eskiden köyde yaşayan dindar kadınla, günümüz feminist şehirli kadın arasında dağlar kadar fark var. örneğin;

eskiden bir kız çocuğu en az 8-9 çocuklu bir ailede dünyaya gelirdi. şuan hayatımızı kolaylaştıran hiçbir teknoloji ürünü yoktu. 4-5 yaşına kadar bez bebekle oynar, büyük kardeşlerinden arta kalan yamalı kıyafetleri giyerdi. bayramdan bayrama lastik bir ayakkabı ya da bir kıyafet alınırsa sevinçten havalara uçardı. kız çocuğu okumaz inancı yaygın olduğu için çoğu okula gönderilmezdi. kuran kursuna gidip kuran okumayı öğrenirdi. daha çocuk yaşta annesine yardıma başlar, tarlada kazma, çapa yapar, ineklere bakardı.

günümüz şehir kadınının bebeklik ve çocukluk dönemi:
şimdilerde ise şehirde doğan bebeklerin çoğu planlı bebek. geneli bir evin bir kızı. belki en fazla iki üç kardeşleri oluyor. sezeryanla doğuyor çoğu. anne, göğüsleri bozulmasın diye mamayla büyütüyor. ultrasonla cinsiyeti daha doğmadan belirlenip ona göre odası hazırlanıyor, kıyafetleri seçiliyor. çocukken, oyuncak yağmuruna tutuluyor. dengesiz beslenme abur cubur alışkanlıkları kazanıyor. iştah açıcı şurupla, cep telefonu ve bilgisayarla çocuk yaşta tanışıyor. makyaj, oje, topuklu ayakkabı vs' ye çocuk yaşta özeniyor. okula gidiyor. defter, kitap, çanta, önlük... geçmişte çoğu kız çocuğu bu imkanlardan mahrum büyümüştü.

eskiden genç kızlık dönemi: ergenliğe geçen kıza ailesi ne yapması gerektiği konusunda sürekli öğütler verirdi. tam olarak her konuda bilgilenmez, kulak dolma şeylerle kafası karışırdı. büyüdükçe sorumluluğu daha da artar, aileye daha fazla katkıda bulunurdu. bu dönemlerde aşık olmaya, beğenilmeye başlardı. soğuktan çatlamış nasırlı, kınalı elleri, içi toprak dolu tırnakları, kalın hilal kaşları, utanınca kızaran al yanakları, pembe dudakları, makyajsız ağdasız ay yüzü olurdu. düğünlerde beğeneni çıkar. çeşme başında veya dere boyunda sevgidiğini görürdü. evlilik öncesi cinsel birleşiminde bulunmaz, çoğu evlenene kadar sabırla beklerdi. düşen mendille, oyalı tülbentle sevgilisiyle iletişim kurardı. bir mektup almak bile meseleydi. pencere kenarında yarinin yolunu gözlerdi, dizini kırıp evde dantel örer, çeyiz düzerdi.

günümüz şehir kadınının genç kızlık dönemi:12- 13 yaşında sevgili edinmeye , çıkmaya yeltenir çoğu. makyaj, oje, ağdayla tanışır bu yaşlarda. güzel giyinmek, beğenilmek çok önemlidir. sinema, bar, cafeye ,konsere giderler. ipodu, bilgisayarı vardır. tahsillerine devam eder. kuaföre ve güzellik salonuna sıklıkla gider. tüm imkanlarını daha güzel, daha çekici olmak için kullanır. bir kısmı ergenlik döneminde bekaretini kaybeder. bir kısmı da o iş hariç hemen hemen herşeyi yapar. sürekli bir mutsuzluk, bir duygusallık, bir hoşnutsuzluk vardır. kendisine bu imkanı sağlayan aileye karşı bir başkaldırı içindedir. ailesi ne yapsa yaranamaz. sürekli daha fazlasını ister. özgür olmak en büyük arzusudur.

eskiden evlilik: babasından gelip isterler, babası belli bir başlık parasına verirdi. en önemli kriter evlenme adayının ailesi ve maddi durumuydu. bu yüzden çoğu mecnun leyla tadında aşkın sonu gelmezdi. düğünlerle telli duvaklı evden gider. ilk birlikteliğini (istisnalar kaide bozmaz) kocasıyla yaşardı. doğum kontrolünden bihaber olduğu için ilk ay içinde doğuracağı 8-9 çocuğun ilkine hamile kalırdı.

günümüz şehir kadınının evliliği: büyük oranda kendi istediği ya da kendinin de onay verdiği kişiyle 20' li yaşların üstünde evlenir. başlık parası istenmez ama hala evleneceği gencin maddi durumuna bakılır, ailesi araştırılır. salonda , pastalı şatafatlı düğünü olur. arkadaşlarına nazire yapma için gelinliğini en iyisi seçtirir. herşeyin en pahalısından ister. erkek tarafını başlık parası vermekten daha büyük maddi sıkıntı içine sokabilir. evlendikten sonra çoğu bakire değildir. ya diktirmiştir, ya tavuk kanlı sünger, parmak ucuna toplu iğne batırıp sürme tekniğini uygular ya da evlendiği adam için bekaretin önemi yoktur. evlendikten sonra uzun süren eski aşkları bir müddet evliliklerini sallandırabilir. bu yüzden kadın sürekli diken üstündedir. evlendiğinin haftası hamile kalmaz. doğum kontrol hapı kullanır. planla çocuk yapar. en fazla iki tane isterler. bazı kadınlar ise kariyer peşine düşer. çocuklar kreşe gider, mutsuz büyür.

eskiden kaynana: eskiler, genelde geniş aile şeklinde yaşarlardı. eskiden kendisi ezildiği için kaynana, gelinini ezer, her işi ona yaptırırdı. ağzıyla kuş tutsa kaynanasına yaranamazdı. kocası çoğu yerde anasının tarafında yer alırdı. gelinde tek başına baba evinden uzak sesini çıkartamaz, herşeyi sineye atardı.

günümüz şehir kadınının kaynanası : kesinlikle evde kalması istenmez. şayet gidecek yeri yoksa ilk çare huzur evidir. günümüz şehir kadını kaynanasını ezer, asla taviz vermez. kocası da kuyruğunu bacağının arasına alır, "sen bilirsin hayatım, nasıl istersen" der.

eskiden ev ve tarla işleri: en kötü ihtimalle 8-9 çocuklu köy kadının mesaisi sabah 5' te başlardı. namazını kılar, sofrayı hazırlar, sofrayı toplar, avluyu, evi süpür, çamaşır yıkar, bulaşık yıkar, tulumpadan su çeker, su getirir, odun keser, odun getirir, sobayı yakar ,ekmek yapardı. daha sonra akşama kadar eşek gibi tarlada çalışır, akşam gelir ,yemek yapar, su ısıtır çocukları banyo yaptırır boş kalan zamanda çocuklara kazak, patik örer, gece olduğunda kocasıyla yeni çocukların temelini atardı.

günümüz şehir kadının ev işleri: çalışıyorsa büyük oranda kocasından yardım bekler. ev işlerini hepsini tek başına yapmaz. durumu iyiyse eve temizliğe kadın gelir. sıcak suyu hazırdır. çamaşır, bulaşık makinası, elektrik süpürgesi gibi hayatını kolaylaştıran herşeyi vardır. bu yüzden ev işi fazla vaktini almaz.

eskilerin sağlık durumları: ölümcül derecede hasta olmasalar doktora götürülmezlerdi. buna rağmen yıllar boyu yoğun tempoda 8-9 çocuk doğurarak hayat mücadelesi verirlerdi. dirençli olurlar, öyle kolay kolay hasta olmazlardı. 9 aylık hamile kadınların pamuk toplarken sancılanır. bir ağacın dibinde tek başına doğurur. bebeğin göbeğini taşla keser, beleyip sırtına bağlar ve daha sonra çalışmaya devam edenleri bile vardı.

günümüz şehir kadının sağlık durumu: çoğu çıtkırıldımdır. zora gelemez. çok hassas olurlar. sezeryanla doğum yaparlar. selülit, basen, göğüs sarkması, deri çatlaması en büyük korkularıdır. envayi çeşit bakım kremleri vardır. sürekli vitamin vs desteği alsalar da vücutları hastalıklara karşı dirençsizdir. sıksık doktora gitme imkanları vardır. maddi durumları iyi olanlar sık sık check up' a girer.

kurtuluş savaşı yıllarında: eski kadınların ne kadar dirençli olduğunun bir diğer göstergesi. cephede savaşanından tut, açlık, sefalet içinde cepheye lojistik destek vermek mi? neler yapmadı ki zamanın kadınları.

kurtuluş savaşı şimdi olsa: " ay tırnağım kırıldı, ay saçım bozuldu, ay ben kan görmeye dayanamam, ıvvv iğrenç kokuyo bu askerler " vs diyerek savaşa girmeye yanaşmazlardı. gerçek savaşın fiziksel ve piskolojik yükünü kaldıracak yapıda değiller.

bu söylediklerim, genel olarak yapılan bir kıyas. burada istisnaları gözönüne almadım. sadece geçmişteki köy kadınlarıyla günümüz şehir kadını arasındaki farkı biraz ortaya koymak istedim. amacım eski zamanlardaki kadınları övüp günümüz kadınlarını yermek değil. şimdilerde eskiye oranla herşey çok daha iyi. buna rağmen günümüz kadını, elindekinin kıymetini bilmez. aslında günümüz kadını, biran için o eski zamanlarda yaşadığını düşünse, şimdi hoşnut olmadığı bu haline şükreder.

devamını gör...
toplum ahlakının, değer yargılarının değişmesiyle paralel olarak artan farktır. kadının hem çalışıp hem çocuğuna bakıp hem de dayak yediği, öldürüldüğü bir ülkede kadınlar neden feminist oluyor gibi bir düşünce yanlış. uç noktalarda olmak her zaman tasvip ettiğim bir şey değil ama kadın düşmanlığının hızla arttığı bir ortamda, tabii ki onun hakkını varlığını korumaya çalışan insanlar da var olacaktır. annesi babası tarafından gözleri önünde dövülmüş hatta öldürülmüş bir insana otur evinin hanımı çocuklarının anası ol derseniz travma geçirir. çünkü annesi bunu yapmaya çalışırken öldürüldü. çalışıp kendi kendime yeteyim kimseye de muhtaç olmayayım düşüncesindeki pek çok kadın, eşinden ayrılan pek çok kadın da sadece kadın olduğu için daha zayıf olduğu için zulüm görmemek için bunu yapıyor. erkeğin kendini düzeltmediği toplumda kadının çok düzgün olmasını beklemek hatadır. Allah rahmet eylesin, dedemin anneanneme verdiği değeri hala anlatırlar ve ben imrenerek dinlerim, sadece o dönemin kadını değildi farklı olan, o zamanın erkekleri de böyle değildi muhtemelen.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar