hazreti muhammed [s.a.v.]

881. (Tematik)
psikiyatriden ve psikanalizden vişne lekesi kadar anlayan bünyelerin densizce paranoid şizofren diyebildiği zatlar içinde en muhteremi.
yavrum önce gidin adam gibi psikyatri okuyun, sonra en muhterem zatın hayatını iyice bir okuyun, paranoid şizofrenlerin hayatıyla özellikle sosyal ilişkileri bakımından bir karşılaştırın, sonra sağlam bir psikanaliz öğrenin -dücane cündioğlu'nun blues dersleri bu konuyla alakalı olduğundan biraz yardımcı olabilir. ondan sonra hüzün kelimesi üzerine odaklanın sonra gidin özür dileyin af dileyin ve gelin bana tekmil verin.
devamını gör...
882.
resûl-i ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) efendimiz,

"zekasının hakkını verip her meseleyi enine boyuna düşünen akıllı insan, nefsini hesaba çekip onu dizginleyebilen ve sürekli salih ameller peşinde koşup ölüm ötesi için hazırlık yapan kimsedir; aklı kıt, zekası zayıf, doğruyu bulmaktan âciz ahmak ise, nefsinin arzularına tâbi olup onun bütün isteklerini yerine getirdiği halde hâlâ kurtulacağını uman, Allah'tan bağışlanma beklemeyi yeterli bulup sadece bu kuruntuyla teselli olan kimsedir."

buyurmuştur.
devamını gör...
884. (Tematik)
bismillah.
............ insan.(noktalı yerlere bilinen bütün güzel sıfatları koyunuz.)
sözlükteki ilk yazımı onun için yazmak istedim.

diğer sözlüklerde "hz.muhammed" başlığını hiç açmadım.
ona yazılan hakaretleri bu yürek kaldıramazdı çünkü.
kendimce aldığım bir önlem işte.
neyse ki burada böyle bir problem yok,ne güzel şeyler yazılmış...

sanırım müslümanların en önemli ortak noktalarından biri,ona duyulan büyük sevgi...
devamını gör...
889. (Tematik)
ümmetinden kimilerinin sakallarını yağlayarak sakalsızlara ne gözle baktığını,kimilerinin kaçak binalar yaptığını,kimilerinin kul hakkı yediğini,kimilerinin yalan söylediğini,kimilerinin sağa sola sümkürdüğünü,kimilerinin faiz yediğini ve bunu helal saydığını,kimlerinin haksız ihaleler kaptığını,,kimilerinin dinle kandırdığını,kimilerinin fuhuş yaptığını,kimilerinin taciz ettiğini,kimilerinin o dua şifalı bu dua kazançlı diye koşturduğunu,kimilerinin alabildiğine boğazına yüklendiğini,kimilerinin sübyancılığını,kimilerinin merhametsizliğini,kimilerinin kaçak mal sattığını,kimilerinin yavşaklığını,kimilerinin fitneciliğini ve kimilerinin gıybetçiliğini bilse,acaba gene böyle bir ümmete sahip olmak ister miydi diye düşündüğüm,fakat bunların olacağını bile bile ahirette bizlere şefaatçi olacağını anımsadığımda, düşünce dünyamın muallakta kalmasına sebep yegane sevgili,kıymetli.
devamını gör...
891.
hz. ali, o'nun güzel ahlakını şöyle özetlemektedir:

"hz. peygamber, güler yüzlü, güzel huylu, nazik kalpli idi. hiçbir zaman kaba ve sert davranmazdı. onun ağzından hiçbir kötü söz çıkmazdı. kimseyi ayıplamaz ve kalbini kırmazdı. o kendi hesabına üç şeyden sakınırdı:

- tartışma ve çekişmeye girmekten,

- gereğinden fazla söz söylemekten,

- kendisini ilgilendirmeyen işlerle uğraşmaktan.

başkaları adına da üç şeyden sakınırdı:

- insanları tenkit etmekten,

- bir kimseye hakarette bulunmaktan,

- başkalarının sırlarını öğrenmeye çalışmaktan."
devamını gör...
893. (Tematik)
alemlerin nuru efendimiz.

--- alıntı ---

hiç böyle bir dostunuz oldu mu?

* o, daima düşünceliydi.
* susması konuşmasından uzun sürerdi.
* lüzumsuz yere konuşmazdı.
* konuştuğunda ne fazla, ne de eksik söz kullanırdı.
* dünya işleri için kızmazdı.
* kendi şahsı için asla öfkelenmez ve öc almazdı.
* kötü söz söylemezdi.
* affediciliği tabii idi, intikam almazdı.
* düşmanlarını affetmekle kalmaz, onlara şeref ve değer de verirdi.
* kimseyle çekişmezdi.
* boşşeylerle uğraşmazdı.
* umanı umutsuzluğa düşürmezdi.
* hoşlanmadığı bir şey hakkında susardı.
* hiç kimseyi ne yüzüne karşı, ne de arkasından kınar ve ayıplardı.
* kimsenin kusurunu araştırmazdı.
* kimseye hakkında hayırlı olmayan sözü söylemezdi.
* yanında en son konuşanı ilk önce konuşan gibi dikkatle dinlerdi.
* gerçeğe aykırı övgüyü kabul etmezdi.
* her zaman ağırbaşlıydı.
* konuşurken çevresindekileri adeta kuşatırdı.
* kelimeleri parıldayan inci dizileri gibi tatlı ve berraktı.
* yürürken beraberindekilerin gerisinde yürürdü.
* yürürken ayaklarını yerden canlıca kaldırır, iki yanına salınmazdı.
* adımlarını geniş atar, yüksek bir yerden iner gibi öne doğru eğilirdi.
* vakar ve sükunetle rahatça yürürdü.
* kapısına yardım için gelen kimseyi geri çevirmezdi.
* dostlarına şöyle derdi: "dünya da garip bir kimse, yahut bir yolcu gibi ol".
* her zaman hüzünlü ve mütebessim bir haletle dururdu.
* adet üzere sarfedilen hiçbir kötü sözü ağzına almamıştı.
* sıkıntılı hallerinde kabalaşmaz, bağırmazdı.
* fakirlerle birlikte yerdi; öyle ki onlardan ayırt edilmezdi.
* sade kıyafetler giyer, gösterişten hoşlanmazdı.
* konuşurken yüzünü başka tarafa çevirmezdi.
* bulunduğu mecliste ayrıcalıklı bir yere oturmazdı.
* sabahları evinden çıkarken şöyle derdi: "ilahi, doğru yoldan sapmaktan ve saptırılmaktan, kanmaktan ve kandırılmaktan, haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan, saygısızlık etmekten ve saygısızlık edilmekten sana sığınırım!".
* sıradan değildi ama sıradan insanlar gibi yaşardı.

* o, on sekiz bin alemin efendisi, alemlere rahmet olarak gönderilen muhammed mustafa (s.a.v.) idi.

--- alıntı ---

devamını gör...
895. (Tematik)
"ey güzellerden güzel, ruhum, rasuli kibriya
hasta gönlüme nazar kıl, kalibime sensin deva
derdime derman olan ancak cemalin nurudur
seni anmakla, daim, her gönül bulur safa"
devamını gör...
897.
gerçekte yaşamadığı dahi iddia edilmiştir.

mağarada şarap içerken sarhoş olup cinayet işlediği, ertesi gün üzülüp alkolü yasaklayan ayetleri söylediği, cinsel hayatını düzenleyici şekilde ayetler ürettiği ortaya atılmıştır.

ve daha pek çok iddia.

o, bunların hepsinden müstesnadır.
devamını gör...
898.
eklembacaklı bünyelerin hakkında atmaya çalıştığı çamurları not etmenin lüzumu yok. rutubetli yerlerde yaşamaya alışık olan o bünyeler, gün yüzüne çıkmaktan acizdir, dolayısıyla tutarsız düşünceleri, benimsedikleri hayatın bir getirisidir.

(bkz: ankebut)
devamını gör...
899.
peygamberlerin sıfatları
peygamberler hakkında bilinmesi zarûri olan sıfatlar beştir.

1. sıdk: peygamberler dogrudurlar. asla yalan söylemezler.
2. emânet: emindirler. (her hususta kendilerine inanılır.)
3. teblig: hz. allâh'ın emir ve yasaklarını hiç noksansız ve çekinmeden teblig ederler.
4. fetânet: son derece zekîdirler.
5. ismet: mâsumdurlar; günah işlemekten uzaktırlar.

imam ebu hanife (rh.a.) şöyle der:

"peygamberlerin hepsi de (salat ve selam olsun), küçük-büyük günah, küfür ve çirkin hallerden münezzehdir. fakat onların sürçme ve hataları vaki olmuştur.
hz muhammed (s.a.s.) Allah'ın sevgili kulu, rasulü, nebisi ve seçilmiş tertemiz kuludur. o, hiçbir zaman puta tapmamış, göz açıp kapayacak bir an bile Allah'a ortak koşmamıştır. o, küçük-büyük hiçbir günah işlememiştir.

şimdi ağzı olanın konuştuğu şu memlekette, müfteri, münafık, müşrik, kafir, her zavallı insanın efendimiz hakkında sarfettikleri çirkin sözleri buraya taşıyıp, paylaşmaya ne gerek var güzel kardeşim...?
devamını gör...
900. (Tematik)
”ben şu kanaate vardım ki, islâmiyet'in süratle yayılması, kılıç yüzünden olmamıştır. aksine her şeyden evvel sadeliği, mantıkã® olması ve peygamberinin büyük tevazuu (alçak gönüllülüğü), sözünü daima tutması, yakınlarına ve müslüman olan herkese karşı sonsuz bağlılığı yüzünden, islâm dinã® birçok insan tarafından seve seve kabul edilmiştir" (mahatma gandhi).
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar