hayatın anlamını bulma çabası *comün

bize yaşamın anlamını veren şey, bir çiçeğin kırmızısı bile olabilir. ama esas sorun şudur, o kırmızı karanlıkta da kırmızı mıdır? eğer değilse anlamını yitirmiş olmaz mı? kırmızı çiçek bize anlam aşılıyorsa bu ışık değişkeninden bağımsız değerlendirilemez öyleyse.

ya da bir deniz manzarası yaşamı anlamlı kılabilir. o manzarayı kapatacak bir bina anlamı yerle bir eder. yaşamın mutlak anlamı önüne set çekilemeyen bir şey mi olmalı o halde?

anlamları anlamlı kılan şey bir ruh da olabilir. insan bazen bir ruhun peşinden sürüklenir ve kendi ruhunun eksik parçasının ardında koşar. bu koşu bazen mechul bir koşudur. bazen de kokusu alınır, o ruhun, 'onun', özyaşamsal bir değer olduğu farkedilir. yaşamı anlamlı kılan insanın uğrunda ölebileceği bir başka ruhtur. onu bulduğunda kurbanlık/sacrifice başlamış olur. kan bu uğurda akıtılır, savaşlar bu uğurda yapılır, haritalar bunun için çizilir, yörüngeler bunun için değişir. iki ruhun birbirini bulma serüveni hayatın asıl anlamıdır..
devamını gör...
aslında sadece ve sadece kendini konumlandırma çabasıdır.. insanın yaşamdan keyif alması bile kendini önemsediği anlarda zirveye çıkar, nitekim daha önce hayalini kurduğu herşeye sahip olan insanların marjinal denemeler peşinde yok oluşlarına sıkça şahit oluruz..

bunlara içki, eroin, intihar ve seyahat örnek olarak gösterilebilir.. seyahatten kasıt asla bulamayacağı kesin olan bir şey arama çabasıdır ki muhtemelen en tehlikelisi budur.. misal özdeşleşeceği bir beden arar, kaybolacağı bir inanç arar, bütünleşeceği bir rüya arar.. bu da bencilliğin everestidir, herhangi bir ulvi amaçtan ziyade yepyeni bir doyuma ulaşma gayretidir.. yenilik hep cezbeder çünkü merak duygusunu depreştirir.. yeni şeyler tatmak, yeni şeyler görmek, yeni şeyler öğrenmek..

hayatın anlamını bulma çabası, varlığı sorgulamak değil varlığa mana tayin etmekle değerlendirildiğinde ancak 'insan' sıfatına zeval gelmez. bunu herkesin ene'l hakk noktasında müşahede etmesi elbette mümkün değildir ki onun bile diyeti ölüm olmuştur! zira siz ne kadar hazır olursanız olun, başkaları apaçık gerçeği görmeye hazır değilse bulduğunuz anlamın tadını birkaç saniye bile yaşayamayabilirsiniz..
devamını gör...
bazı insanlar için sonsuz bir merak gerektirir. bana göre hayatın anlamı" çözmek" istediğim şeylerdir. bulmacalar, sırlar, bilinmeyenler.
devamını gör...
hayatın anlamı hazır bir reçete halinde değildir. keşke olsaydı. kişisel gelişim kitapları okurduk, boy boy, sayfa sayfa bulurduk hayatın anlamını, keşke şöyle bi reçete olsaydı derim bazen,

1 ölçek mutluluk,
3 kere denize nazır çay içmek,
4 tane mutluluğun sırları kitabını okumak
vs. vs. vs. vs.
gibi, o zaman çok daha kolay olurdu o anlama nail olmak. ama zor biraz, biraz meşakkakti, çoğu hayatının anlamından kastın ne olduğunu bile bilmiyor, eğer bu kadar zor olmasaydı insanlar google'a hayatın anlamını arıyorum yazıp arattırmazdı, nerede bulabileceğini bilse böyle yapar mıydı?

herkesin hayata farklı bir bakış açısı var, herkesin hayatının anlamı farklı farklı...
devamını gör...
Allah'a varmayacaksa boşunadır. tam olarak böyledir. bulabildiğin tüm anlamlar mutlak olanla ilişkilendirilmemişse azaptan başka neye yarar. tüm anlamların üzerine serilecek olan ölüm yok mudur.? hem, hayatı veren, manayı bulacağımız zamanı da, kişiyi de, mekanı da vermistir ki zaten.
devamını gör...
nerede arıyorsunuz anlamı? yıkılmaya yüz tutmuş dünyaya ait arzularda mı? yoksa imanını kaybedenlerin putlaştırdıkları ilimlerde mi? farklı grupların kamuslarının belirsizliğiyle örtülmüş kavramlarda mı? kafalarımız neden aydınlıktan değil de alacakaranlıktan hoşlanıyor.

bereketle çoğalan dil alimlerinden biri olmak mı maharet? salgın bir hastalık gibi hem kendimizi hem de etrafımızı çürütmek mi?

çoğu zaman saçma sapan laflar ettiğimizi söylüyoruz.
bunu söylemek de ne kadar saçma aslında değil mi?
neden kur’an’ın tedrisatından geçmek isteyen uslu öğrenciler olmuyoruz?

bilmiyorum ki, uyanmak için ölmeyi mi bekliyoruz.

hayatın anlamı nefsin ve diğerlerinin kurallarını ortadan kaldırıp yalnızca o’nun kanunu uygulamakta...
insanın içinde kurulması gereken ahenk , cennetin müziğinden başkası değildir.

insan ve şeytan arasındaki ezeli kavgada insanın kaybedişidir hayatın anlamını aramak, oysa kitabı açıp baksa insan, göreceği şudur:

“ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (zariyat 56)

nasıl daha iyi bir kul olunur, yalnızca bunun yollarını aramalı...
devamını gör...
kimi kitapları kurcalar, kimi bir anlam umuduyla insanlara yönelir, anne çocuğuyla anlamlandırır,kimisi eşiyle çok zamanda işiyle anlam katar hayatına. kattığı anlam kadar anlamlanır, sürdüğü kadar huzurludur. bir mana ister insan , isim ister, netlik ister, ister ha ister. ama gayreti hep bitene hep gidene olur, uzaklarda arar çabalar ha çabalar... bilse sadece dursa ve düşünse anlam üzerindedir, anlam kendisindedir.
devamını gör...
Allah, yaratılmışların en mükemmelini yaratmadan önce (insan), kainatı dizayn etmiş ve yeryüzünü oluşturmuştu, tüm buralara da ayetlerini serpiştirmiştir (evet, Allah'ın ayetlerini çoğu yerde görmek mümkündür), dolayısıyla, hayatın anlamını bulabilmek için, o yaratılış anına gitmek gerekir ama dikkat edin gaybolabilirsiniz!
devamını gör...
bu bezmi elestten yuvarlanan insanın içinde bulunduğu hal. her ruhun derinden derine beynini uğuldatan bir çağrı.

buyruldu ki bize; "kün" ve hemen düşünceye daldık, ne demek "kün"? her insan bir anlam yükledi. sonra soruldu "elestu bi rabbikum". bir kişi hariç, bir ruh hariç her bir ruh mest oldu, bayıldı. hoş o da mest ü hayran idi yare. ama gözü hiç bir zaman kaymadı. maksadı hep o'nun rızası ve yakınlığı idi. nefsinin lezzetine boyun eğmedi. biz yerlere serildik. bir nida işittik aniden, o'nun mübarek dudaklarından dökülen; "bela" ve hemen tüm ruhlar toparlandı, ulu mecliste, huzuru ilahide olduğunu hatırladı ve iştirak ettiler o'na, bela dediler. evet sen bizim rabbimizsin.

işte biz buralardan koptuk geldik. ruhlarımız hala o sesi arıyor, bizi ayıltan o rehberi arıyor. hayatlarımızın tek anlamı Allah'tır. başka hiç bir anlamı yok. he bizi niye yarattı diye sorarsanız her bir insanın yaratılış gayesi ayrı. bizzat Allah'a sormadıkça öğrenemezsiniz. hayatının anlamını, Allah'ını arayan, yaratılış gayesini arayan bulmuş birine gitmeli, o'na danışmalı.
devamını gör...
valla arkadaş benim hiç öyle bir çabam yok. Allah demiş ki dünya geçicidir, oyundur, göz boyamadır. demek ki öyle çok çabalamaya gerek yok. tabii pasifize olalım, koy gitsin demiyorum ama fazla da kasmaya gerek yok.
devamını gör...
nakib al-nattas'a göre modern entelektüel saf hakikate tiksinmeyle bakar. ona göre hakikat karmakarışık bir şey olmalıdır. heidegger, hegel, habermas falan gibi. sonra da hakikatin hakikat olduğunu ne artırılabileceğini ne de eksiltilebileceğini ekler. onun sınırlarını bilmeye de hikmet denir. izzetbegoviç de aynı şeyi biraz farklı biçimde söyler. hayatın anlamını arayan insan aslında mutluluğu arıyorsa mutluluk kullukta ve zikirdedir. rad suresinde bu bilgi mevcuttur. yok eğer hayatın anlamını amaç olarak arıyorsa yine aynı yere baksın. son olarak bu düşüncelerin şairane bir ifadesi için: halbuki aşk başka ne olsundu hayatın mazereti
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar