hatırla sevgili

her bölümünü ağŸlayarak seyrettiğŸim dizi, 60lardan başŸlayarak 80lere kadar geçen sürede türkiye'nin siyasi gündemini anlatan dizi.
devamını gör...
kovboy filmlerini izlerken beyazlardan taraf olmak gibi,derin bir hataya düştüğümü farkettiğim anda izlemeyi bıraktığım dizi.tarihi dizilerden öğrenenler için,dizilerde tarihi çarpıtmak ne fena.
devamını gör...
devletin başbakanını asmak, (!)* en doğal hakmış da, deniz gezmiş gibi birini asmak ne yerlere, ne de göklere sığdırılamayacak kadar büyük bir felaketmiş. inanamıyorum...
ve öyle bir gücü vardı ki bu dizinin, yeni yetme çocuklar bununla büyüdü denilebilir. şimdi sorsanız bir tanesine "adnan menderes nasıl biriydi?" diye, ne cevap verecek tahmin bile etmek korkutuyor.

evet, o öyle biriydi ki; başbakan olduğunda yaptığı ilk iş, memleketi tanrı uludur'un kasvetinden allah u ekber'in ferahlığına kavuşturması olmuştu.
devamını gör...
yanlı senaryo arttıkça, konusu da dağılmış dizidir. ilk 20 bölümü nefes kesiyorken, ne zaman ahmet (bkz: cansel elçin) necdetle kanka oldu, yasemin (bkz: beren saat) kavgasız gürültüsüz eş değiştirdi, ondan sonra siyasal anlamda da suyu çıkan dizidir.
devamını gör...
işin başında bilmezdim tarihte neler oldu diye. izlerdim her bölümünü. ne zaman ki adnan menderes'in intihar olayı oldu. şaşırdım. nasıl olsundu? inançlı biri niçin intihar etsindi? araştırdım. hiç de öyle anlatıldığı gibi degilmiş. diziyi gerçekten sinir harpleri içinde izledim izleyebildiğim zaman. bakalım bu sefer ne saçmalayacaklar diye. bir de evde tek kanal çekiyordu. mecburen izledim birazını. yine de hani en azından bir devri araştırmama neden olduğu için:
(bkz: sezarın hakkı sezara)
devamını gör...
sosyalist olupta bu diziyi onaylayan, beğenen varsa harbiden içi boştur veya kemalisttir. ibrahim kaypakkaya'nın adını bile geçirmeyen, deniz'i, mahir'i ve diğer tüm sosyalist devrimcileri, sosyalizmden arıtarak bildiğin kemalist olarak yansıtmaya çalışan, taylan özgür'ün ölümünü yanlış ve salakça anlatan, deniz gezmiş'in idam sehbasındaki son sözlerini sansür ile yayınlayan bu dizi atv gibi akp yanlısı bir kanalda nasıl gerçekleri anlatabilir? nasıl inanabilirsiniz buna?
devamını gör...
facabook'ta "sis yapımı kınayanlar" isimli bir grup açılmasına vesile olmuş dizidir.
açıklama kısmında grubu kuranlar şu yazıyı paylaşmıştır.

--- alıntı ---

Tarihi çarpıtmak suçtur...
Hatırla sevgili dizisinde Deniz Gezmiş karakterini o çarpık aşk hikayesine dahil etmeleriyle başlayan süreç,Taylan Özgür'ün ölümü ile devam etti.Bilindiği gibi Taylan Özgür Polis tarafından öldürülmüştür.Dizi'de ise bilinmeyen bir elin tuttuğu silahtaki kurşunla öldü.bu mulaklık yaratmaktır.
ben belgesel yapmıyorum diyorsan gerçekleri çarpıtamazsın ya da Taylan Özgür değil kurmaca bir karakteri öyle öldürürsün...

Şu anda da Mahir Çayan karakteri terörize edilmektedir...
50 bölümdür ortada olmayan Mahir Çayan 12 mart sonrası dizi'ye dahil oldu.Olur olmaz da mete has'ı kaçırırken görüyoruz bundan sonra Elrom'u öldürecek ardından da eğer çekerlerse maltepe ve kızıldere gelecek...
Bunların nedenleri neden yok?Mahir neden terörize ediliyor?bunlar düşündürücüdür...Evet Mahir,Deniz gibi değildir kurşun sıkmıştır ancak bunları nedensiz veremezsiniz...
Kaldıki dönemin gerçek önderi,teorisyeni Mahir Çayan'dır.
Entellektüel bir gencin dönemin koşullarında hangi eylemleri yapmak zorunda kaldığı böyle verilemez...

O dönem abd büyükelçisinin arabasını yakan asıl ekipteki herkes öldü...
İsrail büyükelçisini öldüren ekipteki gençlerin de hepsi öldürüldü...
Madem iyi niyetlisiniz bunun altını çizin...

Mahir Çayan'ın üzerinden elinizi çekin!!!!!!!!!!
İçini boşaltmayın!!!!!!!

Ayrıca Karayılan dizi bir facia orada şahin bey yani Mehmet Sait psikolojik sorunlu ve intihara meyilli gösterilmiş...
Antep savunmasında kendini feda ederken bunun altına mı sığınacaklar???


KURMACA TARİH :

Tartışmaların odağı olan "Hatırla Sevgili" isimli dizi, bir aşk öyküsünün fonunda yaşanmış siyasal gelişmeleri anlatmak iddiasıyla çıkmıştır. Hatta şu ana kadar olan bölümlerden “darbelerle hesaplaşma” gibi bir çıkışta söz konusudur. Dizinin yapımcısı olan Tomris Giritlioğlu'nun ne kadar iyi veya kötü niyetli olduğu konumuzun dışında tutarsak bir dönem işi yapmanın mesuliyetleri üzerinde birkaç söz söylemek istiyorum.
Tarihi olayları anlatmak sinema için gayet sancılı bir süreçtir. Hatta durumu doğum sancılarına benzetebiliriz. Eser dünyaya gelmeden uzun ve sıkıntılı bir süreç vardır önümüzde. Çocuğun cenine düşmesini sağlayan yaratıcı fikrimizin ardından, karşımızda araştırma süreci vardır. Olayla ilgili bütün gazete avşirleri taranır, bütün kitaplar, makaleler okunur, varsa, hayatta olan ve olayların içinde olan kişilerle görüşülür, bilgiler toplanır. Bu geniş bilgi havuzundan olay belgesel nitelikte örülür. Tüm bunlar gerçekleştiğinde karnımız iyice büyümüştür ve çocuk artık tekmelemeye başlamıştır. Artık asıl sancılı dönem karşımızdadır. Bu olayların dramatik bir kurguya oturtulması belki aylar süren hunharlı ve sıkıntılı süreci geride bırakacaktır. Eğer işimizi doğru yaptıysak nur topu gibi bir çocuğumuz olur. Es kaza olayın hakkını verememişsek çocuğun sakat doğması ihtimal dahilindedir.
İşte dizimiz “Hatırla Sevgili” bir akraba evliliği mağduru bir çocuk olarak karşımıza çıktı. İyi araştırılmamış bir tarihin, iyi bir şekilde dramatik yapı içine yedirememesi bu akraba evliliğini karşımıza çıkarmıştır. Dizi 1950'ler de başlayıp şu anda 1972 yılına dayanmıştır. Dizideki ana karakterlerin etrafındaki yardımcı karakterlerden bir kısmı bu siyasal sürecin içindedir. Problem bu noktada başlamaktır. Öykünün içine giren gerçek karakterler, karakterlerin içinde bulundukları eylemler ve bu gerçek siyasal karakterlerin söylemleri gerçekle ne kadar örtüşmektedir? Bu diziyi yapan insanların bir dönem yaşamış insanlara karşı bir sorumlulukları yokmudur? Bu diziyi yapanların tarihe karşı bir sorumluluları yokmudur?
Öncelikle bir kişinin tarihi gerçek bir olayı canlandırdığı bir dramada, "biz kurmaca bir öykü çekiyoruz" diyerek tarihi tahrif etmeye hakkı yoktur.
Gerek Deniz Gezmiş, gerek Mahir Çayan gerekse diğer karakterlerin, birkaç nüans noktayı bir kenara bırakırsak gerçekle uzaktan yakından alakası yoktur.
Örnek verirsek Deniz Gezmiş'in heyecanlı yanı dışında dizide, onunla ilgili başka ne gördük? Mahir Çayan bir iki kere adının geçmesi dışında hiçbir şekilde ortada yokken birden 1971 yılında bir haydutçasına adam kaçıran biri olarak karşımıza çıkıyor. Keza Sinen Cemgil, Taylan Özgür, Hüseyin İnan... Dizinin tanıtımını yapmaktan öteye gitmeyen bu gerçek kişiler, dizide elde silah ordan oraya koşmaktadırlar. Peki bu kişiler ne için o silahı ellerine aldılar? Onları silaha yönelten şeyler neydi? Bunları ne kadar gördük dizide?
Peki olaylar ne kadar gerçeğe bağlı?
Mesela dizinin dramatik yapısına hiçbir katkısı olmamasına rağmen, motorsiklet günlüğünü hatırlatan üç motosikletin arka arkaya gittiği sahneyi ele alarım. Orada Sinan Cemgil, Yusuf Aslan, Deniz Gezmiş, Harun Karadeniz, diğer Deniz hep beraber odtüden kaçmış, motorlarla Sivas'a doğru ilerlemektedir.
Peki olayın aslı nedir:
Deniz Gezmiş ile Yusuf Aslan, Sinan Cemgil ve arkadaşlarından ODTÜ tünellerinde ayrılırlar. Bunun gibi birçok küçük hata dizi boyunca devam etmiştir. Bu doneler, Taylan Özgür'ün katledilmesinin bu denli çarpıtıldığı bir dizide, politik aksiyonun yükseleceği ileri ki bölümler için kaygı vericidir. Örneğin Maltepe olayının diziye nasıl yansıyacağı önemli sorunlardan biridir? Elhorm olayı nasıl verilecektir? En önemlisi Denizlerin mahkeme ve asılma süreçleri ile Kızıldere olayı diziye nasıl yansıyacaktır? Bunların cevabını şimdiden veremeyiz, ancak, evvelki bölümlerden elimizde olan doneler bu konuda bize fikirler vermektedir. Ancak daha olmamış olaylar hakkında bir eleştiride bulunmayı doğru bulmadığımdan, bu konu hakkındaki eleştirilerimi ileri bir sürece erteliyorum.
Bir de şöyle bir sorun var dizide. Tıpkı Taylan Özgür’ün kardeşinin de belirtildiği gibi önemli tarihsel olaylar kişilerin aşklarına garnitür yapılmaktadır. Bir olayı fonda anlatmak güçlü bir anlatım şekli, bir estetik anlayışıdır. Ancak bu dizide basit bir aşk krizi, daima olayların önüne geçmekte, ve Deniz Gezmiş-Mahir Çayan gibi karakterler dizinin tanıtımını yapan reklam ikonlarına dönüştürülmektedir. Zaten adı geçen kişilerin üç boyutlu karakterler yerine birer tipten öteye gitmemesinin nedeni de burada yatıyor. Deniz GezmişÂ’in karakter analizini yapmaya çalıştığımızda şöyle bir formülasyon çıkar karşımıza: Yirmili yaşlarda, uzun boylu, heyecanlı, gençlik lideri, yurtsever, gözü kara, solcu. Diziyi izleyerek başka ne söyleyebiliriz Deniz hakkında. Deniz geçen yıllarda nasıl bir değişim yaşamıştır? Peki Deniz TİP gibi legal bir hareketten, nasıl bir gerilla hareketine geçiş yapmıştır? Elimizdeki donelere bakarsak bilgisiz bir seyirci olarak şu cevabı veririz: Heyecanlı ve gözü kara. Şu söylenebilir bize: “Biz bir Deniz Gezmiş öyküsü çekmiyoruz. Biz bir türlü buluşamayan iki kişinin aşk hikayesini anlatırken dönemin siyasal gerçeklerine de değiniyoruz.” O zaman bizimde onlara şu soruyu sorma hakkımız vardır: Madem öyle niye bu karakterler her tanıtım görüntüsünde bu kadar yer kaplıyor?
Son olarak şirketin diğer dizisi “Karayılan” hakkında birkaç şey belirtmekte fayda görüyorum. Son bölümlerde öyküye giren –aslında gerçekte öykünün merkezindedir- Mehmet Sait, namı diğer Şahin Bey- hakkında birkaç çarpıtma vardır. Trablusgarpta esir düşen Mehmet Sait anlaşmalar sonucu evine döndüğünde, kısa sürede halkı örgütleyip milis örgütlenmeleri kurar. Bu örgütlenmeyle Kilis yolunda sürekli olarak Fransız güçlerini vurmaktadır. Ardından Fransız güçlerine yazdığı mektupta ilk defa Şahin Bey ismini kullanır. O süreçte bir çetesi olan Karayılanla ilişkiye geçer ve onun çetesini milli mücadeleye katar. O süreçte kuvaycılarla ilişki kurar. Son olarak da Elmalı köprüsünü savunurken, silah gücü yüksek Fransızlar karşısında köşeye sıkışır. Karayılan’ın geri çekilme önerisine, bu konu hakkında azda olsa bilgisi olan herkesin bilebileceği, şu sözleri söyler: “Ben Antepli’ye söz verdim. Fransız cesedimi çiğnemeden Antep’e giremeyecek” Bunun üzerine Karayılan ve emrindekilerin geri çekilmesiyle yalnız kalan Şahin Bey son kurşununa kadar direnir ve süngü darbesiyle yaşamını yitirir.
Dizi de ise Şahin Bey, Kuvay-i Milliye doğu anadolu bölgesi kumandanı Kılıç Ali tarafından Antep’e atanıyor. Şahin Bey’in Antep savunmasındaki misyonu bu kadar basite indirgenirken, Karayılan ise mitleştiriyor. Westernin büyük meziyetlere sahip kovboyları gibi terlemeyen, korkmayan bir mitoloji kahramanına çevriliyor. Nazım Hikmet’in imgesel anlamda Anadalu halkını Karayılan’da ete kemiğe büründürdüğü şiiri ise, dizinin başında birebir referans alınıyor. Tüm bunların yanında bir ulusun ayağa kalkışı yine gerçekte olmayan bir aşk öyküsüne garnitür yapılıyor. Tüm bunlar o ısıtılıp ısıtılıp temcit pilavı gibi önümüze sürülen cümleyle meşrulaştırılmaya çalışılıyor: “Biz zaten kurmaca çekiyoruz”
Peki tüm bunlara rağmen Tomris Giritlioğlu’nun iyi niyetli olduğunu söyleyebilir miyiz?

--- alıntı ---
devamını gör...
müslüman kimseleri faşist olarak gösteren taraflı dizidir.zira bir diyalog da " o faşistler " derken müslümanları kastettiği aşikardır.
devamını gör...
deniz, hüseyin vs şahsiyetlerin ultra vatanperver kişiler olduğunu, memleketteki moskova mahallelerini bizi çekemeyen guatemala yerlilerinin kurduğunu, oraya buraya asılan rus ve çin bayraklarını uzaylıların astığını, kahveleri falan patagonyadan gelen kişilerin taradığını, bellerinde tabancalarla üniversitelerde orada burada kafasına estiğini öldürenlerin de bilemedin yeni zelandalılar falan olduğunu anladığımız züpper tarih bulamacı.
devamını gör...
tarihi kısmında beni ilgilendiren tek şey insan ilişkilerindeki mevcut incelikti. duyguların dokunmaya gerek kalmadan havada süzüldüğü naif ve derin bir aşk hikayesiydi benim izlediğim ve de çok sevdiğim. sonra işler baya siyasileşmeye başladı. ben de eskisi kadar sevmez oldum ama sonuna kadar takip ettik tabii ki.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar