hadis inkarcılığı

kur'an-ı kerim'de bir çok yerde Allah'a ve resulüne itaat emri geçmesine rağŸmen resülün*sözlerini inkar etme durumu.

ya da peygamber sözünü inkar etmeyip onları rivayet edenleri inkar etme durumu

ve ya rivayet edenleri de inkar etmeyip bu ravilerden hadis toplayıp kitap haline getiren zaatları inkar etme durumu

bizce bunların hepsi sakıncalıdır ve bu durum itikat eksikliğŸinden kaynaklanmaktadır.
devamını gör...
ayetleri inkar etmenin bir önceki basamağıdır. ilk baştan ayetler inkar edilseydi kimse dikkate almazdı. ama ilk hadisler inkar edilince bir çok iyi niyetli müslüman belki dönerler diye uğraşıyor işte.
rabbimden hidayet dilemeyeceğim çünkü biliyorum ki :
Allah, fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.
maide suresi / 108
devamını gör...
dertlerinin peygamberi reddetmek değil, uydurma olan sözlerin peygambere iftira etmek olduğunu anlamayan hödüklere anlatmaya çalışmak olduğunun bilinmesini isteyen inkarcılardır.
devamını gör...
elbette tüm müslümanların asıl amacı peygamber(sav)'in yaptığı işlere, söylediği sözlere ulaşmaktır.

hadis-i şerifler ise peygamber efendimize isnad edilen sözler ve fiillerdir.

bunların arasında elbette uydurma olan ya da zayıf olan vardır.

bireysel olarak bizim bunları bulmamız, ayıklamamız imkansızdır.

a) bu işi, hadis alimlerine bırakmak, ki hadis usulünde hadislerin türlerinden, ravilerin güvenilir biri olup yalancı olmamasına kadar her türlü detaylı araştırma yapılmaktadır.

b)kafamıza uymayan iki üçtane hadis ya da uydurma hadis görüp tüm hepsini uydurma ilan edip inkar etmektir.
devamını gör...
bazı dönemlerde o kadar çok hadis uydurulmuştur ki inkar edenede bakıp kes ulan dıyemıosun...

uydurulmuş 300.000 hadisten bahsedilir ki korkunç bir rakamdır...
arap dostlarımız(!) saolsun bu konuda ustadırlar...

devamını gör...
islam alimlerinin bu konuda söyledikleri açık ve nettir. ehli sünnet inancının temelleri bellidir. biz 1400 yıldır bildiğimiz, inandığımız yolda ilerleriz. bazı kimselerin çıkıp kendi düşüncelerini dile getirmeleri, bizim bu konudaki inancımızı değiştirmez, ama emri bil maruf gereği onları da uyarmak gerekir tabi,


--- alıntı ---

mütevatir derecesinde olan hadisleri inkar etmek insanı küfre götürür.
--- alıntı ---

devamını gör...
bu zatlar, peygamber efendimize isnad edilen haberlerin içerisine çokça uydurma haber katılmış olduğunu savunurlar. bunun sonucunda ise sahih de olsa bir çok hadis-i şerifi kabul etmezler... bunlar da kısım kısımdır...

bunlardan bir kısmı "hüküm ancak Allah'ındır" ayet-i celilesini öne sürerek, haşa peygamber efendimizin hüküm koyamayacağını iddia etmektedirler...

bunlardan bir kısmı peygamber efendimizin hüküm koyabilmesini kabul ederler... ancak bunlar haberler arasında uydurma haberlerin olmasını bahane ederek, hadis-i şeriflerin şerii delil olamayacağını savunurlar...

bunlardan bir kısmı, diğerlerine nazaran biraz daha insaflı davranarak haberlerin kur'an-ı kerim ile desteklenen kısımlarını kabul ederler diğerlerini kabul etmezler....

bunlardan bir kısmı ise kur'an-ı kerim ile çelişmemek kaydı ile haberleri kabul ederler...

ibn-i hazm der ki "bir kimse ben sadece kur'an-ı kerim'de bulduklarımla amel ederim başkasını kabul etmem dese ümmetin icması ile kafir olur" *
devamını gör...
akıla , mantığa dolayısıyla islama , kuran'a uyan hadisleri inkar etmek şüphesiz ki büyük gaflettir.

ama binlerce hadis arasından uydurma olduğu çok belli olan ne akılla, ne insanlıkla, ne islamla, ne kuranla bağdaşmayan rivayetleri körü körüne doğruymuş gibi kabullenmek yanlış olsa gerektir herhalde.
devamını gör...
sadece kuran'la amel etmek eksik amel etmek olur. biz farzların bazılarını peygamberden haber alıyoruz kuran'da yok. peygamberden gelen her şey sünnet değildir. bir kısım farz da peygamber kavliyle sabittir.

onun ötesinde sünnet olan sünnettir. peygamberin kend hayat tecrübesi, arap gelenekleri çerçevesinde bu tarz sünnetlerin övüldüğü sahih hadisler bile var olabilir. ancak her halukarda çeşitli meşru sebeplerle terk edilebilir.

bu tarz sünnetler; arap adeti kökenlidir peygamber nebi olduğu için değil arap olduğu için uymuştur dinin esasını teşkil etmez. örneğin sakal; bunun sünnette var olup olmamasının tevhidle ne alakası var? sakal bırakmadan Allah'ın varlığına-birliğine iman edemiyor musun? secdeye kapanıp zekat veremiyor musun? peygamber arap değil moğol olsaydı bu sefer de sakal bırakmamak mı sünet olacaktı?
devamını gör...
bir peygamber düşünün ki, getirdiği dini açıklamasın, yaşamasın. onun hakkında hiç bir güzel sözü, tavsiyesi olmasın.

Allah teala, bir ayet indirdiğinde sahabeler bir sürü sorular soruyordu. muhakkak rasulullah'da bunları açıklıyordu.

o topluluk, * islamın çekirdeği idi. o yer, islamın uygulandığı ilk yerdi.

(bkz: pilot bölge)

ayrıca şurada bu konuda bol malumat var;

http://www.mumsema.com/hadi...
devamını gör...
hadis inkarcılığı diye bir şey söz konusu değildir. ortadaki soru fıkhın tek bir koluna* balı kimselerin peygamberin vefatından iki yüzyıl sonra ortaya koydukları literatürü* kayıtsız şartsız kabul etmeli miyiz, yoksa bir takım kayıtlar çerçevesinde mi değerlendirmeliyiz? sorusudur.

bugüne kadar hiç kimse sünnet'i reddetmedi. ancak dikkat edilmesi gereken konu gerçek anlamdaki hadis'in nas olduğudur. hz muhammed'in sözü din kurar. o "budur" dediği zaman "hayır değildir" diyemezsiniz.

dolayısıyla hadisin doğru olup olmaması önemlidir. kütüb-ü sitte ise birçok handikap barındırır kendi içinde.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar