hamamböceği

hamamlara olan sempatiyi azaltan böcektir. sıcak mevzilerde ürediği için olsa gerek bu ismi almıştır. mutfakta hanımların gördüklerinde 'fare görmüş fil' gibi tepinerek çığlık atmalarına sebep olan böcektir..

ingilizcesi cockroach yani okunuş olarak 'kokrıç' olan hayvandır.. öte yandan ingilizce okunuşu yüzünden 'kokoreç' piyasasını baltalamıştır.. zira kokoreç gibi milli bir yiyeceği 'hamam böceği' sandığı için pekçok turist tadına bile bakmamıştır, belki de avrupa birliğinde kokoreç karşıtlığı bu önyargı yüzündendir kim bilir??
mahlukata böyle demek ne derece doğru bilmem ama, pekçoklarına göre iğrenç böcekgillerden biridir.. ama uzakdoğu'da yemek çeşididir.

genel manada ise; dükkanlarda ve evlerde hijyensizliğin alametidir.. bazı fırıncılara göre 'güney afrikadan muzun içine binip türkiye'ye gelmiştir ilk hamam böceği'.

en meşhur hamam böceği için;
(bkz: geregor samsa)
devamını gör...
harika hayvan...
hakkında bir araştırma var ki, direk kopyaladım, yapıştırıyorum


*insanın yediği, yemediği herşeyi yiyebilirlermiş...kağıt dahil.

*genellikle geceleri aktiftirler ve bi gece de 4,5 km yol katedebilirler. (he maşşallah)

*15 ay kadar ömürleri vardır, ancak bir günün 18 saatini yatarak geçirirler.

*karınlarının arka tarafindan uzanan duyargaları çok hafif hava akımlarına bile duyarlıdır; öyle ki, potansiyel bir tehlikeden saniyenin binde 54'ü gibi bir zamanda kaçmaya başlayabilirler.

*isırmadıkları ve sokmadıkları için bakımları kolay, kullanımları güvenli ideal hayvandırlar. *

*dünyanin en büyük hamamböceği güney amerika'da yaşar ve yaklaşık 15 cm uzunluğunda olup iki kanat arası uzunluğu da 30 cm civarındadır.

*bazı türlerde dişiler sadece bir defa çiftleşir ve bu onlara ömürleri boyunca yeter.

*40 dk boyunca nefeslerini tutabilirler.

*ağızları sağa sola doğru hareket eder.

*kutuplar dahil her yerde yaşayabilirler.tercihleri sıcaktan yana olsa da -32 dereceye kadar dayanabiliyolar.

*koku alma duyuları o kadar gelişmiştir ki ev halkını misafirlerden ayırt edebilirler.

şimdi gelelim hamamböceğinin dayanıklılığını ölçen deneylere=)
*sıvı azotta dondurma: öldü.(vah vah)

*havasız bırakma: hava boşaltılırken şiddetle titredi, sonra hareketsiz kaldı. vakum 10 dakika boyunca uygulandı. tekrar havaya çıkarıldığında yavaş yavaş canlandı ve 2 dakika sonra normale döndü.

*radyasyon: 40 kw gücünde ve dönen bir anot kaynağından üretilen x-ışınlarına uzun süre maruz kalmış hamamböceklerinin yaşamaya devam ettikleri biliniyor. kıyaslama için söylemek gerekirse insan vücudunun buna 1 saniye bile maruz kalmasi ölüm nedenidir.brookhaven ulusal laboratuarindaki synchrotronun ürettiği 10 kev x-ışınına maruz kalan bir hamamböceği öldü. buradaki synchrotron demetinin yoğunluğu dönen bir anot kaynağından üretilen demetin yoğunluğundan yaklaşık 1000 kat büyüktü.radyasyonda yaşamını sürdürebileceği en düşük sıcaklık belirlenemedi

* patlama: patlama sirasinda bir m60 tan 1 cm uzakta bulunan bir hamamböceği yaşamaya devam etti.(eöh yani..)

*20 atmosfer hava basıncı uygulama: görünür hiçbir etki olmadı.maksimum basınç belirlenemedi

*100 derece sıcaklıktaki fırına koyma: ölmesi çok uzun sürdü. termal etkiye maruz kalma sınırı belirlenemedi

*ayakkabı ve taban arasında ezilme: dış iskeleti ezmek için yaklaşık 29.4 n kuvvet gerekti. bu, ezme noktası olarak biliniyor.

*sapanla duvara atma: bu deney hamamböceğinin ani yavaşlama travma sinirini ölçecekti ve sonucun ezme noktasından epey büyük çıkması bekleniyordu. bu deney yapilamadı.

*mikrodalga:1 dakika boyunca hiçbir etki gözlenmedi.hamamböceğinin maksimum mikrodalga kapasitesi belirlenemedi.

*uzatılma dayanıklılığı: belirlenemedi.(esnek değillermiş sanırım pek)

*civa: 30 derecedeki civa buharı basıncına uzun süre maruz bırakılan hamamböceğinin yaşayıp yaşayamayacağı belirlenemedi.


kaynak:jason l. maron, department of physics, california institute of technology, bu deneyler minimum bilimsel kesinlikle yapıldı.aynı hamamböceğini bir daha kullanma imkanı olmadığından hiç bir kontrol yoktu. bu da bir referans hamamböceği tanımlamanın gerekliliğini kanıtlıyor. aslında deneyler özellikle hamamböcekleri üzerinde kurulmamıştı, ancak bir deney yapılırken her yerde olduğu kadar laboratuarlarda da bulunan bir hamamböceği, istemeden de olsa, deneyin bir parçası oldu.




ya sözün özü, candır. besleyin... sokmuyor, ısırmıyor bişey yapmıyor. miniminnaccıcık hayvan
ben şeytan tırnağımı atıyordum onu bile yiyodu üstelik bizimkisi...
devamını gör...
bilimum canice deneylere maruz bırakılmış böceğin, onurlu direnişiyle hayatta kalma mücadelesi vermesi tüm böcek camiası adına manidardır. böcek deyip geçmeyin.
devamını gör...
yapılan araştırmalara göre geçmişi 200 milyon yıl öncesine dayanır. bu süreçte ise hiçbir mutasyona uğramamış, yapısı hiç değişmemiş tek canlıdır.
devamını gör...
bir hamamböceği vardı bir zamanlar. ilk banyonun kapısının önünde karşılaşmıştık. uzun süre kesiştik gözlerimi alamadım ondan bir süre. sonra ben terliği almaya gidene kadar kaybolup gitmiş. ertesi gece sabaha yakın baktım yine aynı yerde sanırım beni bekliyordu. banyonun ışığını yaktım beni gördü. ona dokunmak istedim. çoşkuyla "fıçı fıçı" yaparak uzaklaştı. peşinden koştum ama nafile. sonra uzun süre onu göremedim. en olmadık zamanlarda aklıma geliyordu. şimdi kimbilir nerede kimlerle beraber ... yere uzandığım zaman her an ensemde "fıçı fıçı" diye bitivericek gibi hissediyordum, hoş ürpertiler ve hayaller işte. sonra aradan biraz zaman geçti. birgün yine gece banyonun oralarda onu gördüm.yanında izbandut gibi siyahımsı bir hamamböceğiyle beraber. bense elimde bi buket terlik orada öylece ona bakıyordum. hüzünlü maşrapa, yosun tutmuş mavi plastik banyo terlikleri, pörsümüş lifler herşey yani neredeyse zaman bile durmuştu. elime kokuşmuş yeşil raid böceksavarı aldım. gözlerimi kapadım. titreyen parmağımla hafifçe bastırdım düğmeye. plastik kamışın ucunda korkunç bir tazyikle çağlayan gibi fışkıran zehirli sıvı onun üzerine doğru umarsızca püskürüyordu. belli belirsiz acı bir "fiç fiç" duydum ve gözden kayboldu ... hayatımın en uzun gecesiydi. sabah uyandığımda onu yine hep buluştuğumuz yerde, banyonun girişinde gördüm. nalları dikmiş. onu özenle kaldırdım. ona yakışır bir tören olmalıydı. tıpkı soylu atalarının bu topraklara geldiği gibi onu uğurladım. bir muz kabuğunun içinde ... hayat işte bazen birtakım şeyleri zamanında yapman gerekiyor ve elindekiler bir hamamböceği gibi "fiç fiç" edip uzaklaşıyor senden.
devamını gör...
hamamlar bildiğimiz gibi temizlik yerleridir, temiz yerlerdir. ama pis yerlerde dolanan bu böceğin hamamla ilişkisi nedir ki ismine hamam layık görülmüştür?
osmanlıda banyo kültürü vardı ve bildiğimiz gibi, avrupada belli bir döneme kadar bu kültür yoktu. hamamlar da bu kültürden habersiz pis avrupalı elçileri, padişahın huzuruna kabul etmeden önce yıkanmaları için açılmış ve tellakların da o acı kesesi o kirleri iyice temizlemek için ortaya çıkmıştır. avrupalılar, memleketlerinden kirini, pasını ve beraberinde de bu böcek larvalarını getirmişlerdir. vücutları o kadar kirlidir ve su görmemiştir ki; vücutları, kılları, tüyleri bit ve bilimum böcek larvasıyla doludur. ve bu böcek larvalarından biri de hamam böceğidir. o dönemde avrupada yaygın olarak bulunan bu böcek, elçiler aracılığıyla hamamlara larvalarını bırakmış ve bu yüzden ülkemizde genel olarak hamamlarda görülmeye başlanmıştır. 'bu böcek buraya bi muzun içinde afrikadan geliyor' diyen ülkem insanının dediğine yakın olarak bu böcek de buraya bi elçinin içinde avrupadan gelmiştir.**
devamını gör...
sevimsiz böcek... bombardıman böceği gibi delikanlı da değil ki... yastığında örümceklerle uyuyan, yemeğini ve içeceğini arılarla paylaşan, arıların dudaklarında gezmezinden rahatsız olmayan... masamdaki karıncalara tarçın ikram eden ki karıncalar tarçından nefret eder, ben bu pis böcekleri sevmiyorum... öldürmek de istemiyorum... yakalamak da çok zor... zor be kardeşim....
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar