hatırladıkça iç burkan garibanlık anıları

akla gelince sigara yaktıran anılardır.

ilkokul üçüncü sınıftayız,okulun dışında bir bakkalda meybuz satılıyor.
beş arkadaşız ve sadece iki meybuz alacak kadar paramız var.
ne yapsak diye düşündük ve gidip iki meybuz aldık,bakkal amcanın salam kesme bıçağıyla ortadan ikiye böldürdük ve baktıkki dört meybuz oldu! peki haşmet ne yapacaktı? kara kara düşündük, tabi çocukta üzüldü ve arkadaşım ahmet olaya bir çözüm buldu! elindeki yarım meybuzun hepsini bitirmeden sonunda kalan bir parçayıda haşmete verecekti.

haşmet mutluydu ve bizde mutluyduk. fakirdik ama paylaşırdık. vay be ne günlerdi

ama o günlerin bana katkısı oldu diye düşünmekteyim. o fakirliği görmeseydim bugün asla bir hukuk fakültesi son sınıf öğrencisi ,okul ikincisi olamazdım.

bu arada (bkz: meybuz yememiş nesil) e selam ederim.
devamını gör...
üniversite 1.sınıftayım. arkadaşla paramız yok, burger kinge girdik ama önce alttaki migrostan elimizdeki paranın yettiğince en ucuzlarından bikaç bisküvi aldık geldik oturduk burger king'e. bir güzel yedik. bir iki saat oturduk sohbet ettik. hamburger yiyenleri süzdük. arkadaşta zor zamanlar geçiriyordu. neyse o günü asla unutamam.
(bkz: bu da böyle bir anımdı)
devamını gör...
ermenegildo zegna mağazasına gireyim dedim ne olacak? almak şart değil ya. bir gayret daldım içeri ve satış danımanı kadın:

- beyfendi çöpleri az evvel aldılar!


ibrahim erkal:

vurdulaaağrrrr can evimdeeeeen

*
devamını gör...
evliydim ve işsizdim. o kadar parasızdık ki evde doğru dürüst yiyecek hiçbir şey yoktu nerdeyse. konu komşu/akrabalar filan idare ediyorduk.

bir gün bir akrabanın bir tanıdığının aydın'dan istanbul'a kız istemek geleceğini ve istanbul'da kalabileceği temiz ve ucuz bir otel araştırdığını duydum. akrabaya (amcam olur kendisi) o tanıdık otel yerine gelsin benim evde kalsın, giderken de üç beş kuruş bişiler versin. otel niyetine benim evi kullansın yani. bende eşimle sende kalırız o ara dedim. yani kiracı olarak oturduğum evi bir başkasına kiraladım.

kazancım 350 lira civarında bir para olmuştu ama o parasızlıkta ne kadar büyük bir para olarak görünmüştü gözüme.
devamını gör...
kısa anlatacağım, kafanız şişmesin.

bir gün hava buz gibi, burs sırasında bekliyoruz. sıra da sıra ama, sonu görünmüyor. neyse kaderimize razı olduk. sonra kaderine razı olamayan bazı yaban çakalları, değişik numaralarla sıraya kaynak yapmaya başladılar ön tarafta. bağırıyoruz ama kimse duymuyor. bu kaynakçılar yüzünden akşama kadar bekledik, sonra bir de mesai bitti diye ertesi güne kaldı işimiz.

hakkının yendiğine mi yanarsın, o kadar saat boşa beklediğine mi yanarsın....

neyse, bu dünyada yoksa da öbür tarafta adalet var...

*
devamını gör...
bir zamanlar günlük 3 lira harcama limiti koymuştum kendime yaşımda 18 di, inan yaptım bunu tabi sonra elime para geçmeye başlayınca gelsin iskenderler kumrular.
devamını gör...
burs denilen talih kuşları henüz başıma konmamıştı. üç evladı birden okuyan orta halli bir babanın üniverstede olan ikinci çocuğuydum. o zamanlar pek azimli ve cevval bir birinci sınıf öğrencisiydim. istemeyerek gelenlerin inadına seve seve ilahiyat okuyordum. ha bir de osmanlıca kursuna gitmiştim. beni bir eski eser okuma aşkı sarmıştı ki devamsızlıklarımın %99'u okuya kalmaktan oluşuyordu. bizim okulun kütüphanesi o zamanlar eski eserler bakımından pek zengindi ve eserleri elimize alabiliyorduk. (sonra ayrı bir bölüme koydular) o günlerde bir polisiye roman bulmuştum . osmanlıca eserler ödünç verilmiyordu. cuma hariç hafta içi full derslerle doluydu. cumaları da okula gelmediğimden mecburen okulda öğle araları romanımı okuyordum. bir ara öğle yemeklerim aksamaya başlamıştı hoş zaten boğazıma düşkün de değildim ayrıca yemekhanede de at eti dedikoduları çıktığı için açıkça iğreniyordum ancak kampüsün lüx cafelerinde hergün yemek yiyecek kadar da rahat değildim.
derken bir gün karın ağrısından doktora gittim mide filmi çekmişlerdi. doktor önce ölümüne diyet yapıp yapmadığımı sordu. ben aval aval bakınca "yazık çocum sen öğrenci misin? açlıktan miden sarkmış." demişti. yer yarılsa da içine girsem. gün bugün bir daha öğün atlamadım. yemekhanenin yoğurtlarını pilavlarına karıştırdım, gözümü kapattım, yedim.
devamını gör...
parası sade sodaya yeten öğrencinin, garsonla girdiği muhabbet;

-ne içersiniz?
+ice tea kayısı alayım.*
+aa neden biz danimarkada hep içeriz. *
-yok tr'ye daha gelmedi henüz. *
+o zaman ben sade soda alayım. *)
devamını gör...
geçenlerde bir çay ocağında oturuyoruz. adamın biri çorap satıyor. sadece uzaktan göz göze geldik çorapçıyla. sonra yaklaştı.

-5 tanesi 10 lira dedi dizime 5 çorap koydu.
-2 tanesi şirketten dedi dizime 2 çorap koydu.
-2 tanesi de benden dedi dizime 2 çorap daha koydu.
-1 tanesi de bedava dedi dizime toplam 10 çorap koydu.
+3 tanesini geri verdim abi şunları değiştireyim de siyah çorap alayım... dedim.
(adam çorapları değiştirdi. )

cüzdanımı çıkardım kimlik var akbil var ama başka birşey yok.
+abi malesef ... dedim utanarak cüzdanımda para olduğunu sanıyordum.
kredi kartı da olur dedi ama kredi kartım son alışverişimi yaparken gaddar bir kasiyer tarafından parça pinçik edilmişti. zaten limiti de dolmuştu.

bana döndü ve sen nasipsiz bir insansın seni öldüreceğim dedi. elindeki poşeti ters çevirip yere döktü çorapların hepsini. poşeti de kafama geçirdi ve boğmaya başladı. yanımdaki arkadaş bana birer çay daha içelim de kalkalım dedi. tamam diyemedim. boğuluyordum çünkü. sonra yerdeki çorap yığınına tekme attım etrafta ne kadar çorapsız varsa hurraaa diye çullandılar. o sırada çorapçı abiye çarptılar ve adam 3 km cadde boyunca yuvarlandı ve gözden kayboldu ben de kafamdan poşeti çıkarıp masaya gelen çayıma şeker atıp karıştırmaya başladım. şekerler erimiyordu. o hengamede çay buz gibi olmuş. tabi garibanın çayı bir de sıcak mı olacaktı sanki. çorapçı beni öldürememişti belki ama arada sırada buralara çorap satmaya yine gelecekti.

bize artık buralarda rahat yok.

devamını gör...
uzun uzun ağlamıştım babama puma ayakkabı istiyorum kendime diye, hani 80'lerde meşhur olan beyaz fon üzerine açık mavi şerit geçen ayakkabı.

öyle çok ağladım ki babam sağolsun yüreği büyük adam o fakirlik içinde gitti bana puma aldı.

fakat bir şey vardı! puma değil plıma yazıyordu üzerinde büyük l ve ı harflerini u ya benzetip satmışlar adama. 2. günü çıkaramadı tabi ayakkabı bir dahada ağlamadım, anladım heralde alacak gücümüzün olmadığını.

yani demem o ki, la bu imitasyoncular ne zamandır bu piyasada!
devamını gör...
hırsız girse kaybolacağı villayı şirketin iflas etmesinden ötürü üç gün içerisinde haciz gelecek olmasından mütevellit alalece çok ucuza satıp 2+1 daireye yerleşmek.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar