakla birlikte: böyle bir mektup yazılmadığı kamuoyuna duyuruldu. o yüzden olası mektup üzerine konuşmak çok anlamlı değil sözlük.
devamını gör...
paralel devletin kalıcı hale gelmesi niyetini taşıma ihtimali olan mektup.

eğer içinde daha başka yolsuzlukları ifşa etme tehdidi varsa başbakanın "iddianız kesin doğru ise akpartinin
temizlenmesine yardımcı oluyorsunuz" diyerek teşekkür edip tehdidi boşa çıkararak çete haline gelmiş kamu
görevlilerini en kısa zamanda görevden alması "yeni türkiye'nin kurulmasına hız verecektir.

Allah hakk'ın ve halkın yanında olanların yardımcısıdır.

.
devamını gör...
amerika'da yaşayıp türkiye'ye mektup göndermek sorunsalı ile cevaplanacak mektup...

hükümsüz olması gerekir bana göre..
devamını gör...
ucunu yakıp göndermediği müddetçe amacına ulaşmayacak mektuptur. damardan girmesi gerekir gülen in bu saatten sonra. başbakan ne diyordu? aşk kişinin sevdiğinde kaybolmasıdır. ha diyeceksiniz ki bunun onunla ne alakası var? haklısınız hiç alakası yok. ben de zaten yazacak bi şey bulamadığımdan yazdım bunu. hakikaten ha adamın tv kanalı 24 saat atıp tutsun sana, gazetesi her satırında yerden yere vursun seni. sonra da ıslak imzalı mektup falan filan. ıslak hamburger bile ısmarlasa olmaz bu saatten sonra. duyguları sinesinde kalır yani.
devamını gör...
gelinen bu noktada başbakana hitaben yazılmadığı açık olan mektuptur.

amaaaaaa:

1- gazeteciler yazarlar vakfının ve cemaat mensuplarının inkar etmesine rağmen muhatabının başbakan olduğu lök gibi ortada olan mektuptur. çünkü icraata ilişkin talepler vardır ve mektubun başbakan tarafından görülmesi özellikle istenmiştir.

2- hoca mektupta bürokrasiye hakim olmak gibi bir düşüncesinin olmadığını söylemesine rağmen uzun uzun cümlelerle hükümetin çeteleşmeye karşı yaptığı görevlendirmeleri eleştirmekte ve bundan geri dönülmesini istemekte. bu bir çelişki elbette.

3- yine gyv mektubun pazarlık amacı taşımadığını iddia ediyor, ancak durum böyle değil. çünkü hoca siz şöyle böyle adımlar atarsanız bizim arkadaşlar da böyle şöyle yaparlar diye açıkça teklifte bulunuyor. yani ilk adımı ben atayım düşüncesi yok. siz bi adım atarsanız ben atarım var.

4- cemaat bugüne kadar kendi elinin yettiği heryerden sürüp uzaklaştırmaya çalıştığı diğer islami cemaat/oluşumları da üstü kapalı tehdit ederek yanına çekmeye çalışıyor.

not: mektuba http://yenisafak.com.tr/gun... adresinden ulaşılabiliyor.
devamını gör...
aracılık eden ve getirenin fehmi koru olduğu mektup. tevile, tefsire gerek duyulmayacak bir şey var ki, o da bizzat fehmi koru'nun yaptığı izahat. konuşulanların metne dökülmesini bizatihi fehmi koru istiyor ve öyle bir mektup ortaya çıkıyor. mektubun muhatabı, cumhurbaşkanı. bunu sağa sola çekmenin nasıl bir anlamı var bilmiyorum. ayrıca, gizli saklı yapılıyor endişesini veya zannını ortadan kaldırmak için hocaefendi'nin, "başbakan'ın da haberi olsun bundan" şeklinde bir titizlenmesi de var.

dündü sanırım, fehmi koru'yu hem kanal7 hem de habertürk'te dinledim. mevzu gayet sarih ve net. hatta başbakan'ın bu mektuptan bahsedip, pazarlık vs. vurgusu yapmasına da bir anlam veremediğini söyledi.

ilaveten, http://herkul.org ve gyv'nin yaptığı açıklamalar var...
devamını gör...
22 aralık 2013 tarihinde yazılmış mektup. yani meşhur bedduadan bir sonraki gün mektup yazılmış. mektubun içeriği yazıldığı tarihle birlikte göz önüne alınırsa, ''ağam ben ettim siz eylemeyin'' demenin ötesinde, ''dershanelerim, devlet içindeki kadrolarım benim kırmızı çizgilerimdir. kırmızı çizgilerime kayıtsız şartsız yaklaşmamayı taahhüt ederseniz, ve bunun yanında camia ile ilgili olumsuz haberlerin yapılmasına engel olursanız, ben de sizi daha az rencide ederek deviririm.'' mesajı verilmiş mektupta.

fehmi koru'nun konu hakkında görüşlerini dinlemedim. ancak eğer mektupta bir pazarlık konusu yok demişse, kendisine kapak olması babından mektuptan şu alıntıyı paylaşıyorum. 'özellikle bir kısım medya kuruluşlarında kara propaganda sayılabilecek yayınlar sona ererse, dost ve arkadaşlarımın da sükûtu tercih edecekleri kanaatindeyim. fakir'in de bu meselenin önünü kesmek için elinden geleni yapacağını bilmenizi isterim.'

tabi söz konusu pazarlık, gelin uzlaşalım babında değil. bana itaat ederseniz daha az acı çekerek sizi yok ederim türündedir. tabi dediğim gibi mektubun yazıldığı tarih çok önemli. zira o tarihte fethullah'ın ful yakalayacağına yüzde yüz emin olduğu bir anda tek kart istediği bir dönemdir. ancak geçen süreçte eller yavaş açılmaya başlandı, fethullah'da fulu yakalamamış düperde kalmış. ve dol isteyen hükumetin eli daha güçlü. dolayısı ile bugün bu mektuptaki ne pazarlığın ne de tehdidin hiç bir anlam ve önemi yoktur.
devamını gör...
bahse konu metbunun orijinali:

--! spoiler !--

sayın cumhurbaşkanım,

aziz dost, kıymetli insan, saygıdeğer abdullah gül beyefendi

en içten hürmetlerimi arz eder, gönülden selamlarımla sağlık ve afiyet üzere bulunmanızı dilerim. ülkemizin ve milletimizin huzurunu kaçıran her hadisenin zat-ı âlilerinizi ne kadar üzdüğünün/üzeceğinin idrakinde olarak, aynı hüznü paylaştığımı ifade etmek istiyorum. başkaları 'hizmet', 'hareket', 'cemaat' veya 'câmia' gibi farklı isimlendirmelerde bulunsalar da aslında her tür, her anlayış, her renk ve her desenden insanın (camide bir araya gelip beraberce saf tutan insanların misillü) bir makuliyette ve bir mantıkiyette buluşmalarının şahs-ı manevisi olarak gördüğüm adanmış ruhların faaliyetlerinin ve müesseselerinin hedef alınması karşısında çok mahzunum.

***

daha dershaneler meselesinin konuşulduğu ilk günlerde sayın başbakanımıza da değişik vesilelerle ifade edildi; milletimiz için faydalı gördüğümüz müesseselerin kapatılmamasını ve mevcut halleriyle misyonlarını ifa etmeyi sürdürmesini arzuladığımız hususu kendilerine iletildi. bu hareketin gönüllülerinin genel ve sosyal medya aracılığıyla elden geldiğince nezaket çerçevesinde kendilerini ifade etmelerinin ortaya atılan itham ve iftiralar neticesinde başladığı kamuoyunun malumu. bu hususta kanunlar çerçevesinde hukukun gereklerinin seslendirildiğini düşünüyorum.

zamanla içtimai hayat içinde birçok insanın hadiseye dahil olması neticesinde maalesef yer yer nezaket ölçülerinin dışına çıkan bir üslup ile çok çirkin söz ve karşılıklı isnatların gündemde olması hasebiyle bunun önüne geçilmesi gerektiği akl-ı selim sahiplerinin öncelikli bir zaruret olarak gördüğü bir husus. özellikle bir kısım medya kuruluşlarında kara propaganda sayılabilecek yayınları sona ererse, dost ve arkadaşlarımın da sükûtu tercih edecekleri kanaatindeyim. fakir'in de bu meselenin önünü kesmek için elinden geleni yapacağını bilmenizi isterim. sürekli çirkin şeyler neşreden bir kesimin o kötü neşriyatının durması hususunda zât-ı alinizin de ciddi etkili adımlar atacağınıza, yeniden akl-ı selime dönüşü sağlayacağınıza inanıyorum ve sizden bunu kemal-i samimiyetle istirham ediyorum.

***

muhterem efendim,

devletin kanun çerçevesinde yürüyen işleyişi hususunda emir verme, müdahale etme ya da memurları bir noktaya sevk etme konumunda bulunmadığım zât-ı alinizin malumudur. bununla birlikte, sohbetlerimde tansiyonun düşürülmesi adına dost, muhip ve sevenlerimize itidal tavsiye etmemin faydalı olacağı kanaatime sahip iseniz, bu hususta elimden gelen gayreti ortaya koymaya amadeyim.

medyanın takip ettiğim kadarıyla, kamuoyunun da vakıf bulunduğu işleyen hukuki bir vetire ile ilgili olarak, bir taraftan görevliler kanunlar çerçevesinde vazifelerinin gereğini yerine getirerek suçluları tespit etmeye ve haklarında işlem yapmaya çalışıyorlar. diğer taraftan, bu konuda sadece görevlerini yapmakla meşgul bulunan veya herhangi bir şey yapmasa da başka illerde olan bazı kimseler hakkında belli bir itham olmadan işlem yapılıyor. kanunların belirlediği vazifeleri yine kanunlar çerçevesinde yerine getiren memurînin sırf belli bir yere nispet edilerek engellendiğini ve hatta süreçle hiçbir ilgisi olmadığı halde yine aynı nispete dayandırılarak tasfiyelerin (daha doğrusu kıyımların) yapıldığını üzüntüyle izlemekteyim. devlet memurlarının üzerlerin gidip onları vazifelerini yapmaktan men etme ve masum vatan evladını sadece belli bir yere nispet ederek tasfiyeye/ kıyıma tabi tutma konusunda biz sussak bile zannederim maşeri vicdan susmayacaktır.

***

sayın cumhurbaşkanım,

ayrıca, kamu kurumlarına giriş mülakatlarında ciddi bir eleme gayreti bulunduğu dillendiriliyor. şu anda da eskiden beri olduğu gibi bazı insanlar hakkında 'şu cemaatten, bu tarikattan; şu dershaneye gitmiş, bu okuldan mezun olmuş!' denilerek bilgi toplama ve engelleme yapıldığı ifade ediliyor. bu haksız uygulamanın sadece genel müdür, müdür veya emniyet amiri konumunda da kalmadığı, ta memurlara kadar inmiş bulunduğu söyleniyor. şimdiye kadar hayatın değişik alanlarında yalnızca 'falan yere, müntesip, falancı.. filancı..' görüldüğünden dolayı mağduriyete uğramış pek çok insanın yanımda gözyaşı döktüğüne şahit oldum. fakat ben bunları hiç dillendirmediğim gibi o insanlara da sabır ve vifak tavsiye ettim. belli bir yere nispet edilerek engellenen bu vatan evladı yakın çevrelerine, nazları geçen kimselere de üzülerek hislerini dile getirmekte, içlerini dökmektedirler. bu ülkenin öz evladı, masum anadolu insanlarının bir kısım kara listelere kaydedilmesine ve önlerinin kesilmesine matuf gayretlerin artık bütünüyle sona ermesi gerektiği kanaatindeyim. dünyanın dört bir tarafına dağılmış ve Allah'ın inayeti, zât-ı devletleriniz gibi kıymetli dostların himmet ve himayesiyle sürekli genişleyen hizmet hareketinin -maalesef- önünü kesmeye matuf gayretler olduğu aşikar hale geldi. bu yakışıksız engelleme faaliyetlerinin -önceden olmamakla birlikte- hareketin büyümesi ve genişlemesiyle eş zamanlı olarak arttığı görülmektedir. süleyman efendi'nin talebelerinin, ilim yayma cemiyeti'nin, menzil mensuplarının ve diğer meşreplerin/mesleklerin de aynı muameleye maruz kalmayacağı nasıl söylenebilir?!.

***

kıymetli efendim,

göndermek lütfunda bulunduğunuz kıymetli misafirin aktardığı hususları dikkate alarak, ifade etmeliyim ki, dün neredeysek şu yaklaşan seçim sürecinde de aynı yerde ve çizgide duruyoruz. diyaloğa her zaman açık bulunduğumuzu, binaenaleyh zât-ı âlilerinizin ve sayın başbakanın ortak tensiplerini tensibimiz sayacağımızı da belirtmek isterim. bahse konu hususların sayın başbakanla da paylaşılmasını arzu ederim. hayatını dinine, milletine ve insanlığa adama gayretindeki bir kardeşiniz olarak bütün samimiyetimle ifade etmeliyim ki, hep sulh ve huzurun, ittihad ve ittifakın, uhuvvet ve hulletin yanında yer almaya, fakir'e sevgi duyanları da bu yönde teşvik etmeye çalıştım.

gözümde ahiretin tüllenip durduğu şu yaşımdan sonra da başka bir sevdam, düşüncem ve emelim olamaz. devlet büyüklerimizin uzatacakları dostluk ellerini mutlaka tutacağımızı, bize karşı samimiyetle atılan her adıma -ilahi ahlaka iktîdaen- on katıyla mukabelede bulunacağımıza, arkadaşlarımıza, dostlarımıza ve sevenlerimize itidal tavsiye ederek huzurun temini adına elimizden geleni yapmaya çalışacağımızı ve her zaman sulhun takipçisi/destekçisi olacağımızı arz ederim.

bu vesileyle, zât-ı âlilerinize, saygıdeğer hayrünnisa hanimefendi'ye ve saadetli ailenizin diğer fertlerine selam ve hürmetlerimi sunarım...

--! spoiler !--
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar