hak dini kuran dili

bugün trt'de izlediğim elmalılı hamdi yazır belgeselinde bu güzide tefsir ile ilgili şöyle bir bilgi duydum.

mustafa kemal atatürk, tefsirin yazılması için diyanet işleri başkanlığı'na yazı göndermiş. ancak iki şartı varmış;

1. yapılacak olan tefsir ehli sünnet ve'l cemaat ve hanefî mezhebi kıstasları ile yapılacak.
2. ibret ve öğüt içeren ayetler geniş çaplı tefsir edilecek.
devamını gör...
en sonunda beklediğimiz hareket geldi ve osmanlıca baskısı çıktı diyanet yayınlarından.

fekat perihan, 630 lira fiyat çekmiş abiler.

az makul yapaydınız da alaydık...
devamını gör...
yazarı, bakara 2/42 tefsirinde kuran'ın tercüme ve tefsir edilmesine bakış açısını şöyle belirtmiştir:

"hakkı batıl ile karıştırıp aldatmayın; doğruyu yalanla, yanlışlarla bulayıp da bile bile hakkı gizlemeyiniz. bu ayetin anlamı çok kapsamlıdır. ilme ve amele dair hususları kapsar. bilgiçlerin hilelerine, yalan dolanlarına ve bozgunculuklarına, hatta ticaret ehlinin karışık işlerinden ve hakimlerin haksız hükümlerine varıncaya kadar hepsine şümûlü vardır. "insanları aldatmayınız, sahtekarlık yapmayınız." mealinde bir genellemeyi ifade eder. bununla beraber kelamın sevki bilhassa ilmi değeri hedef alıyor. nice kimseler vardır ki, ilmi gerçekleri bozarlar, kötüye kullanırlar, onları kendi gönüllerine göre evirerek çevirerek aslından çıkarırlar, bakırı yaldızlarlar, altın diye satarlar. bu durum israiloğulları haberlerinde çok vardı. bunlar, kendi yazdıkları fikirleri, te'villeri, tercemeleri, tevrat'ın aslı ile karıştırıyorlar, seçilmez bir hale getiriyorlar ve bazan da muhammed(s.a.v.)'e ait vasıflar hakkında yaptıkları gibi geçmiş kitaplardaki ayetleri saklıyorlardı ki, bu konuda "yazıklar olsun o kimselere ki, kitabı elleriyle yazıp, sonra 'bu Allah katındandır' derler."(bakara, 2/79), "kelimeleri yerlerinden değiştiriyorlar."(nisa 4/46, maide 5/13) ve diğerleri gibi başka ayetler de vardır. bunlar, tevrat'ın aslını korumuyorlar, kendi yazdıkları tercemeleri: "işte Allah'ın kitabı" diye tevrat yerine koyuyorlardı. ve ilmi meselelerde gerçeği takip etmeyerek kendi gönüllerine göre açıklamalarda bulunuyorlar, arzu ve şehvetlerine sapıyorlar, safsatalar yapıyorlar, arzularına tabi oluyorlardı. bu şekilde hak fikri, hak inancı kalmıyor, aldatma, karıştırma, aldatıcılık hükümran oluyordu.
işte bütün bunlara karşı israiloğulları'nın bilginlerine genel olarak bu yasaklama hitabı söylenmiştir ki, kuran'da bu konuda başka bir ayet olmayıp da yalnız bu ayet olsaydı, kuran'ın terceme ve tefsiri meselesinde ve diğer ilmi vaziyette islam'ın tutumunu, ilmi vazifenin şeklini tayin etmek için bu ayet yeterli olurdu. kuran'ın tecrid(soyutlama) meselesinin ne büyük önemi haiz olduğu, kuran'ı kuran, tercemesini terceme, tefsir ve te'vili de tefsir ve te'vil olarak bellemek ve belletmek bir hak görev olduğu unutulmamalı. "farsça kuran", "türkçe kuran" gibi sözlerden çekinmelidir. çünkü milyonla terceme ve te'vil yazılır, onlar yine kuran'ın hakikati olmaz."
devamını gör...
ne zaman aklıma takılan bir soruya cevap için bu tefsire müracaat etsem elmalılı hocam çoktan o soruya cevap vermiş ve kendisi de o mesele hakkında başka sorular sorup onlara da cevap vermiş oluyor. bulunduğumuz çağ için en iyisi bu tefsir.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar