hayata dair iç burkan detaylar

hayatın en olmadık yerinde en olmadık zamanda karşŸılaşŸılan ve insanın içinde burkuntu yaratan detaylardır.

yeri bu başŸlık altında mıdır bilinmez fakat yaşŸandığŸı yer tam olarak hayat ve insanın içinde inanılmaz bir burkuntu yaratan olaydır.

veda bile etmemişŸsizinizdir sevgilinizden ayrılırken, zamanında öyle anlaşŸmışŸsınızdır. bir mesaj atmışŸ ve bitsin demişŸtir. eyvallah demişŸsinizdir neden ve nasılını sorgulamamışŸ acınızı içinize gömmüşŸsünüzdür. arayıp soramamışŸsınızdır öyle bir sevgi ve saygı oluşŸmuşŸtur ki aranızda birinizin kararı kesin uyulması gereken bir kanun gibidir artık sizin için. hatalarınızıda bildiğŸinizden dolayı deşŸmemişŸsinizdir yarayı onuda bilmektesinizdir bir karar verdi mi döndürmek imkansızdır. yavaşŸ yavaşŸ aylar geçmektedir olayın üzerinden dön demişŸsinizdir ne olur dön ya da bana gel de. hayır demişŸtir istemiyorum ne görüşŸmek ne de karşŸılaşŸmak. birşŸey diyememişŸsinizdir acınızı içinize gömmüşŸsünüzdür. yıllar geçer yavaşŸ yavaşŸ. arayıp sorarsınız sürekli fakat görmek istemez duymak istemez konuşŸmak istemez anlatamazsınız derdinizi. bir veda bile edemeden bir hoşŸçakal bile diyemeden ayrılmışŸsınızdır işŸte. belki de en çok bu koymuşŸtur size ama elden gelen hiç birşŸey yoktur. sizin onu aklınızdan bir an bile çıkaramadığŸınız ve hiçkimseye bir daha gönlünüzü açamadığŸınız koskoca yedi yıl geçer bu ayrılığŸın üzerinden ama sürekli aklınızda sürekli gönlünüzün bir yerindedir. o bilmesede. bir akrabanız gelir şŸehir dışŸından onu bırakmak için otogara gidersiniz. akrabanızın bavullarını hosta bırakıp arkaya bir dönersiniz ki o karşŸınızdadır aynı yılllar önceki gibi aynı ilk gençliğŸiniz gibi ,aynı ölümüne siyah saçlar, aynı kadife gözler herşŸeyi aynıdır işŸte bir görüşŸte tanırsınız onu o da sizi tanır ama söylenecek sözleri susarak yanında geçersiniz. sizin akrabanızı bindirdiğŸiniz otobüse o da bir akrabasını bindirmeye gelmişŸtir fakat tek değŸildir. yanında daha önceden de tanıdığŸınız ve de tanışŸtığŸınız abisi de yanındadır o da tanır sizi fakat belli etmez. ayaklarınız titrer ister istemez, elleriniz terler gidip selam versem mi ikileminde gidip gidip gelirsiniz. akrabanızı otobüse bindirir el sallamak için beklersiniz o da hemen bir kaç adım ilerinizde bekliyordur birden dikkat edersiniz elinde bir yüzük şŸok olursunuz acaba evli mi diye biraz sonra bir çocukla bir genç gelir yanlarına. genç sözlüsüdür anlarsınız yüzü kızarır, sararır renkten renge girer eski sevgilinin. abisi çocuğŸa oğŸlum acz gel buraya diye seslenir. şŸok olursunuz sizin adınızdır söylenen. hani söz verdiğŸiniz gibi hani üzerine yeminler ettiğŸiniz gibi. eğŸer ayrılırsak birgün çocuklarımıza en olmadı en yakınlarımıza birbirimizin adını vereceğŸiz diye söz vermişŸsinizdir zamanında tutmuşŸtur o sözünü. o zamanlar hamile olan yengesini hatırlarsınız. daha bir şŸok olur daha bir yıkılırsınız omuzlarınız tutmaz olur. bir çocukta hem de onun halası olduğŸu bir çocukta yıllar boyu yanında olacak bir çocukta sizin adınız yaşŸamaktadır. onun da akrabası biner otobüse. eski sevgili ağŸlamaya başŸlar birden sözlüsü ağŸlama aşŸkım dönücek gene ne de olsa. bu kadar üzüleceğŸini zannetmiyordum tarzı şŸeyler söyler. duyarsınız hepsini. abisi de anlar olayı ama ses çıkarmaz. yavaşŸ yavaşŸ otobüs kalkarken el sallarsınız otobüse ama ikinizde bilmektesinizdir yedi yıl öncesinde kalan bir vedayı şŸimdi gerçekleşŸtirdiğŸinizin. o ağŸlarken sizin de gözünüzde yaşŸlar belirir saklayamazsınız. dönüp bakamaz size yıllar önceki gibi ürkektir davranışŸları ve bakışŸları. boğŸazınızda yedi yılın tortusu birikmişŸtir sanki, mideniz yanar, ekşŸir, içiniz burkulur. bir kaç saniye içinde o kadar çok duygu yaşŸarsınız ki anlatamazsınız, saçmalarsınız. o da yedi yıl önce size sallayamadığŸını bildiğŸi elini sallayarak ve dökemediğŸi gözyaşŸlarını dökerek uğŸurlar akrabasını. daha fazla orada duramaz koşŸar adım uzaklaşŸırsınız hem de ne uzaklaşŸma o kadar çok şŸey geçer ki beyninizden...sigara yakarsınız bir tane bir tane daha bir tane daha...kadife siyah gözler...ölümüne siyah saçlar...yedi yıl... koskoca yedi eylül...midenizdeki yanma...başŸınızda ki dönme...sözlüsü...elinde ki yüzük...size akıttığŸını gördüğŸünüz gözyaşŸları...verdiğŸiniz söz ve adınızı taşŸıyan yeğŸeni... acıdır işŸte hayat hem de çok acı ve içinizden daha yıllar yılı çıkartamayacağŸınız bir burkuntu... *
devamını gör...
bizler sıcacık evlerde,mis gibi yemeklerle beslenirken,yemek beğenmeyip seçerken,onların yemek alternatifinin olmayışı,evsiz oluşları,
bizlerin her gün sitem ettiği,monotonluktan dem vurduğu okullarda sırf maddi yetersizlikten zehir gibi zekaların okuyamayışı,heba oluşu,
bizler annemize,babamıza 'anlayışsız' etiketini yapıştırırken,onların kucağında uyumaya bile hasret kaldıkları belki de hiç tatmadıkları ebeveyninin olmayışı,
eli oyuncak görmeden sapan tutan savaştaki çocukların gözlerindeki korku,sığınma duygusu,
bizim memnuniyetsizliğimiz,şikayetlerimiz,onların devasa sabrı..

yoo,hayır.içimi burkmuyor.yakıyor,bitiriyor!


devamını gör...
ders bitiminde üç beş arkadaş geyik çevirerek kampüsten çıkarken onca kalabalığın arasında eşini döven bir adam görmek, müdahele etmek hatta adama en azından bir ayar vermek için yanıp tutuşurken bir arkadaşın "oğlum bu adama bir şey desek sonra karısını daha fena döver" sözüne toslamak... çaresiz ortamdan ayrılmak.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar