haset

haset bir bedduadır aslında. çünkü haset, "bende yok onda neden var? onda olmasın bende olsun" duygusudur. gıptadan farklıdır çünkü gıpta ise bir duadır. gıpta eden insanın duygusu ise "ben de böyle güzelliklere sahip olurum inşallah, onda olanlar bende de olur inşallah" şeklindedir. dolayısı ile haset duygumuzu gıpta ile değiştirmek insana yakışır bir yaşam için elzemdir.
devamını gör...
haset cok tehlikeli bir hastalik olup insanlari insanliktan cikarabilen bir huydur. bu hastalik en cok zarari da yine haset edenin kendisine verir. cunku bu kimse cekememezliginden dolayi geceleri uyuyamaz bile. haset eden insanlar oyle korkunc olabiliyorlar ki, hedeflerine ulasabilmek icin seref namus ve ahlak gibi kavramlari direk ayaklar altina alabilir ve tum imkanlarini seferber edip saldirabilirler. bu kadar korkunc bir hastalik olmasaydi felak suresinde bundan bahsedilmezdi herhalde. Allah bizleri hased edenin serrinden korusun.(amin!)
devamını gör...
haset ile gıpta arasında şöyle bir fark vardır.

haset bir insan belli bir makam ve mevkiye ulaşan arkadaşını gördüğü zaman şöyle düşünür;

- bu adam da hiç burayı hakketmiyor. oraya ben çok daha layıktım. keşke onun yerine ben o mevkiye yükselseydim.

gıpta eden şahıs ise şöyle düşünür;

- ne güzel, arkadaşım o mevkiye yükselmiş. çok sevindim. keşke ben de o mevkiye yükselebilsem..

gibi..
devamını gör...
sonunda insanın kendini yiyip bitiren hayvanlardan da aşağı yapan akılsız insanların takılacağı kişiyi şizofren yapabilecek güçte haslet.
devamını gör...
şeytani bir duygudur. zira ilk haset örneğini şeytan hz. adem'e karşı sergilemiştir.
zira sonunda da halk arasında dediğimiz gibi "hasetinden çatlamış"tır.
devamını gör...
çok sinsi bir duygudur. bazen insanı öyle bir kontrolü altına alır ki, kişinin nefsi adına yaptığı şeyleri bile takva imiş gibi hissetmesini sağlayabilir. herkes içine bakmalı. neyi ne için yapıyorum, bir insandan neden nefret ediyorum, bir topluluğu neden kınıyorum. bu soruların cevabı her zaman "allah için" olamıyor malesef.. herkes içine baksın.
devamını gör...
rahmetli mutahhari hased bir insanla ilgili şöyle bir hikaye anlatır ki hasedin ne kötü bir nefs hastalığı olduğunu göstermektedir:

"bir gün padişahın biri hasedi ile nam salmış adamın birini bu kötü hastalığından kurtarmak için bir imtihana tutmak ister.

adamı çağırıp - "öyle bir şey iste ki komuşuna iki katını vereyim" der.

hasedi kalbini kavurmuş olan hasid düşünür düşünür ve şöyle der:

- "padişahım benim bir gözümü çıkar."

tanım: ateşin odunu yediği gibi sevapları yiyip bitiren nefs hastalığı.
devamını gör...
kur'an-ı kerim'de, hz. yakub'un oğlu hz yusuf'u kardeşlerine karşı uyarma sebebidir.

yã»suf suresi 5. ayet: "ey oğulcuğum!, sakın bu rüyanı kardeşlerine anlatayım deme, yoksa hasetlerinden sana karşı bir tuzak hazırlarlar; doğrusu Şeytan insan için apaçık bir düşmandır!"

bir insanın öz kardeşi bile, ona haset ediyorsa... elden, yabancıdan gelene şaşmamak lazım. öyle değil mi?
devamını gör...
haset olduğunu bildiği birini padişah huzuruna davet etmiş ve sormuş:

- öyle bir şey iste ki benden, komşuna da iki katını vereyim.

(adam düşünmüş, düşünmüş, ev istese iki katını komşusuna verecek, para istese keza öyle..)

+ şevketlüm.. bir gözümü kör edin...
devamını gör...
18.
kalbin hastalıklarındandır. fenalık ve pişmanlıktır.



--- alıntı ---
hasetin kökeninde cimrilik vardır. çünkü cimri olan, elindekinin başkasında olmasını istemez. aşırı cimri olan ise kendi elinde olanı değil, Allah ın hazinelerinde olan nimetleri Allah ın kullarına vermek istemez. dolayısıyla bunun cimriliği ötekiden daha büyüktür.
hasetçi ise Allah ın kendi kudret hazinelerinden kullarından herhangi birine ilim, mal veya kalplerine sevgi ya da herhangi bir nasip vermesini kaldıramaz. kendi eline bir şey geçmeyecek olsa bile, verilenlerin elinden de nimetlerin alınmasını ister. bu, kalp hastalığının son sınırıdır.
bundan dolayı hz. peygamber (sav): ateşin odunu yediği gibi, haset de iyilikleri yer bitirir buyurmuştur.
hasetçi hiç merhamet edilmeden cezalandırılacak kişidir. zaten dünyada da kesintisiz bir azap içindedir. Allah ın, akranlarına verdiği ilmi, malı ve makamı kıskandığından ölünceye kadar sürekli azap içindedir. ahiret azabı ise daha çetin ve elemlidir.
kişi kendisi için istediği şeyleri, müslüman kardeşi için de istemedikçe, imanın hakikatine eremez. müslüman ın, diğer müslümanların da sıkıntı ve sevinçlerine ortak olması gerekir. müslümanlar bir binanın tuğlaları gibidir, birbirini desteklerler.
--- alıntı ---

http://www.cogitosozluk.net...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar