güvercin gerdanlığı

ibn - hazm ın ölümsüz eseri


--- alıntı ---
insanlar aşŸkın mahiyeti üzerinde tam anlamıyla anlaşŸamadılar. Üzerinde çok kafa yordular ve uzun incelemeler yaptılar. Benim düşŸünceme göre aşŸk ruhların çeşŸitli yaratıklar arasında bölünmüşŸ parçalarının birleşŸtirilmesidir. Bu birleşŸme onların en yüksek temel öğŸelerinden meydana gelir. (s.74)

...bütün bu sevgi türlerinin nedenleri yok olunca kendileri de yok olur. Nedenleri artınca sevgiler de artar; nedenler küçülünce sevgiler de küçülür; nedenler yaklaşŸtıkça sevgiler de sığŸlaşŸır ve yoğŸunlaşŸır. Nedenler uzaklaşŸtıkça sevgiler de çözülür ve dağŸılır. Ruhu kucaklayan gerçek sevgi bu kuralın dışŸındadır kuskusuz. Bu tur sevgi ancak ölümle sona erebilir...(s.76)

...böylelikle nice cimriler cömert, nice kaba insanlar da kibar ve ince, nice bilgisizler bilgili ve kültürlü, nice korkaklar cesur ve şŸecaatli, nice nahoşŸlar nazik, nice düşŸük kimseler güzel oldular...(s.82)

Allah seni üstün kilsin! Bilesin ki aşŸkın insanlar üzerinde etkin bir gücü, keskin bir egemenliğŸi, yadsınamaz bir otoritesi, karşŸı konulamaz kuralları, çürümeyen nüfuzu, önüne geçilmez bir baskısı, kısacası mutlak bir hakimiyeti vardır. En sağŸlam şŸekilde kurulmuşŸ bağŸları, en sıkı düğŸümlenmişŸ düğŸümleri çözer; katılıkları eritir, sağŸlamları sarsar; yüreğŸin üstüne konar; yasak olanı serbest eder...(s.99)

AşŸkta meydana gelen şŸaşŸılacak durumlardan birisi de sevenin sevgilisine boyun eğŸmesidir. AşŸık, kendi şŸahsiyetini karakterini sevdiğŸinin karakterine zorla bağŸlar. Nice hırçın, söz anlamaz,, dik kafalı, inatçı, gururlu, huysuz kimseler aşŸk rüzgarlarını içlerine çeker çekmez aşŸk denizine daldılar, içinde dolaşŸtılar. Bükülmez huyları yumuşŸadı, zorlukları kolaylaşŸtı; keskin bıçakları köreldi; kibirleri alçakgönüllülüğŸe dönüşŸtü... (s.115)

AşŸkta arzu edilebilecek şŸeylerden birisi de, Yüce Allah’ın insana samimi, hoşŸ sözlü, itibarlı, girişŸtiğŸi işŸi en iyi şŸekilde yapan, yaptığŸını dikkat ve güzellikle takip eden, konuşŸması dokunaklı, keskin zekalı, bilgili, az muhalefet eden, yardımsever, çok sabırlı, çok yönlü, onurlu, gönül alan, dostluğŸunda sadık, dostuyla iyi geçinen, karakterli, ahlakı övülen, haksızlıktan uzak, her an hizmete hazır, somurtkanlıktan nefret eden, güzel huylu, gizli kini olmayan, derin düşŸünceli, dostunun isteklerine koşŸan, ahlakı güzel, kanı temiz, cömert, sır tutan, çok iyiliksever, güvenilir, ihanet etmeyen, ruhu temiz, olgun, derin hisli, keskin kavrayışŸlı, imdada koşŸan, dostunu korumasını bilen, vefalı, ılımlı, oturaklı, her zaman öğŸüt vermeye hazır, sevgiyi diri tutmaya çalışŸan, kolay uzlaşŸtırıcı, arabulucu, inancı sağŸlam, sözlerinde samimi, açık kalpli, kanık, saygın, soylu, gönlü genişŸ, gözü doygun, sabrı ve samimiyeti seven, ayrılık bilmeyen, kendisinde dostunun acılarını dindirmesini bilen, dostuyla içli dışŸlı ve sırrına ortak olan, kısacası her şŸeyini onunla paylaşŸan bir dost vermesidir. KişŸi onda en büyük rahatlığŸı bulur...(s.122)

AşŸkın görünümlerinden biri de sevgililerin birbirine kavuşŸmasıdır. Bu büyük zevk, çok tatlı bir dönem, yüksek bir derece, şŸafaktan doğŸan bir mutluluktur. Daha doğŸrusu; ama nasıl söylesem, dirilişŸtir, yüce varoluşŸtur, sürekli sevinçtir, Allah’ın büyük bir bağŸısıdır. EğŸer bu dünya üzüntü ve kaygı dolu fani, geçici bir dünya olmasaydı ve eğŸer cennet bir ödül yeri, kötülüklere, çirkinliklere karşŸı bir sığŸınak olmasaydı, sevgiliyle birleşŸmenin (verdiğŸi) katıksız mutluluk, hiç bir şŸeyin bulandıramayacağŸı dupduru, saf, kesinlikle üzüntü ve kederin yaklaşŸmadığŸı, dileklerin tamamlandığŸı, umutların son sınıra vardığŸı bir gönül şŸenliğŸi olduğŸunu kolaylıkla söyleyebilirdik. Gerçi aşŸığŸın kalbinde aşŸk ateşŸi devamlı yanar. Ne yağŸmurdan sonra bitkilerin çıtır çıtır büyüyüşŸü, ne ilk yazda kara bulutların kaybolmasından sonra çiçeklerin parlaklığŸı, ne yemyeşŸil bahçelerle çevrili bembeyaz sarayların zarafeti güzel huylu, iyi karakterli, nitelikleri güzellikte ahengini bulan bir sevgiliyle kavuşŸmaktan daha güzeldir. En beliğŸ insanlar bu sevinci tasvir etmekten acizdir; tadını anlatamazlar. O durum gönülleri şŸaşŸkına çevirir, zekaları durdurur...(s.135)
--- alıntı ---
devamını gör...
ibn - hazm ın ölümsüz eseri


--- alıntı ---
İnsanlar aşkın mahiyeti üzerinde tam anlamıyla anlaşamadılar. Üzerinde çok kafa yordular ve uzun incelemeler yaptılar. Benim düşünceme göre aşk ruhların çeşitli yaratıklar arasında bölünmüş parçalarının birleştirilmesidir. Bu birleşme onların en yüksek temel öğelerinden meydana gelir. (s.74)

...bütün bu sevgi türlerinin nedenleri yok olunca kendileri de yok olur. Nedenleri artınca sevgiler de artar; nedenler küçülünce sevgiler de küçülür; nedenler yaklaştıkça sevgiler de sığlaşır ve yoğunlaşır. Nedenler uzaklaştıkça sevgiler de çözülür ve dağılır. Ruhu kucaklayan gerçek sevgi bu kuralın dışındadır kuskusuz. Bu tur sevgi ancak ölümle sona erebilir...(s.76)

...böylelikle nice cimriler cömert, nice kaba insanlar da kibar ve ince, nice bilgisizler bilgili ve kültürlü, nice korkaklar cesur ve şecaatli, nice nahoşlar nazik, nice düşük kimseler güzel oldular...(s.82)

Allah seni üstün kilsin! Bilesin ki aşkın insanlar üzerinde etkin bir gücü, keskin bir egemenliği, yadsınamaz bir otoritesi, karşı konulamaz kuralları, çürümeyen nüfuzu, önüne geçilmez bir baskısı, kısacası mutlak bir hakimiyeti vardır. En sağlam şekilde kurulmuş bağları, en sıkı düğümlenmiş düğümleri çözer; katılıkları eritir, sağlamları sarsar; yüreğin üstüne konar; yasak olanı serbest eder...(s.99)

Aşkta meydana gelen şaşılacak durumlardan birisi de sevenin sevgilisine boyun eğmesidir. Aşık, kendi şahsiyetini karakterini sevdiğinin karakterine zorla bağlar. Nice hırçın, söz anlamaz,, dik kafalı, inatçı, gururlu, huysuz kimseler aşk rüzgarlarını içlerine çeker çekmez aşk denizine daldılar, içinde dolaştılar. Bükülmez huyları yumuşadı, zorlukları kolaylaştı; keskin bıçakları köreldi; kibirleri alçakgönüllülüğe dönüştü... (s.115)

Aşkta arzu edilebilecek şeylerden birisi de, Yüce Allah’ın insana samimi, hoş sözlü, itibarlı, giriştiği işi en iyi şekilde yapan, yaptığını dikkat ve güzellikle takip eden, konuşması dokunaklı, keskin zekalı, bilgili, az muhalefet eden, yardımsever, çok sabırlı, çok yönlü, onurlu, gönül alan, dostluğunda sadık, dostuyla iyi geçinen, karakterli, ahlakı övülen, haksızlıktan uzak, her an hizmete hazır, somurtkanlıktan nefret eden, güzel huylu, gizli kini olmayan, derin düşünceli, dostunun isteklerine koşan, ahlakı güzel, kanı temiz, cömert, sır tutan, çok iyiliksever, güvenilir, ihanet etmeyen, ruhu temiz, olgun, derin hisli, keskin kavrayışlı, imdada koşan, dostunu korumasını bilen, vefalı, ılımlı, oturaklı, her zaman öğüt vermeye hazır, sevgiyi diri tutmaya çalışan, kolay uzlaştırıcı, arabulucu, inancı sağlam, sözlerinde samimi, açık kalpli, kanık, saygın, soylu, gönlü geniş, gözü doygun, sabrı ve samimiyeti seven, ayrılık bilmeyen, kendisinde dostunun acılarını dindirmesini bilen, dostuyla içli dışlı ve sırrına ortak olan, kısacası her şeyini onunla paylaşan bir dost vermesidir. Kişi onda en büyük rahatlığı bulur...(s.122)

Aşkın görünümlerinden biri de sevgililerin birbirine kavuşmasıdır. Bu büyük zevk, çok tatlı bir dönem, yüksek bir derece, şafaktan doğan bir mutluluktur. Daha doğrusu; ama nasıl söylesem, diriliştir, yüce varoluştur, sürekli sevinçtir, Allah’ın büyük bir bağısıdır. Eğer bu dünya üzüntü ve kaygı dolu fani, geçici bir dünya olmasaydı ve eğer cennet bir ödül yeri, kötülüklere, çirkinliklere karşı bir sığınak olmasaydı, sevgiliyle birleşmenin (verdiği) katıksız mutluluk, hiç bir şeyin bulandıramayacağı dupduru, saf, kesinlikle üzüntü ve kederin yaklaşmadığı, dileklerin tamamlandığı, umutların son sınıra vardığı bir gönül şenliği olduğunu kolaylıkla söyleyebilirdik. Gerçi aşığın kalbinde aşk ateşi devamlı yanar. Ne yağmurdan sonra bitkilerin çıtır çıtır büyüyüşü, ne ilk yazda kara bulutların kaybolmasından sonra çiçeklerin parlaklığı, ne yemyeşil bahçelerle çevrili bembeyaz sarayların zarafeti güzel huylu, iyi karakterli, nitelikleri güzellikte ahengini bulan bir sevgiliyle kavuşmaktan daha güzeldir. En beliğ insanlar bu sevinci tasvir etmekten acizdir; tadını anlatamazlar. O durum gönülleri şaşkına çevirir, zekaları durdurur...(s.135)
--- alıntı ---
devamını gör...
alamut kalesini anlatan okunası bir kitaptır.



--- alıntı ---

Kelheim Dükü Ludwig, kalesinin bulunduğu adayı Kellheim şehriyle birleştiren tahta köprüyü gördüğünde son saati gelmişti. Tarih 15 Eylül 1231 yılını gösteriyordu.

Bu suikast her şeyiyle esrarengizliğini korurken Dük'ün korumaları kılıçlarıyla parçaladıkları failin, bir Templier (Tapınak Şövalyesi) olduğunu fark etmişlerdi. Hıristiyanlığın -aynı zamanda dini ve askeri- bu katı örgütlenmesinin bir üyesinin, Doğulu, Müslüman giysileri içinde Dük'ü hançerlemesi, açıklanması güç bir olaydı...

Ancak çok uzaklarda Alamut Kalesi'ndeki Dağın Şeyhi için durum o kadar da anlaşılmaz değildi. Onun fedaileri evrendeki belki de karşı konulması imkansız olan, hatta kimi zaman Hıristiyan Templier Şövalyeleri'ni bile alt edebilecek kişilerdi. Onlar görevlerini yerine getirirken kendilerini feda ediyor ve böylece cennete gideceklerini düşünüyorlardı. İki dinin bu iki tarikatı arasında hiç kimsenin bilmediği bir rekabet ve iletişim vardı...

--- alıntı ---

devamını gör...
bu kitabı anlamak için ibn hazm ı anlamak gerekir.

"aşkın başlangıcı şaka sonu ciddidir. yüce nitelikleri, tam olarak ifade edilemeyecek kadar ince ve hassastır. çok büyük gayret sarfetmeksizin kavranamaz onun hakikati. aşk, ne din tarafından inkar edilir, ne de kanunlar onu yasaklayabilir. çünkü, kalpler tanrı nın elindedir."
devamını gör...
--- alıntı ---

Sana olan aşkım her zaman oluşuna denk bir biçimde sürecek:ne azalacak, ne artacak sonsuza değin sürecek.

İrademden başka bir ilk sebebi yok bunun; hiç kimse bana, bundan başka sebeb ileri süremez.

Birşeyin nedeninin değişik başka bir şeyde olduğunu anladığımızda, onun varoluş nedeninin yittiğini görür görmez o şey yokolacaktır.

Ama birşeyin nedeninin bizzat kendinde olduğunu anladığımız zaman, onun sonsuza değin sürmesi sağlanmış demektir.

--- alıntı ---

devamını gör...
kalb'ler tanrı'nın elindedir demiş kitap. okurken öyle etkileyici şeylerle karşılıyor ki insan adeta aradığı cevapları buluyor. aşkı tatmak için aşık olunan ruhun bedenini görmek gerekmediğini misal. evet, insan aşık olmak için ruhu tanıması kafi. her ne kadar bunu acıyla sonlanacak bir hastalık (kanımca ince hastalık buradan geliyor) olarak nitelendirse de ibn-i hazm, kişiye ait bilgileri şahsın kendisinden değil de başkasından dinlemek bile aşka düşme sebebi.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar