günün şiiri

şair cogitanlar için hazırlanmış başlık. ilk şiirde bizden gelsin efem;


kaç kez gani oldum, kaç kere fakir,
kaç kez altın oldum, kaç kere bakır,
bilmem ki kaç katip ismimi okur?
kaç defterde kaç dürüldüm kim bilir?

bazı nebat oldum toprakta sürdüm,
bilmem kaç atanın sülbünde durdum,
kaç defa cennet-i alaya girdim?
cehenneme kaç sürüldüm kim bilir?

kaç kez alet oldum elde bakıldım,
semadan kaç kere indim, çekildim,
balçık olup kerpiç kerpiç döküldüm,
kaç bozuldum, kaç kuruldum kim bilir?

dünyayı dolaştım hep kara batak,
görmedim bir karar, bilmedim durak,
üstümü kaç örttü bu kara toprak,
kaç serildim, kaç dirildim kim bilir?

gufraniyim tarikatım boş değil,
iyi bil ki kara bağrım taş değil,
felek ile hiç hatırım hoş değil,
kaç barıştım, kaç darıldım kim bilir?
devamını gör...
olan bitenden sonra:

değişen ben değilim
dönüşen savaş
yaşlanmakla ıslanmak aynı şey:

bir yağmurun gölgesinde ihtiyarlamak

şimdi ölüm bile yetmiyor
acılarımızı tartmaya
dostlar
alıngan bir sahili pinekliyorlar
bir merhabayı bıçaklar gibi artık
selamlaşmalar

değişen ben değilim
dönüşen savaş

artık zaman bile yetmiyor
yaşadığımızı sanmaya

yine de ışıklar bu kenti
güzelmiş gibi gösteriyor
geceleri...

yılmaz erdoğan
devamını gör...
we have to save the humanity.
we have to inform the humanity.
otherwise only 14 million jewish traitors will destroy the planet and kill all of us.
i have been living like a poor in turkey and turks are hypnotized by jews.
no one cares me.
no one helped me.
i am completely alone in my own country.
turks only think luxury and fraud.
turks only concern about iphone, audi q7, bmw x6, maserati, land rover range rover etc...
turks live like arabs.
their main goal is to earn much money easily and make parade.
jews know that very well.
and jews know that "all the turks can be bought and used".
it is a big shame.
in turkey you can buy everything if you have money.
in turkey you can buy!!!!! even a professor diploma.
yes you can buy.
you do not need to go to the university.
you do not need to have a master and doctoral degrees.
you do not need to study.
only you need some dirty money.
turkey is a jew owned corrupt and defrauded country.

devamını gör...
--- alıntı ---

Aman efendim, aman!
Galiba Âhir Zaman!
Manzarası yurdumun,
Tufan gününden yaman!
Göz görmez aydınlıkta;
Asümanedek duman.
Yer dumanmış ne çıkar,
Duman dolu âsüman.
Türk evi delik deşik;
Yıkı dökük hânüman.
Duraksız itiş kakış;
Süresiz karman-çorman.
Anne çocuk doğurur,
Köpek soyundan azman.
Beyinler zıpzıp kadar,
Mideler koskocaman.
Aziz fikir buğdayı,
Katıra mahsus saman.
Boş lâf, hep dalga dalga;
Uçsuz bucaksız umman.
Hayvanlık orkestrası:
Eşek, birinci keman.
Orman keleş, nebat kel;
Nebat adamlar orman.
Midelerde ihracat,
Günde beş milyon batman.
Milli servet matbaa,
Bilmem kaç milyar harman.
Yangın evinde satranç;
Plân, reform ve uzman.
Tam bir buçuk asırdır,
Maymunlardan el aman.
Bizdeki hale nispet
Maymun taklitten pişman.
Hangi yol Türke uygun,
Hangi parti tercüman?
Çıkamaz meydanlara;
Camide mahpus iman!
Silah küfrün belinde,
Küfrün elinde, ferman.
Cehle sorarsan ilim;
Zehre sorarsan, derman.
Rahmet, meçhul kelime;
Bilinmez isim, Rahmân.
Kutsal kitaptır fuhuş;
Ahlâk, okunmaz roman.
Tarih, kontra gerçeğe;
Hürriyet hakka düşman.
Millete kasdedenin
İsmi milli kahraman.
Yere batsın bu dünya,
Bu dünyadan hayr uman!
Genç adam, at yorganı!
Sana haram, uyuman!
Aman, efendim aman!
Efendim, aman, aman!

--- alıntı ---

necip fazıl kısakürek
devamını gör...
sokul yanıma,
cığlıklar dolarken kentin sokaklarına
yirmidört ayar yankılar düşer dağlardan.
üşürüm kar giyinmiş ağaçlar gibi
sımsıkı tut ellerimi ki,
bir kır çiçeği korkusuzluğuna ulaşayım.

peşimde kanıma susamış canavarlar var,gecenin sabaha yakın
olan kısmında
çalı ol.yapraklarının arasına al beni,dikenlerin batmasın ama.

çocuklar kadar berrak pınarlar olsun avuçlarında,bir yudum içtiğimde
ay kanatlarını tak gözlerime gözlerinle
yak beni yüreğindeki ateşle.

alıntı
devamını gör...
ilktir baharın gönlümce geldiği
ilktir hem sarhoş hem ayık olduğum
bir gerçek içindeyim düşten güzel
sevdiğim gülüyor yanıbaşımda.

aşkından talihimin düzeldiği
sen gökte ararken yerde bulduğum
bir sende gördüm ince ruh ince bel
sende murada erdim kırk yaşımda.


(bkz: cahit sıtkı tarancı)
devamını gör...
aklımın dur dediği yerlerde duramadım


söylenmemiş sevgilerde açılmamış şarapların tadı var
geceler senden önceydi
şafağı gördüm sende
tutkulu duyguların yansıyan ışığıydı parlayan gözlerinde
yasaklar davet gibi çağırdı
olmazlara
her zaman hep sana yöneldi
duygularım
aklımın dur dediği yerlerde
duramadım
yasaklar davet gibi çağırdı
olmazlara
çıkmazlar sokağında hep seni sabahladım
olmazı olur sandım
yoruldu umutlarım tutku,
duygularımın yansıyan ışığıdır
parlayan gözlerimde…

yıldız kenter
devamını gör...
dayanamayıp sürekli okuduğumdur. benim için günün şiiri olsun.

yaş değiştirme törenine yetişen öyle bir şiir
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç
yağmurlar altında gördüm, kadeh tutarken gördüm de
bir kıyıya bakarken, bakarkenki ağlayan yüzünle
ve yarışırsa ancak monet'nin
kadınlarına yaraşan giysilerinle
gördüm de
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

öyle kısaydı ki adımların, diyelim bir yaz tatilinde
bir otel kapısının önünde, tahta bir köprünün üstünde
bir demet çiçekle paslanmış bir kedi arasında
öyle kısaydı ki adımların
şöyle bir bardak yıkayışının vaktiyle
ölçülür ve denk düşerdi ancak
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

yok bir yanıtın "nereye" diyenlere
bir buz titreşimi gibi sallantılı ve şaşkın
ve çabuk bir merhaban vardır bir yerden gelenlere
o bir yerler ki, diyelim çok uzak olsun
sen gelmiş gibisindir oralardan, otobüslerden
yollardan, deniz üstlerinden topladığın gülüşlerle
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

seni görünce dünyayı dolaşıyor insan sanki
hani etiler'den hisar'a insek bile
bir küçük yaşındasın, boyanmış taranmışsın
çok yaşında her zamanki çocuksun gene
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

mart ayında patlıcan, ağustosta karnıbahar
mutfağın mutfak olalı böyle
bir adın vardı senin, tomris uyar'dı
adını yenile bu yıl, ama bak tomris uyar olsun gene
ben bu kış öyle üşüdüm ki sorma
oysa güneş pek batmadı senin evinde
söyle
ben seni uzun bir yolda yürürken gördüm müydü hiç.
devamını gör...
ne kadınlar sevdim zaten yoktular
yağmur giyerlerdi sonbaharla bir
azıcık okşasam sanki çocuktular
bir akşam korkudan gözleri sislenir.
ne kadınlar sevdim zaten yoktular
böyle birsevmek görülmemiştir
hayır,sanmayın ki beni unuttular
hala ara sıra mektupları gelir.
gerçek değildiler birer umuttular
eski bir şarkı belki bir şiir
ne kadınlar sevdim zaten yoktular
yanlızlıklarımda elimden tuttular
uzak fısıltıları içimi ürpertir
sanki gök yüzünde birer buluttular
nereye kayboldular şimdi kim bilir
ne kadınlar sevdim zaten yoktular
böyle bir sevmek görülmemiştir.

-attila ilhan-
devamını gör...
--- alıntı ---
o kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması
mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer
--- alıntı ---
can yücel(bkz: eğer)
devamını gör...
اگر آن ترک شیرازی به دست آرد دل ما را
به خال هندویش بخشم سمرقند و بخارا را

eğer o şirazlı güzel gönlümüzü eline alırsa/aşkımıza karşılık verirse
bir kara benine semerkand ve buhara'yı bağışlarım
devamını gör...
''egerân türki şirâzî bedest âred dil-i mârâ
be-hâl-i hinduyeş-bahşem semerkand ü buhârâ râ..'' (hafizi şirazi) (şirazlı hafız)..

timur bu söz üzerine bagdatı, şirazi yerle bir ettigi soylenir.. rivayet tabii..
devamını gör...
bir eylüldü başlayan içimde
ağaçlar dökmüştü yapraklarını
çimenler sararmıştı
rengi solmuştu tüm çiçeklerin
gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı
katar katar gidiyordu kuşlar uzaklara
deli deli esiyordu rüzgar
dağılmıştı yazdan kalan ne varsa
yaşanmamış bir mevsim gibiydi bahar
neydi o bir zamanlar
sevmişliğim, sevilmişliğim
o heyheyler, o delişmenlikler neydi
ne bu kadere boyun eğmişliğim
ne bu acıdan korlaşan yürek
ne bu kurumuş nehir; gözyaşım
önümdeki dizboyu karanlıklar da ne
ne bu ardımdaki kül yığını; elli yaşım
beni kötü yakaladın haziran
gamlı, yıkık eylül sonuma
bir ilkyaz tazeliği getirdin
masmavi göğünle
cana can katan güneşinle
pırıl pırıl engin denizinle girdin içime
çiçekler açtı dokunduğun
çimler büyüdü yürüdüğün
ve güller katmer katmer oldu güldüğün yerde
başımda senin kuşların kanat çırpıyor şimdi
oldurduğun yemişlerin ağırlığından
dallarım yere değiyor
güneşi batmadan saçlarının
bir dolunay doğuyor bakışlarından
gün boyu senden bir meltem esiyor yanan alnıma
uykusuz gecelerim seninle apaydınlık
başım dönüyor, off başım dönüyor yaşamaktan
ölebilirim artık
ölme diyorsan; gitme kal öyleyse
sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma
baksana; parmak uçlarım ateş
lavlar fışkırıyor gözbebeklerimden
hadi gel, tut ellerimi, benimle yan
benimle meydan oku her çaresizliğe
benimle uyu, benimle uyan
birlikte varalım onüçüncü aylara
ben bir eylül, sen haziran.

(bkz: ümit yaşar oğuzcan)
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar