hadislerin dinimizdeki hükmü üzerine *comün

öncelikle konu hakkında fazlaca eksiğim olduğu için fikir belirtmek yerine konuyu yüzeysel bir şekilde açarak siz yazarlara sunayım.

bu hususta benim gözlemlediğim iki görüş mevcut.

taraf bir; "tek hüküm koyucu kur'an'dır"
taraf iki; "peygamberimizde gayet emir ve yasak belirtebilir"

taraf bir peygamber kavramının içinde 3 unsurun varlığını işaret eder. elçi, resul ve nebi. elçi seçilmiş aracıdır, nakledicidir. resul aktarılanı eksiksiz ve fazlasız bildirendir, bildirilen ise Allah'ın sözleri, ayetlerdir. nebi ise elçilik ve resulluk görevlerinin ifa edilmediği zamanlardaki vasıftır.

bu görüş nebilerin ismet sıfatına dahil olmadığını söylerler. buna delilende
tahrim suresi birinci ayetteki geçen "ey nebî! zevcelerinin rızasını arayarak, Allah’ın sana helâl kıldığı şeyi sen niçin kendine haram ediyorsun? ve Allah; gafur’dur, rahîm’dir." ifadelerini gösterirler. hz. muhammed (s.a.v), hanımları arasındaki kıskançlığı ve fitneyi örtmek için kokusu ağır bir gıdayı bir daha yememeye yemin ettiği zaman inen bu ayette geçen "ey nebi" seslenişi, nebilerinde pekala hata yapabileceğinin göstergesidir. hataya meyilli bir kulun her davranışı ise hüküm belirtemez.

not: kur'an'da "peygamber" kelimesi geçmez. dilimize çeviri yoluyla farsçadan geçmiştir. Allah, muhatap alırken taraf birin belirttiği 3 sıfatı kullanmıştır.

yukarıdaki kıssaya benzeyen bir çok kıssada delilen savunularak bu görüş ortaya çıkmıştır.

taraf iki buna karşı çıkar. kur'an'da muhkem ve müteşabih ayetlerin olduğu ali imran suresi 7. ayette belirtilmiştir. bunların içlerinde müteşabih -mealen yoruma açık- olan ayetleri hz. muhammed (s.a.v) bizlere açıklar ve bize doğru yolu gösterir der. hadislerin, yani söz, tutum ve davranışların tümünün bir kural olduğunu söyler. bunu da necm suresi 3. ayette geçen "o, hevasından konuşmaz" ayetiyle delillendirir.

not: ayette doğrudan zamir kullanılmış, taraf birin belirttiği sıfatlara yer verilmemiştir.

şimdi üstadlar...

çokta uzun olmaması için görüşlerin sunduğu daha nice argümanı eklemedim ama iki tarafında ortaya koyduğu çok güzel deliller mevcut.

konu hakkında meraklı kafaları, bilgiye sahip olanları, görüş belirtmek isteyenleri sahneye alalım. zira konu hepimiz için önemli. kelamınıza kuvvet vesselam.
devamını gör...
adamı olmadık sıkıntılara sokabilecek tartışma. bu ne lan? nasıl kendinizde buluyorsunuz böyle bir cüreti valla hayret ediyorum. nükleer başlıklı füzenin ateşleme sistemini kurcikleyen temizlik görevlisi gibisiniz. acep nasul çalüşüyür!?
devamını gör...
bir kere böyle bir şeyin tartışmaya açılması bile abestir bence. nasıl yani, ne kadar hükmü olduğunu mu, hükmü olup olmadığını mı tartışacağız bu başlıkta. olsa olsa en fazla hadis ilminin metodları, fıkıhtaki yeri tartışılır.

birisi hadisler sünnetin çerçevesini çizer, farz kabul edilemez der, diğeri gayet farz, haram, helal sınırlarını çizebilir der. ama hadissiz ya da sünnetsiz bir müslümanlık tartışma konusu dahi olmamalı bence.
devamını gör...
hadis adı altında gelen rivayetlerin kendi arasında çelişmesi ve kur'an ile çelişmesi durumunda ortaya çıkan tartışmadır.

nebi-resul(elçi) ayrımını iyi bilmek gerekiyor gerçekten.
insanlara kur'an da özellikle ayrılmış bu iki kavram öğretilmemiş üstüne nebi yerine de resul yerine farsçadan gelen peygamber kelimesi kullanılmış hep.
işte sorun buradan kaynaklanıyor.

dolayısıyla peygamber kelimesi kur'an'da geçmez. resul ve nebi kavramları vardır.

muhammed(as)'in vahiy geldiği andan son nefesine kadar olan süreçteki unvanıdır nebi. 
gelen vahyi tebliğ etme görevi sırasında da resuldur(elçidir). 

yani peygamber vahiy aldığı andan son nefesine kadar 7/24 her halükarda nebi, vahyi tebliğ ederken resuldür. 


nebinin değerini yükselten şey, Allah’tan vahiy almasıdır. bir âyet şöyledir:
“de ki "ben de tıpkı sizin gibi insanım. bana ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyolunmaktadır...”
(kehf 18/110)

nebi, çok değerlidir. Allah teâlâ, son nebisi ile ilgili olarak şöyle buyurmuştur:
“bu nebi, inanıp güvenenler için kendi canlarından önce gelir; eşleri de onların anneleridir....”
(ahzâb 33/6)


nebilik makam, resullük görevdir.
resul veya mürsel elçi anlamındadır. elçi, kendinden bir şey katmadan birinin sözünü diğerine ulaştırmakla görevli kişidir.

"resullere apaçık tebliğden başka ne düşer?"
(nahl 16/35)

"ey resul! rabbinden sana indirileni tebliğ et, bunu yapmazsan onun resullüğünü yapmamış olursun."
(maide 5/67)


Allah’ın resulü, onun sözlerine ekleme ya da çıkarma yapamaz.

“[muhammed,] bize karşı bir takım sözler uydursaydı, onu kıskıvrak yakalar, şah damarını koparırdık. içinizden hiç biri de bunun önüne geçemezdi.”
(hâkka 69/44–47)

Allah, kendi sözlerini bize sadece resulleri aracılığıyla bildirdiği yani resulün sözü Allah’ın sözü olduğu için resulün helal kıldığı Allah’ın helal kıldığı, haram kıldığı da Allah’ın haram kıldığıdır.

“nitekim onlar, yanlarındaki tevrat'ta ve incil'de yazılı buldukları o elçiyi, o ümmi [tevrat ve incil okumamış, habersiz] nebiye uyan kimselerdir. o, onlara iyiliği emreder ve onları kötülükten meneder; onlara güzel şeyleri helal, pis şeyleri de haram kılar. sırtlarındaki ağırlıklarını indirir, üzerlerindeki zincirleri kırıp atar. kim ona inanıp güvenir, onu destekler, ona yardım eder ve onunla birlikte indirilen nûra [kitaba] uyarsa, işte onlar umduklarına kavuşacak olanlardır.”
(araf 7/157)

nebilik bir unvandır ve onlar 24 saat nebîdirler ama 24 saat resul değillerdir.
ayetleri tebliğ ederken Allah ne indirmişse onu tebliğ eder, bir hata yapmazlar. ama onlardan hüküm çıkarırken ve uygularken hata edebilirler. çünkü uygulama, tebliğden farklıdır.

onların hatalarını bildiren ayetlerde resul kelimesi kullanılmaz.

örneğin bedir esirleri ile ilgili olarak şöyle buyrulur:

“savaş alanında düşmanı etkisiz hale getirinceye kadar hiçbir nebinin esir alma hakkı yoktur . siz, dünya malını [hemen elde edeceğinizi] istiyorsunuz. Allah ise ahireti [sonrasını] istiyor. üstün olan ve doğru kararlar veren Allah’tır. [rumların yenildiği gün Allah’ın yardımıyla sevineceğinizi] Allah önceden yazmasaydı, aldığınız esirlerden dolayı başınıza büyük bir felaketin gelmesi kaçınılmazdı.”
(enfâl 8/67–68)

Allah'ın resulü'nün nebi sıfatıyla yaptığı davranışların, onun kişisel davranışları olduğu, bu sıfatla onun bir şeyi haram kılamayacağı ortaya çıkar.

“ey nebi! Allah’ın özel olarak sana helal kıldığını, neden kendine haram kılıyorsun? eşlerinin gönlünü etmeye çalışıyorsun. neyse ki Allah bağışlar, ikramı boldur.“
(tahrim 66/1)

bu yüzden kur’an’da nebiye itaati emreden ayet yoktur. öyle olsa nebî, Allah ile kulları arasına girer, insanları kendine çağırır ve şirk yapılanması meydana gelirdi. öyleyse itaat nebîye değil, onun resul(elçi) sıfatıyla tebliğ edip uyguladığı âyetleredir. onlar Allah’ın sözleri olduğu için de itaat Allah’a olur.

“bu elçi’ye kim itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur”(nisa 4/80)

nebî ile resul arasındaki bu önemli fark anlaşılamayınca sünnet iyi anlaşılamamakta, kitap-sünnet ilişkisi doğru kurulamamaktadır.

bu yüzden birçok kişi, muhammed(as)'ı Allah’ın yanında ikinci hüküm koyucu, yetkili ikinci kişi saymış ve bu da dengeleri bozmuştur.



özet olarak;
resul'e itaat emri ve nebi'ye salat(destek) tavsiyesi vardır.

resul'e itaat bu bağlamda kur'an'a itaat dolayısıyla da tek hüküm sahibi Allah'a itaattir ki işte bu tevhiddir.
resul'ün hadisleri kur'andadır ve koruma altındadır. 

ama nebi, nebi'nin hadisleri koruma altında değildir. hata yapılmış olabilir, uydurmalar eklenmiş olabilir, bozulmuş olabilir ki zaten koruma altında da değillerdir.

ve son olarak da sorumlu olduğumuz, korunan Allah'ın kitabıdır(resulün hadisleri).
günümüzdeki hadis rivayetleri(nebi'nin hadisleri) hem çelişkilidir hem korunmamıştır, zandır. bu yüzden sorumluluk yüklenmemiştir. hatta zandan kaçının denmiştir.

“gerçek şu: bu kur’an sana ve toplumuna elbette ki bir hatırlatıcı/bir öğüttür. bu kitaptan sorumlu tutulacaksınız.”
(zuhruf 44)

“işte bunlar, Allah’ın ayetleridir ki, onları sana hak olarak okuyoruz. hal böyle iken Allah’tan ve onun ayetlerinden sonra hangi hadise [söze] inanıyorlar?
(casiye 6)

“hadis [söz] bakımından Allah’tan daha doğru sözlü kim olabilir!” (nisa 87).

“allah sözün en güzelini [en güzel hadisi] birbiriyle uyumlu/ahenkli bir kitap olarak indirmiştir…” (zümer 23)
devamını gör...
her iki tarafın da bir sonuca varamayacağı ve mavi evin özgür kedisi tarafından da belirtildiği üzere kalp kırmaların yaşanacağı comün..
konuyla ilgili buraya uzunca bir yazı karalamak isterdim ancak sonucu görebildiğim için kısa bir cümle yazıp geçeceğim.
öncesinde münazarayı açan arkadaşa da saygı duyduğumu belirtiyorum. ortaokulda lisede bizlere konulma yaptırmadan önce bir konu seçmemizi ister ve suya sabuna dokunan konular olsun derdi. bu yazar da suya sabuna dokunarak insanlara düşünmeleri gerektiği yönünde bir ışık çakmış.
gelelim bu konuyla ilgili fikrime.
bir insan öncelikle kendisine tebliğ edilen kuranı okuyup anlamalı, idrak etmeli.

bunu yaparken de yaşayan kuran olarak bilinen peygamber efendimizin bize rivayet edilen doğru, kesin, kuran ruhuna uygun, akla ve mantığa uygun olan uygulamalarını dikkate almalı

bakın şu cümle bile ön yargılı olanlarca ters anlaşılmaya müsait. okunduğunda sanki peygamber efendimizin yanlış uygulaması mı var diye soru soracaklar olabilir. elbette ki peygamber efendimizin yanlış bir uygulaması yok. ama onun adının kullanıldığı bidat ve hurafelerin çok fazla olduğunu düşünüyorum.
saygılarımla.
devamını gör...
sözlükte görüşüne karşı olan bir görüşün tartışılmasını bile abes bulan dar görüşlüleri ortaya koymuş comün.

ister inanın ister inanmayın, burada islam'ın tek hak yol olduğuna dair deliller şeklinde comün bile açılabilir. bunu kimsenin sorgulamaması gerektiğini düşünmeniz önemli değil. fikir teatisi denilen bir şey vardır, insan bir konunun üzerinde düşündükçe başka yönlerini keşfeder konunun, beynini daha fazla kullandığını hisseder vs.
tartışmak kötü değildir anlayacağınız.

kuran yetercilik de gayet masaya konulabilir. eğer kuran'ın yetmeyeceğini düşünüyorsanız, vaktiniz, bilginiz ve hevesiniz de varsa, bu görüşü destekleyen argümnları koyarsınız. yeteceğine ikna olmuşsanız da aynısı geçerlidir, iki tarafla ilgili güzel görüşlerin olduğunu başlık sahibi dillendirmiş zaten. ama buraya gelip de "tortoşmo konoso bolo olmomolo bonco" demek basitliktir en hafif tabiriyle. bu sözlüğe yakışmaz.
devamını gör...
comün mü? olm kafayı mı yediniz siz? fanta mı iyi yedigün mü diye comün olur. sabri sarıoğlu takımdan niye kovuldu diye comün olur? sözlükte gazali, hanbeli, hanefi hazretleri falan var da ben mi bilmiyorum? siz hangi çapla bunu comün olarak alıyorsunuz? çıldırdınız mı?

evet, entelijansiya nın *okunu çıkaran sözlük ahalisi müçtehidliğini de ilan ederek tüyü dikmiştir.
devamını gör...
ehl-i sünnet ittifak etmiş bunun komünü mü olur?
kendini ehl-i sünnetten hissetmeyen kaynakları okusun, onlarla tartışsın, onlara karşılık arasın.
devamını gör...
taraf 2'nin daha başlamadan havlu attığı konudur. * işlerine gelince öyle bir yazıyorlar ki. konunun açılmasına tepki göstermeleri , daha önceki tartışmalarda yedikleri tokat, yetersizliklerini bilmeleri ve en önemlisi haksız olduklarının farkında olmalarıdır. bunu bile bile uydurmalar üzerine bina ettiklerinin, inandıkları dayandıkları yalanların çatırdamasına dayanamamaktadırlar.

taraf 2'ye soru 1: vahiy'le karışmasın diye peygamberimizin söylediği sözlerin yazılması yasaklanmıştır. rivayetler 200 yıla yakın bir süre sonra oradan buradan toplanarak, yani sözlü aktarımla gelmiş rivayetlerin hepsinin toplanarak kendilerince bir elekten geçirilmiş ve günümüz ''sahih'' hadisleri oluşturulmuştur. bu kadar süre zarfında nasıl sağlam kalabilmiştir rivayetler ? şuraya bir de tedai düşelim; yazılan ilk kuran nüshaları yakılmıştır.
devamını gör...
böyle tahmini rakam vermek saçma olacak fakat 100 hadisin en az 95'i kendi aralarında ve kuran ile uyuşurken
kolaylıkla anlaşılmayacak, ihtilaflı ya da gerçekten sahih olmayan birkaç hadisi ileri sürerek bütün hadislerde
çelişki varmış gibi genellenmesi sonucu ortaya çıkan tartışmadır. islam'ı sadece kuran'a indirgemek hem dinin
bütünüyle yaşanmasını olanaksız hale getirir hem de hükümleri çarpıtmak için uygun bir zemin oluşturur. bu dini alttan alttan bitirmeyi amaçlayan fikirler bazı zamanlarda insanlara zorla kabul ettirilmek istenmiş, bazı zamanlarda ise sahiplerinin kendilerince kurdukları bir mantık sisteminde sunularak yutturulmaya çalışılmıştır. şahsen yemem yiyenlere afiyet olsun.

şu hadislerin peygamberimiz zamanında yazılmadığı iddiası da yalan. yazanlar yazmıştır. kimi sahabelere de Allah zaten o aklı vermiş hafızasında 100 binlerce hadis bulunan sahabeler bunu sonraki nesillere aktarmışlar.
devamını gör...
yahu en ehlisünnet kaynaklar, hadisçiler söylüyor bunu; hadislerin yazılmasının yasaklandığını. hocalarınızı mı yalanlıyorsunuz ? buyrun kaynaklarınızı verin o halde. diyorum ki kuran'ın bile ilk nüshaları yakılmış. bu da en ehlisünnet kaynaklarda geçer. hem hadisler de yazıldı de, peşinden de sahabe ezberledi gelecek nesillere aktardı diye buna destek yap. yani birinci iddia ettiğim hemencecik çürütülebilir ikinciyi de peşinden yapıştırayım!

mesela bu uyduruk iddiana hadis alimlerinden bir kaynak getir. ben hiç duymadım buhari'den mesela; ''x kişi x sahabenin yazıya geçirdiği x hadisi x yere göndermiş ve orada koruma altına alınmıştır'' gibi. hep uzun künyelerle bir dünya insan sayıldıktan sonra ''aktardı ki'' gibi geçer.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar